Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1828
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 9671
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2037 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (149) | Dış Politika (1905) | Ekonomi (221) | Eğitim (85) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (59) | Adalet (71) | Milli Kültür (397) | Gençlik (25) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (717) | Tarım (139) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (16) | Din (973) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (561) | Türk Dünyası (811) | Şiir (60) | Sağlık (173) | Diğer (3224) |

Görüş bildirebileceğiniz Siyasi Partiler ve Siyasetciler konuları
Siyasetçiler nasıl olmalıdır? (42)
Siyasi Partilerimiz nasıl olmalıdır? (27)
Siyasi partiler ve siyasetçiler ile ilgil diğer konular (648)


Siyasi Partiler ve Siyasetciler - Siyasi partiler ve siyasetçiler ile ilgil diğer konular konusu hakkında görüşler
Prof. Dr. Salih Şimşek - (Ziyaretci) 31.08.2021 20:41:43

HAYRETLER DÜNYASINDAN

HAYRETLER DÜNYASINDAN Prof. Dr. Salih Şimşek

Hayret ki ne hayret… Meğer büyük balıkların, yanlarında parazit balıklar da varmış ama haberimiz bile olmamış.

Hayret ki ne hayret… Meğer o kadar çoklarmış ki; bu ülkede elini sallasan Lawrence`e değiyormuş ama bizler ‘honlama ve fonlama’ sonunda bu gerçeği yeni fark ettik.

Hayret ki ne hayret… Bu topraklara sonradan getirilen ve Türk kimliği verilen Yahudiler, Ermeniler ve Rumlar, ülkemizdeki muhacir Suriyelileri istemiyorlar. Şaka gibi değil mi?

Hayret ki ne hayret… Garip mi gariptir. Kronik hasta muhalifler, suyun üzerinde yalın ayak yürüseniz bile, `yüzme bilmiyor` diye eleştirmekten geri kalmazlar. Fıtratları bunu gerektirir.

Hayret ki ne hayret… Amerika`dan fon alıp, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı indirmeye çalışacak kadar midesiz ve “Erdoğan Amerika`nın adamı” diyecek kadar utanmaz ve sahtekâr, ‘gazeteci’ kimlikli yaratıklarımız varmış...

Hayret ki ne hayret… Ömrümün son günlerinde öğrendim ki; en kötü körlük, ‘ideolojik körlük`müş. Bu tür körlük, hiç bir körlük çeşidine benzemezmiş. Kronik, tedavi kabul etmez, hastalıklı muhaliflerin temel özelliği imiş bu türler...

Hayret ki ne hayret… Son zamanlarda yaptığım araştırmalar sonunda öğrendim ki; insanların zihni emperyalist güçlerin tecavüzüne uğrarsa, beyin hücreleri tutsak olurmuş. Bunun en belirgin ve somut örneği, aslında bir ‘siyasi parti’ değil ama bizim ana muhalefet partimiz, (C+P)`dir.

Hayret ki ne hayret… Uzun zamandır medyada ‘Katar Algısı’ yayan şerefsiz, adi, ahlaksız ABD’nin emir kulları ve vatan haini kalemşorlar, Büyük Şeytan ABD`nin yemlediği, honladığı ve fonladığı satılık köpeklermiş… Ne kadar fon, ne kadar kemik ve yal o kadar gürültü… .Vay anasını…

Hayret ki ne hayret… Kronik hasta muhalifler var ya... İnsan nasıl olur da böyle bir kafa yapısına sahip olur, anlamak mümkün değildir. Kendilerine yüzlerce tarihi belge gösterin, bir kısmı da yabancıların olsun, tabularına uymuyorsa, hiç birine inanmazlar, tek ‘doğru’ (aslında yanlış olan) onların şartlandığı ve iman ettiği doğrusudur.

Hayret ki ne hayret… Son zamanlarda yaptığım araştırmalar sonunda öğrendim ki; güzel ülkemizde ‘Beyaz Türk’ denilen kriptolar, yani gizli gayri Müslimler, hiç bir zaman istiklal savaşında yer almamışlar. Ya savaştan kaçmışlar, ya da savaştan sonra göç ve mübadele yoluyla ülkemize yerleşmişler. 1918-1922 yıllarında öğrenci olmadığı için liseler kapanmış. Üniversiteler ise 1925`den sonra öğrenci kaydetmiş. Böylece Devlet kadroları ‘Beyaz Türk’ denilen kişilerin in eline geçmiş. Halen de pek çok yer, onların torunları tarafından işgal ediliyormuş. Şimdiye kadar bunları bize niye anlatmadılar ki… Şimdi nasıl olur da hayret etmezsiniz?

Hayret ki ne hayret… Bendeniz yeni öğrendim. Meğer Başkent Ankara’daki ‘Çankaya Tepesi’nin orijinal adının ‘Ezan Tepe’ olduğunu, orijinal ismin daha sonra değiştirildiğini biliyor muydunuz? Bir zamanlar, adını değiştirip “Çan Kaya’ diyerek isimlendirmişler ve ‘Ezan’ı silip, ehli küffarın sembolü olan ‘Çan’ koymuşlar. ‘Çankaya Köşkü’nün eski adı da ‘Kasapyan Köşkü’ imiş... Ankaralı bir Ermeni tüccar tarafından 1800`lü yılların son çeyreğinde yaptırılan ve sonrasında kentin zengin ailelerinden Bulgurzadeler`in eline geçen ‘Kasapyan Köşkü’ olarak bilinen bağ evi, zamanın Diyanet İşleri Başkanı ve Ankara Müftüsü Rifat Efendi`nin gayretleriyle, halktan toplanan, 4500 lira bağış sayesinde, Bulgurzade Tevfik Efendi`den satın alınmış ve M. Kamâl`a hediye edilmiş... O köşk Demokrat Parti iktidara gelinceye kadar (C+P)’nin mülkiyetinde imiş... D.P. iktidara gelince, köşkü Devlet’e öyle bir fiyata satmışlar ki millet duysa, dudak uçuklattırırmış. Ben bilmiyorum ama ‘bir bilen’ o fiyatı ve ödemeyi çok iyi biliyormuş. O zamanlar ‘Ezan’ yerine ‘Çan’ koyan adamlar, günümüzde boş yere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne karşı durmuyorlar!



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.