Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1789
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8077
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1999 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (137) | Dış Politika (1489) | Ekonomi (180) | Eğitim (70) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (37) | Adalet (64) | Milli Kültür (254) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (582) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (852) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (411) | Türk Dünyası (693) | Şiir (47) | Sağlık (99) | Diğer (2905) |

Görüş bildirebileceğiniz Diğer konuları
Görüş bildirmek istediğiniz diğer konular (2905)


Diğer - Görüş bildirmek istediğiniz diğer konular konusu hakkında görüşler
Ömer ÖZKAYA - (Ziyaretci) 7.5.2019 13:28:02

Küreyi yönetme sanatı

Küreyi yönetme sanatı
Salı, 7 Mayıs, 2019


Ömer Özkaya
Yazar




Dünyanın ``server´´ına sahip olan ve soyağacı aracılığı ile egemenler skalasını oluşturanların yönetme sanatı imtiyazı ile donatılmış oldukları yönündeki inancın rasyonel ve bilimsel temelleri olabilir mi? Bugün akademik ve ezoterik beyinlerin en çok meşgul oldukları sorulardan birisi de budur.

Küreyi yönetme sanatı doğal olarak beraberinde sayısız efsaneyi ve komplo teorilerini de barındırır. Bu sebeple tarih bilimi, yönetim sanatının en önemli hazinesidir. Tarih biliminin olağanüstü stratejik değerini teslim etmeyenler, bölgesel ve küresel güç olamazlar.

Tarih denince alanı yine olağanüstü daraltılmış bir alan dayatılıyor. Oysa tarihin başlangıcına hâkimiyet, aynı zamanda egemenliğin tesisine giden ana arterleri açar. Bu sebeple dünyayı yönetme sanatının ve küresel egemenliğin sırlarını öğrenmek için kadim zamanlara doğru yönelmek zorunluluktur.

"Kılıcı kalem, kalemi kılıç gibi kullanmadıktan, harfleri ve sayıları raks ettirmedikten sonra dünyanın ve evrenin sırları sana açılmaz oğul" diyen Proto Türk yönetim sırrını bilen ve uygulayan bugünkü küresel elit, bilimin tüm engelleri aşma özelliğini gerçekten çok ustaca kullanıyor.

Kral Fahd`ın önemli ve önder bir Batılı devlet adamının Arapların petrol zenginliği ile yeniden tarihin en stratejik gücü olabileceğini beyan etmesi üzerine sarf ettiği cümleler tarihi öneme sahiptir.

Fahd "Dediğiniz doğrudur ve fakat birçok eksik bilgi barındırmaktadır. Dünyada stratejik güç olmak elbette önemlidir ama öncelikle stratejik akıl sahibi ve kadim zamanlar bilgisinin ehli olmak gerektirmektedir. Bunlara sahip olduktan sonra jeopolitik taht aramaya gerek yoktur. O taht kendiliğinden size gelir. Fakat tarih bu tür tahtlarda oturmaktan ziyade bu tür tahtlar üretip onları kullananları dünyanın efendisi yapmaktadır" der.

Yayınlanacak olan "Jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik açıdan Ortadoğu ve Arap liderler" olarak tasarlanan siyasal hatırattan yaptığımız bu alıntı, ciddi bir tefekkürü de ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda son yıllarda gelecek 100 yılı mimarize edecek eserlerden çok geçmişin jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik anıtlarına ve akıllarına format atmaya yarayacak kitaplar gündemde. Fukuyama, Brzezinski, Fuller, Kissinger, Milton Friedman ve George Friedman gibi onlarca teorisyen, tarihin geçmiş devirlerinin kolonlarına ciddi darbeler vurarak yeni dönemin jeopolitiği, jeostratejiği ve jeoekonomisini oluşturacaklar için entelektüel bir dozer işlevi görerek adeta "yaratıcı yıkım" teorisinin tatbikatını yapmaktadırlar. Zaten dünyayı yönetme sanatı da böyle bir vizyona gereksinim duyar.

Medeniyetler Çatışması tezinin kronolojisinin ilk etapları bitmek üzere. Bosna, Çeçenistan, Irak, Suriye, Libya`da yaşananlar, Norveç`te, Yeni Zelanda`da, Sri Lanka`da meydanda gelen katliamlar, sinagog saldırıları, radikal inançlıların yükselişi gibi kültürel, dinsel, ekonomik, askeri ve siyasal gelişmeler, dünyayı yönetme sanatına vakıf olanların ve ana hedefi bu olan küresel elitlerin günlük rafine çalışmalarından kesitler sunmaktadır. Yönetsel bilgeliğin belirgin vasıflarından biri de vizyon değil midir? Geleceğin vizyonlarını etap etap tasavvur edip krokisini çıkaran elit beyinler, dünyayı yeniden kurarlar.

Gerçekten de bugünlerde yeniden kurulacak uluslararası ilişkiler rejiminin kurucu babaları kimlerdir veya kimler olacaktır? Bu soru stratejik bir öneme sahiptir. Çünkü aynı zamanda tarih rafına kalkacak isimler, devletler ve sair yapılar belirlenmektedir. Yani tarih yeniden yapılmaktadır. Bunun için de kurucu babalar, eldeki dinsel, siyasal, ekonomik, kültürel, askeri, entelektüel ve beşeri "malzeme"yi yeniden analiz etmektedir.

Tarih en Doğu`dan Batı`ya tekrar yaratıcı yıkımlar eşliğinde mi gelmektedir? Şayet böyle ise bu ``yaratıcı yıkım´´lardan negatif ve pozitif olarak etkilenecek olanların listesi nasıl oluşacaktır? Tarihi tekrar Doğu`dan Batı`ya doğru harekete geçiren gücün belirgin özelliği nedir? Dünyayı yönetme sanatı bu soruların yanıtını bilmeyi zorunlu kılmaktadır.

``Doğu ile Batı`nın göçler aracılığı ile iç içe geçmiş olması ve her şeyin her yere yayılmış olması, &8216;yaratıcı yıkım`ı daha da nitelikli mi yapar´´ sorusu da "yaratıcı" entelektüellerin ve yönetme sanatı erbabının titizlikle üzerinde durduğu bir başka kadim olgudur.

Her ekonomik, siyasal, dinsel ve kültürel gelişme bir takım unsurları daha da görünür kılar ve böylelikle dünya yeni aktörler kazanır. Bu aktörler "yaratıcı yıkım"da yönetme sanatı erbabının en stratejik elemanlarını oluşturur. Bir kısmı vazgeçilmez olur bir kısmı da miadı dolduğunda çöpe atılır. Zaten yönetim sanatı erbabının kalite ve kalibresi de neyi feda edip edemeyeceği ile ölçülür. Yani stratejik unsur olmak, beka garantisi vermeyebilir.

Hz. Yusuf`u üreten süreç, kardeşlerin "yaratıcı yıkım"ı olabilir mi? Ya da Yahudileri küresel elit yapan hep "yaratıcı yıkım"lar mı olmuştur? Tarihe nasıl bakacağını bilmek ve nasıl okuyacağını öğrenmek, küresel elit, küresel beyin ve küresel akıl olmanın yollarından en önemlisidir.

Bu bakımdan birçok farklı ve özgün soru sorulabilir. Mesela ``dünyada çok daha önemli jeopolitik ve jeostratejik bölgeler var iken birçok devleti ve büyük şirketleri Ortadoğu`nun çöllerine çeken &8216;sadece petrol` veya &8216;önemli oranda petrol` olabilir mi?´´ sorusu gerçekten yeniden yanıtlanmalıdır. Ya da Yahudi küresel elitinin Yahudiliğe bağlılığı, Kudüs ve Ortadoğu`yu bu kadar stratejik kılmak için yeterli midir? Ya da Doğu Akdeniz`i bu denli stratejik yapan faktörler ne kadar isabetlidir? Tarihin her döneminde aynı stratejik değere sahip olmak Doğu Akdeniz için nasıl mümkün olmaktadır? Sorular çok basit fakat karşılıkları tam tersi olağanüstü kompleks midir? Dünyayı bir satranç tahtası olarak görürsek beyaz ve siyah noktalara düşen bölgeler arasındaki korelasyon dünden bugüne ne kadar değişmiş ya da değişmemiştir?

Dünyayı yönetme sanatına vakıf olanların sordukları soruların listesi ve sorunların türü, doğal olarak basit sorular ve kompleks karşılıklar olarak da nitelendirilebilir. Çünkü kompleks sorular önemli oranda yanıtını içinde barındırır ve ``Sıradan Ademoğlu´´nun akıl sınırlarını aşar. Basit sorular ise ``Sıradan Ademoğlu´´nu önemli oranda ``yönetilenler´´ kategorisinde tutmaktadır.

Yönetme sanatı erbabının bir başka bildiği önemli bilgi ise; yönetme erbabı olabilmek için isabetli kategoriler tespit etmek, denklemleri çoklu kurmak ve bekayı devamlı kılacak korelasyonlar oluşturmaktır. Bu koşullar altında küresel sistemin analizini yapmak ve küresel elitleri etkilemek çok da olanaklı değildir.



Çünkü ``Ademoğlu´´nun aklı çok çabuk kategorize edilmektedir ve kolayca işlevsiz kılınabilmektedir. Hayallerinin peşinden koşacak enerji (parasal güç ve vizyon) yoksa zaten sıradanlaşmıştır. Ayrıca küresel sistem zaten aşırı zeki, akıllı, mucit ve özgün düşünen ve özgün kalan insanları da elemekte mahirdir. Eleğin insanları eleyip, iyileri döküp, kötülerin üstte kalması küreseldir.

Günümüzde neredeyse her gün hem lanetlenen hem de yüceltilen sosyal medya olgusu, Ademoğlu`nun tüm alışılageldik niteliklerini radikal şekilde ve hızla değiştirmektedir.

Dünyayı yönetme sanatı erbabının tam zamanlı hipnoza razı geniş kitleleri yönetmesi için aslında çok fazla bir malzemeye de ihtiyaç yoktur. ``Aykırı olayım´´ derken bu kadar sürüleşen ve bundan zevk alan kitlelere küresel elitlerin çok da "adaletsiz" davrandığını söylemek mümkün müdür?

``Kitleleri yönetmek tarihin hiçbir döneminde bu kadar kolay olmamıştır´´ denilebilir. Fakat enerji üretmek için atomu parçalamak, suyu türbinlerden geçirmek, petrolü motorlarda kullanmak ve hareket nasıl gerekliyse Ademoğlu`nun da zamanın ruhuna uygun olarak dizayn edilmesi de bir gerekliliktir ki önemli olan da bunu bizzat Ademoğlu`nun kendisine talep ettirmektir.

Evrensel kural her zaman çalışmaktadır. Sıradan insanların kibrinin kitlesel kibre dönüşerek cehaletini ilim zannetmesi yanılsamasını kullanmak da zorunluluk olabilmektedir. Dolayısıyla cehaletini bir tür dine ve imana dönüştüren kitlelere boyunduruk vuranın ilahi adalet olduğunu da düşünmemiz için yeterince veri vardır. Küreyi yönetme sanatı erbabının bu tür fırsatları kaçırmasını beklememek gerekir. Çünkü küresel elit olmak bir bakıma cehaletini dine dönüştürmekten vazgeçmekle mümkündür. Cehaletine ve sınırlı ilmine tapınanları ilahi adalet anında kitlesel olarak yargılamaktadır.

Zorunlu bir empati yapalım: Acaba biz Trump olsa idik nasıl davranırdık? Acaba yerdiklerimizin yerinde olsaydık nasıl davranırdık? Bu tür sorular gibi binlercesi küresel elit tarafından sorulmaktadır.

Günümüzde kitlelerin sefaletinden utanan Tolstoy`lar bulmak neredeyse mümkün değildir. Çünkü kitleler kendi cehaletlerinden ve sefaletlerinden utanmadıkça küresel elit ne yapsın?

Dünyayı yönetme sanatı erbabının işinin bu kadar kolay olması gerçekten müthiş bir şeydir.

Evrensel yasalar ve ilahi adalet konusunda Ademoğlu`nun aşırı kolaycılığa kaçarak cehaletine tapınması karşılıksız kalmamaktadır.

Ademoğlu`nun dünyayı yönetme sanatı erbabına yardımı da karşılıksız kalmamaktadır.

Gelecek, konformizmin uyuşturuculuğuna kapılmayanlarındır.

En tehlikeli konformizm de mevcut durumundan düşünsel olarak memnun olmaktır.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.