Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1828
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 9575
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2036 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (148) | Dış Politika (1880) | Ekonomi (214) | Eğitim (83) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (57) | Adalet (71) | Milli Kültür (388) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (707) | Tarım (139) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (16) | Din (973) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (553) | Türk Dünyası (801) | Şiir (60) | Sağlık (169) | Diğer (3208) |

Görüş bildirebileceğiniz Din konuları
Açıklamalar (32)
Görüşler (941)


Din - Görüşler konusu hakkında görüşler
Mustafa Mete İSLAMOĞLU - (Ziyaretci) 21.07.2021 14:44:37

DİNİMİZ İSLAM’DA KURBAN BAYRAMI İBADETİ NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR.

Mustafa Mete İSLAMOĞLU

YAZDI

DİNİMİZ İSLAM’DA KURBAN BAYRAMI İBADETİ NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR.



“Bu yazıyı okuyup lütfen paylaşınız”



KONUYA GİRİŞ: Kurban ibadetinin bayrama dönüşmesi nasıl olmuştur?Kurban ibadetinin tarihçesi nedir, Kurban Kesmek kimlere vaciptir?



İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’in iki oğlu Hâbil ve Kâbil’le başlayan kurban ibadeti, din î bir ibadet olarak, peygamberlik silsilesi içerisinde yüzyıllar boyunca ilerleye ilerleye Hz. İbrahim ve İsmail’e ulaşmış, onlarda hac ibadetinin bir parçası sadedinde sünnete dönüşmüş ve yine aynı peygamberler silsilesi yoluyla yüzyılları takip ede ede gelip tâ Hz. Muhammed’e kadar vâsıl olmuş, Ona gelince ise, sadece hac mevsimi hacıların kestiği bir kurban olmaktan da çıkıp cihanşümûl ibadet olma konumunu ihraz etmiştir. Şöyle de ifade edebiliriz:

Allah Rasulü (sas), Hz. İbrahim’in sünneti olarak Hac mevsiminde kesilen hedy kurbanı ibadetini, hacda bulunmayan sâir mü’minler hakkında udhiyye kurbanı olarak kesilerek bayram yapılmasını getirmiştir, hicretin ikinci yılında. Her sene hac mevsiminde hacı adaylarından hacc-ı ifrata niyet edenler hedy kurbanı keserken, hacda bulunmayan çoğunluk mü’minler de aynı zaman dilimlerinde –ekonomik imkanlarına göre- udhiyye kurbanı keserek bayram ederler.

Hz. İbrahim’in, oğlu İsmail’i (as) kurban etmek istediği, Cenâb-ı Hakk’ın da büyük bir koç göndererek onu kurtardığı günün yıldönümleri olan hac ibadet mevsimi, hicretin ikinci yılında Allah Teala tarafından Rasulü (sas) vasıtasıyla ümmete bir kurban bayramı olarak armağan edilmiştir. Bu bayram, hanîf İslam dininin önderleri olan peygamberin anılarını tazelemek, Allah uğruna canı ve malı feda etmek, bu yolda sabır ve metanet göstermek konusunda onları örnek almak anlamları taşır. [ Dihlevî, Huccetullâhi`l-Bâliğa, 2/92-93 ].

Kurban ibadetinin tarihçesini, adeta aşağıdan yukarıya doğru, ferdîden ictimâîye, cüz’îden küllîye doğru bir süreçte kuvvetlendiğini ve genişlediğini görüyoruz, şöyle ki: Kurban ibadeti, önce adak kurbanı, sonra hedy kurbanı ve sonra da udhiyye kurbanı derecesine yükselmiştir. Daha da açar isek:

Hâbil ile Kâbil’in Allah’a kurban adamaları hadisesi bize aynı zamanda bunun insanlık tarihindeki ilk “adak kurbanı” olduğunu da haber vermektedir.



Hz. İbrahim’e ise hac ibadeti için insanları Beytullah’a davet etmesi ve “hedy kurbanları” kesmeleri emri verilmiştir. “Biz vaktiyle İbrâhim’e Beytullahın yerini belirlediğimiz zaman: “(…) Bütün insanları hacca dâvet et ki gerek yaya, gerek uzak yollardan gelen yorgun argın develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine sağlayacağı çeşitli faydaları görsünler ve Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanları, belirli günlerde Allah’ın adını anarak kurban etsinler. Siz de onların etinden hem kendiniz yeyin, hem de yoksula ve fakire yedirin.” [ Hac 22/26-28

Hâsıl-ı kelam: Kurban ibadeti, Hâbil ile Kâbil’in Allah’a “adak kurban”ları ile başlamış, Hz. İbrahim’de önce birinci aşamada evlat kurbanı ile udhiyye kurbanları seviyesine ulaşmış, sonra ikinci merhalede hac ibadetinin teşri’ kılınmasıyla “hedy kurbanları” ortaya çıkmış.. ve nihayet nübüvvetin en sertâc-ı ibtihâcı Hz. Muhammed Mustafa (sas)’ya gelindiğinde, Mekke hayatında şahsına özel farz kılınan “şükür kurbanı” olarak başlamış, Medine devrinin ikinci yılında ise “udhiyye kurbanları” ve ilerleyen yıllarda “hedy kurbanları” üst derecesine ve cihanşümul umumiyete vâsıl olmuştur, Alemlere Rahmet’in bütün insanlığa gelen şeriatıyla birlikte.

Hanefi mezhebinde servet kiminse kurban borcu da onun olduğundan, aile içinde kimin şahsına ait parası varsa onun kurban kesmesi gerekir. Bu ister erkek ister kadın olsun. Şayet bir ailede hem kadının hem de erkeğin ayrı ayrı sermayeleri varsa, dinen zengin sayılan kişi kurban kesmelidir. Her ikisi de zengin ise, ikisi de kurban kesmelidir.

Kurban kesmek dinen zengin sayılan Müslümanlara vaciptir. Kurbanda zenginliğin ölçüsü ise şöyledir:

Zaruri ihtiyaçlarından fazla olarak, elinde 85 gram altın veya 595 gram gümüş yahut bunların değerinde para ve mal bulunan kimse zengindir.

Zekâtta olduğu gibi, kurban nisabı üzerinden bir sene gibi bir müddetin geçmesi şart değildir. Ayırca koyun, keçi ve sığır gibi otlayan hayvanlar ve ticaret malları nisap miktarında hesaba dahil edilir. Bu malların çoğalan ve artan cinsten olması da şart değildir. Meselha yirmi tane koyunu olan bir kişinin koyunlarının toplam tutarı altın ve gümüşteki nisap miktarını buluyorsa, bu insan zengin demektir. Yine elinde nisap miktarına ulaşan ticaret malı bulunan bir kimse de kurban hususunda zengin sayılır ve kurbanı keser.

Diğer taraftan oturduğu evden başka bir gayrimenkulu olan bir insan, onun kira geliriyle aylık ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra elinde nisap miktarına ulaşan bir meblağ mevcut olursa ona da kurban kesmek vacip olur.

Bunun gibi, borçlu olan bir insan elindeki malını borcuna verdiği takdirde geriye nisap miktarı kadar bir meblağ kalabiliyorsa, buna da kurban kesmek icap eder. Hattha yazlık ve kışlık olarak iki takım elbisesinin dışında nisap miktarına ulaşabilecek başka elbiseleri olan kimse de bu hususta zengin sayılmaktadır. Bazı fıkıh kitaplarımızda şöyle bir hüküm de vardır:

"Bir kimsenin kendi oturduğu evden başka bir evi olursa, onu ticaret veya kira için kullanmasa bile yine onun için kurban vacip demektir."

Kurban kesmesi vacip olan kimsenin Kurban Bayramı`ndan önce olduğu gibi, Kurban Bayramı`nın 1., 2. ve 3. günleri içinde de nisap miktarına ulaşan bir mala sahip olması yeterlidir. Yâni, nisap miktarını tutan malın üzerinden bir yılın geçme şartı aranmaz. Meselâ Kurban Bayramı`nın birinci günü ihtiyaçlarının dışında eline nisap miktarına ulaşan bir para geçen kimsenin kurban kesmesi vâciptir.

Zekâtta olduğu gibi, zarurî (aslî) ihtiyaçlar şunlardır:

Oturulan ev, evde kullanılan eşya, binek vasıtası, iş ve sanatta kullanılan malzeme ve âlet, kışlık ve yazlık elbise, bir aylık, başka bir görüşe göre bir senelik yiyecek ve içecek gibi erzak.

İşte bunlardan fazla olarak elinde nisap miktarı kadar malı olan kimseye kurban kesmek vaciptir.

Ayrıca, “Kurbansız olur mu, kurban insanın sağlığına düşer.” sözünün dinî bir dayanağı yoktur. Hattâ insan zengin olsa da sağlıklı olmayıp hasta veya sakat olsa bile yine kurban kesmesi vaciptir. Diğer yönden kurbanın şartları arasında hiçbir yerde “sağlık” aranmaz. Yalnız kurban kesecek kimse, şu niyette bulunabilir:

“Ya Rabbi, aslında bize ihsan ettiğin bu kadar nimetin karşılığında kendimi sana kurban etmem gerekirdi, yalnız sen insan kurban edilmesini haram kıldın. Benim yerime bu hayvanı kesiyorum.”

Bu sözler kişinin hâlis niyetini ve ihlâsını gösterir.

Borç para alınarak kurban kesilmez. Şayet insan Kurban Bayramı günlerinde kurban kesebilecek bir zenginliğe ulaşırsa, ancak o zaman kurban kesmesi vacip olur.

“Mahalleden, komşulardan ayıp oluyor.” diye borca girip kurban kesmek de doğru değildir. Çünkü Cenab-ı Hak, kula takatının üstünde bir mükellefiyet yüklemez.Böyle bir düşünce ihlâsı da zedeler. Çünkü bu takdirde başkaları görsünler, onlara karşı ayıp olmasın diye kurban kesilmektedir ki, kulluk şuuruna aykırı düşer.

Fakat, zengin olmamakla beraber kurbanlık bir hayvan alacak kadar parası olan kimse kurbanı alır, keser, etini de çoluk çocuğuyla birlikte yer. Bununla yine sevaba girer.

İşte Kurban Bayramı önemi ve Kurban kesmenin

Sözlükte “yaklaşmak, Allah`a yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelen kurban, dinî bir terim olarak, “ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, ya da bu şekilde boğazlanan hayvan” demektir. Arapça`da bu şekilde kesilen hayvana udhiyye denilir. İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulaması mevcut olmakla birlikte şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunur. Kur`an`da Hz. Âdem`in iki oğlunun Allah`a kurban takdim ettiklerinden söz edilir (el-Mâide 5/27); bir başka âyette de ilâhî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir (el-Hac 22/34). Ancak Yahudilik ve Hıristiyanlık`ta kurban telakkisi bir hayli değişikliğe uğramıştır. Hıristiyanlık`ta İsâ`nın çarmıha gerildiği ve bunun insanoğlunun aslî günahına karşı Baba`nın oğlu İsâ`yı feda etmesi olduğu inanışıyla kurban telakkisi özel bir anlam kazanmıştır.

İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulaması mevcut olmakla birlikte şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunur. Kur`an`da Hz. Âdem`in iki oğlunun Allah`a kurban takdim ettiklerinden söz edilir (el-Mâide 5/27); bir başka âyette de ilâhî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir (el-Hac 22/34). Ancak Yahudilik ve Hıristiyanlık`ta kurban telakkisi bir hayli değişikliğe uğramıştır. Hıristiyanlık`ta İsâ`nın çarmıha gerildiği ve bunun insanoğlunun aslî günahına karşı Baba`nın oğlu İsâ`yı feda etmesi olduğu inanışıyla kurban telakkisi özel bir anlam kazanmıştır. İslâm`da kurbanın dinî hükmüyle ilgili olarak Kur`an`da, Hz. Peygamber`in sünnetinde önemli açıklamalar yer almış, bu çerçevede oluşan fıkıh kültüründe de konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hükümler derlenmiştir.

Kurban Bayramı önemi nedir?

Kurban gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah`ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Müminler her kurban kesiminde Hz. İbrâhim ile oğlu İsmâil`in Cenâb-ı Hakk`ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hâtırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır. Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle et satın alma imkânı hiç bulunmayan veya çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda onun bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür. Zengine malını Allah`ın rızâsı, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir, onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah`a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumunun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.



KAYNAKLAR: el-Baküvî, Keşfü`l-Hakayık, c.1, Maide 27/307 tefsiri. Bkz.Taberî, Tarih-i Taberî Tercemesi, I, 87-90 ].

[ Dihlevî, Huccetullâhi`l-Bâliğa, 2/92-93 ]. [ Hac 22/26-28.. (el-Hac 22/34). [ Dihlevî, Huccetullâhi`l-Bâliğa, 2/92-93 ]. (el-Mâide 5/27 …



20 TEMMUZ 2021

ALANYA.

KURBAN BAYRAMI 1. GÜNÜ.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.