Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1722
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7427
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1988 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (126) | Dış Politika (1293) | Ekonomi (144) | Eğitim (61) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (35) | Adalet (62) | Milli Kültür (225) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (504) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (802) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (369) | Türk Dünyası (642) | Şiir (44) | Sağlık (90) | Diğer (2773) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (4)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (14)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (130)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (135)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (41)
Dış politika ile ilgili diğer konular (964)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Ömer ÖZKAYA - (Ziyaretci) 15.5.2018 20:40:50

Artık stratejik çıkarlar var

Artık stratejik çıkarlar var
Yeni uluslararası ilişkiler rejiminin İlk önemli kurbanı stratejik ortaklık ve müttefiklik oldu. Artık sadece stratejik çıkarlarını dikkate alan bir uluslararası ilişkiler branşı gelişiyor. Stratejik müttefiklik ve ortaklık neredeyse anlık ve çok taktik bir düzeye indirgenmiştir. Artık ``biz müttefikiz, stratejik ortağız, biz dostuz´´ gibi açıklamaların içi tümü ile boşalmıştır. Bu yeni durumu bundan böyle Sürekli gözlemleyebileceğiz.
Zaten uzun süredir ``ülkelerin ebedi dostları ve düşmanları yoktur, ebedi çıkarları vardır´´ düsturu televizyon ekranlarında sürekli vurgulanır olmuştu. Bunun bugün artık değişmez gerçekliğe dönüşmesinin ciddi sonuçları olacaktır.
Özellikle İslami Asya coğrafyası; kullanılıp atılan etnik, dini ve feodal toplulukların hikayeleri ile doludur. Buna rağmen bu topluluklar yine kullanıma hazır olduklarını sürekli beyan etmeyi ve hatta gönüllü kölelik yapmayı bir nevi ``saygın bir statü´´ bibi görmeye devam etmektedir. Bu husus gerçekten de ciddi sosyolojik ve psikolojik araştırmaların konusudur. Ne yazık ki bu konuda bu coğrafyanın mukimlerinin ciddi tetkikleri yoktur. Ezikliğini ve köleliğin ``ben x`in kölesiyim´´ statüsüne yükseltebilen bir zihniyetin mercek altına alınması da kaçınılmazdır.
Mafios etnik unsurların kullanışlılığı tarihsel bir gerçektir. Bu da tarih biliminin bu coğrafyada bilimden çok masal gibi algılanmasını sağlamamaktadır. Bu coğrafyaya özgü mertlik, haysiyetlilik, şeref sahibi, onurlu ve minnet etmeme kavramlarını ortadan kaldırıp, harici unsurların gönüllü birer köleliliğine dönüşmeyi paye almak olarak görebilme yeteneğine dönüştürme, Batı`nın olağanüstü antropolojik zaferi olarak görülmelidir.
Güç kavramının bu kadar yozlaştırdığı coğrafyamıza kadim zamanlardaki ağırlığını tekrar kazandıracak en büyük değer, adaletin katıksız tecellisini sağlamak İdi. Ne yazık ki İslami Asya`nın ilk kaybettiği kavram ``hak´´ olmuştur. Hakkını bilmemek ve hakkı olmayanı istemek, adalet duygusunu yok etmiştir. İsmail Hami Danişmend`in ``Eski Türklerin Seciye ve Ahlakı´´ kitabı da artık demode olmuş değerler listesine dönüşmüştür.
Bu coğrafyanın kaderini değiştirecek olan yegâne ilke, adalet kavramıdır. Vicdan ve adalet korelasyonunun bozulduğu her topluluk ve ülkeyi bekleyen tehlike, köleliği üstün bir statü olarak gören zihinsel arızadır. Adalet varsa vicdanlar dile gelir. O sebeple önce adalet sistemimizi işgal ettiler. Adalet sisteminin bozulduğu her ülke sonuçta ilahi adaletin tecelli edeceği bir arenaya dönüşür.
Hollywood filmlerinde birden zuhur eden dev varlıkların şehirleri yerle yeksan etmeleri, orduları ve gelişmiş silahları saf dışı etmeleri, ilahi adaletin tecellisini talep etmeyi sembolize etmektedir. Bu bağlamda artık stratejik ortaklık ve müttefiklik gibi kavramların boş bir cümleye dönüşmesi gerçeğini kabul etmek de bir adalettir. Bu adaleti algıladığımız noktada kendimize zulüm etmemek gerekir.
Yeni İslami Asya ve yeni uluslararası ilişkiler rejiminin ilk kaidesi, dün, tüm kavram ve kriterleri ile yok olmuştur. Bugün ve yarın, kendi kavram ve kriterlerini oluşturacaktır. Yolumuzu, oluşan/oluşacak olan bu yeni kavram ve kriterler belirleyecektir.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.