Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1794
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8171
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2000 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (137) | Dış Politika (1522) | Ekonomi (181) | Eğitim (70) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (38) | Adalet (64) | Milli Kültür (255) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (593) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (858) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (424) | Türk Dünyası (698) | Şiir (47) | Sağlık (100) | Diğer (2927) |

Görüş bildirebileceğiniz Anayasal Düzen konuları
Üniter ve Laik devlet yapımız sasılıyor mu ? (14)
Yeni Anayasa çalışmalarının hedefi sizce nedir? (21)
Demokratik yapımız demokratik mi? Neler yapılmalıdır? (7)
Anayasa hakkında diğer konular (95)


Anayasal Düzen - Yeni Anayasa çalışmalarının hedefi sizce nedir? konusu hakkında görüşler
Ahmet ÖZDEMİR - (Ziyaretci) 5.4.2010 20:58:43

ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ (1)



ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ

Ahmet ÖZDEMİR
Maliyeci-İktisatçı
aozdemir2007@hotmail.com


Demokrasi ile idare edilen memleketlerin tamamı ile bunun dışındaki idare sistemlerinde de anayasalar mevcuttur. Bunlardan, İngiltere Anayasası yazısız olanlardandır.
Bizim anayasamızın başlangıcı, 1839 Tanzimat Fermanına dayanır. İlk Anayasamız 1876 yılında hayata geçirilmiştir. Bu yöndeki faaliyetlerin bir günde hayata geçirildiği söylenemez. Hadiseyi, daha önceleri bakımından, gizli-açık çalışmalara-faaliyetlere indirgemek, mümkün olsa gerektir. Anayasaları-kanunları ve bunlara paralel düzenlemeleri halk-millet isteği olarak ileri sürmek mümkünse de, asıl olan yapılanların; orijin kuvvetin-üstün siyasi-idari iradenin isteği-yönlendirmesi olarak seçicilere empozesidir, denilebilir.
Orijin güçler, kendisini reddedilemez gören ve daha ziyade ihtilâllerle-ayaklanmalarla ve bunlara dayalı hakimiyetlerle, ortaya çıkanlardır.
Bunların; dedikleri-dedik, kestikleri-kestik, olur. Kendilerine, devri idarelerinde karşı konulamaz. Bütün hal ve hareketleri-sözleri olağanüstü ve yerinde-isabetli görülür. Her şeyin en iyisinin taraflarınca yapılabileceği görüntüsü ortaya çıkarılmak istenir. Ahalinin alkışları-bravo nidaları, değinilen kimseleri daha çok başkalıklılık vehmine-havasına iter. Halbuki, olağan üstü hallerde; hakim kimselere-güçlere gösterilen alkışlar-bravolar-depdebeler-şaşalar- alâlar-valâlar, gerçeklerin aksettirilmesinden öteye, avamın tabiriyle Köpeğe-deliye bulaşmaktansa, çalıyı dolanmak evlâdır. deyiminin ifadesinden ve uygulamasından başka bir şey değildir. Bunun en yakın ve ibretlik görüntüsü Saddam Hüseyin ve Baas Partisidir, herhalde.
Bunun için, denilir ki: En iyi anayasalar ve hukuki düzenlemeler; demokratik ve cumhuriyet idarelerinde, geniş kapsamlı-çerçeveli konsessüs-mutabakat ile uygulamaya konulanlardır. Aksine olan icraatın ise kabul edilemezlikleri, aylarca-yıllarca tartışma ve konuşma konusu olabilmektedir, maalesef. Esas olan belirtilen şekildeki mutabakat olmakla beraber, kemiyet ve keyfiyet (nicelik-nitelik) itibariyle çoğunlukta bulunan siyasi-idari iradenin; bir araya gelelim-görüşelim-konuşalım çağrısına-davetine ilgili muhataplar icabet etmiyorsa, belirtilen görüşler; siyaseten ve sosyal tabakalar-kamu meslek kuruluşları-sivil toplum teşkilâtları-kişiler itibariyle ret cephesi-istemezük anlayışıyla geri çevriliyor veya engellenmek isteniyorsa, davette bulunan iradenin kendi gayretleriyle ve alternatif hukuk yollarıyla bir şeyler yapmak gayretinde bulunması da, yadırganmayacak ve ayrıca dikkate alınması gereken bir konu olsa gerektir.
Günümüzde görüyoruz ki, değinilen hususlara benzerlik gösteren hal ve hareketler-görüntüler, beyanatlar, karşılıklı atışmalar-sataşmalar-hakarete varan ve milletin çoğunluğuna bıkkınlık getiren davranışlar; yazılı-ekranlı basında, meydanlarda, mahfillerde, orada-burada yeniden zuhur etmiştir.
Hatırlanacağı üzere, 19 maddeden müteşekkil bir Anayasa Değişiklik Teklifi iktidar partisi milletvekillerinden 215 kişinin imzasıyla TBMM`ne sunulmuştur. Belirtilen Teklifin 07 Nisan 2010 tarihinde Anayasa Komisyonunda görüşülmeye başlanacağı ve Nisan ayı sonuna kadar Meclisten geçeceği ve bu yönde gerekli oylama çoğunluğu sağlanamazsa halk oylamasına gidileceği belirtilmektedir.
Bu konunun irdelenmesinde ve değişik bir bakış açısıyla da olsa okuyucularımıza aktarılmasında, fayda görülmektedir.
Konuya ilişkin görüşlerimiz aşağıda sıralanmaktadır. Buna göre;
- Değiştirilemeyecek hükümleri karşısında, şimdiki Anayasanın bütünüyle ve tamamen (sil baştan) değiştirilemeyeceğini iddia edenler ve ileri sürenler vardır.
Bunları ileri süren ilim-bilim-siyaset ve eski-yeni adalet mensupları; 1924, 1961 Anayasalarının kâmilen değiştirilmesine şimdi olduğu gibi ses çıkaramamışlardır. Demek ki, silâhların gölgesindeki yönetimi görünce, şimdiki pehlivanlıkları-kabadayılıkları tıs ediyor. Görünen o. Bunun başka türlü izahı olabilir mi? Kaba kuvveti görünce sus-pus ol. Hürriyet-adalet gelince, gürle-parla, atla-zıpla; öyle mi? Adama, Sevsinler, senin gibileri. derler.
- Yine ve bilhassa ana muhalefetten gelen bir ses Bu Anayasa Değişiklik teklifi AKP`nindir. Anayasa Mahkemesi kararıyla şaibeleşmiş bir Partinin teklini kabul edemeyiz. demektedir. Eh, öyleyse; sözünü ettiğiniz siyasi iradenin çıkardığı bütçe kanunlarına nazaran maaşlarınızı almayın ve partilerinize yapılan Hazine yardımlarını da kabul etmeyin de, belirtilen yöndeki alicenaplığınızdan ve prensipli davranışlarınızdan dolayı sizleri gözlerinizden öpelim, müstakbel seçimlerde de sandık desteği verelim. Ne dersiniz? Bakalım, içinizden kaç kişi merhum Adnan KAHVECİ-Murat SÖKMENOĞLU misâli çıkar, hele bir görelim. Değinilen yöndeki sözleriniz ve beyanlarınız, siyaseten değil de gerçek manada ise, Meclisten bile çekilerek Sine-i Millete dönmeniz gerekir, herhalde (Burada, 3. Cumhurbaşkanımız merhum Celâl BAYAR`ın, idam sehpasından dönüp hapisten çıktıktan sonra kendisine tanınan tabii senatörlüğü elinin tersiyle reddettiğini, hatırlatmak isteriz.).
- Bazı üstün zekalılar ve ileri görüşlüler de, Anayasa değişiklik paketi halkoylamasına sunulduğunda; her bir madde itibariyle oylama yapılsın, demektedir.
Böyle bir oylama sitilini memleketimiz veya başka bir ülke de hiç görebildiniz mi? Yoksa, ipe un mu sermek istiyorsunuz? İhtilâlcilerin 1982 Anayasası`nı bütünüyle ve evet-hayır tercihlerinden birisini kullanmak üzere halk oyuna sunduklarında; sizlerin çoğu aktif siyaset içindeydiniz ve bekleme dönemini yaşıyordunuz. Böyle olmakla beraber, o zamanlar; Anayasa, maddeler itibariyle oylansın safsatasında bulunmuyordunuz. Demek ki, ihtilâl anayasalarını benimsemek, siyaset anlayışlarınıza ters düşmüyormuş. Görünen odur-budur. Millet, kanun yapmak görevini TBMM`ne vermiştir. Bu Meclis, görevini-yetkisini belirtilen manada kullanmış ve kabul ettiği metni bütünüyle Millet iradesine sunmuştur. Teklif tamamen, rağbet görür veya görmez. Görür ve yüksek nispette oy desteği çıkarsa, Meclis içi muhalefet partileri kaybederler ve başları önlerine eğilir, herhalde. Muhalefetin beklediği şekilde bir ret oylaması çıkarsa, o takdirde, AKP siyasi iktidarı büyük bir yara alır. Siyasi hükmetme gücünü kaybeder ve seçime gitmek kaçınılmaz olur. Muhalefetin de istediği, bu değil mi? zaten. Esasen, muhalefet; teklife, karşı teklifle ortaya çıksa veya seçime az bir zaman kalmış olup, nasıl olsa, biz kazanacağız. İktidar olunca, yapılanları sil baştan yeniden düzenleyeceğiz, dese; daha isabetli olur gibi geliyor, bize. Aslında, siyasi iktidar dışı olup Meclis içinde bulunan partilere, muhalefet demekten vaz geçmek de fayda olacaktır. Bunlara, kâmilen muhalefet denilirse, onlar da sıfatlarının gereği, doğru da-eğri de olsa, her önüne gelen konulara karşı koymak görevlerini ifa etmeyi öncelikli görürler.
Muhalefet partilerinin gelecek seçimlerde, TBMM`ne girme görüntüsü ne olabilir, bilemeyiz. Bugünkü sayıda milletvekilleri olabilecek midir? Veya, iktidar veya ortağı olabilecekler midir. Veya, geçmişte olduğu gibi tamamen Meclis dışı kalacaklar mıdır? Bunları, ileriki zamanda; hayatta olanlar görecektir. Halbuki, genel seçime bir yıldan daha fazla bir zaman dilimi olduğuna göre, şimdiden iktidar-muhalefet bir araya gelerek ve elbirliğiyle anayasa değişikliğine gitmekte, daha isabet olsa gerektir. Ne yazık ki, ihtiras-kin-beklenti ve ene duyguları, ideal davranışları engelliyor. Olan, siyasilere değil, Millete oluyor, şüphesiz. Herkes, tek başına iktidar hayali peşinde. Bu gidişle, aritmetik dağılım neticesinde, bölücülerin uzantılarını iktidar yaparsanız, bunun vebalinden kurtulamazsınız. İyi bilesiniz. Çünkü, sosyal demokrat partiler sayısı 10-15, sağ partiler sayısı 20-25 olmuştur, nerdeyse. Bu görüntüyü ve tabloyu iyi görmek ve okumak gerekir, mutlaka.
CHP`nin Genel Başkanı; bir Allah kulunun anayasa değişikliğini istediğini görmedim, diyor. Tabii, Milletin kâhır ekseriyetine rağmen farklı kulvarda bulunursanız, aksine görüş sahiplerini bulamazsınız. Ayrıca, necip Milletimiz, misafirine saygılı olduğundan onun benimsemeyeceği yönde konuşmaktan sarfı nazar eder. Şimdi de, AKP Genel Başkanını, televizyonlarda tartışmaya davet ediyor. Tartışmaya mı-kavgalaşmaya mı, kim nasıl bilebilir, dersiniz. Halbuki, bunların hiçbirisine gerek yok. Çıkar Meclis-Grubunuz kürsülerinden istediğin kadar konuşursun. Nasıl olsa, Meclis tv. kanalı veriyor.
- Efendim, bu Teklifle Anayasa Mahkemesi-Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, parti kapatma hususları büyük ölçüde değişmekte ve bundan Cumhuriyet ve kazanımları büyük ölçüde yara almaktadır, denilmektedir.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.