Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1811
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8351
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2005 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (138) | Dış Politika (1577) | Ekonomi (185) | Eğitim (72) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (43) | Adalet (64) | Milli Kültür (270) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (601) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (867) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (452) | Türk Dünyası (715) | Şiir (47) | Sağlık (102) | Diğer (2961) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (4)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (14)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (144)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (189)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (48)
Dış politika ile ilgili diğer konular (1173)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Mehmet KOÇAK - (Ziyaretci) 7.11.2019 11:07:06

ABD ile aşılamayan güven bunalımı ve sebepleri


ABD ile aşılamayan güven bunalımı ve sebepleri



Türkiye ile ABD ilişkileri, karşılıklı çıkarlar açısından her iki ülke için çok önemlidir.
Aslında her iki ülkenin küresel ve bölgesel konularda, stratejik ve askeri alanlarda önemli oranda birbirlerine ihtiyaç duyduğu açıktır.
Her iki ülkenin tüm dış politika konuları ve hatta iç siyasetin ritmi, bu ilişkiden önemli ölçüde etkilenmekte olduğu son yıllarda yaşanan siyasi gelişmelerden de anlaşılmaktadır.
Ancak, müttefik olmak veya stratejik ortaklar olmanın ve stratejik işbirliği içinde bulunmanın, her zaman ve de her konuda aynı görüşlere sahip olunduğu anlamına gelmediği gerçeği, ilişkilerin genel seyrine bakıldığında görülmüştür.
Fakat müttefik olmak veya geçmişten gelen ekonomik, siyasi ve stratejik ilişkiler sonucu kurulan bağlar ile çok yönlü işbirliğinin devamı çok önemli olduğu kadar da bir zorunluluktur.
Türkiye-ABD ilişkilerinde Türkiye, her zaman müttefiklik hukukuna saygı çerçevesinde sorumluluklarını yerine getiren ve her seferinde uzlaşmaya yaklaşan taraf olmuştur.
Ancak, ABD için aynı cümleleri kurmak mümkün değildir.
ABD, elindeki ekonomik ve askeri üstünlüğü müttefiki olan Türkiye`ye karşı kullanmakta ve tek taraflı kararlara onu mecbur tutmaktadır.
Kendi kurduğu oyunlarda Türkiye`nin kendi politik çıkarlarına hizmet edecek rolleri üstlenmesini şart koşuyor.
Türkiye, kendi çıkarlarını koruma adına yaptığı itirazlar karşısında ise ABD`nin ekonomik ve askeri konulardaki yaptırımlarına maruz kaldı, kalıyor.
Bunun bilinen kadar gizli kalan sebepleri var.
En önemli sebeplerden biri; ABD`nin tek taraflı kararları ve o kararlara uyma konusunda Türkiye`ye uyguladığı yaptırımlar, tehdit ve siyasi baskılardan kaynaklanan sorunlardır.
KRİZLER VE RESTLEŞMELER
Türk-ABD ilişkilerinde yakın tarihte yaşanan olumsuz gelişmelerin, zaman zaman krizlere hatta restleşmelere dönüştüğüne şahit oluyoruz.
Bilhassa 1960`ların ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan ve gittikçe yoğunluğunu artıran gerginlikler dikkat çekmektedir.
ABD`nin 36`ncı Başkanı Lyndon B. Johnson, 5 Haziran 1964`te dönemin Başbakanı İsmet İnönü`ye ilettiği mektup ve İsmet İnönü`nün ise ``Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de o dünyada yerini alır´´ şeklindeki cevabı o restleşmenin ilk örneğidir.
O günden bu güne Türk -ABD ilişkilerinde inişli-çıkışlı dönemler yaşandı yaşanıyor.
Dün olduğu gibi bugün de benzer tehditler ve baskılar yüzünden ABD ile ilişkilerimiz zor bir süreçten geçmektedir.
Çünkü ABD, verdiği sözleri tutmadığı gibi imzaladığı mutabakat şartlarını da yerine getirmemektedir.
Hukuk ve kural tanımaz bir tavır içinde gücünü ispatlama adına bir intikam tavrı içinde hareket ederek müttefiki Türkiye`yi cezalandırmanın peşindedir.
Ekonomik ve askeri gücün sağladığı imkânlar üzerinden bir üstünlük kompleksiyle Türkiye`yi baskı altına alma tavır ve davranışları, ahlaki olmadığı gibi devletler hukukuna da aykırı bir davranış biçimidir.
Kısa bir zaman önce ABD Temsilciler Meclisi, 1915 Olayları`nı hiçbir hukuki dayanağı olmadığı halde &8216;Ermeni Soykırımı` olarak onayladı ve devamında ise Barış Pınarı Harekâtı dolayısıyla öngördükleri yaptırımları kapsayan tasarıyı hiçbir hukuki bağlayıcılığı olmadığı halde kabul etmesi bu düşmanca tutumun devam ettiğinin örnekleridir.
Ayrıca, ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye`yi hedef alan iki tasarıyı kabul ederek ikili ilişkileri zor bir sürece sürüklemiş oldu.
Bu kararlar ile yeniden başlatılan karşı tavır, NATO çatısı altında sürdürülen müttefiklik ilişkilerimizin ruhuyla bağdaşmadığı gibi, ABD`nin Türkiye ile 17 Ekim tarihinde imzaladığı mutabakata da aykırıdır.
Hukuk dışı olan bu düşmanca kararlarla aslında ABD, güvenilir bir müttefik olmadığı gerçeğini bir kere daha göstermiştir.
Ülkemiz ile ABD arasında bu krizler ve restleşmeler ne ilktir ne de son olacaktır.
Çünkü Sovyetler Birliği`nin dağılması sonrası değişen dünya dengeleri içinde Türkiye daha aktif bir dünya gücü olarak yeni uluslararası sisteme katılma süreci içinde bulunmaktadır.
Türkiye`nin bağımlılıktan kurtaran ve kendi başına kararlar alabilen ve de aldığı kararları ise uygulayabilme potansiyeline sahip olması, ABD ve AB`nin başını çektiği emperyalist devlet ve güç odakları tarafından hazmedilemiyor.
Bu hazımsızlık devam ettikçe, Türkiye`ye yönelik operasyonlar bitmeyeceği gerçeğinden hareketle ülke olarak tedbirlerimizi almalıyız.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.