Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1703
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7118
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 796 Bilgi Makalesi ve toplam 1984 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (124) | Dış Politika (1193) | Ekonomi (137) | Eğitim (60) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (32) | Adalet (61) | Milli Kültür (204) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (482) | Tarım (136) | Sanayi (11) | Serbest Meslek Mensupları (4) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (772) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (345) | Türk Dünyası (616) | Şiir (44) | Sağlık (80) | Diğer (2714) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (4)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (14)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (117)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (118)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (40)
Dış politika ile ilgili diğer konular (895)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Ömer ÖZKAYA - (Ziyaretci) 7.12.2017 12:13:36

Batı`daki fay hatları (2-3-4)

Batı`daki fay hatları (2)
Bir zamanlar ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan dünya üzerinde büyük bir güç olan İngiltere, diğer ülkelerden daha zengin, daha başarılı ve daha etkili olmak gibi, önceden kazanılmış bir hakka pek tabii ki sahip değildi. Bu nitelikleri, icatları, maceraperestliği ve girişimleri sayesinde edinmişti. Özellikle sömürgecilik ve yayılmacılık çabaları öncesinde ötekini tanıma çalışmalarına büyük önem verilmişti. Doğu milletlerinin etnik kökenleri, inançları, kültürleri ve tarihleri ile birlikte, toplumsal ahlak, karakter, karar alma süreçleri ve davranış kalıplarını anlamaya yönelik binlerce eser meydana getirilmişti. Türkiye`de de cumhuriyetin ilk kurucu kadroları Batı milletlerinin karakterleri üzerine çalışmış, Batı`nın tüm zihinsel kodlarını çözmüşlerdi ve bu sebeple de Batı bunlardan hoşlanmazdı. Batı medeniyetini doğuran şey, ana motor, ferdiyetçiliktir. Bu ferdiyetçilik aynı zamanda kendi aralarındaki savaş ve çöküşlerinin de sebebi olmuştur. 
Eski Avrupa`da tarımla uğraşan toplumlarda ilişkiler, daha samimi ve paylaşımcıydı. Zaten ferdiyetçi olan Avrupa toplumlarının toprakla irtibatının zayıflaması ve sanayileşme sonrasında insanların birbirleriyle ilişkilerinde de ``makinalaşma´´ belirginleşti. İstanbul, Kahire ya da İsfahan`daki ayakkabıcı el emeğiyle günde 3-5 çift ayakkabı ancak dikebilirken, Paris ya da Londra`daki atölyede günde 300-500 çift ayakkabı üretiliyordu. Artan hammadde ve dış pazar ihtiyacı Batı`yı daha da saldırganlaştırdı, tüketim kültürü yaygınlaştırıldı, moda icat edildi. 
Pazar ve hammadde alanlarına önce misyonerler gönderildi, işadamları peşlerinden gitti. Misyoner, ``dini propaganda yapan adam´´ sanılıyor, oysa onlar ekalliyetlerin (azınlıkların) yetenekli çocuklarının tespitiyle meşguldüler. Misyonerlik hiçbir zaman dini yayma amacında olmamıştır, tamamen istihbarat operasyonudur. Misyonerler gittikleri her ülkede ana unsur dışı etnik grupların içinden adamlar seçtiler, Batı`ya götürdüler, dil, ilim, beceri yüklediler, geri döndürdüler, yükselmelerini sağladılar, yeni bir elit sınıf oluşturmaya çalıştılar. Misyonerler bizde mükemmel keşifler yaptılar. ``Boğazdaki Aşiret´´ler böyle ortaya çıkarılmıştır. Türkiye`nin bugün karşılaştığı sıkıntıların bir sebebi de 1830`lardan itibaren Anadolu`dan Batı`ya götürülüp yetiştirilen işte bu sözde yeni elitlerdir. Bütün bunlara rağmen Türkiye`yi istedikleri kıvama bir türlü getiremediler. 
Çeşitli kaygı ve beklentilerle ekalliyetlerin tüm hareketlerini eğer hoş karşılarsanız o zaman ana unsurun da hatalarını görmezden gelmeniz gerekir ki bu da sizin otoritenizi zayıflatır, milletinizle aranızı açar. Medya ve sanat hareketlerini istihbaratlar doğal olarak kendi haline bırakmak istemezler. Ancak ekalliyetlerin (azınlıkların) arasından devletin rol model çıkarma çabaları eğer ana unsurun kabiliyetini geliştirmesini bastırıyorsa, Batı bunu da keyifle izleyecektir. 
Batı`nın her saldırdığına dört elle sarılıyor, saldırmanın bir oyun olabileceğini düşünmüyoruz. Eğer yeni milli refleksler geliştirmez isek işimiz giderek daha da zorlaşacaktır. 

Batı`daki Fay Hatları (3) 
Batı, demokrasiyi, hürriyeti, sosyal, kültürel tüm hakları çarpışa çarpışa elde etti. Batı`da kan dökülmeden elde edilmiş hiçbir hak yok. Batı kendi içindeki fay hatlarının farkında ve bunları kapatmaya çalışıyor. Bunların ne olduğunu yazıyor ve tartışıyorlar, biz tartışamıyoruz. Tarihlerini milim milim incelediler ve zaaflarını gördüler. Eski Yunan`dan Lidyalılar`a kadar tüm toplumların fay hatlarını da incelediler. Bu konuda yazılmış on binlerce eserleri var, biz bunlara hâkim değiliz. 
Bir toplumun içinde sorun varsa eninde sonunda tebarüz eder. Uzlaşmak lazım. İslam`da buna helalleşme deniyor. Kerhen de olabilir, gönüllü de. Batı, uzlaşmayı ciddi anlamda savaşarak elde etti. 
Biz kendi fay hatlarımızı bilmiyoruz, bunları Batılılardan öğrenmek durumundayız, çünkü onlar bunları çalıştılar ve biliyorlar. Dini ve etnik çeşitlilik bir hazinedir ama her an faciaya dönüşebilir. Avantaja dönüşmesi, sizin orkestra şefliği yapıp yapamayacağınıza bağlı. Önce ortaya bir nota demeti, bir beste, bir güfte koymanız lazım. Bütünü oluşturan tarafların bu besteyi çalmaya itirazı olmaması lazım. Bizim ortaya koyduğumuz besteye, dini, etnik, ideolojik vs. sebeplerle itirazlar var. Ayrıca biz de fay hattı üretmede mahiriz. Besteye itiraz varsa, farklılıkları orkestra olarak yönetemezsiniz. 
Batı ise ortaya bir beste koyuyor ve herkesten buna uymasını istiyor. Burada itiraz yok mu, var, ama bunlar zayıf sazlar, uyanlar güçlü sazlar. Dolayısıyla farklılıkların üzerini rahatlıkla örtebiliyorlar. Bu sebeple Doğu toplumlarında herkes saz çalar, orkestra kavramı gelişmemiştir. Farklılıkları örtüştürebilirseniz güç olursunuz. Selçuklu ve Osmanlı bunu başardıkları zaman küresel güç oldular. 
Batı`da çıkar noktasında sorunlar ve ciddi rekabetler var. Ezilen sınıflar ve işadamları hareketlerine bakarak bunu görmek mümkün. 
İran`da, Irak`ta, İslam ülkelerinde Allah`tan ki petrol bulundu da rahatlar, ya olmasaydı, ne yerlerdi? Batı için bir dünya laf söylüyoruz ama takdir etmek lazım ki çok çalışıyorlar, üretiyorlar, bilimsel altyapıya, veri tabanına sahipler. Biz kendi akademik personel ve bütçemizi, kendi sorunlarımızı çözecek bilimsel altyapıya dönüştüremiyor, kendi veri tabanımızı oluşturamıyoruz. 
Yabancıların kışkırtmalarına aldanan etnik unsurlarımız var, bunlar ``Dünyaya katkın ne, kendine katkın ne, insanlığa katkın ne, vatana katkın ne´´ sorusuna bir cevap veremiyorlar. Bir takım hülyalar peşindesin ama ürettiğin hiçbir şey yoksa -ki yok- senden ``alet´´ten başka ne olur ki? 
Batı üretebildiği için ``alet´´ olmuyor. Ekonomik bağımsızlığını, beceri bağımsızlığını, zihinsel bağımsızlığını kazanmış, üretebiliyor ve kendi hayatını kazanabiliyor. Bu sebeple de 18 yaşına gelmiş bir genç, rahatlıkla baba evini terk edip gidebiliyor, kendi hayatını kurabiliyor. 
Kitlelerinin çok çabuk provoke edilebilmeleri Doğu`nun temel sorunlarından biri. Batı da provoke edilebilir. Dünyada provoke edilemeyecek millet yoktur ama Doğu toplumlarını provoke etmek için bir birimlik enerji gerekirken Batı toplumlarını provoke etmek için 110 birimlik enerji gerekiyor. Yozlaşıyorlar ama yozlaşmalarına rağmen Batı toplumları hala güçlü.
 Batı`daki fay hatları (4)
Türkiye`nin güneydoğusundaki hadise baştan sona bir yerel iktidar mücadelesidir, ``Kürt´´le hiçbir alakası yoktur. Batı`dan alkış almak için bunu kimlik ya da etnik mücadeleye dönüştüremeyiz, dönüştürürsek, içinden çıkamayız. Yakın zamanlarda bizim yararımıza çok nefis bir şey oldu, Avrupa, Katalanlar`ın bağımsızlık referandumu için ``tanımıyoruz´´ dedi. Nasıl tanısınlar? Bunu tanıdıkları an İspanya 5-6 parçaya, Portekiz 2-3 parçaya, Fransa 3-4 parçaya, İngiltere 5 parçaya bölünebilir. 
Batı kendi içinde birlik sağlamaya çalışırken bizdeki ayrılıkçılara destek verdi. Bir tane aklı başında Kürt ya da diğer kardeşlerimizden biri çıkıp da, ``Yahu siz kendi aranızda federasyon olurken biz neden ayrılalım´´ diye sormadı. Bu gelişmemişliğimizden kaynaklanıyor. 
İskoçlar ayrılmak istiyor, ayrılabilirler ve geride İngiltere diye bir devlet kalmayabilir ya da çok küçük bir şey kalabilir ama kendilerini dünyanın dört bir yanına yaymışlar. 50`den fazla ülkede devlet gibi güçlü İngiliz diasporası var. Almanlar geçmişte 300`den fazla prenslikti, güçlü bir devlet kurdular. 
Avrupa Birliği deneyiminden ders almamız gerekirken, ``Avrupa Birliği dağılıyor, dağılsın´´ diye davul-zurna çalışıyoruz. Dağılması, bizim de aleyhimize&8230; Orası dağılırsa, biz de dağılırız. Dağılmaması için çaba harcayalım. Nitekim bizi dağıtmak için uğraşırken kendileri dağılma noktasına gelince inanılmaz bir birlik sergilediler ve dağılmayı önlediler. Avrupa`daki her akım bizi etkiler, bizdeki her akım da onları etkiler. Avrupa bunun bilincine vardı, mecburen daha da varacak. Bu sebeple Irak ve Suriye`nin toprak bütünlüğü yeniden konuşulmaya başlandı. Bu coğrafya bölündüğü an Avrupa da bölünür, bu, matematiksel bir denklem, tarihsel bir matematik, bu denklem her zaman çalışır. 
Geçmişte bu coğrafyada büyük bir birliğimiz vardı ama bir süre sonra Arnavutlar ve Araplar ayrı bayraklar taşımaya başladılar. Kardeş olduklarını söyleyen Müslüman kitleler bir arada durmazsa, Hıristiyan ve Yahudi`yi bir arada zaten tutamazsın. Müslüman, Müslümandan ayrılırken, Hıristiyan`a, Yahudi`ye ne diyebilirsin, ``gitme´´ diyebilir misin? Müslüman, Müslümana isyan ederken, Hıristiyan ve Yahudi`ye ``sen niye bize isyan ettin´´ diye hesap sorabilir misin? 
Batı`da ciddi fay hatları var ama bu fay hatlarının harekete geçmesi birçok parametrenin bir araya getirilmesini gerektiriyor. İspanya`nın en gelişmiş bölgesindeki Katalanlar diğer bölgelerden ayrılmak istedi, ``onların yükünü biz taşımayalım´´ dediler. Ama AB`nin lokomotifi Almanya, birlik içindeki bir sürü ülkenin yükünü taşıyor, taşımak zorunda. Çünkü taşımaz ise, birlik dağılır, birlik içindeki parçalı ülkeler dağılır, Almanya dağılır, Avrupa ufalanır, Berlin bunu biliyor. Bu bilinci Katalanlar`a taşıdılar, ``bağımsızlık ilan edemezsin, elinizdekini paylaşmak zorundasınız´´ dediler. 
Avrupa`nın dünya nüfusu içindeki payı sadece 13, mecburen kendilerini korumak zorundalar. 
Pazar günü devam edelim. 


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.