Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1681
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 6781
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 754
Toplam 796 Bilgi Makalesi ve toplam 1975 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (123) | Dış Politika (1048) | Ekonomi (132) | Eğitim (55) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (32) | Adalet (61) | Milli Kültür (193) | Gençlik (22) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (474) | Tarım (136) | Sanayi (11) | Serbest Meslek Mensupları (4) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (749) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (327) | Türk Dünyası (572) | Şiir (41) | Sağlık (73) | Diğer (2648) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (3)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (6)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (102)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (94)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (36)
Dış politika ile ilgili diğer konular (802)


Dış Politika - ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? konusu hakkında görüşler
Mehmet KOÇAK - (Ziyaretci) 15.06.2017 00:07:55

Kriz bahane: ABD, körfezin haracını topluyor

Mehmet Koçak


Kriz bahane: ABD, körfezin haracını topluyor
14 Haziran 2017 Çarşamba

Körfez krizi olarak adlandırılan ABD ve müttefiklerinin yönlendirmeleriyle Suudi Arabistan ve BAE`nin Katar`ı izole etme girişimlerinde ikinci haftaya girildi. 
Küçük ülke üzerinden kurgulanan kriz, hâlâ dünya gündeminin birinci sırasında olmaya devam ediyor.
Zaman ilerledikçe, krizin şifreleri de çözülmeye başladı.
Görünen ve bilinenler kadar bilinmeyen, karanlıkta kalan sebepleri olduğu anlaşılmaktadır.
Krizin asıl sebebi, ne terör ne de İran ile olan ilişkilerdir.
Eğer mesele terör ise Katar değil, ABD ve Almanya başta olmak üzere emperyalist devletler suçludur. 
Çünkü, PKK, PYD/YPG, FETÖ ve DHKP-C gibi dünyanın en kanlı terör örgütlerini himaye edip yönlendiren onlardır.
Silahlandırıp bu terör örgütlerini kendi çıkarları uğruna kullanan yine onlardır.
Önceleri terör örgütleriyle gizli olan bu karanlık ilişkiler, artık gizlenmiyor.
Katar ise silahlı mücadele yerine demokratik yollardan iktidar olmayı benimseyen siyasi hareketlere destek vermektedir. 
Bunların biri: Mısır`da halk desteğiyle iktidar olan sonra aynı emperyalist devletlerin desteğiyle devrilen İHVAN HAREKETİ. 
Diğeri ise Filistin halkının özgürlük mücadelesinin öncü siyasi hareketi HAMAS`tır.
Katar ayrıca, emperyalist devletlerin kuklası diktatörlerden kurtulma adına Arap ülkelerinde başlayan halk hareketleri diğer adıyla &8216;Arap Bahar`ında desteğini halktan yana yapmıştı. 
Katar, insanlık adına doğru olanı yapmıştır. 
Dolayısıyla, ``terörist örgütlere destek´´ suçlamaları hem yalan hem de işin bahanesi.
``Suçlu Katar değil, ABD ve müttefikleri ile uyduları Arap diktatörleridir´´ 
İran ile yakın ilişkiler suçlamasına gelince:
İran ile devlet düzeyinde Katar`dan daha çok, BAE ve Bahreyn başta olmak üzere diğer Körfez ülkeleri ticaret ilişkileri bulunmaktadır.
Ayrıca, devletlerarası ilişkilerin icazet yeri ne ABD, ne de S. Arabistan`dır.
SUUDİLERDE KORKU, ABD`DE PARA DERDİ VAR
Körfez Krizinin asıl sebebi ne teröre destek, ne de İran ile olan ilişkilerdir.
ABD`nin derdi para, Suudilerin ise İran ve İhvan korkusudur.
Seçim kampanyalarında &8216;İkiz kuleler`e yapılan terör saldırısının 19 failinin 15`i Suudi vatandaşı olduğunu örnek göstererek S.Arabistan`ı teröre destek vermekle suçlayan ABD Başkanı Trump, şimdi Suudiler yerine Katar`ı hedef aldı.
ABD`nin bölgeye yönelik sömürü politikalarında kılıf ve bahanelerinde en büyük argümanı ``Terör örgütlerine destek´´tir. 
Bu bahaneler üzerinden şimdiye kadar gerçekleştirdiği saldırı ve işgallerinin meşrulaştırmaya çalışmıştır.
Şimdi ise yöntem değiştiren yeni politikalarıyla saldırı ve işgallerini yerel piyonlarıyla gerçekleştiriyor.
Yeni hedef: Asker kaybı ve büyük harcamalar yerine, kayıp vermeden ve az harcamayla büyük kazançlar elde etmektir.  
Başkan Trump şimdi bunu yapıyor.
Trump, S. Arabistan ve BAE (Birleşik Arap Emirlikleri)`nin yanında dünyanın en küçük fakat en zengin ülkelerinin başında gelen Katar`ın paralarını gasp etmektir. 
İlk ziyaretini S. Arabistan`a yapmasının asıl sebebi de paradır. 
 Birbirine düşürmek, siyasi krizler çıkarmak ve korkular üzerinden silahlandırıp sömürmek.
ABD, İran`ı korkutucu güç olarak kullanıyor. 
İran`ın Suriye, Irak ve Lübnan`a asker ve milis gücü göndermesine bu nedenle sessiz kalındı. 
İran ve &8216;İhvan` korkusu, Suudilerin ABD`den 110 milyar dolarlık silah alımına sebep oldu.
Şimdi sıra Katar`da. 
Silah alımı, işin kılıfı.
 Körfez ülkeleri haraca bağlanmış. 
Kuveyt haraç vermeye yanaşmadığı için Saddam Hüseyin oyuna getirilerek Kuveyt`i işgali sağlandı. 
Sonrasında Saddam idam edildi, Irak parçalandı ve enerji kaynaklarıyla ülke yağmalandı. 
Kuveyt, İngiliz Kraliçesinin mülkü kabul edildi. 
Ayrıca, ABD`ye haraç ödemeye mahkûm edildi. 
Şimdi haraca direnen Katar, Suudiler ve BAE öncülüğündeki bir karşı cepheyle hizaya getiriliyor. 
Yakında iki yoldan birini tercih etmek zorunda kalacak.
Ya teslim olup para vermeye başlayacak ya da işgal veya hanedan içi bir darbe.
Eğer Katar, Suudiler gibi korkulara kapılıp haracın kılıfı olan milyarlarca silah alımını yapar ise kriz falan kalmaz.
Yani ABD, Körfezdeki sözüm ona dostlarından resmen haraç topluyor. 
Dünya ise bu haracın kılıfları, bahaneleri ile meşgul ediliyor. 


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.