Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1798
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8222
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2001 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (137) | Dış Politika (1537) | Ekonomi (182) | Eğitim (70) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (42) | Adalet (64) | Milli Kültür (258) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (593) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (861) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (430) | Türk Dünyası (708) | Şiir (47) | Sağlık (101) | Diğer (2935) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (4)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (14)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (144)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (181)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (46)
Dış politika ile ilgili diğer konular (1143)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Ahmet Kılıçaslan Aytar - (Ziyaretci) 7.2.2019 21:48:05

TSİPRAS TÜRKİYE` DEYDİ


TSİPRAS TÜRKİYE` DEYDİ



Kasım 2018`de İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve İtalya;
AB`nin desteklediği projeler arasında yer alan,
Doğu Akdeniz gazının Akdeniz altından yapılacak boru hattından Avrupa`ya gönderilmesiyle ilgili işbirliği anlaşması imzaladılar.


Doğu Akdeniz`de enerji rekabeti Kıbrıs`ta çözüm arayışlarını ivmeledi.
Yine Kasım`da Atina`da Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve İsrail Dışişleri Komiteleri toplandı.
Türkiye`nin Kıbrıs`ın Münhasır Ekonomik Bölgesi ve Ege Denizi`nde tehdit ve kışkırtmaları kınandı...
Heyet BM` den işleyebilir ve uygulanabilir çözüm çabalarını sürdürmesini,
Ancak hiçbir işgal gücü ve garantiler sistemi olmadan Kıbrıs`ın bağımsızlığının sağlanmasını talep etti...


Ocak 2019`da bu kez Mısır, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün ve Filistin enerji bakanları Kahire` de toplandılar.
Doğu Akdeniz gaz kaynaklarının işbirliğine dayalı gelişimi üzerinden bölgesel tanınmayı sağlamak:
Paylaşılan bir bölgesel alan kavramı geliştirmek:
Bölge halkları arasındaki insan ve toplumsal etkileşimi artırmak:
Uzun vadeli bölgesel stratejik kalkınmanın temelini oluşturmak üzere Kahire`de Doğu Akdeniz Forumu kurulması adımını attılar.
Nisan 2019`da ABD ve Avrupalı enerji tekellerinin Akdeniz gazından nasıl faydalanacaklarını görüşmek üzere yeni bir toplantı kararlaştırdılar...


31 Ocak`ta BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıslı Türk ve Rum liderler M.Akıncı ile N. Anastasiadis`i müzakereye başlamaya davet eden bir karar tasarısını onayladı.
İki lidere, "Açıklık ve yaratıcılığa angaje şekilde, BM himayesindeki bir anlaşma sürecine tam bağlılıkla" müzakereleri sürdürmeleri,
BM istişarelerinden faydalanmaları ve başarı şansını azaltabilecek eylemlerden kaçınmaları uyarısı yapıldı.


Bugün bu çerçevedeki konjonktür herhangi bir büyük girişime kapı aralamıyor.
Dünya Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs`ta ılımlılık istiyor.
Geçen hafta Savunma Bakanı H. Akar`ın Yunan mevkidaşı E. Apostolakis`e davet etmesi ılımlılık adına olumluydu.
5 Şubat`ta ise Yunanistan Başbakanı A.Tsipras, Ankara`da Erdoğan ile bir araya geldi...


İki liderin; Şubat 2018`de İsrail ve Mısır arasında imzalanan gaz ihracat anlaşmasının ardından,
Ekim 2018`de Girit`te Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs liderlerinin zirvesinde kurulmasına niyet edilen,
Ve artık bölge jeopolitiğini belirleyen Doğu Akdeniz Forumu ve Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşmelerde bulunmaları bekleniyordu.


Çünkü Mısır, Yunanistan, Kıbrıs üçgeni son yıllarda ekonomi ve güvenlik alanında ortak çıkarlar etrafında yakınlaşmıştır.
Bu yakınlığın ana temasını, Erdoğan`ın Akdeniz arenasında artan iddiaları ve bölgeyi germekle itham edilmesi oluşturuyor.
Türkiye`nin yarattığı gerilim bu üç ülke arasındaki işbirliğini güçlendirilmiş ve ittifak Lefkoşa`da daimi bir sekreterya tarafından destekleniyor.


Ama 2015`ten beri Mısır, Yunanistan, Kıbrıs üçgeninin liderleri;
Akdeniz`deki ekonomik sınırlar: Kıbrıs`tan Mısır`daki LNG tesislerine gaz boru hatları: Elektrik şebekelerinin bağlantısı:
Turizmin geliştirilmesi gibi konularda koordinasyona yönelik zirveler yapıyor.


Böylece Doğu Akdeniz Forumu üyesi Mısır`ın ve çevresindeki Sünni Arap ülkelerinin çıkarları Avrupa Birliği karşısında,
Yunanistan ve Kıbrıs`ın çıkarları ise Afrika`da destekleniyor.
Buna karşı Arap ülkelerinin İsrail- Filistin barışını desteklemeleri sağlanıyor.


Erdoğan Türkiye`si Doğu Akdeniz Forum`unda temsil edilmiyor...
Zaten Müslüman Kardeşler ideolojisinin hamisi Erdoğan, İsrail- Filistin barışını da desteklemiyor.
O İran eski Cumhurbaşkanı M. Ahmedinejad`ın "En iyisi İsrail`in Alaska`ya taşınmasıdır" dediği fikri temsil ediyor...


Aslında Gaz Forumu`nun oluşumu, bölge devletlerinin ulusal güvenliğine ilişkin algılarını yansıtıyor.
Yunanistan ve Kıbrıs, Akdeniz`i geleneksel olarak Mısır, İsrail, Ürdün ve Filistin için temel stratejik alan olarak görüyor.
Artık "Paylaşılan Akdeniz" yeni bir stratejik kavramdır;
Çünkü dünyada pragmatik realpolitik düşünceler katı ideolojilere göre daha ağırlıklıdır,
Bölgesel coğrafya yeniden tanımlanmaya yazıyor,
Akdeniz`deki ortak çıkarlara, ortak bölgesel ahlaka yönelik yeni bir Akdeniz kimliği gelişiyor...


Başbakan A. Tsipras, Yunanistan toplumunu bölen ve siyasi partiler arasındaki ilişkileri daha da şiddetlendiren,
Makedonya ile varılan isim anlaşmasının (Prespes Anlaşması) onaylama dağdağasından aldığı destekle,
Ankara`da güçlü bir profil çizdi.


Ama ziyaret derin, ciddi ve karmaşık sorunların yaşandığı Türkiye ve Yunanistan ilişkilerinde herhangi bir türbülansın istenmediği bir sırada oldu.
Görüşme, özellikle Washington`un Türkiye ile ilgili karışık mesajlar gönderdiği bu sırada;
Ne Erdoğan ne Tsipras ne de kimsenin hangi tarafta, hangi konularda ve ne ölçüde baskı uygulanabileceğinden emin olmadığı bir durumda yapıldı.


Tsipras ve Erdoğan, kapalı olan Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu`nu konuştular.
Erdoğan, okulun yeniden açılmasını Yunanistan`ın kuzeyindeki Müslüman azınlığın kendi müftüsünü atama hakkı ile birleştirdi.
Tsipras dini azınlık haklarının korunmasının müzakere konusu değil dostluğun, karşılıklı anlayışın ve kardeşliğin kanıtı olması gerektiğini söyledi.
"Dini inançlar insanları bir araya getirmeli, bölmemeli " dedi.






8.2.2019










Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar@gmail.com


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.