Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1831
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10233
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2042 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (149) | Dış Politika (2078) | Ekonomi (227) | Eğitim (88) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (63) | Adalet (71) | Milli Kültür (470) | Gençlik (25) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (762) | Tarım (142) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (18) | Din (1026) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (599) | Türk Dünyası (856) | Şiir (67) | Sağlık (183) | Diğer (3323) |

Görüş bildirebileceğiniz Milli Kültür konuları
Milli kültürümüzü nasıl geliştirebiliriz? (14)
Toplum giderek dejenere mi oluyor? (8)
Milli Kültür ile ilgili diğer konular (448)


Milli Kültür - Milli Kültür ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Halit KANAK - (Ziyaretci) 24.09.2022 14:43:57

Çekoslovakya’da Uyvar Kalesi’nin Fethi (24 Eylül 1663)

Çekoslovakya’da Uyvar Kalesi’nin Fethi (24 Eylül 1663)
24 Eylül 2022

Halit Kanak


Turan Kurultayı için geldiğimiz Budapeşte’den şanlı akıncılarımızın “su başı durak” diye ifade ettikleri Estergon’a uğramadan edemezdik. 15 Ağustos 2022 tarihinde Budapeşte’den Estergon’a ulaşmak için kuzey batıya doğru hareket ettiğimizde bizleri büyük bir heyecan kaplamıştı. 50 km’lik yolu Türkiye’mizdeki gibi yollar olmadığı için 2022 Avrupa’sında 1 saat 10 dakikada alabildik.

122 yıl bizde kalan Estergon’a geldiğimizde hedefimizde ortasında büyükçe bir katedralin yapıldığı Estergon Kalesine çıkmak vardı. Öyle de yaptık. Katedralin ağır kokusu içinde seyir kulesine tırmandık. Tuna’nın muazzam görüntüsünü izlemekten uzun süre kendimizi alamadık. Surların üzerinden ayrılmamız da kolay olmadı.
Hemen karşımızda Tuna üzerinden bir köprüyle Çekoslovakya’ya aitken şimdi Slovakya’ya bağlanan Kanûni Sultân Süleyman’ın bizzat fethettiği ve Ciğerdelen ismini verdiği Parkany ilçesi vardı. Estergon Kalesinden inince Tuna üzerindeki Marie Valerie köprüsünü bilmem kaç bin kere geçen akıncılarımızı yâdederek geçip Slovakya topraklarına Ciğerdelen’e girdik.
Eğer 56 km. daha kuzey batıya gitmiş olsak şimdi Nove Zamky denilen Osmanlı Eyâlet Merkezi olan Uyvar’a ulaşacaktık. İşte Macarların Ersekujvar dedikleri Uyvar’ın fetih yıldönümündeyiz. Şehrin 24 Eylül 1663 yılında Fazıl Ahmet Paşa tarafından fethedilişine kısaca bakalım.
Avusturyalıların alınamaz dedikleri, topçu ateşinden en az şekilde zarar görmesi için yıldız (hâlen Uyvar şehrinin arması bu kale planıdır) şeklinde yapılan ve son derece mukavemetli surlarla çevrili Uyvar’ın fetih kararı meşhur Viyana kuşatmasından 20 yıl önceye rastlar. Fâzıl Ahmet Paşa Viyana’nın anahtarı konumundaki bu şehir ve kalenin fetih kararını, Avusturyalıların Erdel Prensi yapmak istedikleri Kemeny Janos’un, aldığı yardım kuvvetiyle Türk Hâkânı’nın atadığı Apafy Mihal üzerine yürümesinden sonra alır.
Gerçi Fâzıl Ahmed Paşa derhal Yanova Beylerbeyi Küçük Mehmed Paşa`yı Erdel ve Apafy`yi korumakla görevlendirir. Hatta yapılan savaşta Kemeny Janos öldürülür. Ancak 1606’da yapılan ve uzatmalarla yaklaşık 60 yıldır yürürlükte plan Zitvatorok Anlaşması bir kere ihlâl edilmiştir.
Bunun üzerine Uyvar’ın fetih kararı alınır ve Uyvar dört bir koldan çevrilir. Fâzıl Ahmet Paşa otağını Beç kapısı karşısına kurarak önce Uyvar komutanı Forgach’a yazdığı teslim ol teklifinin cevabını bekler. Teklifin reddedilmesinden hemen sonra 17 Ağustos 1663’te Türk Topçusuna ateş talimatı vererek muharebeyi başlatır.
Bundan dört gün sonra ise onlarca kez tekrarlanacak olan taarruz emrini verir. Bu taarruzlar o kadar şiddetli oluyordu ki, kaleden top ve tüfek mermileri üzerlerine yağmur gibi gelen gâziler bunlara aldırmıyordu bile.
Fâzıl Ahmet Paşa bizzat metrislerde askerin arasında canla başla çalışıyor onları teşvik ediyordu. Hatta bir gece yağan yağmurun altında çamurlara bata çıka da olsa askerinin yanından ayrılmamıştı.
27 Ağustos’ta Kırım Hânı’nın oğlu Ahmed Giray’ın 40 bin atlı ile yardıma gelmesi moralleri ve taarruzların sayısını yükseltmişti. İşte bu taarruzlardan birinde Rumeli Beylerbeyi Ali Paşa vurularak 4 Eylül’de şehit düştü. Ardından yaralanan Sipahi Ağası Sunullah Ağa 11 Eylül’de kurtarılamadı. Anadolu Beylerbeyi Yusuf Paşa’da 21 Eylül’de yaralanıp şehâdete yürüdü.
Bütün bunlara rağmen Fâzıl Ahmet Paşa’nın gayretleriyle sur hizasına kadar yükseltilen tabyalardan kale içine yapılan şiddetli atışlar, direnen ümitleri kırdı. Paşa, 24 Eylül’de yapılacak son taarruz emrini geceden bütün orduya iletmişti ki, sabah erkenden saatlerde teslim bayraklarının asıldığını gördü.
Paşa taarruzu durdurduysa da askeri teyakkuzda bekletiyordu. Nitekim bir saat sonra kaleden gelen iki elçi teslim olacaklarını, kendilerinin affedilmelerini, ancak sağlimen gidebilmeleri için binek araba ihtiyaçlarının karşılanmalarını istedi. Paşa yapılan teklife önce güldü, sonra isteklerini yerine getirdi.
Hatta kaleden çıkan askerlerin trampet çalarak uzaklaşmalarına da ses çıkartmadı. 37 günlük kuşatma ve şiddetli çarpışmalardan sonra fethedilen Uyvar için Sultân IV. Mehmed Hân, Belgrad’tan Bağdat’a bütün ülkede 7 gün-7 gece şenlikler yapılmasını emretti.
Uyvar, fethedildikten yaklaşık bir ay sonra 4000 askerle burada muhafız olarak bırakılan Kurd Mehmed Paşa Beylerbeyi yapılarak Sancak Merkezi haline getirildi ve Narhid, Barş, Komaran, Hond, Nitra, Jabokrek ve Şele buraya bağlandı. Yetmedi Macaristan ve Balkanlar’dan getirilen Sipahilerle güçlendirilerek güçlü bir askerî garnizon oluşturuldu.
Kara Mehmed Paşa Beylerbeyi olunca O’nun yerine Vezir Sarı Hüseyin Paşa, Uyvar muhafızlığına getirildi. Vasvar anlaşmasıyla resmen Türk toprağı kabûl edilen Uyvar’da bundan sonra giderek Müslüman sivil nüfus arttı, ticaret gelişti. Kalede üç kiliseden ikisi camiye çevrildi. Fransisken kilisesi ise kendileri tarafından Halvetî dervişlerine dergâh olarak verildi.
Kale içinde Mîrimîran, Saat, Kenîse Cami, Hünkâr Cami, Yûsuf Paşa Tabyası, Paşa ve Tophane adlı mahalleler kurulurken; kale dışında yaptırılan Fâzıl Ahmed Paşa Camii’nin etrafında yeni mahalleler oluştu. Evliyâ Çelebinin bizlere aktardığına göre kurulan bu yeni eyalette; Narhid on altı, Barş 118, Komaran otuz üç, Hond altmışaltı, Nitra 194, Jabokrek sekiz ve Şele seksen beş köye sahipti.
Vasvar Antlaşması’na göre Leopoldstadt ve Gutta dışında askerî üs yapmaması gereken Almanlar, ilâveten yeni askerî istihkâmlar yaptılar. Üstelik Osmanlı idaresinin Váh bölgesinde, Nitra nehri etrafında ve Hron vadisinin üst kesimlerinden vergi toplamasını engellemeye kalktılar. İşte bu Uyvar bölgesindeki anlaşmazlıklar ve sınır boylarında yeni kale ve askerî üsler kurulması, ileride II. Viyana seferinin başlıca sebebi olacaktır.
9 Ağustos 1664 Vasvar Anlaşması ile Türk toprağı ilân edilen Uyvar, II. Viyana kuşatmasının başarısızlığa uğramasından yaklaşık iki yol sonra (19 Ağustos 1685) elimizden çıktı.. Dinî mübin uğruna Avrupa ortalarında ter akıtan, can veren ecdâdımızı bir kez daha rahmetle, minnetle anıyoruz. Mekânları Cennet olsun inşaallah…


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.