Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1703
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7118
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 796 Bilgi Makalesi ve toplam 1984 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (124) | Dış Politika (1193) | Ekonomi (137) | Eğitim (60) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (32) | Adalet (61) | Milli Kültür (204) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (482) | Tarım (136) | Sanayi (11) | Serbest Meslek Mensupları (4) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (772) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (345) | Türk Dünyası (616) | Şiir (44) | Sağlık (80) | Diğer (2714) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (4)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (14)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (117)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (118)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (40)
Dış politika ile ilgili diğer konular (895)


Dış Politika - ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? konusu hakkında görüşler
Prof. Ata ATUN - (Ziyaretci) 12.10.2017 22:28:30

Vize krizi niye çıktı?

Vize krizi niye çıktı?

Gerçekte Türk halkının ilgisini vize krizine yoğunlaştırıp, arada fark ettirilmeden yapılmak istenen bir iş var. Ona geçmeden önce bir hatırlatma yapalım; 1970`lerin ve 1980`lerin Türkiye`si ve Milli İstihbarat Teşkilatı yok artık Türkiye`de. Çok daha gelişmiş, göbeğinden bağlı olmayan, teknolojiyi yakalamış ve gerek kendi içinde, gerekse de komşu ülkelerde nelerin döndüğünü bilen bir Türkiye ve MİT var artık. Üstelik artık ABD, AB gibi yabancı ülke ve istihbarat kuruluşlarının etkisi ve baskısı altında değil.

Şimdi gelelim esas konumuza; Yunanistan, Kıbrıs krizi nedeni ile Rusya`ya sipariş edilen S300 füzelerini alıp, Girit`e konuşlandırınca ABD, NATO ve üyesi olduğu Avrupa Birliği ağzını açıp bir tek kelime bile etmedi. NATO`dan tıs bile çıkmadı, hiç kimse ``Ne yapıyorsunuz siz Yunanlılar ve Rumlar´´ bile demedi.

Türkiye, Suriye`den iş kızıştırmak için Türkiye`ye atılması olası füzeleri havada imha etmesi için Suriye sınırına Patriot füze savarları yerleştirmek isteyince, NATO lütfen Hollanda`dan Patriot füzelerini ve ekibini göndermiş ama havalarından, tafralarından ve tehditlerinden geçilmemişti. ``AB`nin dediklerini, ABD`nin istediklerini yapmazsan geri çekeriz ha´´ gibi yakışık almayan ifadeler kullanmışlardı. Bırakın politik dili, kahvehane ağzı ile kabadayı formatındaydı konuşmaları.

15 Temmuz kalkışması ile ilgili ABD ve AB vatandaşları ile birlikte Türkiye`deki eğitilmiş ajanları da MİT tarafından şüphe kaldırmaz cetvel gibi doğru gerekçelerle yakalanınca neye uğradıklarını şaşırdı ABD Yönetimi. Gerçekte, Avrupalı, Ortadoğulu, Afrikalı ve Asyalı devletçiklerin kendilerine biat etmelerine öyle alışmışlar ki, böyle bir cesurca uygulama ile karşılaşmayı hiç beklemediklerinden, açıkçası şok oldular. Şokun yanında korkuya da kapıldılar. Gizli kapıların ardında yıllardır yaptıklarının ortaya çıkacağı, uzun yıllar içinde kurmayı başardıkları gizli ve uyuyan hücrelere zincirleme olarak ulaşılacağı ve yıllardır kurdukları casusluk, provokasyon, kaos yaratma ve terör alt yapısının dağılacağı endişesi belli ki tavan yapmış. Zaten kayıtlara bakıldığında, özellikle de ABD Kongre Binasındaki kütüphanedeki kayıtlar incelendiğinde, ABD`li istihbarat mensuplarının 1913 yılından beridir Anadolu`da cirit attıkları görülmekte. Türkiye`yi suçlamak ve zan altında bırakmak için 1913-1916 yılları arasında ABD Büyükelçisi olarak İstanbul`da görev yapmış Henry Morgenthau`nun dönüşünde ünlü bir gazeteciye bugünün parası ile 1.5 Milyon Dolar verip yazdırdığı ``Büyükelçi`nin Hikayesi´´ adlı yalan dolanla dolu kitap, günümüzün Ermeni iddialarının temelini oluşturmakta. Görevi boyunca Pendik`ten öteye Anadolu`ya gitmemiş olan Morgenthau, Ermeni Tehciri konusunda açıkçası duyuma dayalı ahkamlar kesmiş. Kitabın içinde bir tane olsun resmi belge bile yok ama gelin görün ki Ermeniler tüm iddialarını bu kitaba ve yıllar sonra ``İngiliz İstihbaratı`nın verdiği para ve baskısı ile yazdım´´ diye günah çıkaran ve itirafta bulunan İngiliz tarihçi Arnold Toynbee`nin ``Mavi Kitap´´ına dayandırmakta. İşte istihbarat ve casusluk, yanıltmak ve yalana dayalı gündem oluşturmak böyle bir şey, aynen 17-25 Aralık Gezi olayları gibi.

Asıl önemlisi, İngiltere, Fransa ve ABD`nin neredeyse bir asır evvel kurmayı ve hayata geçirmeyi planladıkları, Sevr Anlaşması haritasında da Ermeni bölgesinin güneyi ile İngiliz bölgesinin kuzeyi arasına yerleştirdikleri Kürt Bölgesi`nin, veya namı-diğer ``Büyük Kürdistan´´ın Türkiye, Rusya, İran ve Irak`ın ortak hareketi ile kurulamayacak olmasının hezeyanı.

ABD, Türkiye`siz Ortadoğu`da ve Yakın Doğu`da başarılı olamayacağının bilincinde. Artık ``Vererek almayı öğrenmesi´´nin zamanının geldiğini iyice anlamış bulunmakta. Türkiye`ye gerçek olarak ve aynı değerde bir kazanım sağlamadan, Türkiye`den hiçbir şey alamayacağını bilincinde. Vize sorunu, ABD Devlet Sekreteri (Dışişleri Bakanı) Rex Tillerson`un veya Bakan Yardımcılarından Tony Blinken`in ya da Heather Higginbottom`un başını yiyecek ve kısa bir zaman sonra da eskisinden daha iyi koşullarla yürürlüğe girecek. Bana göre kellesi alınacak kişi Tillerson.

Prof. Dr. Ata ATUN
KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı
e-mail: ata.atun@atun.com veya ata.atun@gmail.com
http://www.ataatun.org
Facebook: AtaAtun1



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.