Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1825
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 9206
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2021 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (142) | Dış Politika (1796) | Ekonomi (203) | Eğitim (80) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (50) | Adalet (70) | Milli Kültür (330) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (666) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (15) | Din (957) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (519) | Türk Dünyası (776) | Şiir (57) | Sağlık (160) | Diğer (3141) |

Görüş bildirebileceğiniz Din konuları
Açıklamalar (32)
Görüşler (925)


Din - Açıklamalar konusu hakkında görüşler
Ali YUCEL - (Ziyaretci) 9.9.2012 17:41:33

Kabir

Kabir

Kabir hayatı âhiret hayatının ilk durağıdır. Dünyadan başlayıp kabre, haşre ve ebede kadar uzanıp giden beşer yolculuğunun ilk istasyonudur.

Kabir istasyonundan sonra yolculuk da devam ediyor, hayat da! Hayat devam ediyor, çünkü ruh bâkîdir. Kabirde insan ceset bakımından ölmüştür, fakat rûhen hayy`dır, yani hayattadır, yani yaşıyor.

Kabir suâli haktır. Kabir azabı haktır. Kabir saadeti haktır. Kabirden sonra ruhun cesetle birlikte yeniden dirilişi haktır. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki,

``İnsan diyor ki, &8216;Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?` İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?´´2

Kabirde azabı ruh çeker, saadeti de ruh görür. Fakat ceset hissesiz de kalmaz! Kabir hayatı açısından ceset ölmüştür, fakat rûha gelen darbelerin veya mutlulukların çok da uzağında değildir. Çünkü günahlarda ruhun irâde beyanı ve şer tercihi her ne kadar ön plânda idiyse de, cesedin fiilî rolü ve bizâtihî iştirâki göz ardı edilebilir mi?

Meselâ, koğuculuğu isteyen ve teşvik eden rûhî kuvveler ise de, bilfiil icrâ eden dil değil mi? Meselâ, hırsızlığa yönlendiren rûhî güçler ise de, hırsızlıktan fiilen beslenen ve faydalanan beden değil mi? Meselâ, içkiye sürükleyen rûhî temâyüller ise de, içkiyi tadan, haram eğlenceden beslenen ve keyif alan beden değil mi?

Bunun aksi sevap ve hayır noktasında da düşünülebilir. Hayra yönlendiren kalbin duyarlılığı ise de, hayır için çok çilelere katlanan bedenden başkası değildir.

Meselâ, namaz için camiye gitmeye yönlendirdiğimiz ayaklarımızın hakkından geçebilir miyiz? Bir ihtiyaç sahibinin elini tutmakta kullandığımız ellerimizin hakkını görmezden gelebilir miyiz? Haramlardan yana sevk etmediğimiz ve helâl dâirede terbiye ettiğimiz bedenimizin muhtelif organlarının mükâfâtı hak etmediğini söyleyebilir miyiz?

Hiç şüphesiz asıl cismânî lezzet de, cismânî azap da ``ba`sü ba`de`l-mevtten´´ sonra, yani dirilişi müteâkip kurulacak mîzandan sonra, yani mahşerden sonra hayatın Cennet ve Cehennem şeklinde tecellîsi çerçevesinde görülecektir. Ve kabir hayatı genel itibariyle ruhânîdir. Fakat bir takım tecellîlerden cesedin de hissesini alacağı anlaşılmaktadır.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm şöyle buyurmuştur, ``Kabir, âhiret konaklarından ilkidir. Eğer insan ondan kurtulursa, gerisi kolaydır! Şâyet kurtulamazsa, gerisi daha ağırdır.´´3

Ebû Hüreyre (ra) anlatmıştır, Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm şöyle buyurdu,

``Ölen kişi defnedildiği zaman ona siyah ve mavi gözlü iki melek gelir. Bunlardan birine Münker, öbürüne de Nekir denir.

``Melekler sorarlar, &8216;Bu zât için ne demiştin?`

``Adam, ölmeden önce söylediğini aynen söyler, &8216;O, Allah`ın kulu ve Resûlüdür. Allah`tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm`ın O`nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ederim.`

``Melekler, &8216;Senin bunu söylediğini esasen biliyorduk!` derler.

``Sonra onun kabri yetmiş metre kare olarak genişletilir, içi onun için aydınlatılır. Sonra ona, &8216;İstirahat et!` denir.

``O da öyle sevinir ki, &8216;Âileme dönüp onlara haber vereyim mi?` der.

``Melekler, &8216;Gelin-güvey gibi uyu` derler.

``Onları âilesinden en çok sevdiği kişi uyandırır! O kişi, Allah onu yatağından mahşerde kaldırıncaya kadar rahatça istirahat eder.

``Şâyet ölen münâfık ise, meleklerin sorusuna, &8216;İnsanların ona Peygamber dediklerini işitirdim! Ve ben de aynı şeyi söylerdim! Fakat hakikat mıdır, bilemiyorum!` der.

``Bunun üzerine melekler, &8216;Senin böyle söylediğini esasen biliyorduk!` derler.

``Sonra toprağa, &8216;Onun üzerine eğil!` denilir. Toprak onun üzerine eğilir. Yan kaburga kemikleri yerlerinden oynar. Ve Allah onu yatağından mahşerde kaldırıncaya kadar, böylece toprakta devamlı olarak azap içinde kalır.´´

Yâ İlâhenâ, Rabbimiz sensin. Bizi kabir azabından, âhiret azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle. Âmîn.

Gnd:Ali YUCEL



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.