Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1695
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7012
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 796 Bilgi Makalesi ve toplam 1982 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (123) | Dış Politika (1147) | Ekonomi (135) | Eğitim (57) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (32) | Adalet (61) | Milli Kültür (198) | Gençlik (22) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (480) | Tarım (136) | Sanayi (11) | Serbest Meslek Mensupları (4) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (767) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (338) | Türk Dünyası (607) | Şiir (44) | Sağlık (79) | Diğer (2691) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (4)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (11)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (116)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (106)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (40)
Dış politika ile ilgili diğer konular (865)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Ahmet Kılıçaslan Aytar - (Ziyaretci) 10.08.2017 21:05:49

KUZEY KORE KISSASI

KUZEY KORE KISSASI


Kuzey Kore`nin kıtalararası füze testleri, Pyongyang`ın bir nükleer saldırı halinde ABD`yi tehdit edecek düzeyde olduğunu gösterdi.
K. Kore nükleer silahlarını minyatürize etmiş, kıtalararası balistik füzelere sığacak kadar küçük bir nükleer başlık imal etmek noktasındadır.
K. Kore`nin geliştirdiği balistik füzeler ve nükleer programı ile yakın gelecekte Asya-Pasifik bölgesi için sorun olacağı düşünülüyor.
Başkan Trump yönetimi, K.Kore`nin "yıkıcı yol"unu sürdürmesine izin verilmeyeceğini taahhüt ediyor ancak Pyongyang`ı durdurmak için yeni politikalar önermiyor.


BM Güvenlik Konseyi, K.Kore`ye toplam üç milyar dolarlık yıllık ihracat gelirlerini yaklaşık üçte bir azaltacak yeni yaptırımlar paketini onaylamış;
K.Kore`nin kömür, demir, demir cevheri, kurşun, kurşun cevheri ve deniz ürünlerinin dış satımını,
Yurt dışında çalışan K.Koreli sayısının arttırılmasını,
K.Kore ile yeni ortak girişimler ve mevcut ortak girişimlere yeni yatırımlar yapılmasını yasaklamıştır.


Coğrafi nedenlerle Kuzey Kore`nin en öndeki ticaret ortağı ve dünyanın en büyük ihracaat ekonomisi olan Çin, bu tedbirlerin bir çoğunu ödeyecektir.
Yine de Dışişleri Bakanı W.Yi " Çin, bölgesel barış ve istikrarı korumak için daha önce olduğu gibi ilgili kararın tüm içeriğini tam ve kesin olarak uygulayacaktır" diyor.


1960`larda ABD, Maoist Çin`in nükleer santrale dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya kalmıştı.
Ulusal İstihbarat Servisi (NIE) "Çin`in kibirli güveni, devrimci vizyonu onu yanlış hedeflere sürükleyebilir. Komünist Çin nükleer silah yeteneği elde ederse çok tehlikeli olur" benzeri raporlar veriyordu. 
Beyaz Saray askeri seçenekleri ciddi olarak düşünüyor ama bir komünist devletin nükleer kontrollerin arkasında olup olmadığını da araştırıyordu.
Kennedy  ve Johnson yönetimleri, Çin`in nükleer cephaneliğinin Doğu Asya`daki temel dengeyi değiştiremeyeceğine karar verdiler.
Nükleer Çin küresel devrimci ideallerini savunmaya ve ABD`ye karşı Kuzey Vietnam`a askeri yardım sağlamaya devam etti.
ABD ise nükleer silahlarla ilgili Çin söylemini tedricen hafifletti...


"Devrimci öfke" bir yana, bugün de aynı değerlendirme  dünyanın en çok izole edilen rejimlerinden biri olan,
Kamuoyuna açık bir nükleer doktrini olmayan  Kuzey Kore hakkında yapılıyor.
Düzenli olarak ABD`ye karşı diplomatik saldırılarda bulunan, Güney Kore`yi  sürekli nükleer tehdit altında tutan istisnai bir obtürasyonlu despotizm vakası olan Kuzey Kore lideri Kim Jong Un bu değerlendirmeden geçiyor.


1960`larda Çin, nükleer savaşın tehlikesini reddediyor ve ABD emperyalizmine ve Sovyet revizyonizmine karşı  zafer kazanacağını vurguluyordu.
NIE` ye göre Çin doğruda doğruya bir haydut devletti.
1964`teki ilk nükleer denemesinden sonra üç noktayı vurguladı; Süper güç tekelini kırmak : İlk kullanan olmamak: Küresel silahsızlandırmayı sağlamak.
Aslında Çin`in savaş söylemleri, nükleer kabiliyetteki ABD ile arasındaki büyük güç farklılığını telafi etmeye yönelik stratejik bir blöfdü.


Bugün kıtalararası füze testleri yapan K.Kore, aynı üç noktayı vurguluyor.
Devlet basını, K.Kore liderliğini "güçlü bir nükleer enerji devleti" ya da "dünyanın herhangi bir yerine saldırı yapabilecek güçlü kıtalararası balistik füzeler sahibi" olarak kutsuyor.
Halbuki  K.Kore`nin ikinci bir saldırıda bulunamayacak kadar küçük bir nükleer cephaneliği vardır.
Bölgedeki askeri güç dengesini de asla kendi başına değiştiremeyecektir.
K.Kore`den duyulan kılıç şıkırtıları, rejimin geleceğe yönelik zayıflığını örtbas etmeye yönelik bir gösteriden ileri gitmiyor...


Ancak bu noktada ABD tek süper güç olduğunu fakat seçkinleri ve medyasının sığ görüşlü olduğunun altı çizilmelidir.
Onlar evrensel değerler olarak anladıkları Amerikan çıkarlarına tüm dünyanın hizmet etmesini istiyorlar.


Ama işte K. Kore; ABD- Güney Kore ittifakını bir tehdit olarak görüyor, o yüzden nükleer ve füze teknolojisi geliştirmeye çalışıyor.
Washington ve Seul çekirdek çıkarlar olarak güvenliği esas alıyor.
Bu durumda da Pyongyang; ABD-Güney Kore ittifakına karşı savunmasız kalıyor...


Bu yüzden ABD ile K.Kore arasındaki düşmanlık çözülemezse, K. Kore`nin nükleer silah sahibi olmaya ve ABD topraklarına ulaşabilecek kıtalararası balistik füzeleri geliştirme nedenleri sona ermeyecektir...
Dış yaptırımlar, K.Kore`nin nükleer silahlar ve füzeler geliştirmesini sadece geciktirebilecek fakat Pyongyang`ın nükleer silah sahibi olmaktan men edemeyecektir.
Bu durumda Amerikalıların böyle basit ve test edilmiş bir konu hakkında neden sessiz kaldıkları anlaşılır değildir... 


Ama ABD, Kuzey Kore ile olan sorunlarını çözemediğinde Çin`den yardım istiyor.
6 Nisan`da Florida`da, ABD Başkanı D.Trump ve Çin Cumhurbaşkanı Xi Jimping görüşmesinde;
ABD`nin ana karasın&8203;ı tehdit eden kıtalararası balistik füze teknolojisi ile silahlanmış nükleer K.Kore&8203;`nin;
&8203;Hem Washington için ulusal bir güvenlik meselesi&8203; olduğu,
&8203;Hem de kararlı bir nükleer komşunun ortaya çıkış&8203;ıyla Kore Yarımadası`nı sürekli olarak&8203; d&8203;estekl&8203;eyen Çin&8203;`&8203;&8203;e de tehdit oluştu&8203;rduğu,
Bu yüzden K.Kore`nin son aşamasında olduğu nükleer füze teknolojisine&8203;&8203; ya da yeraltı nükleer denemesinin önüne geçmek konusunda bir uzlaşma sağlanmıştır.


&8203;&8203;Buna göre Trump ve Xi, güvenlik çıkarlarını&8203; &8203;bir koalisyon oluşturacak şekilde değiştir&8203;ecek ve K.Kore`nin nükleer silah geliştirme programını önlemek için birlikte çalış&8203;acaktır.&8203;
&8203;Ortaya çıkan Çin-ABD koalisyonu amaca özel ve belli bir sonucu almaya yönelik bir taktiktir.
D.Trump&8203;,"&8203; "Çin K.Kore`nin ekonomik can suyudur. Kolay olmayacağını bilsek de K. Kore sorununu çözmek isterlerse çözeceklerdir&8203;" diyor. 
Bu düşünceyle Çin`e, K.Kore`ye karşı harekete geçmesi için neredeyse baskı yapıyor.


Ama ABD; K.Kore`nin askeri tehdit altında olduğu zaman güney komşusuna saldırmasından daha doğal ne olacağını düşünmüyor...
Bu yüzden Amerikalılar daha geniş  görüş ve akılcı bir düşünce biçimini yeniden şekillendirmelidirler.
Ancak bu takdirde ABD her türlü zorlukla daha etkili bir şekilde baş edebilecektir... 


Aksi taktirde, K. Kore ve İran`ın  bu hafta bir dizi yeni askeri anlaşma imzaladığını fark eden herkesin, dünya barışının tehlikede  olduğunu anladıkları bir durum yaşanır.   
Kim rejiminin 2. numarası Meclis Başkanı Kim Yong Nam, 7 Ağustos`ta on günlük Tahran ziyaretini sona erdirdiğinde,
Ülkesine; K.Kore askerleri, İran`ın nükleer ve füze program başkanları ve Devrim Muhafızları`nın liderlerinin ortak çalışmalarıyla,
İran mühendis ve bilimcilerinin K. Kore uzmanlarıyla birlikte çalışması ve bu ortaklığa  İran`ın milyarlarca dolarlık yatırımda bulunacağı anlaşmasıyla dönmüştür... 


Anlaşma Ortadoğu`yu ateşlemiş gibidir...
Neyse ki, Türkiye hükümetinin dünkü Bakanlar Kurulu toplantısına,
İmam Başkomutan ve 15 Temmuz`un 3. kişisi H.Akar`ın " Asker, ilk hedefiniz İdlip`tir, İleri " komutunu vermeyi şimdilik askıya aldıkları bilgisi ulaşmıştır... 

11. 8. 2017 









Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar@gmail.com


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.