Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1830
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10046
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2039 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (149) | Dış Politika (2027) | Ekonomi (227) | Eğitim (87) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (60) | Adalet (71) | Milli Kültür (451) | Gençlik (25) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (747) | Tarım (142) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (18) | Din (1010) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (582) | Türk Dünyası (832) | Şiir (63) | Sağlık (183) | Diğer (3287) |

Görüş bildirebileceğiniz Milli Kültür konuları
Milli kültürümüzü nasıl geliştirebiliriz? (15)
Toplum giderek dejenere mi oluyor? (8)
Milli Kültür ile ilgili diğer konular (428)


Milli Kültür - Milli Kültür ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Halit KANAK - (Ziyaretci) 18.06.2022 17:58:15

Sultân II. Süleyman’ın vefâtı ve dönemindeki önemli gelişmeler (22 Haziran 1691)

Sultân II. Süleyman’ın vefâtı ve dönemindeki önemli gelişmeler (22 Haziran 1691)
18 Haziran 2022



Halit Kanak İletişim:


Sultân II. Süleyman Hân; yanına çağırdığı Sadrâzam Köprülü Fâzıl Mustafa Paşa’ya Macaristan’ın yeniden fethedilmesi tâlimatını verdikten sonra 10 Mayıs 1691’de yapılan törende Sancak-ı Şerifi kendisine teslim etti.

Ardından Orduyu uğurlamak üzere bizzat 8 Haziran’da Edirne’ye geldi. Burada yapılan duâların ardından da 14 Haziran’da ordu sefere çıktı. Ancak çoktandır hasta olan II. Süleyman Hân, bu son Edirne seferinde iyice bitkin düşmüştü. İstanbul’a dönecek durumda değildi. Önce, 18 Haziran 1691’de yatağa düştü. Ardından 22 Haziran’da 3 yıl, 7 ay, 4 gündür oturduğu tahtına veda ederek gözlerini dünyaya kapadı.

Zâten 39 yıl, 3 ay, 1 gün Veliaht Şehzâde olarak beklemek kendisini çok yıpratmıştı. Naaşı buz kalıpları içerisinde İstanbul’a getirilerek Süleymaniye Camii Haziresindeki Kânûni Sultân Süleyman’ın Türbesine tekbirlerle defnedildi...

DÖNEMİNDEKİ ÖNEMLİ GELİŞMELER

8 Kasım 1687’de azledilen Ağabeyi IV. Mehmed’in yerine Eyüpsultân’da kılıç kuşanarak Taht’a oturduğunda 1683’te Viyana Kuşatması başarısızlığa uğramış, 1686’da Budin, 1687’de Atina düşmüş, yetmemiş Mohaç Bozgunu yaşanmıştı.

Kendisi gâyet cesur, dinine düşkün, vatanını seven, sefahatten hoşlanmayan, merhametli, merhametli olduğu kadar rüşvet karşıtı bir mizaca sahipti.


Sultân II. Süleyman Hân tahta oturalı 36 gün olmuştu ki, 91 yıldır elimizde olan Budapeşte’nin yaklaşık 100 km. kuzeydoğusundaki Eğri Kalesi düştü. Venedik Cephesinde ise durum farklı değildi. Mora Yarımadasını ellerine geçiren (25 yıl sonra tekrar alınacaktır) Venedik’liler, Dalmaçya Kıyısında bulunan Sancak Merkezimiz Knin’i, akabinde 50 adet topuyla birlikte Gradiska Kalesini aldılar.

Bu arada söz dinlemez Kapıkulu Ocakları kış gelmesine rağmen devam eden Alman cephesi ile Venedik cephesinden kaçmışlar, çarşı pazar serkeşliğe başlamışlar, cana, mala, namusa musallat olmuşlardı. Onları koruyup, kollayan Yeğen Osman Paşa İstanbul’dan uzaklaştırılınca, bu kez de Eskişehir ve bazı vilayetlerde ayaklandılar.

Kapanın elinde kalan neredeyse bütün makamlar, basiretsiz komutan ve yöneticilerin eline geçmişti. Nihayet Budapeşte’nin 50 km. güneybatısında bulunan aralarında 290 yıllık Türk Ailelerinin bulunduğu stratejik İstolni-Belgrad düştü. Bu Belgrad ve Sofya yolunun açılmadı demekti.

Öyle de oldu. Vezir Mehmed Paşa’nın savunduğu Bihaç hariç, Belgrad hemen ardından Banyaluka ve Zvornik düştü.


Padişah, orduya cesaret vermek için 1689 yazında Edirne’ye çağırdığı Selim Giray Han’la cepheye hareket etti. Hastalığı artınca geldiği Sofya’da konakladı. Ancak bir müddet sonra Batunica ve Niş bozgunları, akabinde Vidin’in düşmesi beraberinde Bulgaristan’ı tehlikeye atmıştı. Bu yüzden padişah tekrar Edirne’ye getirildi. Kosova ve Üsküp’te Alman işgâli tehditi altına girmişti.

Tam bu sırada Şeyhülislâm Debbağ Mehmed Efendi’nin tavsiyesi üzerine Sakız Adası Muhafızlığı görevini yürüten Köprülü Fâzıl Mustafa Paşa Sadrazâmlığa getirildi. 1689 Ekim Ayında derhal Edirne’ye gelen Fâzıl Mustafa Paşa devletin bütün meselelerine el attı. Ağır savaş vergilerini kaldırdı. Köylülere bedava tohum ve hayvan dağıtıldı. Güvendiği ehil insanları önemli yerlere atadı.

Görevini kötüye kullanarak haksız mal edinenlerin mallarına el koydu, hazineye devretti. Yetmedi kendi konaklarında eşya olarak altın gümüş ne varsa darphaneye gönderdi. Bunu gören zenginler de Fâzıl Mustafa Paşa’nın yaptığını yaptılar.

Devlet kendine gelmişti ki, 20 bin kişilik bir Alman Ordusunun Kosova’ya girdiği görüldü. Düşmanı imha emrini alan Selim Giray Hân yıldırım gibi yetişti, Alman ordusundan sadece iki kişi kurtulabildi.

Diğer taraftan üzerlerinde haç işlemeli zırhlar bulunan 8 bin kişilik ordunun üzerine yanında Dukagin Sancak Bey’i Mehmet Paşa olduğu halde Kalgay Devlet Giray yürüdü. Bozguna uğrayan Almanlar Niş’e kaçtı.

Sadrazâm Köprülü Fâzıl Mustafa Paşa düşmana kesin darbe vurmak üzere 1690 yazında Edirne’den hareket etti. Serdâr-ı Ekrem sıfatınını da üzerine almıştı.


19 gün sonra geldiği Şehirköyü’nde Von Schenkendorf kumandasında bulunan Alman Ordusunu bozguna uğrattı. Bir müddet sonra da Musapaşa kalesini aldı ve Niş kapısına dayandı. 23 günde Niş’i, 2 günde Semendire’yi aldı.

O günlerde Mezomorta Hüseyin Paşa, Vezir Dursun Mehmed Paşa’yla birlikte Vidin’i geri alıp, Orşava ve Fethülislâm kalelerini düşürdüler.

Fâzıl Mustafa Paşa yürüyüşünü kesmedi. Ekim başında Belgrad önlerine geldi. 116 kulesi olan ve 9 katlı surla çevrili Belgrad’ın muhasarası kış yaklaştığı için zor olacak diye itiraz edenlere aldırmadı. Otağını Abaza Tepesine kurdurdu.

Yanında Anadolu Beylerbeyi Ahmed Paşa, Sivas Beylerbeyi Süleyman Paşa, Halep Beylerbeyi Koca Halil Paşa, Rumeli Beylerbeyi Mustafa Paşa olduğu halde içi yanarak Belgrad’a baktı. Askerî otoritelerin en az üç ay dayanır dediği Belgrad için, Bizans’ı tarihe gömen Fâtih gibi dudaklarından şu cümle döküldü. “Ya Belgrad beni alır, ya ben Belgrad’ı.”

Bu kararlılık, sevdiği bâzı paşaları şehid vermesine rağmen kendisine bir haftada Belgrad’ın yeniden fethini getirdi. Belgrad’da 188 yıl sürecek Türk devri yeniden başlarken, Kırım atlıları Ekslavonya’yı altüst ettiler. Almanların yıktığı Böğürdelen Kalesi yeniden yapıldı.

Bulgaristan, Bosna ve Kosova’da işgâl edilen yerler kurtarıldı. Tuna ötesi harekât kış yaklaştığı için bahara bırakıldı. Paşa İstanbul’a döndü. Karşılama alayları tâ Silivri’de yollara dökülmüştü. Sultân sırtındaki kürkünü çıkartıp duâlarla Fâzıl Mustafa Paşaya giydirdi.

Ancak yukarıda anlattığımız gibi Sultân II. Süleyman Hân yeni seferleri görmeye ömrü yetmedi. Devlet ebed-müddet için canlarını ortaya koyan ecdâdımızı bir kez daha rahmetle ve minnetle yâdediyoruz.. Mekânları cennet olsun inşaallah.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.