Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8406
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (138) | Dış Politika (1596) | Ekonomi (186) | Eğitim (73) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (44) | Adalet (64) | Milli Kültür (272) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (610) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (872) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (456) | Türk Dünyası (718) | Şiir (47) | Sağlık (105) | Diğer (2968) |

Görüş bildirebileceğiniz Basın ve Televizyon konuları
Televizyonların yayınları nasıl olmalıdır? (2)
Basının durumu nedir?Nasıl olmalıdır? (5)
Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular (6)


Basın ve Televizyon - Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Nurullah AYDIN - (Ziyaretci) 21.3.2012 10:31:15

MEDYA VE CASUSLUK

Hon.Prof.Dr.Nurullah AYDIN

21 Mart 2012-ANKARA



MEDYA VE CASUSLUK



Medya kamuoyu oluşturmada, yalan haber, yorum, görüntü kirliliği ile beyinleri sersemletiyor. Gazeteci ajanlar hareket halinde.



Wıkıleaks belgelerinde ve Stratfor yazışmalarında yer alan bilgiler malumun ilanıdır. Bilgi sızdırılması mı yoksa bilgi paylaşımı mı yapılıyor sorusu tartışılıyor.



Yayınlanan yeni Wikileaks belgeleri sayesinde devlet kurumlarının ``gayri resmi CIA´´ olarak bilinen Stratfor`a bilgi alışverişinde bulunan danışmanlarla dolu olduğu anlaşıldı. Danışmanlarını değiştirmek yerine onları eleştirenler topa tutuldu. Peki ama neden? Danışmanlar kim adına niçin Stratfor`a bilgi alışverişinde bulunuyor?



Yabancı istihbarat kuruluşları ülkeyi kevgire çevirmiş. Gölge CIA ile asıl CIA, NSA, FBI, Başbakan ile bakanlar arasında mekik dokuyorlar. Ülkelerde darbeler planlayan CIA, NSA, FBI Türkiye`dedir. Sorgulanması gereken konu yabancı istihbarat örgütleri, siyaset ve medya ilişkileridir.



MİT Müsteşarı, PKK`lı teröristler ile gizli görüşüyor, CIA Başkanı da gizli görüşüyor.



Bakın; CNN`in yayınladığı Suriye Ordusu`nun katliam yaptığını gösteren bir haberin mizansen olduğu ortaya çıkınca CNN yalan haber yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. CNN sözcüsü, Esad`ı eleştirerek, ``Suriye`ye girmemize izin vermezseniz, işte bizde böyle uyduruk haberler yaparız´´ anlamında sözler söyledi. CNN`in özrü kabahatinden büyüktü.



Bilgisayar korsanları El Cezire çalışanlarının elektronik postalarını ele geçirip yayımlayınca El Cezire`nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile ilgili düzmece haberler yayınladığı ortaya çıktı. Bu duruma en çok El Cezire`de çalışan namuslu muhabirlerin canı sıkıldı. Mesela kanalın Beyrut muhabiri El Haşim Suriye haberleri yanlı yapılıyor diyerek istifa etti.



El Haşim El Cezire`nin düzmece haberler üretmenin dışında bazı haberleri de görmezden geldiğini söylüyor. Mesela El Cezire, Bahreyn güvenlik güçlerinin ve Suudi askerlerin gösteri yapan Şii halka karşı acımasız davrandığını gösteren kendi muhabirlerinin hazırladığı haberleri yayınlamamış, dünya kamuoyundan saklamış. El Ekber Gazetesi, El Cezire`nin Tunus, Mısır, Libya, Suriye ve Bahreyn`deki çalışanlarının da El Haşim`le benzer düşünceleri dile getirdiklerini iddia ediyor.



Medya`nın bir kısmı, Batı medyasından ve El Cezire gibi CIA ilişkili Arap kanallarından gelen düzmece haberlerle bizi Suriye`ye karşı savaşa hazırlıyorlar. Yalan haber yayınlarken zekamızla alay edercesine bizi kandırmak için özen bile göstermiyorlar.



Bir haber; Ekranda Humus şehri görülüyor, görünmeyen birinin heyecanlı bir şekilde Arapça konuştuğunu duyuyorsunuz. Sonra bir bombanın patladığını ve Humus`un bir bölgesinden yoğun dumanların yükseldiğini görüyorsunuz. Ekranda görünmeyen ama sesi duyulan Arap tekbir getirmeye başlıyor. O sırada haber spikeri, Suriye Ordusu`nun Humus`da nasıl katliam yaptığını, nasıl yüzlerce kişiyi öldürdüğünü anlatıyor.



Görüntülerden anlaşılıyor ki, muhalifler Humus`un bir yerlerine bomba yerleştirmişler, bombayı patlatmışlar ve patlama anını da kameraya çekmişler. Çekim sırasındaki patlama ve o patlama üzerine Arapça konuşan adamın tekbir getirmesi bu gerçeği açıkça anlatıyor. Kaydı yapanların Türkiye üzerinden Suriye`ye geçmiş Libyalı ya da Suudi teröristler olmaları ihtimali de çok yüksek. Ama terör eylemi, Türk halkına Suriye Ordusu`nun eylemi gibi sunuluyor.



Bu tür haberler her gün yandaş ve merkez medya`da yer alıyor. Medya; Türk halkını Suriye`ye karşı savaşa hazırlarken, Birileri de devlet kurumlarını savaşa hazırlıyor.



Suriye`ye karşı savaşın nihai hedefi Türkiye`dir. Duyarlı olanlar, aklı olanlar bunu görüyor, ama çıkarları emperyalistlerle özdeşleşen işbirlikçiler görmezden geliyor.



Bugünkü durum; İşgal ve kurtuluş savaşı dönemine benziyor. O dönemde İstanbul basını ağırlıklı olarak işgalcilerden ve Damat Ferit Paşa hükümetinden yanaydı. Bugün ise heryer işgal kuvvetleri yerine batıdan fonlanan kişiler ve sivil toplum örgütleriyle sarılmış vaziyette.



Bu örgütler ve kişiler; siyasi partilere, polise, yargıya, MİT`e, TSK`ya, hatta Başbakanlığa kadar her yere sızmış durumdalar. Sanki ülke işgal edilmişte, vatana ihanetle vatana hizmet arasında bocalayan kurumlar ve medya var.



Her şey aleni yapılıyor. Siyaset, bürokrasi ve medya tarafından yürütülüyor.

Millet ve vatan hainleri ile vatanseverler belli olmaya devam ediyor.

Pişkinlikle sırıtan; ruhsuz, duygusuz, güç sarhoşu bedbahtların akibeti belli olmuştur.

Türkiye sahipsiz gibi görünüyor. Ama dün de sahipsiz olmadı bundan sonra da olmayacaktır.



Günün Sözü: Sözü ve yaptıkları kişinin özünün aynasıdır.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.