Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1730
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7528
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1989 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (132) | Dış Politika (1314) | Ekonomi (153) | Eğitim (62) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (35) | Adalet (62) | Milli Kültür (230) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (524) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (811) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (370) | Türk Dünyası (649) | Şiir (45) | Sağlık (92) | Diğer (2792) |

Görüş bildirebileceğiniz Siyasi Partiler ve Siyasetciler konuları
Siyasetçiler nasıl olmalıdır? (42)
Siyasi Partilerimiz nasıl olmalıdır? (26)
Siyasi partiler ve siyasetçiler ile ilgil diğer konular (456)


Siyasi Partiler ve Siyasetciler - Siyasi partiler ve siyasetçiler ile ilgil diğer konular konusu hakkında görüşler
Mehmet KOÇAK - (Ziyaretci) 5.7.2018 23:43:45

O bir dehaydı, onu darbeciler sürgün etti, ama devlet uğurladı

O bir dehaydı, onu darbeciler sürgün etti, ama devlet uğurladı
04 Temmuz 2018 Çarşamba



27 Mayıs 1960 askeri darbecileri 147 üniversite hocasını &8216;sakıncalı bilim adamları` listesine almıştı.
O daha genç bir doçent iken, çok sevdiği ülkesinden çıkmak ve uzaklarda kendine yeni bir vatan seçmeye mecbur edildi.
Fuat Sezgin hocamızın ilim dünyasındaki rehberlerinden biri büyük Şarkiyatçı Hellmut Ritter`dır.
H.Ritter, Alman ırkçı &8216;Nazi hükümeti` tarafından sürgün edilmiş o da Türkiye`ye sığınmıştı.
Prof. Ritter, 1943-1951 yıllarında İstanbul Edebiyat Fakültesinde göreve başlamış ve çok sayıda bilim adamın yetişmesine vesile olmuştu.
Fuat Sezgin hocamız, onun yanında yetişti.
Ne hazin ve ne garip tecellidir ki; 1960 darbesinde hocasının yaşadığı sürgün hayatının bir benzerini bu sefer Fuat Hoca yaşamaya mecbur edilmiş.
Kendisini müzeye çevirdiği evinde ziyaretimde o günleri gözyaşları içinde şöyle anlatıyordu.
``Elbette ben de demokrasiyi askıya alıp millet iradesini hiçe sayan darbecilere karşıydım. Ama asla ülkem ve milletim için sakıncalı değildim.
Vatansever olarak ülkeme aşıktım ve milletime hizmet etmeyi hedefliyordum.
Türkiye`yi, İstanbul`u terk edeceğim akşam, Galata Köprüsü`nün Karaköy tarafına gittim. Oradan 15&8211;20 dakika kadar Üsküdar`a baktım. Güzel bir geceydi, artık vakit de gecikiyordu. Döndüğümde gözlerimin yaşını silmek zorunda kaldım. İşte son hislerim bunlardı. Kızmadım da, o zaman tabii üzülmüştüm. Bugün bir kızgınlık duymuyorum. Memleketime yine ne vermek mümkünse onu vermeye çalışıyorum.´´
Onu dinlerken, Türkiye`deki vesayetçi güçlerin sebep olduğu mahkemeler, idamlar ve intiharlarla travmalara dönüşen o dönemde siyasilerin yanında anlıyorum ki, bilim adamlarımız da benzer zulümlere muhatap edilmişti.
BÜYÜK BİR HAYRA
VESİLE OLDUK
O, bir gün kıymetinin birileri tarafından anlaşılacağı ve kendisi ile eserlerine sahip çıkılacağına inanıyordu.
İlerleyen yaşına rağmen ümidini hiç kaybetmemişti.
Ve sonunda o hayali gerçek oldu.
Eski milletvekillerinden gazeteci-yazar Cevdet Akçalı ağabeyimiz, Kiptaş Genel Müdürü İsmet Yıldırım`ı ziyaret ederek ona Prof. Dr. Fuat Sezgin hocayı ve hizmetleriyle yaşadığı sürgün hayatını hikaye eder.
İsmet Bey, ``Değerli hocamıza ve eserlerine artık sahip çıkmalıyız´´ diyerek çalışmaya başlar. Önce o dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Bey`e anlatılanları nakleder.
Bu görüşmeden ``hem hocamızı ziyaret edelim ve çalışmalarını yerinde görelim´´ fikri çıkar.
Değerli dostum İsmet Yıldırım Bey beni arayarak benim de bu ziyarette olmamı ister. Bu hayırlı işe asıl sebep olan Cevdet Akçalı, İsmet Yıldırım ile birlikte Frankfurt`a vardık. Başkan Topbaş ile buluşup Prof. Dr. Fuat Sezgin hocamızı müzeye çevirdiği evinde ziyaret ettik.
Oradaki görüşmelerde verilen bilgiler ve yapılan tespitler bir rapor halinde şimdiki Cumhurbaşkanımız, zamanın BaşbakanıR.Tayyip Erdoğan`a takdim edildi.
Zamanın Başbakanı Sayın Erdoğan`ın talimatlarıyla çalışmalar başlatılmış oldu.
Hocamıza ve de eserlerine sahip çıkılması işte böyle başlamış oldu.
Bu hayırlı işe vesile olan başta rahmetli Cevdet Akçalı Bey`e, İBB eski Başkanı Kadir Topbaş ile Kiptaş Genel Müdürü İsmet Yıldırım Bey`e ayrıca, Frankfurt`ta bizi ağırlayıp mihmandarlığımızı yapan İlyas Unuz ve gazeteci Mehmet Koca`ya müteşekkir olduğumuzu ifade etmek isterim.
Bütün bunların yanında Fuat Sezgin hocamızın hakkında bilgi sahibi olur olmaz ona ve eserlerine sahip çıkılması için emir ve direktiflerini veren değerli Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan`a teşekkürlerimizi sunuyorum.
ALMANYA
CUMHURBAŞKANININ
TEKLİFİNİ KABUL ETMEDİ
Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau, bir gün Fuat Hocaya bir mektup göndererek, ``size Alman vatandaşlığı kimliğini ben takdim´´ edeceğim diyerek kendisini makamına davet eder.
Dünya çapında kendisi bilim alanında bir otorite olarak kabul edilen Fuat Hocamız cevaben, ``Sayın Cumhurbaşkanı, Alman vatandaşı olmam için bizzat ilgilenmeniz beni onurlandırdı.
Faka bu nazik teklifinizi kabul etmem mümkün değildir. Almanlar, çok sayıda ilim adamına sahip bir millettir. Lakin mensubu olduğum Türk milleti ise son asırlarda yeterli bilim adamı yetiştiremedi. Bundan dolayı da hayatta iken ve öldükten sonra da Müslüman Türk alimi olarak anılmak isterim. Bu arzumu anlayışla karşılayacağınızı umuyorum´´ diyerek Alman vatandaşlığı teklifini geri çevirmişti.
O böylesine bir vatanseverdi.
Onu darbeciler sürgün etmişti; ancak onu devlet uğurladı. Tabutuna Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve son Başbakan B.Yıldırım omuz verdi.
2019 yılı Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan`ın emriyle &8216;Fuat Sezgin` yılı ilan edildi.
Nev-i şahsına münhasır bir insandı ve o, Allah`ın birkaç yüzyılda bir lütfettiği bir dehaydı.
Eserlerinin büyük bir kısmı Türkiye`dedir. Kendi yazdığı eserler ile dünyanın dört bir yanından topladığı 45 bin cilt kitabı Türkiye devleti ve Türk milletine hibe etmişti.
Ruhu şâd, mekanı cennet olsun&8230;


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.