Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1815
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8465
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 754
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (138) | Dış Politika (1625) | Ekonomi (189) | Eğitim (73) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (44) | Adalet (64) | Milli Kültür (274) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (610) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (876) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (460) | Türk Dünyası (720) | Şiir (48) | Sağlık (106) | Diğer (2981) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (4)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (14)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (147)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (191)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (48)
Dış politika ile ilgili diğer konular (1216)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Ali Sait AKIN - (Ziyaretci) 11.1.2020 19:45:01

LİBYA GELİŞMELERİ, TARAFLAR ve DURUM

LİBYA GELİŞMELERİ, TARAFLAR ve DURUM 01.01.2020


-Libya`daki çatışmaların iç savaş olarak görülmesi ile Hafter karşıtlarının İhvancı veya İşidci olarak nitelenmesi doğru değildir.

Zira, taraflar BM öncülüğünde yapılan görüşmeler sonucunda, Aralık 2015`de anlaşmaya vararak Ulusal Uyum Hükümetini (GNA) kurdular. Bu amaçla her iki taraf da taviz verdi. Trablus`da "islamcı" olarak nitelenen yönetim bu anlaşmaya uygun olarak varlığına son vermiş ve yeni kurulan, uluslararası meşruiyeti bulunan bu hükümete tabi olmuştur.

General Hafter güdümünde doğudaki ayrılıkçı yönetim ise, anlaşmayı imzalamış olmasına rağmen uygulamamıştır.

Özetle, İslamcılar iktidarı devrettikten ve anlaşmayla ulusal uzlaşı hükümeti kurulduktan sonra savaşa devam etmek gerçek niyetin farklı olduğuna işaret eder; karşı tarafı "İhvancı" veya "İşidci" nitelendirmeyi esastan yoksun kılar ve kara propagandaya varır.

Uzlasi sonrasi kurulan Hukumetin baskani (bugunku mesru Trablus Yonetimi) Sarrac, Hafter`in yaninda ve denetiminde Tobruk`da faaliyet gosteren Meclisin bir uyesiydi. Dolayisiyla, BM uyum anlasmasiyla Hafter karsiti Bati Libya gucleri, Hafter parlamentosunda aktif olarak calisan bir vekile iktidari devretmek gibi onemli bir taviz vermislerdir.

-Çatışmanın öncesi, Hafter ve dış destek:

2011 sonunda Kaddafi devrildikten sonra Libya halkının genelinin amacının demokrasi ve hürriyeti esas alan bir rejim kurmak olduğu söylenebilir. Nitekim, 2011 yılında yapılan ilk özgür seçimlerde favori olarak gösterilen İhvancılar beklenen başarıyı gösterememiş ve koalisyon hükümeti kurulmuştur.

Koslisyon idaresinin yetersizlikleri, silahlı grupların faaliyetleri ve dış müdahaleler sonucu işler kısa sürede çığırından çıkmış; hükümet ve meşru makamlar güç ve itibar kaybetmiş, aşırılar güçlenmiştir. Bu ortamda aşırı dinciler de, ozellikle Bingazide, eski rejimin uzantıları ile siyasi rakiplerini suikastlerle yok etmeye yönelmişlerdir.

General Hafter, aşırı dincilerin içeride ve dışarıdaki bu yıkıcı silahlı eylemlerine karşı duyulan nefret ve endişe sayesinde 2014 yılı Şubat ayında Libya`yı toparlamak ve teröristlerden (İslamcılar) temizlemek iddiasıyla Bingazi`de devlete el koydugunu (darbe) ilan ederek sahneye cikmistir. Başlangıçta, Kaddafi döneminde etkili, itibarlı ve çıkar sahibi olan subay ve elitler ile İhvan karşıtı halkın genel desteğini almıştır. Bunlara, ulkedeki catisma ve guvensizlik ortamindan bikan halk da katilmistir. Bilahare, devrimi esas olarak kendilerinin yaptığını düşünen ancak savaş sonrası iktidar kurumlarının Bingazi`den Trablus`a taşınmasıyla burukluk yaşayan doğu bölgesinin güçlenen tarihsel bölgecilik eğilimini de arkasına almıştır. Ancak, son tahlilde, Kaddafi`yi düşüren devrimcileri değil; eski rejimcileri, devrimle dislandiklarini dusunen col kabilelerini (Bedeviler) ve İhvan karşıtlarını temsil ettiği söylenebilir.

Bu arada, 2014 yazinda Libyada 2.genel secimler yapilmistir. Siyasi parti olarak katilimin yasak oldugu, 15 ila 18 arasi gibi cok dusuk bir halk katiliminin oldugu bu secimlerden ulusalcilar ve Ihvan karsitlari guclenerek cikmislardir. Ancak, yeni secilen ve Hafter`in gudumune giren milletvekilleri baskent Trablus`da toplanmak yerine Hafter`in kontrolundeki Tobruk`a gitmislerdir. Bilahare Hafter`i destekleyen hukumet uyeleri de doguya gitmis ve Libya`da iki basli (2 meclis, 2 hukumet) yonetim donemi baslamistir. Bu durum Aralik 2015`deki BM Ulusal Uyum Hukumeti ankasmasina kadar devam etmistir. Bu donemde uluslararasi kamuyou ve aktorler Libya`nin mesru yonetimi olarak dogudaki yapiyi gormusler, Hafterciler de uluslararasi camianin kendilerine bahsettigi bu mesruiyeti hep dile getirmislerdir. Ancak, ayni uluslararasi camia, BM uyum anlasmasi sonucu mesruiyeti Trablusda yeni kurulan uzlasi hukumetine verince bunu kabule yanasmamislardir.

Hafter`in dışarıdan aldığı askeri destek devasadır. Bu dış destek olmasa Libya`da varlık gösteremez ve ilerleyemez. En önemli dış desteği, Mısır`da 2013 yılında bir darbeyle iktidara gelen ve dikta rejimi kuran General Sisi olmuştur. Hafter`in Sisi`yi örnek aldığı ve aynı rejimi Libya`da kurmak istediği genel kabul görmektedir. General Sisi ve General Hafter`in söylem (ihvan düşmanlığı) ve eylemlerinin (darbe ve askeri güç kullanma) benzer olduğu görülmektedir.

Bilahare, Misira, BAE ile SA da katılmıştır. BAE ve SA`nın desteği, İslam veya Arap dünyasında egemenliğin halka geçmesi ile kendileri gibi petrol zengini bir Arap ülkesinde kurulacak demokrasi ve hürriyet rejiminin başarılı olmasını kendi saltanat idarelerine karşı tehlikeli görmelerindendir.

Dış askeri desteği organize ve finanse eden BAE`dir. Bu amaçla muazzam bir fon oluşturmuştur ve dünya piyasasından hertürlü silahı alıp göndermektedir. Hafter güçlerinin son Trablus saldırısının başında (Nisan 2019) Tajura`da uğradığı bozgunda ele geçen ABD ve Fransa silah, bomba ve füzeleri şaskinliga yol açmıstir. Son teknoloji urunu ABD silahlarini, BAE`nin, ABD`den başka amaç göstererek temin ettiği belirlenmistir. BAE`nin Çin`den de gelişmiş silahli veye silahsız hava araçları alıp Libya`ya aktardığı ortaya çıkmıştır. BAE savaş uçakları birçok kez Libya`da Hafter karşıtlarını ve yerleşim yerlerini bombalamistir.

General Hafter`in ABD bağlantısı da dikkat çekmektedir. General Hafter Kaddafi`nin üstdüzey komutanlarındandı. Ancak fiyaskoyla sonuçlanan, yuzlerce askeriyle birlikte esir düştüğü ve savaş suçlarıyla suçlandığı başarısız Çad işgal girişiminden (1987) sonra Kaddafi`nin hışmından korkarak ABD`ye kaçmıştır. ABD`de 20 yıl sürgün kalmış, Kaddafi `ye karşı ayaklanma başladıktan sonra 2011 yılında Libya`ya dönmüş ve Kaddafi`ye karşı savaşa katılmıştır. ABD`de bulunduğu bu uzun sürede CIA`yle irtibat ve işbirliği halinde olduğuna dair yayınlar bulunmaktadır.

Hafter`ın dış desteği bağlamında Fransa da kaydedilmelidir. Devrimin başında Bingazi`ye yönelik Kaddafi tank saldırısını savaş uçaklarıyla vurarak durduran, dolayısıyla Libya`da itibarı ve ağırlığı bulunan Fransa, devrim sonrası İslamcıların güçlenmesi, kendisi yerine Türkiye`nin nufüzünün artmasından rahatsız olmuştur. Ayrıca, İşid barbarlığı sonrasında, diğer Batılı ülkeler gibi topyekün İslamcılara tavır almış, onları terörle özdeşleştirmiş ve bunlara karşı değişik coğrafyalarda askeri müdahalelere başlamıştır. Fransa , yukarida deginilen silah sevkiyatinin yanisira,Libya`daki bazı çatışmalarda Hafter`e hava desteği vererek karşı taraf mevzilerini bombalamıştır. Fransa`nın Hafter saflarında sahada danışmanlık yapan bazı askeri personeli de olduğu bildirilmektedir.

Hafter`in, 2019 Nisan ayinda, BM`nin ulusal uzlasi ve secimler icin caba sarfettigi ve BM Genel Sekreterinin bu amacla Trablus`da bulundugu sirada, Trablus`a saldiri baslatmasinin kinanmasi amaciyla, BM Guvenlik Konseyi ile AB Baskanlik Konseyi aciklamalarini ABD ve Fransa`nin engellemesi hayli manidardir.Ayrica, Hafter Trablus saldirisini baslattiginda, ABD Baskani Trump telefonla arayarak, kinamak yerine terore karsi isbirligi yani onama mesaji vermistir.

Hafter`in, ahiren, kara gücü zayıflığını gidermek üzere, Sudan ve Rusya`dan muharip paralı asker getirme yoluna gittiği görülmektedir. Bu kapsamda, Sudan`dan Darfur`da iç savaşta aşırılıklarıyla tanınan özel kuvvetlerden 3000 asker ile Rusya`dan iclerinde keskin nisancilarin bulundugu cok sayida lejyoner özel savaşçı kiraladığı ortaya çıkmıştır.

Özetlersek, Hafter`e olan ABD ve Fransa desteği terör veya İşidle mücadele; BAE, SA desteği saltanat rejiminin güvenceye alınması; Mısır desteği ise İhvan`a geçit verilmemesi bağlamında görülebilir.

-Hafter`in iç ve dış siyasası ile askeri operasyonları:

General Hafter içeride de dışarıda da esasen aynı endişeyi, İhvan ve terörizm, kullanmakta; bunları abartarak, başkalaştırarak veya genelleştirerek etkili olmaktadır. İslami eğilimleri olmakla beraber demokrasiye bağlılıkları bilenenler dahil tum karsitlarini ayirimsiz terör ve ihvanla kategorize etmesi dikkat çekmektedir.

İşid`in Suriye ve İrak`daki vahşi eylemlerine karşı oluşan keskin kamuoyu dışarıda elini hayli güçlendirmektedir. ABD Büyükelçisinin 2012 yılında Bingazi`de dinci teröristlerin baskınında öldürülmesinin yarattığı tepki de işine gelmiştir.

Hafter karşısındakileri aşırıcılık ve terörizmle suçlarken kendisi dunyada İslami kökdendinciliği ve aşırılığı başlatan Selefilerle (Vahhabi gruplar) tam işbirliği yapmaktadır. Hafter saflarında yeralan çok sayıda savaşçı Selefi bulunmaktadır.

Hafter`in Trablus tarafiyla gorusmelerinde samimi olmadigi, esas amacinin
Libya`yi tek basina diktayla yonetmek oldugu sabitlesmistir. Uluslararasi baski karsisinda, 2015 Aralik ayinda Ulusal Uyum Hukumeti (GNA) anlasmasini kabul etmis, ancak uygulamamistir. 2017 yilinda Fransa Cumhurbaskani Macron`un onculugunde Temmuz 2017`de Paris`de Sarac`la gorusmesinde ateskesi ve secimlere gidilmesini kabul etmis, bilahare secim oncesinde silahli birliklerini Trablus`a alinmasi sartini ileri surmustur. Ayrica, secimlerin istenen sonucu vermemesi halinde ( kendisinin secilememesi) gecerli olmayacagini savunmustur. Subat 2019`da Abu Dabi`de BM onculugunde Sarac`la gorusmesinde yine ateskesi ve secimleri kabul etmis, bu amacla Almanya`da bir konferans yapilmasi planlanirken ve BM Genel Sekreteri konuyu Trablus`da yerinde ele almaktayken kente saldiri baslatmistir. Bu tavirlarindan karsi tarafla gorusmeleri taktiken yaptigi, iktidara ve ulkeye tamamen sahip olma asil hedefinden asla sasmadigi anlasilmaktadir. Yani guvenilir degildir, darbeci ve diktacidir.

Terorle mucadele olarak carpitip sundugu ve bizi yakindan ilgilendiren bir siyaseti bölgesindeki (Doğu bölgesi:Bingazi, Tobruk) Türk soylulara karsı nefret dili kullanması ve etnik temizliğe başvurmasıdır. Bu siyaset, yağmalar, öldürmeler ve tehditler sonucu doğudaki Türk soyluların (genellikle Misratalılar) tamamı bölgeyi terketmiş durumdadırlar. Bu yolla Bingazi`den goc ettirilenlerin sayisinin 100 bine vardigi bildirilmektedir. Hafter bu siyasetini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına da teşmil etmiş ve doğuyu Türk vatandaşlarına yasaklamış, gelecekleri tutuklayacağını ilan etmiştir.

Türk soylulara düşmanlığının nedeni Kaddafiyi düşüren, bugün de Trablusdaki rejimi ayakta tutan asil gucun, Libya`da Turk asilli olarak gorulen Misuratalı milisler olmasıdır. Ayrica, Turkiye`yi siyasal islamin hamisi olarak suclayip, bunun uzerinden de demokratik siyaset yapmakda olan Turklere ve Turk soylulara dusmanlik etmektedir.

Hafter`in askeri basarilari hava gücüne dayanmaktadır. Bu hava gücü Mısır ve BAE tarafından sağlanmıştır. Kaddafi sonrasında Libya`da kullanılabilir savaş uçağı bulunmamaktaydı. Uzun menzilli savaş uçağı ise hiç yoktu.

Hafter hava gücünün şehirleri, bu arada sivilleri günlerce , hatta aylarca bombalaması, ancak hiç tepki görmemesi dikkat çekmektedir. Bingazi ve Derne bu şekilde harap olmuştur ve çok sivil ölmüştür. Şimdi de Trablus sürekli havadan bombalanmaktadır.

-Türkiye`ye bagli mesru bir rejim ile sivil halkin disaridan yonlendirilen askeri saldiri ve hava bombardimanina karsi korunmasi:

Hafter kuvvetleri tamamen dis guclerin kontrolune girmistir ve artik ic siyasi muhalifler olarak gorulemez. Disaridan aldiklari yogun destek ve emirle saldirgan ve uzlasmaz bir tavir icindedirler. Diger tarafdan, Turkiye`ye bagli mesru bir yonetim ve dost halk agir saldiri ve yok edilme tehdidi altindadir ve Turkiye`den medet ummaktadir. Turkiye eger Libyada pasif davranirsa, bu zayiflik olarak algilanir. Disarida gucumuz ve itibarimiz asinir. Ne guvenilirligimiz ne de dostumuz kalir. Sonuc olarak, dis politikamiz, ulusal gucumuz ve savunmamiz zayiflar. Olasi baska saldirganlar cesaretlenir.

Durum 1974 Baris Harekati oncesi Kibrisindan farksizdir.

Trablus yonetiminin ana gucunu olusturan Misurata devrimcilerinin ellerinde Kaddafi döneminden kalma ağır silahlar, özellikle de tanklar bulunmaktadır. Ancak hava güçleri ve dış destekleri yoktur. Kaydadeğer dış destekleri olarak bir tek Türkiye ve Katar sayılabilir. Katar`ın askeri gücü bulunmamakta, SA ve BAE tarafindan 2017 yilindan beri uygulanmakta olan abluka nedeniyle kendi derdine düşmüştür. Türkiye de uzun süre kendinden yana olanlar ile karşı olanları bir tutmuş ve dişe dokunur birşey yapmamıştır.

Misurata`daki dost güçler Hafter hava kuvvetlerinin kente saldırıları ile THY uçuşlarının tehdit edilmesi karşısında bizden hava savunma sistemleri istemişler, ancak bu sağlanamamıştır. 2019 Nisan ayında Trablus`a yönelik son Hafter saldırısının başlamasıyla tutumumuzun değiştiği ve savunma yardımımizin arttığı anlaşılmaktadır.

Trablus`daki hükümet, BM gözetiminde, her iki tarafın uzlaşması ve katılımıyla kurulmuş bir ulusal uyum idaresidir ve Libya`nın uluslararası tanınırlığı olan meşru yönetimidir. Silahlı saldırıya ve işgale uğramıştır. Hafter mütecaviz, GNA hükümeti mağdurdur. BM Şartına göre saldırıya uğrayana savunma yardımında bulunmak meşrudur. Uluslararasi Adalet Divani 1986 Nikaragua Karariyla, mesru bir devlet yonetiminin silahli saldiriya ugradigini ilanla askeri yardim istemesi halinde, musterek savunmanin gerekli ve gecerli oldugunu teyid etmistir. Bu durum simdi Libya orneginde gerceklesmistir.

Ayrica, Hafter gucleri ,karsi tarafin hava gucu ve savunma sistemi olmamasindan istifadeyle, surekli kentleri bombalamaktadir. Sehirlerin bombalanmasi ve sivillerin ayrimsiz hedef alinmasi bir savas sucudur. Uluslararasi toplumun ve diger ulkelerin sivilleri koruma yukumlulugu bulunmaktadir.

-Asker gonderme:

Turkiye`ye karşı düşmanca tavrı kesinleşen saldırgan Hafter`in dengelenmesi ve Turkiye karsiti emperyal gucler ile bolgesel taseronlarin Libya`yi ele geçirmesinin önlenmesi için Trablus`daki meşru yönetime savunma yardımı yapmak hayatidir. Bu Trablus`daki sivil halkın korunması için de elzemdir.

Trablus Hükümeti tarafında yeterli savaşçı bulunmaktadır. Bunların eksiği savunma malzemesi ve teknolojileri ile bunlar konusunda uzman olan ekiplerdir. Dolayisiyla, muharip birlik gonderilmesine ihtiyac olup olmadigi ve bunun etkili olup olmayacagi bilahare degerlendirilebilecel bir hususdur.

Ali Sait Akin
Buyukelci
Bingazi eski Baskonsolosu


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.