Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1832
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10785
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 756
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2053 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (154) | Dış Politika (2273) | Ekonomi (234) | Eğitim (91) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (63) | Adalet (71) | Milli Kültür (522) | Gençlik (27) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (844) | Tarım (147) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (19) | Din (1052) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (13) | Milli Güvenlik (623) | Türk Dünyası (888) | Şiir (77) | Sağlık (185) | Diğer (3428) |

Görüş bildirebileceğiniz Siyasi Partiler ve Siyasetciler konuları
Siyasetçiler nasıl olmalıdır? (41)
Siyasi Partilerimiz nasıl olmalıdır? (27)
Siyasi partiler ve siyasetçiler ile ilgil diğer konular (776)


Siyasi Partiler ve Siyasetciler - Siyasi partiler ve siyasetçiler ile ilgil diğer konular konusu hakkında görüşler
Mustafa Mete İSLAMOĞLU - (Ziyaretci) 17.09.2015 22:59:07

ADNAN MENDERES NEDEN ASILDI? OLMAYAN ADALETİN TARİH-İ UTANCI


Mustafa Mete İSLÂMOĞLU
YA ZIYOR
ADNAN MENDERES
NEDEN ASILDI?
İSTİKLAL MADALYASI SAHİBİ OLAN ADNAN MENDERES, 27 MAYIS DARBESİ`NİN ARDINDAN 17 EYLÜL 1961 TARİHİNDE TAM 54 YIL ÖNCE BUGÜN ASILARAK İDAM EDİLDİ.
BAŞLARKEN: Adnan Menderes, 27 Mayıs darbesini yapan cuntacıların kurduğu Yüksek Adalet Divanı`nda 9 ay yargılandıktan sonra idam cezası aldı. Bugün Adnan Menderes`in idamının üstünden ise tam 54 yıl geçti. 17 Eylül 1961 yılında İmralı Adası`nda asılarak idam edilen Adnan Menderes kimdi? Neden idam edildi? İşte, Türkiye`nin en karışık olaylarını yaşandığı dönemde başbakanlık yapan Adnan Menderes`in hayatı&8230;
Tam adı Ali Adnan Ertekin Menderes olan Adnan Menderes, 1899 yılında Aydın`da varlıklı bir çiftçinin oğlu olarak dünyaya geldi. Okul hayatına, İzmir İttihat ve Terakki Mektebi`nde başlayan Menderes, eğitimini daha sonra İzmir Amerikan Koleji`nde devam ettirdi. 1931 yılında CHP Aydın milletvekili seçildikten sonra ise Ankara Hukuk Fakültesi`ne girerek, 1935 yılında mezun oldu. Yedek subay eğitimi almasına karşı, Birinci Dünya Savaşı`na sıtma hastalığına yakalandığı için katılamayan Menderes, Kurtuluş Savaşı`nda gösterdiği başarılardan ötürü İstiklal Madalyası almaya değer görüldü. İzmir`in ünlü ailelerinden, Evliyazade Fatma Berin Hanım ile 1929 yılında evlendi ve Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu oldu.
SİZİ UNUTAMADIK. NURDA YATIN HEPİNİZ
Cumhuriyet Halk Partisi dönemi
Adnan Menderes, 1930 yılında kısa süreli de olsa Serbest Cumhuriyet Fırkası`nın bir kolunu organize etti. Partinin kendini feshetmesinden sonra ise Cumhuriyet Halk Partisi`ne geçti ve 1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi`nden Aydın milletvekili olarak seçildi. Menderes, o dönemlerde en sert çıkışını, "çiftçiyi topraklandırma yasası" görüşülürken yaptı. Bu çıkış sonrasında ise Menderes, parti içi muhalefetten dolayı 1945 yılında CHP`den ihraç edildi.
Yeni parti heyecanı
CHP`den 1945 yılında Celâl Bayar, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan ile birlikte ihraç edilen Menderes, Demokrat Parti`yi kurdu. 1947`de yapılması gereken seçimler CHP tarafından bir yıl öne alındı. 1946 yılında CHP yüzde 85 oy ile seçimi kazandı. Menderes Demokrat Partisi aracılığı ile Kütahya milletvekili olarak tekrar meclise girdi. &8216;Beyaz Devrim` olarak adlandırılan 1950 seçimlerinde hilesiz hurdasız olarak DP genel başkalığına seçildi. On yıl başkanlık etti. Bu on yıllık sürede Türkiye`de çok ciddi olaylar gelişti.

6-7 Eylül olayları
Türkiye siyasi tarihine 6-7 Eylül olayları olarak geçen, azınlıklara karşı gerçekleştirilen olaylarda Menderes`i yıpratan sürecin içinde en önemlilerinden biri olarak gösteriliyor. Kıbrıs konusunda Londra`da ikinci tur görüşmeler yapılırken, 6 Eylül 1955 gecesi İstanbul`da bazı gazetelerin Selanik`te Atatürk`ün evine bomba atıldığını yazması üzerine özelikle Rumlara karşı yönelen olaylarda, 73 kilise, 8 ayazma, 1 havra, 2 manastır, 4 bin 340 dükkan, 110 otel ve lokanta, 21 fabrika ve 3 bin 600 ev saldırıya uğradı, 1 papaz olaylar sırasında öldürüldü. Bu olaylar sebebiyle TBMM olağanüstü toplandı. Hükümet adına konuşan Başbakan yardımcısı Fuad Köprülü hükümetin olaylardan haberi olduğunu ancak gün ve saatinin muayyen olmadığını açıkladı.
Öğrenci hareketleri ülkeye karıştırdı
1960 yılında talebe hareketlerinin fazlalaşması, hoşnutsuz grupların devleti devamlı memleketi iç karışıklıklara sürüklemesi sonucu, Silahlı Kuvvetlerin ihtilal yapmasına sebep oldu. TSK`nın 27 Mayıs 1960 günü açıklama yaptığı sırada Eskişehir`de bulunan Adnan Menderes ve yanında bulunan siyasetçi arkadaşları tutuklanarak, Ankara`ya getirildiler. Ankara`da bir süre tutulan Menderes, sonra Yassıada`ya yargılanmak üzere gönderildi.

Yüksek Adalet Divanı`nın idam kararı
27 Mayıs darbesini yapan cuntacıların özel olarak kurdukları mahkeme olan Yüksek Adalet Divanı, 9 ay 27 gün boyunca Menderes ve beraberindeki siyasetçileri yargıladı. Yargılama süreci sonunda 14 kişinin idamına, 31 kişinin de ömür boyu hapse mahkum edilmesine karar verdi. Ancak, Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi; Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celal Bayar`ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse Geri kalan 418 sanığa ise 6 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları veya beraat kararı verildi.
İmralı Adası`nda son gün
Menderes, hakkında karar, Milli Birlik Komitesince onaylanınca, 17 Eylül 1961`de İmralı Adası`nda idam edildi. 29 yıl sonra ise bir kararla 17 Eylül 1990 yılında naaşları Cumhurbaşkanı ve devlet erkanın katıldığı bir törenle İmralı`dan alınarak, İstanbul`da Adnan Menderes Bulvarı Topkapı çıkışında yapılan Anıt Mezara nakledildi.
Menderes`e yöneltilen suçlamalar
Menderes, 13 ayrı davadan yargılandı ve Bebek Davası dışındaki bütün davalardan suçlu bulundu.
-Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmekten yargılandı.
-6-7 Eylül Olayları`na önceden haberi olduğu halde müdahale etmemek. -Kurulan bir örgütü (Vatan Cephesi) başka bir sınıf üzerinde baskı aracı olarak kullanmak. -Vinileks firmasına Türkiye Vakıflar Bankası`ndan kredi verdirmekle suçlandı.
-İstanbul`da Bulvar ve yol açmak için pek çok vatandaşın evini, parasını geciktirerek ya da hiç ödemeden istimlak etmek.

-Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak. -Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak.-Döviz Yasası`nı ihlal etmek.-Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak.
-Halkı Demokrat İzmir gazetesinin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek.-Kırşehir`in haksız olarak ilçe yapılması.
-Yargı bağımsızlığının ihlali.-1957 seçimlerinin erkene alınarak, kanuna aykırı olarak tarihinin değiştirilmesi.
-Tahkikat Komisyonu`nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatılması.-CHP`nin mallarına "haksız" yere el konulduğu iddiaları. -Anayasa ihlali vs.vs. lerle dolu alçakça bir idamdı.
Asıl asılacaklar ellerin kollarını sallayarak bu ülkede hükümran olmaktalar ve hiç kimseninde gücü yetmemektedir. Şu zavallılığa bir bakın. Kendini adamdan sayanların asamadıkları bir ülke insanının yarınlarına damga vururken asılmayacakları asanların mezarlarına tükürmek gerekmez mi?
``NUR İÇİNDEYAT MENDERES, ZORLU ve POLATLAN´´ sizleri hep rahmetle yad edecek bu millet asla unutmayacak.
17-EYLÜL-2015 ALANYA

OLMAYAN ADALETİN TARİH-İ UTANCI
ADALET DEDİKLERİ GİZLENEN ADAVET&8221;TİR
Adavet kelimesi herhangi bir şeye haksız yere tecavüz etmek, haddi aşarak kötülük etmek manalarındaki &8220;a-d-v&8221; kökünden türeyen bir kelimedir. Adavet düşmanlık ve zulmetmek manalarına gelmektedir. Kuran ı kerimde da bu manada kullanılmıştır
_____54 YIL ÖNCE BU GÜN____
Hasan POLATLAN ile Fatin Rüştü ZORLU Alçakça ve Hunharca Canlarına Kıyılarak Şehid Edildiler!...
Yassı Ada Mahkemeleri, bağımsızlığını kaybeden yargının iktidarın elinde nasıl intikam aracı olabileceğinin en acı örneklerindendir. Ancak, ne tarih ne de mazlumlar zalimlerin yakasını bıraktı. Bakan Hasan Polatkan&8217;ın yeğeni, kararların yok sayılıp cinayeti işleyenlerin cezalandırılmasını istiyor.
16-17 Eylül 1961&8217;in üzerinden tam 54 yıl geçti.
Yeni nesil 27 Mayıs&8217;ı ve 16 ay geçtikten sonra idam edilen Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan&8217;ı yakından tanımayabilir. Oysa bir başbakan ve iki bakanın idam sehpasında can vermesi siyasi tarihimizin en acı olaylarından biridir.
Her satırından nefret, ihanet, kan, zulüm ve ölüm kokan bu yazıyı iyi okuyunuz.
Yassıada, yargının muktedirlerin elinde nasıl bir kılıç olabileceğinin hazin öyküsüdür. 27 Mayıs, sonraki askerî ve sivil darbeler için bir model. Darbeciler ilk iş olarak anayasayı askıya aldılar ve evrensel hukuk kurallarını çiğneyerek proje mahkemeler kurdular. Darbecilere bağlılığını bildiren hâkim ve savcılar proje mahkemede görevlendirildi. Yargı, devleti ele geçirmiş bir avuç cuntanın elinde kılıçtı artık. İşkencenin bini bir paraydı. Bizans&8217;tan kalma hücrelere kapatıldı yaşlı başlı insanlar. Dövüldüler, hakarete uğradılar! Duruşmalar tam bir komediydi. Menderes ve arkadaşlarının idam edildiği 15-16 Eylül&8217;de (1961) ise zulüm zirveye ulaştı.
Yassıada Mahkemesi&8217;nin kararlarının tartışılması hiç bitmedi. Hukukçular mahkemenin istisnai bir mahkeme olmasına dikkat çekiyor. Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, &8220;Kararların adil olduğu düşünülemez.&8221; diyor. Mazlumların yakınları ise hak arama mücadelesini sürdürüyor. İdam edilen Maliye Bakanı Hasan Polatkan&8217;ın yeğeni Hasan Hayri Bilir, Anayasa Mahkemesi&8217;ne bireysel başvuru yaptı. Yassıada kararlarının yok sayılmasını, 27 Mayısçıların 12 Eylülcüler gibi yargı önüne çıkartılmasını ve haksız edinimlerine el konmasını istiyor. Peki, 16-17 Eylül&8217;de neler yaşanmıştı?
Yassıada&8217;da 9 ay boyunca 20&8217;ye yakın davada kendini savunmaya çalışan Demokrat Partililer ile ilgili karar 15 Eylül&8217;de açıklandı. Proje mahkeme; Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan, eski TBMM Başkanı Refik Koraltan başta olmak üzere 15 sanık hakkında idam kararı verdi.

15 Eylül Cuma sabahı, Yassı ada vakarlı bir sükûn içinde canlandı.
Ortalık henüz ışımaya başlarken o güne kadar benzeri hiç duyulmamış bir olayla karşılaşıldı. Büyük bir vecd içinde ezan okuyan tatlı ve gür bir ses, adanın mütevekkil sakinlerini uyandırdı. Adada ramazanda kendi koğuşlarında Kur&8217;an okunmasına bile izin vermeyen ve bunun nöbetçileri etkilemek için başvurulan bir tertip olduğunu iddia eden ada komutanı Tarık Güryay için bu beklenmedik ezan okuma olayı disiplin bozucu ağır bir suçtu şüphesiz. Ama artık çok kritik bir güne gelinmiş, hiçbir endişe ve korku kalmamıştı. Tahsilini El Ezher&8217;de tamamlamış Konya Milletvekili Mustafa Rünyon, bu baskı çemberini kırmış, yanık ve lahuti sesiyle ezan-ı Muhammediyi okumuştu. Heyecan içinde hücrelerinden kalkan Yassıada sakinleri tam bir tevekkül ve teslimiyet içindeydi. Her koğuştaki insanlar birbirleriyle kucaklaşıp helalleşti.
Her şey planlanmıştı. Demokratlar plan gereğince on beşer kişilik gruplara ayrılmış, her grubun teker teker huzura alınıp kararların okunması öngörülmüştü. Bu gruplar birbirini izleyen kuyruk dizisi hâlinde, değişik bir güzergâhtan geçirilerek arka tarafta saf bağlatılmıştı. Ada semalarında uçan jetler, biraz açığa demirleyen gemiler olağanüstü tedbirlerdendi! Uzun bekleyişten sonra gruplar birer birer mahkeme huzuruna alınmaya başladı. İlk grupta Celal Bayar, TBMM Başkanı, yardımcıları ile hükümeti teşkil eden bakanlar yer almıştı. Adnan Menderes ise o sabah ağır bir ilaç komasında bulunduğu için mahkemeye getirilmemişti. Menderes&8217;in idam kararı gıyabında okundu.

HAKİMLERİN GÖZLERİ YERE EĞİKTİ!

Mahkeme korkunç bir sessizlik içindeydi. Salim Başol ve arkadaşları ayakta, gözleri yere eğik, yüzleri kasılmıştı. Hiçbiri başını kaldırıp kurbanlarının yüzüne bakamadı. Tribünlerden her zaman yaptıkları gibi ne yuh sesi ne de alaycı ifadeler duyuluyordu. Her grup mahkeme salonuna alınıp kararları yüzlerine karşı okunduktan sonra dışarı çıkarıldı. Ölüme veya müebbede mahkûm edilenler ayrıldı ve bileklerine yeni yaptırılmış kelepçeler vuruldu. Bunlar iskelenin iki yanına yanaşmış hücumbota götürüldü. 15 kişi idama, 43 kişi ise müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Mahkûmların göğüslerine birer fotoğrafı ile mahkûmiyet kartı iliştirilmişti. Bunlar önceden hazırlanmıştı. Gemi İmralı&8217;ya doğru yol alırken kelepçeli ellere birer paket yiyecek kumanyası verildi. Sonra bir görevli herkesin mendillerini çıkarmasını istedi. Masa üzerine yayılan mendillere üzerlerinde bulunan saat, çakmak, cüzdan ne varsa konulup düğümlendi. Elleri arkalarına kelepçeli idam mahkûmları iskeleye çıkarılınca her birinin koluna hemen iki gardiyan girdi. Binanın zemin katında içinde yatak ve karyolalar bulunan genişçe bir bölüme alındılar. Herkes bir yatağın üzerine çöktü. Gece yarısına kadar ellerindeki kelepçe çözülmedi. Yataklara yattılar. İmralı&8217;da daha karardan önce çukurlar açılmıştı.
15 Eylül&8217;ü 16&8217;ya bağlayan gece yarısından biraz sonra gürültüler başladı. Ada komutanı Tarık Güryay ve bazı subaylar alkollü bir şekilde kahkahalar savurarak koğuşa geldi. Sabah bu aşırı sevinç çığlıklarının Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan&8217;ın idam törenine katılmış olmalarından ileri geldiği öğrenildi.
17 Eylül sabahı Menderes&8217;in odasına biri profesör iki doktor ve ada komutanı girdi. Doktorlar Menderes&8217;i son kez muayene etti. Bu yalnızca bir muayene değildi. &8220;Prostat muayenesi yapmayı unutmuşuz.&8221; diyerek Menderes&8217;in &8220;İstirham ediyorum, yapmayın.&8221; yalvarışına aldırış etmeden işkence yaptılar. Menderes, Yassıada&8217;dan İmralı&8217;ya götürüldü. Artık son yolculuğuna çıkıyordu. İmralı Adası&8217;na indikten sonra iki askerin kolları arasında yürümeye başladı. İlk vardığı yer komutanın odası oldu. İdam kararı yüzüne okundu. Menderes&8217;in dilinden &8220;Allah milletimize zeval vermesin.&8221; cümlesi döküldü. İdam sehpasına gitmeden önce hoca ile birkaç dakika konuştu. Sonrasında beyaz gömlek giydirildi. Ailesine ve milletine son sözleri ise şu oldu: &8220;Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedî saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum.&8221; Saatler 13.23&8217;ü gösterdiği sırada Menderes&8217;in sesi derinden son defa duyuldu. Güneşli havada birden bulutlar belirdi ve İmralı&8217;nın o bölgesine mevzii bir yağmur boşandı. Menderes&8217;in ölüm kararı bütün adli usul kuralları çiğnenerek bir oldubitti ile gündüz yerine getirilmişti.
&8216;Kararlar yok sayılsın&8217;
27 Mayıs ve Yassıada&8217;nın mağdurlarının hak arayışı ise 54 yıldır sürüyor. 1974&8217;te DP&8217;liler siyasi haklarına kavuştu. 1990&8217;da rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal, İmralı&8217;dan üç devlet adamının cenazesini alarak Anıt Mezar&8217;a nakletti. Devlet Menderes ve arkadaşlarına itibarlarını iade etti. 2010 referandumundan sonra darbecilerin yargılanmasının önü açıldı. 16 Eylül&8217;de idam edilen Maliye Bakanı Hasan Polatkan&8217;ın yeğeni Hasan Serdar Bilir de 27 Mayısçılar hakkında 2013&8217;te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&8217;na suç duyurusunda bulundu. Savcılık soruşturma açtı. Ancak özel mahkemelerin kaldırılmasından sonra yeni savcı, zaman aşımı gerekçesiyle dosyaya takipsizlik kararı verdi. Hukuk yollarının tükenmesinden sonra Anayasa Mahkemesi&8217;ne bireysel başvuru yapan Bilir, mahkemeden Yassıada kararlarının yok sayılmasını, şüpheliler hakkında cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmasını istiyor. Dilekçede Bilir, &8220;1990&8217;da itibarlar iade edildiğinden Yassıada kararları fiilen yok hükmündedir ancak 2010 yılına değin anayasanın geçici 15. maddesi nedeni ile şüpheliler hakkında suç duyurusu yapılamamıştır. 27 Mayıs 1960 darbesini yapanlar da 12 Eylül 1980 darbesini yapanlar gibi yargılanmalıdır. Şüpheliler hakkında cezalandırılma istemi ile kamu davası açılmasını ve gerekli işlemlerin yapılarak yasa dışı iş ve bu eylemlerden kendilerine sağladıkları maddi ve manevi edinimleri var ise kamu yararına el konulmasını istiyorum.&8221; diyor.
Bilir, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenlerle ihlal edildiğini ise şöyle izah ediyor: &8220;Suç konusu eylem, darbe yaparak milletin seçtiği vekilleri silah zoruyla alıkoymak, Meclis&8217;i feshetmek, darp, yağma ve işkence gibi insanlık suçu işlemektir. İhtilal günü babam Prof. Dr. Servet Bilir elleri kelepçelenerek yaka paça götürülmüştür. Babam 11. dönem Bolu milletvekilidir. Yassıada&8217;da seçim bölgesi olan Bolu&8217;dan almış olduğu yüksek oy oranı ile sorgulanmış, beş yıl ağır hapis cezasına çarptırılmış, Yassıada ve Kayseri&8217;de iki buçuk yıl hapsedilmiştir. Dayım Hasan Polatkan da idam edilmiştir. Her ikisinin de sorgulamaları ve suçlanmaları tamamen siyasi saiklerle olmuştur, ortada bir suç yoktur. Ailemizden yemek, cellat, kefen ile darağacındaki ipin parası tahsil edilmiştir. Hasan Polatkan ve Servet Bilir, darbe yapanlar tarafından silah zoruyla alıkonulmuş, malları yağmalanmış, aylarca Yassıada&8217;da alıkonuldukları hücrelerde çeşitli işkencelere maruz kalmışlardır. Babam zaruri olan tuvalet ihtiyacını başında bir nöbetçi olduğu hâlde tuvaletin kapısı açık olarak gidermiştir. Dayım Hasan Polatkan, elinde sigara söndürülmek ve içinde buzlu su bulunan havuzda yarı çıplak bekletilmek suretiyle saatlerce işkenceye maruz kalmıştır. Annem Prof. Dr. Şule Bilir ve kardeşimle zaruret içinde bırakıldık. İhtilalde iki buçuk aylıktım. Babam tahliye edildikten sonra bir süre babamı kabullenemedim. Bunların tamamı insanlık suçudur. Şüpheliler hakkında cezalandırılmalarına karar verilmesi ve kamu davası açılması talebiyle karara itiraz ediyorum.&8221;
Hasan Hayri Bilir, AK Parti&8217;nin seçim meydanlarında Menderes&8217;i ve 27 Mayıs&8217;ı istismar ettiğini de söylüyor. &8220;Eğer gerçekten Adnan Menderes&8217;e sahip çıksalardı, AK Parti bu davanın takipçisi olurdu.&8221; diyor. Yassıada&8217;nın da 27 Mayıs darbesi hatıralarıyla gelecek nesillere ibretlik bir müze olarak kalması gerektiğini belirten Bilir, &8220;Ne acıdır ki Demokrat Parti&8217;nin devamı olduğunu söyleyen AK Parti hükümeti döneminde Yassıada müze olmak yerine oteller yapılarak ranta kurban edilmek isteniyor. 500&8217;den fazla insanın yargılandığı bu yerin eğlence merkezine dönüşmesi saygısızlık olmuyor mu?&8221; tepkisini dile getiriyor. Meydanlarda &8220;Cebimizde kefenle geziyoruz&8221; diyenlerin samimi olmadığını ifade eden Bilir, &8220;Maalesef Menderes&8217;i meydanlarda istismar edenlerin demokratlıkla hiçbir alakası yok!&8221; diye konuşuyor. Prof. Hikmet Sami Türk():
MAHKEME TABİİ HÂKİM İLKESİNE AYKIRIYDI
Yassıada Mahkemesi istisnaidir. Tabii hâkim ilkesine aykırıdır, ihtilâl sonrası kurulmuştur. Adil olduğunu söylemek mümkün değildir. Darbe olan her ülkede yargı gerçek anlamı ile işlememiştir ve gerçek görevini yapamamıştır. Nitekim Salim Başol, yapılan itirazlara, &8220;Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor!&8221; diye cevap vermiştir. 27 Mayıs öncesi Yassıada Mahkemesi veya Yüksek Adalet Divanı yoktu. Tabii hâkim ilkesi şudur: Her suçun cezası bellidir, yargılayacak mahkemesi de bellidir. Milletvekilleri Meclis&8217;teki konuşmalardan sorumlu değildir. Cumhurbaşkanı ancak vatana ihanetle yargılanabilir. Bu mahkemelerde cumhurbaşkanı yargılanmış, başbakan ve iki bakan idam edilmiş, 400 milletvekili çeşitli cezalara çarptırılabilmiştir. Bugünkü Sulh Ceza Hâkimlikleri de istisnai mahkemelerdir ve tabii hâkim ilkesine aykırıdır. Yargılamaları tartışma konusu olacaktır.
() Eski Adalet Bakanı // (AKSİYON, İdris Gürsoy - 15 Eylül 2015)
YORUM, ELEŞTİRİ VE KATKI:
1960 ihtilali ve Türkiye&8217;de o zamanki yargının durumu
1960 Darbesi Alparslan Türkeş&8217;in en üst rütbeli subay olarak kullanıldığı darbedir. Darbecilerin içinde bir tane bile general yoktur. Darbecilerin içinde ABD de NATO içindeki gizli Süper NATO da denilen bizde İtalya&8217;daki adı ile Gladio diye anılan İtalya da Komünistler adına başbakan Aldo Moroyu öldürüp komünistlerin üzerine atan bir çok general siyasi kişi devlet erkanını öldürdükleri İtalya&8217;daki dünyaca meşhur olan adını hatırlayamadığım bir savcı tarafından ortaya çıkarılan ve bu dava sırasında bazı savcılarında öldürüldüğü, NATO ülkelerinin tamamında kurulu olan bu gladio örgütü üyeleri olan İhtilalı yapan subay kadrolarıdır. Genel kurmay başkanı Orgeneral Rüştü Elderhun Paşayı küçük rütbeli gladio subayları tekme tokat döverek tekmeleyerek tutuklamışlardır.
Lütfen dikkat ediniz en yüksek rütbelisi Albay olan ihtilalda bunları durdurmak için bir sürü general karşı koyamamış yada koymamışlardır. İhtilal sonrası bunların nerede ise tamamı Ordudan çıkarılmıştır. Diğer subaylarında yarıdan fazlası ordudan çıkarılarak hem milli güçler önemli ölçüde ordudan çıkarılmış hem de İngiliz sömürge valiliğinin Türkiye hisselerinden bir bölümü Başbakanlık kasasında kilitli bulunan gizli anlaşmaların tamamı kasa bazı subaylar tarafından açılıp GKB&8217;na getirilmiş. GKB lığı içindeki bir odada bulunan JUSMAT kısaltılmış adı ile faaliyet gösteren ve hala Ankara da Jusmat binasında göreve devam eden ABD askeri binasında bir tane bile Türk subayının içeri girmesine bir sürü protokoller ve aramalardan sonra girilen bu Jusmat&8217;ın GKB karargahındaki odasına götürülüp ABD askerlerine teslim edilmeleri sonucu Türkiye&8217;nin bazı açılardan bağımlılık hisselerinden bir Kısmı İngilizlerden ABD&8217;nin eline geçmiştir.
İhtilalın lideri Alparslan Türkeş daha sonradan şöyle demişti.
Biz ihtilalı kendimiz planladık ve kendimiz yapıyoruz zannediyorduk. 27 Mayıs sabaha karşı harekete geçtiğimiz anda ensemizde Amerika&8217;nın nefesini fark ettik. Ama artık harekatı durdurmanın imkanı yoktu diyerek ihtilalın vahametini ve pişmanlıklarını ifade etmiştir. Menderes Kıbrıs görüşmelerinde dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile birlikte Kıbrıs görüşmelerini yürütüp Kıbrıs&8217;ta Türkiye&8217;nin de vesayet hakkı olduğunu savunarak büyük bir diplomatik savaş vermiş ve Kıbrıs da İngiltere Yunanistan&8217;ın yanı sıra Türkiye&8217;nin de Garantör olmasını sağlamıştır. Bu ABD ye Hakim Siyonist lobiyi çok rahatsız etmiştir ki sonunda bu anlaşma sayesinde Kıbrıs&8217;a çıkabilmişizdir. Bu durum Menderes Milli hükümeti için çanları çaldırmaya başlamıştır. Türkiye çok muhtaç ve fakirdir. Her türlü kalkınma şimdi AKP hükümetinin gezi olaylarında Bülent Arınca verilen ültimatom da Üçüncü köprüyü büyük hava alanını Marmaray projesini ikinci boğazı yapmayacaksınız Taksimde yıktırılan Tarihi Topkapı askeri topçu kışlasını yeniden yapmayacaksınız. Büyük yatırımları durduracaksınız şeklindeki Abdülhamid&8217;i tahtından indiren bütün gerekçeler ile engellenmeye çalışıldığı gibi menderes hükümeti de batının bize nefes aldırmayacağını anladığından Sovyet Rusya ile bazı yatırım anlaşmalarına girmiş İskenderun demir çelik fabrikasını yaptırmış ve daha pek çok kalkındırıcı yatırımlarda anlaşma çalışmalarına başlamıştır. Buda onun sonu belirlemiş İngiliz ve ABD ipini çekmeye karar vermişlerdir. Kıbrıs anlaşmaları için gittiği İngiltere de nasıl oldu ise uçağı düşmüş!? Bazıları ölmüş ama Menderes ve dış işleri bakanımız sağ kurtulmuştur. Asıl düşürülme nedenleri bunlardır. Gerisi, algı masallarıdır. Bir de Selanik&8217;te Atatürk&8217;ün evi Türkiye den görevlendirilen bir kişi tarafından bombalanmış ve bunun üzerine İstanbul da 1956 yada 57 de 6 - 7 Eylül olayları olmuş Rumların dükkanları evleri servetleri yağmalanmış, yakılmış, yıkılmış Ve İstanbul&8217;daki Rumların tamamına yakın çoğunluğu Yunanistan&8217;a kaçarak canlarını kurtarmışlardır. Bunun sorumlusu da Menderes olarak kabul edilip Yassı ada mahkemesinde yargılandığı uyduruk davalara birde bir gladio harekatı olduğu o zamanlar genç bir subay olarak olayları organize edenlerden biri olan ve sonradan üçüncü ordu komutanlığına kadar terfi eden benimde bazı vesileler ile yakından tanıdığım. Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu tarafından 6-7 Eylül olayları başarılı bir özel harp harekatıdır diye açıklanmıştır. Gelelim O zaman ki Yargının durumuna. Yassı adada Yargıdan bağımsız bir Yüce divan mahkemesi kurulmuştur. Başına Yargıç olarak Salim Başol. Baş savcılığa da Altay Ömer Egesel getirilmiştir. Bazı subaylar Menderesin vücudunda sigara söndürmüş aşağılamış ve dövmüşlerdir.
Mahkemede Başbakan Menderes savunmasını yapmaya çalışırken. Salim Başol boşuna savunma yapmana gerek yok demiş Menderes kendimi savunmayayım mı deyince de savunma. Çünkü seni buraya tıkan kuvvet böyle istiyor demiştir. Bunlar gazete haberleri değil her gün radyolarda canlı yayında takip ettiğimiz radyo haberleri ile kesin olan bilgilerdir. Onları oraya tıkan kuvvet se İngiliz ABD resmi devleti ama buna meşruiyet kazandıran sahtekârlıklar ile halkı aldatan ve hala yalanları ile yaşadığımız. İçimizdeki Kripto Sabataist Yahudiler onların hizmetindeki mason üniversite hocaları ve içerideki onların kontrolünde tamamı olan medya Hürriyet gazetesinin başını çektiği Sömürge basınıdır.
BU GÜNDE HALEN SİNSİ ALÇAKLIKLARIN İÇİNDELER.
DEVLETİM ve İNSANLIK ADINA SORUYORYM?
Yıllardır bizim paralarımızla beslediğiniz İmralı şerefsizini neden asamadınız? Sizde; Allah korkusu iman, insanlık ve vatan sevgisi zerre kadar yok. Bu şerefli, onurlu, hamiyet perver tertemiz milleti neden üstüne binerek yıllardır aldatıyorsunuz.???
Kefenimizle geldik diyen iğrenç yaratıkların hangisi bu vatan uğrunda ölmeye erkekçe, yiğitçe, mertçe hazır? Hepiniz korkaksınız. Korkuyorsunuz. Çalıyorsunuz.
YALAN, SİZİN HER ŞEYİNİZ YALAN. ALDATTIĞINIZ YETMEYECEK Mİ?
17-EYLÜL-2015
ALANYA


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.