Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1825
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 9129
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2020 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (141) | Dış Politika (1785) | Ekonomi (201) | Eğitim (78) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (50) | Adalet (70) | Milli Kültür (324) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (660) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (15) | Din (952) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (510) | Türk Dünyası (769) | Şiir (57) | Sağlık (159) | Diğer (3114) |

Görüş bildirebileceğiniz Din konuları
Açıklamalar (32)
Görüşler (920)


Din - Görüşler konusu hakkında görüşler
Halit KANAT - (Ziyaretci) 9.1.2021 23:36:04

Mekke`nin Fethi (11 Ocak 630)

Mekke`nin Fethi (11 Ocak 630)
•

Her haliyle uzak yoldan geldiği belli olan bir adam Medine sokaklarında nefes nefeseilerliyor ve delicesine bir an önce Resûlullah`ın (s.a.v.) huzuruna kavuşmak için koşuyordu. Bu, Mekke`nin güneyinde bulunan Huzâa Kabilesinden gelen Amr b. Sâlim`den başkası değildi.
Büyük bir edeple huzura çıktı. Benî Bekir Kabilesinin Kureyş`in desteğiyle saldırarak nasıl katliam yaptıklarını, zor şartlar altında sığındıkları Haremde yine aynı saldırıya mârûz kaldıklarını bir bir anlattı. Ardından, Huzâa Kabilesinin ileri gelenlerinden 40 kişi Büdeyl b. Vera Başkanlığında gelerek yine Allah Resûl`üne (s.a.v.) yapılan saldırıları bütün teferruatıyla aktardılar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) müttefiklerine yapılanlar için pek müteessir oldular. Kureyş`le yapılan 10 yıl sürecek "Hudeybiye Barış Anlaşmasının" üzerinden henüz 22 ay geçmişti.
Ne olmuştuda Kureyş saldırmazlık anlaşmasını ihlâl etmişti.
Peygamber Efendimiz(s.a.v.) derhal Mekke müşriklerine, gönderdiğielçiyle 3 şart sundu:
1) Ya Kureyş katlettiği masum insanların diyetini ödeyecek.
2) Yada Benî Bekir Kabilesiyle ittifaktan ve onları korumaktan vazgeçecekki hesap sorulur hâle gelsinler.
3) Şâyet bunlar yapılmaz ise Hudeybiye Anlaşması sona ermiş olacak.
Bu maddeleri kendilerine bir dayatma olarak değerlendiren Kureyş, önce elçiye üçüncü şıkkı yani anlaşmayı bitiren maddeyi tercih ettiklerini söylediler, fakat bir kaç gün sonra pişman oldular. Safvan ve İkrime gibi gençlerin kışkırtması ve heyecanıyla yapılan bu işler başlarına büyük gaileler açabilirdi. Büyük bir endişeyle "bu işi düzeltelim"diye karar aldılar. Bunu ancak Kureyş`in lideri konumundaki Ebû Süfyan yapabilirdi.
Ebû Süfyan hem durumu düzeltmek, hemde anlaşmayı iki yıl daha uzatmak için acele Medine`ye hareket etti.
Yolda Huzaâ Kabilesi heyetiyle karşılaştı büsbütün çöktü. Demekki herşeyi anlatmışlardı. Yinede ümidini yitirmedi yoluna devam etti Medine`ye vardı.
Tahmin ettiği gibi Medine bu haberle çalkalanıyordu. Bu haliyle İslâm Peygamberinin karşısına çıkmak istemedi. Önce, kızının yâni Peygamber Efendimiz`in zevcelerinden Habibe (r.a.) Annemizin yanına gitti, O`nu aracı yapmak istedi. (Habibe Annemiz Kureyş`in zulmünden kaçarak Habeşistan`a hicret etmiş nikâhı bizzat Kral Neçâşi`nin vekâletiyle kıyılmıştı.)Ancak yüz bulamadı. Hatta Habibe Annemiz, Ebû Süfyan`ın oturacağı minderi altından çekti aldı. Ebû Süfyan "babandan bir minderi esirgiyormusun Yâ Habibe" diye sorunca, Habibe Annemiz "OResûlullah`ın (s.a.v.) minderi, sen müşriksin ona oturamazsın" cevabını verdi.
Ebû Süfyan umduğunu bulamamıştı gitti KâinatınEfendisi`nin (s.a.v.) huzuruna çıktı. Kureyş`in anlaşmayı uzatmak istediğini bunun için bütün şartları kabûl etmek istediklerini ümitsizce anlattı. Fakat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Huzaâ Kabilesine yardım edeceğine söz verdiği için cevap dahi vermedi.
Ebû Süfyan bu seferde Hz.Ebû Bekir`in (r.a.) kapısını çaldı sonra sırasıyla Hz. Ömer (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.) Efendilerimizle görüştü ama hiçbiri bu konuda aracı olmaya yanaşmadı.
Bunun üzerine Mekke`ye döndü kendisini bekleyenlere durumu anlattı. Ancak Mekke ileri gelenleri Ebû Süfyan`a "Sen bize; sulh haberi getirmedin ki emin olalım, savaş haberide getirmedin tedbir alalım" diyerek sitemlerini ilettiler. Mekke`de tam bir belirsizlik hâkim oluşmuştu.
Medine-i Münevvere’de ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.), 31 Aralık 629`da bütün orduya hazır ol emri verdi. Ancak Mekke`ye sefer düzenleneceği haberinin gizli tutulmasını emretti.
Bu gizliliği ifşâ etmek isteyen Hatıb bin Ebû Beltea`nın bir mektupla Mekke`ye gönderdiği Ebû Leheb`in azadlı kölesi Sâriye adlı kadın henüz yolun başındayken Cebrâil Aleyhisselâmın haber vermesiyle Peygamber Efendimiz`in Hz. Ali, Hz. Zübeyir, Hz. Mikdâd, Hz. Ammar, Hz. Talha ve Hz. Ebâ Mersed`i(r.a.) göndererek "Hâh Bahçesine gidin orada zayıf bir kadın göreceksiniz o kadında Hatıb`in verdiği bir mektup var alın gelin" diye buyurmasıyla yakalandı, saç örgüsüne sakladığı mektubu çıkarttı. Mektubun sahibiHz. Hatıb huzura çağrıldı sebebi soruldu. Hatıb "Yâ Resûlullah, bütün ailem Mekke`de onlara zarar gelmesin, Kureyş`e haber verirsem onları korur diye bunu yaptım" deyince Hz. Ömer "İzin ver Ey Allah`ın Resûlü başını uçurayım" diye kılıcına davranmış, bunun üzerinePeygamber Efendimiz (s.a.v.) müdahale ederek Mümtehine Sûresinin 1. Âyetini okumuş akabinde şöyle buyurmuştur; "Bedir`de bulunan birine böyle davranma, umulur kiCenâb-ı Hakk Ashâb-ı Bedir`in yaptıklarını affetmiştir."
Kısa sürede toplanan 10 bin kişilik ordu Hicretin 8. yılı Ramazan`ında (2 Ocak 630) Medine`den hareket etti. Başkomutan Nebîler Nebîsi yine taktik gereği Mekke duymasın diyerek Medine`nin kuzeyine doğru orduyu sevketti.
Kuzeye 30 km. çıkıldıktan sonra geniş bir kavis çizerek yarım daire yapan ordu, gizlilik içerisinde kuytu yollardan geçerek Mekke`ye yönelmişti.
Merrü`z-Zahran bölgesine geldiklerinde son kez mola verdiler. Mekke sadece 15 km. ötedeydi. İşte burada Peygamber Efendimiz, Mekke`de ki haber kaynağı olan kendisine olup bitenleri sürekli haber veren amcası Hz. Abbas`la buluştu. O`na Mekke`ye gidip Kureyş`in ileri gelenlerinden Ebû Süfyan`ı alıp getirmesini söyledi. Büyük Komutan psikolojik harbi ilk kez burada uyguladı. Bunun için Kureyş`e, elleriyle hazırladığı muhteşem orduyu gösterecek ve kan dökülmeden şehri teslim etmelerini isteyecekti. Öylede yaptı.
Hz. Abbas beraberinde Ebû Süfyan ve Hakîm bin Hizâm olduğu halde yine taktik gereği akşamın karanlığında Merrü`z-Zahran`a geldiler.
Bu arada; Allah Resûlü, her 10 kişinin başına toplandığı ateşler yaktırmış, yüzlerce yanan ateşin aydınlattığı vahada muhteşem bir görsel şölen oluşmuştu.
Bir kayalığın üzerindenbu şöleni izlediler. Hz. Abbas, heyecandan konuşamayan Ebû Süfyan`a "gidelim" deyince çadırların arasından geçerekPeygamber Efendimiz`in Karargâhına geldiler.
Ebû Süfyan, Hz. Abbas`ın teklifiyle Müslüman olmaya niyet etmişti fakat şeytanın vesvesesiyle kalbinden "Acaba güçlü bir ordu çıkarsam bunlarla baş edemezmiyim" diye geçirdi. Allah Resûlü "o zaman biz yine gâlib geliriz rezil olursunuz" buyurunca Ebû Süfyan kalbinden geçenleri okuyan Peygamber Efendimiz`e "İnandım ve imân ettimki kalbimden geçenleri bilen sen Peygambersin" diyerek Hakîm bin Hizâm`la birlikte şehâdet getirerek Müslüman oldular.
Ertesi gün Peygamber Efendimiz`in emriyle, sabah erkenden bölük bölük İslâm Ordusu Kureyş liderlerine resmigeçit yaptılar. Daha önce Müslüman olan ve iki bayrak taşıyan birliği ile ilk Halid bin Velid gözüktü (31 Mayıs 629`da Osman bin Talha ve Amr b. Âs`la Medine`ye gelerek Müslüman olmuştu).Ebû Süfyan`ın önüne gelince "tekbiiirr" diye nara attı. Birliğindeki bin kişi aynı anda "Allahû Ekber" diye üç kere yeri göğü inletti.
Ardından sırasıyla birliklerinin başında Hz. Zübeyir, Hz. Ebû Zerr, Hz. Eslem geçtiler. Onları yine tekbirlerle Benî Ka`b, Gıfar, Müzeyne, Cüheyne,Benî Kinâne ve Benî Eşcâ Kabileleri takip ettiler.
En son Peygamber Efendimiz (s.a.v.) büyük bir birliğin başında sağında Hz. Ebû Bekir, solunda Üseyd bin Hudayr olduğu halde gözüktü. Sancağını en önde Sa`d bin Ubâde taşıyordu. Ebû Süfyan`ın önüne gelince Sa`d bağırarak "Bugün destan günüdür, savaşımız korkunç olacak, Kureyş zelil olacaktır" deyip ilerledi gitti. Ebû Süfyan`ın dizlerinin bağı çözüldü. Yanındaki Hz. Abbas`a "Bugün beni koruman gerekli çok önemli" diyebildi endişelenmişti. Bu sefer arkadan gelen Efendiler Efendisi ile aynı hizaya gelince endişesini söylemekten çekinmedi. "Yâ Resûlullah, sen kavmini öldürmeyimi emrettin. Sa`d`ın söylediklerini duymadınmı" diye seslendi.
Efendimiz, "Hayır asla böyle bir şey olmayacaktır Sa`d yanılmıştır. Bilakis bugünmerhamet günüdür, bugün örtüsü örtülecek Kâbe`nin şânının Allah (c.c.) tarafından yükseltileceği gündür" buyurarak Ebû Süfyan`ın endişelerini giderdiği gibi, "Her kim Ebû Süfyan`ın evine girerse o emniyettedir. Kim ki evine kapanırsa o emniyettedir. Kim ki, Mescid-i Şerif`e sığınırsa bunlara kimse dokunmaz" buyurarak Ebû Süfyan`ı taltif etmiş, ardından Sa`d`ı azlederek Sancağı onun oğlu Kays`a vermiştir.
Ebû Süfyan, Hz. Abbas`ın telkiniyle bütün bunları anlatmak üzere atıyla rüzgar gibi uçarak Mekke`ye ulaştı. Resmîgeçidi bitiren İslâm Ordusu arkasından yola koyulmuştu. Hızlı bir şekilde topladığı Mekke`lileregördüğünü duyduğunu bir bir anlattı.
Birden ortalığı büyük bir heyecan kapladı. Kimi evine koştu kapısını kapattı, kimi Ebû Süfyan`ın evinin bahçe ve sokaklarını doldurdu, kimi etraftaki dağlara tepelere koşturdu. Derken bir kaç saat sonra beklenen an geldi.
İslâm Ordusu bu arada zâten Zî Tuva`ya gelip dayanmıştı. Efendiler Efendisi ordu birliklerinin komutanlarını son kez; kan dökülmemesi, karşı koyan yada saldıran olmadıkça silaha davranılmayacağı konusunda uyardı.
Ve 630 yılının 11 Ocak günü orduyu dört bir kola ayırarak Mekke`ye giriş emri verdi. Kuzeyden Zübeyir bin Avvam, güneyden Halid bin Velid, batıdan Sâd bin Ubayde, doğudan Ebû Übeyde bin Cerrah aynı anda şehre girmeye başladılar. Bu arada beklenmedik bir şey oldu. Ebû Cehil`in oğlu İkrime, Ümeyye oğlu Safvan ve Amr oğlu Süheyl Halid`in geçeceği yerde kurdukları pusudan aniden ok yağmuru başlattılar. Halid bin Velid`in manevrası ve karşılığı çok şiddetli olunca 13 ölü bırakarak kaçtılar, fakat takipte edilmediler.
Kısa süre içinde Feth-i Mübîn gerçekleşmişti. Kâinatın Efendisi Kasvâ`nın üzerinde terkisinde Üsâme olduğu halde Fetih ve Nasr Sûrelerini okuyarak, büyük bir tevâzûylaMübârek Sakal-ı Şerifleri devesinin eyerine değecek şekilde eğilerek Mekke`ye girdi.
Hz. Zübeyir`e Sancağını Hz. Hatice Validemizin kabirlerinin bulunduğu Hacûn`a dikmesini ve kendisini orada beklemesini buyurdu.(Hacûn`da Hz. Hatice Validemize 1544 yılında Kânûnî tarafından yaptırılan türbe 1926`da yıktırılmıştır.)
Hacûn bölgesine Sancağ-ı Şerifle birlikte deriden birde çadır kuruldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) önce çadırında boy abdesti aldı, 8 rekat duhâ namazı kıldı. Sonra zırhını giydi, miğferini taktı. Kasvâ`ya bindi Kâbe`ye yöneldi. Devesinin yularını Muhammed bin Mesleme tutuyordu. Yer gök Tekbir sesleriyle inliyordu.
Devesinin üzerinde önce Kâbe`yi, sonra Hacer`ül Esved`i selamlayarak tavafa başladı. Yedi şavt bitince Kâbe`nin kapısında Sahabe Efendilerimiz, Allah Resûlü`nü elleriyle tutarak Kasvâ`dan indirdiler. Osman bin Talha, Kâbe`nin anahtarlarını getirmişti. Besmeleyle kapısını açtı elindeki yayıyla hangi puta işaret etse devriliyordu. Böylece Kâbe`deki Hübel, İsaf, Nâile adlı putlarla birlikte 360 put temizlendiği gibi aynı anda evlerdekiputlar da mucize olarak yüzüstü devrilerek parçalanmışlardı.Allah Resûlü putları devirirken "Hâk geldi ve bâtıl zâil oldu..." meâlindeki âyeti okuyordu.
Kâbe`nin içindeki iki direk arasında yanında sadece Üsâme, Bilâl-i Habeşî, Osman bin Talha olduğu halde iki rekât namaz kıldı.Bütün Mekke halkı dışarıda toplanmış bekliyorlardı. Çıktı, Makâm-ı İbrahim`de iki rekât namaz kıldıktan sonra meraklı bakışlar altında Kâbe`nin kapısına çıktı.
Nefesler tutulmuştu. Mekke halkına hitâbenbuyurdu; "Ey Kureyş, bugün Ben`den, hakkınızda nasıl bir hüküm vermemi bekliyorsunuz?" Cevap arkalardan geldi. "Hayır murad ediyor ve Sen`den hayır bekliyoruz." Sesin sahibi, saklandığı yerden oğlu Abdullah`ın çıkartıp getirdiği, Peygamber Efendimiz`in baş düşmanlarından Süheyl bin Amr`dı.
Merhametlilerin Sultân`ı yine aynı ses tonuyla, "Bugün Ben size, Kardeşim Yusuf`un (a.s.) dediği gibi derim. Bugün sizin için kınama yoktur, umulur ki Allah-ü Teâlâ hatalarınızı affeder. Çünkü O, merhametlilerin en merhametlisidir. Haydi, gidin, hepiniz hürsünüz" buyurdu. Sonra Kâbe`nin anahtarlarını, Hz. Abbas, Hz. Ali gibi beklentisi olanlara rağmen, "İşi ehline veriniz" buyurarak yeniden Osman bin Talha`ya verdikten sonra, "Yâ Bilâl ezanı oku namazı kılalım" emrini verdi.
Namazdan sonra Sâfâ tepesine çıktı oturdu insanlar grup grup geliyor biat edip Müslüman oluyorlardı.Gelenler arasında kimler yoktuki. Hz. Ebû Bekir`in babası Ebû Kuhâfe, Hz. Ali`nin kız kardeşi Ümmü Hâni, Halid bin Velid`in kız kardeşi Fâhine, İkrime`nin karısı Ümmü Hakîm, Uhud`da Hz. Hamza`yı şehid eden Vahşî ile ciğerini çıkartıp dişleyen Ebû Süfyan`ın karısı Hind.
Yine af isteyenlerden eski vahiy kâtiplerinden olup, sonra mürted olan Abdullah bin Serh; Peygamberimizin Kızı ve üstelik hamile olan Hz.Zeynep (r.a.) Medine`ye hicret ederken mızrağıyla devesinden kayaların üzerine yuvarlayan bu yüzden çocuğunu düşüren ve kaburgaları kırıldığı için bir müddet sonra vefâtına sebep olan Esved oğlu Habbâr; Ebû Cehil`in oğlu İkrime, hatta Müslüman olmak için iki ay mühlet isteyip, Peygamberimizin dört ay süre verdiği Safvan bin Ümeyye bunlardan bâzılarıydı.
Allah`ın Resûlü böylelikle gönülleride fethetmiş ve 186 aileyle çıktığıMekke`de binlerce kişi Müslüman olmuştu. 15 gün Hacûn`daki çadırında kaldı. Kendi evinde yada atalarının evlerinin birinde kalması teklif edilince "Akîl bize evmi bıraktı" buyurmuştu. Amcası Ebû Talib`in büyük oğlu Akîl Peygamberimizin evi dâhil geride ne kaldıysa hepsini satmıştı. Nihayet Kâinatın Efendisi, Mekke`yle ilgili bütün Müslümanları ilgilendiren şu müjdeyi hafızalara kazımıştır. "Mekke bir daha kıyâmete kadar küfür ehli tarafından işgâle uğramayacaktır."
Rabbim bizleri şefâtinden mahrum bırakmasın.
(Bu yazı 09.01.2021 tarihinde Yeniakit Gazetesinde yayımlanmıştır)


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.