Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1832
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10192
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 756
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2053 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (154) | Dış Politika (2285) | Ekonomi (234) | Eğitim (91) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (63) | Adalet (71) | Milli Kültür (422) | Gençlik (27) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (847) | Tarım (147) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (19) | Din (542) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (13) | Milli Güvenlik (623) | Türk Dünyası (889) | Şiir (77) | Sağlık (185) | Diğer (3429) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (5)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (15)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (198)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (278)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (110)
Dış politika ile ilgili diğer konular (1674)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Ahmet Kılıçaslan AYTAR - (Ziyaretci) 4.04.2016 23:44:18

BİTMEZ TÜKENMEZ KARABAĞ SORUNU



BİTMEZ TÜKENMEZ KARABAĞ SORUNU




1994`teki ateşkesten bu yana Karabağ bölgesinde Azerbaycan ve Karabağ arasında en sert çatışmalar yaşandı.

İki ülke arasındaki mevcut krizin büyüyerek devam etmesi tüm bölgenin karışmasına yol açmasından endişelenildi.

Halbuki büyük krizlerin yaşandığı bölgenin öncelikli ihtiyacı huzur, güvenlik ve barıştır.






Dağlık Karabağ hukuken Azerbaycan sınırları içerisinde yer alıyor ama fiili olarak Ermeni ayrılıkçıların işgalinde bulunuyor.

Sorunun çözümüyle ilgili görüşmeler yıllardır devam ederken, hem iki ülkenin lideri barışa ulaşmak için yeterli çaba göstermemekle, hem de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı`nın ABD, Rusya ve Fransa`dan oluşturduğu 20 yıllık MİNSK Barış Grubu kifayetsiz kalmakla suçlanıyor.






Aslında Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunların temelinde büyük güçlerin Hazar Havzası için ürettiği stratejiler bulunuyor.

ABD`nin stratejisi; Büyük Enerji Güvenliği için Avrupa pazarlarına ulaşan enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, Avrupa ülkelerinin enerji alımının büyük bir kısmında Rusya`ya bağlı olmamasını sağlamak hedefidir.

Avrupa Birliğinin stratejisini hem Rusya`dan ihraç edilen yakıtın yüzde 50`sini almanın, hem de teknolojideki ilerlemesiyle enerji açısından kendine yetecek ve dünyaya enerji ihraç eden bir ülke olacak ABD`nin arkasını kollamak,

Rusya`nın stratejisini ise milliyetçi motivasyonu ve en büyük tehlikenin ekonomik zayıflıktan kaynaklandığı tesbitiyle enerjiyi ekonominin temel politikası ve dış politikanın belirleyeni haline getirmişliği oluşturuyor.






Rusya, Hazar Denizini benzeri olmayan bir iç deniz olarak kabul etmekte ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin Hazar`a uygulanamayacağını esas almaktadır.

Göl olarak kabul edilirse,ulusal sınırların belirlenmesinde Hazar`ın ya tamamen kıyıdaş ulusal sektörlere bölünmesi ya da ortak kullanımı gerekiyor.

Nitekim Hazar`ın hukuki statüsünün belirlenmesi için kıyıdaş ülkelerin bazılarının Hazar`ın dibinin bölünmesi sorununu çözdüğü, su yüzeyinin bölünmesi konusunda da mutabakatın sağlandığı bir konumda bulunuluyor...






Ama Hazar deniz olarak kabul edildiği taktirde Deniz Hukuku Sözleşmesi`ne göre her kıyıdaş devletin karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinin olması gerekiyor.

Üstelik Azerbaycan`ın ABD ve AB şirketleriyle petrol anlaşmaları yapmış olması, Hazar`ın statüsünün belirlenmesinde uluslararası hukukun yanında siyasi ve ekonomik unsurların devreye girmesi ve her kıyıdaş devlet ve ilişkide olduğu devletin farklı farklı hukuksal tezlerinin oluşmasına yol açıyor...

Rusya ve İran bu duruma tepki koyuyor.






ABD ve AB, özellikle Rusya`nın koyduğu tepkiye karşılık gerekirse NATO`nun mücadele etmesi gerektiği yönünde hemfikirdir.

NATO`nun doğuya doğru genişlemesiyle Baltık Denizi ile Karadeniz arasındaki bölgede ve Kafkasya`da çatışma alanı&8203; oluşmuştur.

Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye bu gelişmeden pay alıyor.






Rusya`nın kendi açısından en zorlu bölge olarak kabul ettiği Kafkasya politikasında enerji kaynakları açısından Azerbaycan`ı ön sıraya koyuyor.

Azerbaycan, Batı yanlısı bir politika izlemekte ama Rusya`ya da sırtını dönmemektedir.

Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle Ermenistan`la savaşan Azerbaycan, ülkesinde bir Rus üssü kurulmasına izin vermezken,

Azerbaycan`ın petrole dayalı yürüttüğü dış politikasında ABD`li petrol şirketlerinin yürüttüğü lobicilik faaliyetleri karşılığında ABD; Azerbaycan politikasında olumlu adımlar atıyor.






Ermenistan ise Rusya`nın Güney Kafkasya politikasının temel dayanağını oluşturmaktadır ama bulunduğu izolasyondan ve Rusya`ya olan zorunlu bağımlılıktan kurtulmaya da çok istemektedir.

Bu hevesle yakın zamanda Ermenistan`ın NATO üyeliği, hatta Batı ile entegrasyonunu arttırması pek mümkün görülmese de bir kısım Ermeni siyasetçinin bugüne kadar izlenen zorunlu Rusya temelli politikaların sakıncalarını dile getirmesine neden oluyor.






Rusya ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin genel olarak Ermenistan`ın Rusya ile dayanışma politikası çerçevesinde yürütülmesi yüzünden, Ermenistan`ın iki komşusu Türkiye ve Azerbaycan ile sorun yaşıyor.

ABD ve Rusya`nın sorunlara yaklaşımdaki farklı standartları, mesela Dağlık Karabağ ve işgal altındaki Azerbaycan toprakları sorununun çözümü ve Rusya`yı dengeleme misyonu Türkiye ve Azerbaycan`a verildiği için beklemeye kalıyor...






Ermenistan`ın Rusya bağlılığını kırmak üzere Türkiye-Ermenistan arasında imzalanan protokollerle gündeme gelen, Ermenistan`ın Dağlık Karabağ ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarını terk etmesi şartına bağlı olan Türkiye-Ermenistan yakınlaşması hedefi ise Ermenistan`ın 1915 olaylarıyla ilişkin söylemine tosluyor.

Bu noktada Türkiye`den tazminat ve toprak talebi baş ağrıtıyor...






İran ve Ermenistan ise siyasi ve ekonomik çıkarlarını korumak için dayanışmadadır.

İran Erivan`ı Karabağ meselesinde uzlaşmacı bir tutum takınmaya zorlamamış,Ermenistan`ı diplomatik ve ekonomik alanda dolaylı yoldan desteklemiştir.

İran Ermenistan`ın uluslararası pazarlara açılabildiği iki kapıdan biridir,ulaşım ve enerji alanında yürüttüğü projelerle darboğazda olan Ermenistan ekonomisine katkı sağlamaktadır...






Bu çerçevede bölgeden geçen boru hatları ve enerji koridorları da etnik ve toprak sorunlarıyla örtüşüyor, boru hatlarının yönü sorunların çözümünde oluşan bloklaşmalarla paralel şekilde gelişiyor.

Bu anlamda Güney Kafkasya`da Batı-Doğu (Bakü, Tiflis, Ankara-Washington) ve Kuzey-Güney (Moskova, Yerevan, Tahran) bloklaşmaları oluşmuştur.






Bir diğer husus Türkiye`de özellikle Ağrı,Iğdır ve Ardahan gibi doğu vilayetlerinde etnik huzursuzluk çıkaran, Kürt gençliğini silahlandıran ve benzeri etkinliklerini artıran PKK terör örgütüdür ki, bölgeyi karıştırma potansiyeli taşıyor...

PKK Ağrı-Iğdır-Ardahan üçgeninde saldırıları da geliştirerek Türkiye`nin Ermenistan ile sınır topraklarını kontrol altına almak ve bölgede yaşayan Azerbaycan kökenlileri göçe zorlamayı öngörüyor.

Ermenistan`ın PKK`nın bu faaliyetlerine destek verdiği, terör örgütünün bu bölgeyi tamamen kontrol altına alması halinde,Ermenistan`ın bu bölgeyi kendine merkez seçeceği ve faaliyetlerini genişleteceği de biliniyor...






Sonuçta Azerbaycan- Ermenistan arasındaki sorunların çözülmesi için daha çok fırın ekmek gerekiyor...




5.4.2016
















































Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar@gmail.com


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.