Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1825
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 9206
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2021 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (142) | Dış Politika (1796) | Ekonomi (203) | Eğitim (80) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (50) | Adalet (70) | Milli Kültür (330) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (666) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (15) | Din (957) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (519) | Türk Dünyası (776) | Şiir (57) | Sağlık (160) | Diğer (3141) |

Görüş bildirebileceğiniz Diğer konuları
Görüş bildirmek istediğiniz diğer konular (3141)


Diğer - Görüş bildirmek istediğiniz diğer konular konusu hakkında görüşler
Ömer ÖZKAYA - (Ziyaretci) 22.2.2021 13:18:36

Kâhin ve aklın anaforları

Kâhin ve aklın anaforları


Pazartesi, 22 Şubat, 2021

Ömer Özkaya

İçindeki ses, “Aynanın karşısına geç, sana bir sürprizim var” dedi. Aynanın karşısına geçtiğinde kendinden başka hiçbir şey görünmüyordu. Öylece beklemeye başladı. Niye böyle davrandığını bilmiyordu. İslâm mistiklerinden Hacı Bektaş-ı Veli’yi okumuş, "aradığın her şey içindedir" sözünden etkilenmişti.

Aklına antik Mısır’daki epifiz bezi ile ilgili bilgiler geldi ki bu epifiz bezinin tüm dinler ve kutsal öğretilerdeki ayrıcalıklı yeri nedeniyle Hacı Bektaş-ı Veli’nin de bu organa mı işaret ettiğini düşünürken, içindeki ses: "Bilmek her zaman istediğin sonuca ulaştırmaz, Hz. Yusuf talihinin yani kalp gözünün açılması ve ilmin verilmesi için çileli bir yol, yani öğrencilik süreci yaşadı. Hz. Süleyman’a verilen ilmi istiyorsun, taşıyabilecek misin? Hz. Hızır’a verilen, Hz. Ali’ye verilen ilmi talep ediyorsun. Edgar Cayce gibi, Helena Blavatsky gibi, İbn i Arabi gibi, daha birçok geleceği bilmiş dinsel bilginler, peygamberler ve okült yetenek sahipleri gibi olmak istersin. Fakat bütün bu isteğin, ‘yeniden büyük ekonomik buhran yani yıkım olacak mı ve ben bu ortamdan Karun gibi zengin çıkmak için ne yapmalıyım’ sorusunun yanıtı ile sınırlı olacak?

-Hayır sadece kâhin olmak istiyorum!

Uyuya kalmıştı. ‘Büyük ekonomik depresyon olacak mı’ sorusunu devamlı sorarken uyandı.

Amerika’nın ulusal havacılık ve uzay kuruluşu NASA’nın Mars gezegenine bir uzay aracı indirdiğine ilişkin haberler TV’lerde önemli gelişme olarak veriliyordu. Amerika, Ay’a insanlı uzay aracı gönderdikten iki yıl sonra Dolar’ın Altın’a bağlılığını iptal etmiş, Altın standartına son vermişti. Acaba Mars`a bu güçlü inişten sonra ne olacaktı? TV’lerde, ABD Başkanı Biden’ın "ABD geri döndü" açıklaması son dakika haberi olarak gündemde yerini alıyordu. ABD`nin Avrupa ve NATO ile ilgili stratejisinde yeni tutum olarak müttefiklere "önem" verilecek vurgusu yapılıyordu.

NATO’nun Irak’taki askeri varlığı takviye ediliyordu. Fosil yakıtlar stratejik önemini kaybediyorsa, sadece "bir kuşak bir yol" projesi için mi yeni bir konuşlanma yapılıyordu?

İtalya’da başbakanlığa AB Merkez Bankası başkanlığı yapmış Mario Draghi’nin atanacağı haberleri alt yazıda belirdi.

ABD, Rus doğal gazını Kuzey Akım-2 hattı ile Avrupa’ya taşıma projesine kuvvetli şekilde karşı çıkıyordu. Oysa Dünya Bankası’nın bir dönem başkanlığını yapan Robert Mcnamara, Sovyet doğal gazının Avrupa ve Türkiye’ye getirilmesi için yoğun çaba harcamıştı.

Draghi’nin İtalya Başbakanı olması Avrupa jeopolitiği ve jeostratejisi ile ilgili matrisi kurmasına engel oluyordu. İtalya’da istikrar, Avrupa`da istikrar eşitliğini kurdu. Bu, ABD’nin geri dönüşü parantezine alınabilecek bir gelişmeydi. Fakat İtalya her zaman politik istikrarsızlığa kayabilecek bir siyasal dinamiğe de sahipti.

ABD’nin Ortadoğu’da İran’la nükleer anlaşmaya yeniden dönmesi, Katar ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ve sair yakınlaşma, BAE’nin Mars projesi, NATO’nun Afganistan`daki varlığı, ABD-Hindistan ilişkileri, Türkiye -Pakistan anlaşmaları, Suriye sorunu, Mısır’ın stratejik konumu, İsrail’in Arap dünyası açılımı ya da Arapların İsrail’e yönelik diplomatik esnekliği, Ortadoğu’daki Kürt etnik hareketi, en önemlisi OPEC’in kuruluşu ve 1970’lerde petrol fiyatlarındaki türbülans. Şimdi de fosil yakıtlar ve yenilenebilir enerji kaynakları spekülasyonu ve gelişmeleri var.

Libya’daki iç rekabet, Arap baharı denilen sürecin yansımaları, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ve Doğu Akdeniz jeostratejisinin kübik küp gibi sürekli yeni şekiller alması, Rusya`nın Mersin’de Türkiye’ye nükleer santral kurması ve yine Kafkaslar’daki stratejik değişimler…

İpin inceldiği yer nerede? Küresel ekonomik Nuh tufanı olur mu? Olacaksa neden ve ne zaman?

Bill Gates neden yapay et üretimi ve tüketimi önerisini sürekli gündemde tutuyor? Bill Gates’in yapay et çıkışı antropolojinin, gelecek antropolojisi ve felaketlerin multidisipliner antropolojisi gibi yeni dallarını oluşturur muydu?

Elon Musk’ın Bitcoin’e yüz milyonlarca dolarla dalması, Dolar’ın Altın standartından koparılması ile ilintilendirilebilir mi? Nijerya, Vietnam ve Filipinler’in sanal para kullanımında dünyada ilk üç ülkeyi oluşturması ile Türkiye’nin Avrupa`da en çok sanal para kullanan ülke olması, Elon Musk’ın Bitcoin’e ya da blokchain teknolojisine yönelik girişimi ile birlikte değerlendirildiğinde ortaya nasıl bir gelecek projeksiyonu çıkar?

Türkiye’ye gittiğinde bir seçimde Sezen Aksu’nun "Çok hesaplı, ince iş " şarkısının klibini görmüştü, arka fonda baba George Bush görünüyordu. Bu uzun listeye daha da eklemeler yapılabilirdi.

Örneğin Neo Marksizm ve Neo Leninizm’in özellikle ABD’de parlatılması küresel hiyerarşi için bir güvence mi yoksa Neo Liberal politikalara yönelik ciddi ideolojik girişim mı?

Tam yüz yıl sonra Rusya’nın tekrar Batı’da yoğun gündem olması, İngiltere-Rusya arasındaki ajan olayları, Rusya’da bir muhalif üzerinden başlayan iç ve dış politik gerilim… Bunların büyük küresel ekonomik Nuh Tufanı ile ilgili ne tür bağlantısı olabilir?

Yemen`deki Husiler uluslararası ilişkiler şemasının içinde nasıl yorumlanmalıdır? Hong Kong’da Çin’in ataklarının sonuçları nasıl filtrelenebilir? Çin’in küresel ekonomik ve politik yayılımı ve küresel tedarikçi fonksiyonu, Batı’da yeni bir ekonomik konsepti imal eder mi?

Aleksandr Parvus gibi bir ideoloji imalatçısı tarihe stratejik dokunuşlar yapmış, Almanya, Osmanlı Devleti ve Rusya`yı etkilemişti. Günümüzde ideoloji imalatının zayıflaması, küresel dizaynın önemli oranda netleştiğini mi göstermektedir? Yoksa ideoloji imalatının yayılma alanlarının daralması, küresel ekonomik Nuh Tufanı tehlikesinin azaldığının bir göstergesi olabilir mi?

Pandemik Blokchain oluşumu söz konusu ise yani yüzlerce sanal paranın dolaşıma girmesi gibi yüzlerce virüs te dolaşıma girerse böylesi bir kaosun semptomları neler olacaktır?

Bu durum John Naisbitt’in öngörüleri bağlamında (mikro devletler) gelişecekse, küresel klimatik ve hidrolojik tablonun yanında küresel idari atomizasyon, küresel sosyal ve dinsel ufalanma, teknolojik felaketler serisi (Fukuşima nükleer santralinde olduğu gibi, Teksas’taki elektrik kesintileri gibi), biyolojik felaketler, Avustralya ve Kaliforniya yangınları gibi gelişmeler öngörülemez ve kehanet edilemez dönemler yaratmaz mı?

Acaba küresel ekonomik Nuh Tufanı hiç olmayacak ta, Dünya, felaketler serisi ile mi, hibrit (devletlerin müdahaleleri ve doğal gelişmeler) bir şekilde yavaş yavaş mı dizayn edilecek?

Bu tablonun ağırlığı karşısında gördüğü rüyada Beyrut’taki tanker patlaması vardı. Acaba bu tanker faciası sonrasında Dünya’da ne gibi değişimler oldu?

Lev Troçki belirince fonda, şaşırdı. Parvus ve Troçki, kurulu hiyerarşik sistemlerin gücünü test edip kaybetmişlerdi. Özellikle Troçki, Karl Marx’ı kat kat geçerdi. Marx sadece ideolog, Troçki ise hem ideolog hem de ordu kuran bir portre idi. Fakat ulusal ve uluslararası hiyerarşi Parvus ve Troçki yi tasfiye etmişti. Acaba Parvus’un geliştirdiği "sürekli devrim" fikri, ideolojilerin onarım ve geliştirilmesinde kullanılabilir miydi? Kapitalizmin deprasyonları sürekli devrim tezi ile giderilebilir miydi?

Roma İmparatorluğu’nun o nerdeyse bin yılı bulan ömründe "sürekli devrim" farklı şekillerde kullanılmış olabilir miydi? Kullanılsa bunu ABD’liler bilir ve uygulardı. Çünkü ABD tüm imparatorlukları irdelemişti.

Uyandı. İçindeki ses, “Kâhin olmak istiyordun, olabilecek misin?” diye sordu. Hz. Süleyman’a mülk olmayan Dünya’da kâhin olmak olsa olsa komik olurdu.

Aklına Franz Kafka’nın “Dönüşüm” kitabındaki iki cümle geldi: "Hafif bir rahatsızlığı çoğu zaman işlerimizden dolayı görmezden geliriz… Bazı sorunlar ileriye yönelik sezgileri yitirtir."

Kelile ve Dimne’yi hatırladı. Sonra tarih film şeridi oldu önünde. “Her devlette, her büyük ve küçük patronda, her kritik devlet biriminde ve nerede ise her köşe başında kahinler vardır, kimi kadrolu kimi kadrosuz” diye düşündü. O halde kâhine dönüşmeye gerek yoktu. Çünkü geleceğin mimarı her zaman insanın bizzat kendisi değil midir? Acaba Hz. Süleyman ve Saba melikesi Belkıs, Yemen’deki sorunu nasıl çözerdi? Kâhin olmayı kesinlikle aklından sildi. Hz. Süleyman olabilmek mümkün müydü? En iyisi Hz. Hızır olmaktı. Çünkü hem kâhin, hem ilahî infazcı, hem de bizzat Allah’ın iradesi ile icray-ı sanat eyliyordu, yani tasarrufta bulunuyordu.

Ortadoğu’ya baktı. Çöldeki kum fırtınaları onu büyülemişti. “Depremler ile kumulların yer değiştirmesi arasında bir ilişki var mıdır? Tanrı’nın mega terazisinin gram ve kiloları, çöldeki kum göçleri olamaz mı, saçmalık gibi fakat araştırılmalı” diye not düştü?

Çöl ve Ortadoğu, küresel kaotik anlarda hep doğurmuştur. Mısır’da bir kadın, devletin en üst düzey yöneticisi olsa… Benazir Butto’yu hatırladı, İndira Gandi’yi... Küresel bir depresyon olacaksa ilk işaret Malezya, Singapur veya Hong Kong dan mı gelirdi? Yoksa Silikon Vadisi’nden mi? Şanghay’ dan mı yoksa küresel finansın en önemli merkezlerinden Tokyo dan mı? Her yer balonlarla doluydu. Bu kadar balonun zincirleme patlaması halinde küresel ekonomik Nuh Tufanı doğal olarak kaçınılmaz olurdu. Balonlaşmayan bir şey var mıydı? “Marxsizm’e, Leninizm’e bile enerji veriliyorsa, aman Allah’ım, bu kıyamet olur. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya, şimdi de Çin mi olacak? Kötümser olmaya gerek yok, nasıl olsa ‘yaratıcı yıkım’ kavramı var olacak” diye düşündü.

Cebine baktı, sadece 50 doları vardı ve bunun için kâhin olmaya değmezdi.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.