Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1832
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10788
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 756
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2053 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (154) | Dış Politika (2275) | Ekonomi (234) | Eğitim (91) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (63) | Adalet (71) | Milli Kültür (522) | Gençlik (27) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (844) | Tarım (147) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (19) | Din (1052) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (13) | Milli Güvenlik (623) | Türk Dünyası (888) | Şiir (77) | Sağlık (185) | Diğer (3429) |

Görüş bildirebileceğiniz Türk Dünyası konuları
Türk Dünyası (888)


Türk Dünyası - Türk Dünyası konusu hakkında görüşler
Cüneyt Diler - (Ziyaretci) 8.03.2018 23:39:47

Karadeniz Hala Çırpınıyor Komutanım Uçmağ`dan İzliyormusun...


Karadeniz Hala Çırpınıyor Komutanım Uçmağ`dan İzliyormusun...
Cüneyt DİLER

67 Yıl Sonra Cenaze Namazı Kılınan Unutulmuş Bir Kahramana Vefa

Türk Milleti,hafızası ile birlikte Ataları`nın yaşadığı zulümler hatıralarında tazelendikçe hep birlikte harekete geçen, genetiği ile çok oynanmış halen de oynanılmaya devam edilen, vicdanın, erdemin, Allah için düşünmeden saldırıp, bir daha dönmemenin her dönemde mümkün olduğunu ispat eden tek Millettir, bir tarihçi olarak unutulmuş olayları, bu olaylara konu olan sebepleri ve bu sebepleri vücuda getiren, bilerek unutturulmuş abide şahsiyetleri ele alıp, etnik kimliği, inanışı, ideolojik duruşu, kendini tarif etme biçimi her ne olursa olsun, bu coğrafyada yaşayan, ve Ay Yıldızlı Al Bayrak`ın gölgesinde kendisini Türk Milletinden gören ve adlandıran, Millet kavramını, her ne kadar bazı gerçeklikleri ortada olsa dahi,genetik açıdan ele almamakta hassasiyet gösteren bu coğrafya`nın tüm insanlarına anlatmak, hatırlatmak, bilmeyene bildirmek, hafızaları tazelemek gerekli, bu benim vazifem...
Türk savunma sanayii`nin temellerini atan, unutulmuş bir kahraman: Nuri Killigil Paşa&8230;
2 Mart 1949&8230; İstanbul, öğleden sonra saat beşi on geçe art arda gelen üç büyük patlamayla sarsıldı. İki gün boyunca devam eden bu şiddetli patlamalarda, Sütlüce sahilindeki bir bina neredeyse tamamen havaya uçmuştu. Havaya uçan bu bina bir silah fabrikasıydı. Sahibi de Osmanlı İmparatorluğu`nun son zamanlarının en güçlü adamı, Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa`nın öz kardeşi Nuri Killigil idi. Atatürk`ün silah arkadaşı, Kafkas İslam Ordusu Komutanı, Bakü Fatihi Nuri Killigil Paşa&8230;
Gözü kara bir subay, idealist Türkiye`nin yüreği Mert Kastamonu toprağında filizlenmiş bir memleket sevdalısı. 1911-1912 yıllarında Atatürk ile birlikte Trablusgarp`ta İtalyan işgaline karşı savaştı. Birinci Dünya Savaşı`nın sonuna doğru, henüz 29 yaşındayken Kafkas İslam Ordusu Komutanı olarak, Ermenilerin ve Rusların işgalindeki Bakü`yü kurtardı. Bu zaferden sonra Azerbaycan Türkleri tarafından adına destanlar yazıldı, şarkılar bestelendi ve ``Bakü Fatihi´´ olarak tanınmaya başladı. Fakat henüz bir buçuk ay sonra 0smanlı İmparatorluğu`nun Mondros Anlaşması`nı imzalayıp yenilgiyi kabul etmesi üzerine birliklerini Azerbaycan`dan çekmek zorunda kaldı. Ateşkes ile birlikte bütün komutanlar İstanbul`a çağrıldı. Payitahta gelir gelmez polisler tarafından tutuklandı ve Batum`a gönderilerek hapsedildi. 1919 yılında halkın da yardımıyla hapisten kaçtı. Erzurum`a giderek milli mücadeleye katıldı. Erzurum ve Kars`ta silah ve cephanelerin bakımı için bir atölye kurdu. Fakat bu sırada Mustafa Kemal Paşa`ya darbe yapacak dedikoduları çıktı, bölgeden uzaklaştırılırdı ve Almanya`ya gitmek zorunda kaldı. Killigil, Almanya`da yaşadığı süre zarfında da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile beraber çalışarak, özellikle ordunun hafif silah ve mühimmat tedariki yönünde çalışmalar yaptı. Yurda döndüğünde devlet kurulmuş ve emekliye sevk edilmişti. 1925 yılında Atatürk`ün imzasıyla Yarbay rütbesiyle emekliliği onaylandı. 1929`da devlet tarafından İstiklal Madalyası`na layık görüldü.
2 Mart 1949&8230; İstanbul, öğleden sonra saat beşi on geçe art arda gelen üç büyük patlamayla sarsıldı. İki gün boyunca devam eden bu şiddetli patlamalarda, Sütlüce sahilindeki bir bina neredeyse tamamen havaya uçmuştu. Havaya uçan bu bina bir silah fabrikasıydı. Sahibi de Osmanlı İmparatorluğu`nun son zamanlarının en güçlü adamı, Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa`nın öz kardeşi Nuri Killigil idi. Atatürk`ün silah arkadaşı, Kafkas İslam Ordusu Komutanı, Bakü Fatihi Nuri Killigil Paşa&8230;
Gözü kara bir subay, idealist bir memleket sevdalısı. 1911-1912 yıllarında Atatürk ile birlikte Trablusgarp`ta İtalyan işgaline karşı savaştı. Birinci Dünya Savaşı`nın sonuna doğru, henüz 29 yaşındayken Kafkas İslam Ordusu Komutanı olarak, Ermenilerin ve Rusların işgalindeki Bakü`yü kurtardı. Bu zaferden sonra Azerbaycan Türkleri tarafından adına destanlar yazıldı, şarkılar bestelendi ve ``Bakü Fatihi´´ olarak tanınmaya başladı. Fakat henüz bir buçuk ay sonra Osmanlı İmparatorluğu`nun Mondros Anlaşması`nı imzalayıp yenilgiyi kabul etmesi üzerine birliklerini Azerbaycan`dan çekmek zorunda kaldı. Ateşkes ile birlikte bütün komutanlar İstanbul`a çağrıldı. Payitahta gelir gelmez polisler tarafından tutuklandı ve Batum`a gönderilerek hapsedildi. 1919 yılında halkın da yardımıyla hapisten kaçtı. Erzurum`a giderek milli mücadeleye katıldı. Erzurum ve Kars`ta silah ve cephanelerin bakımı için bir atölye kurdu. Fakat bu sırada Mustafa Kemal Paşa`ya darbe yapacak dedikoduları çıktı, bölgeden uzaklaştırılırdı ve Almanya`ya gitmek zorunda kaldı. Killigil, Almanya`da yaşadığı süre zarfında da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile beraber çalışarak, özellikle ordunun hafif silah ve mühimmat tedariki yönünde çalışmalar yaptı. Yurda döndüğünde devlet kurulmuş ve emekliye sevk edilmişti. 1925 yılında Atatürk`ün imzasıyla Yarbay rütbesiyle emekliliği onaylandı. 1929`da devlet tarafından İstiklal Madalyası`na layık görüldü.
Artık asker değildi ve yeni bir iş yapması gerekiyordu. Siyasete girmedi, ticarete atılmayı düşündü. Gençliğinden beri silah üretmek en büyük hayaliydi. Teknik bilgisi olmamasına rağmen, içinde hep bir şeyler icat etme arzusu vardı.
1933`te Zeytinburnu`nda döküm, seramik, soba yapmak üzere bir tesis kurdu. Resmi olarak bu tip madeni eşyalar üretiliyor olarak görünse de asıl üretimi, Millî Savunma Bakanlığı`nın verdiği izinle yapılan tabanca, tüfek, gaz maskesi ve hatta havan topu mermisi gibi askeri malzemeler üzerine idi. İlk büyük işi; Atatürk`ün kararnamesiyle 1934`te, Yavuz Gemisi topları için gerekli olan kanat emniyetli tapaların üretimi oldu. Daha sonra dağ topları için 24 bin tapa ve Heinkel uçaklarının bomba yapımı gibi işleri de almıştı.



Daha sonra fabrikasını iyice genişletti ve Sütlüce`de ikinci fabrikasını açtı. Türkiye`nin ilk özel savunma sanayi şirketi olan bu fabrika, ülkenin silah endüstrisindeki mihenk taşı oldu. 400 tezgah ve 500 işçi çalışıyor, tamamen yerli silah ve mühimmatlar üretiliyor, bu mühimmatlar da Türkiye Cumhuriyeti`nin yanı sıra birçok devlete satılıyordu.
Sütlüce`deki bu silah ve mühimmat fabrikasında, çizimini bizzat kendi yaptığı, kendi adını verdiği ve patenti kendisine ait olan Nuri Killigil Tabancası`nı üretti. Yarı otomatik ve 9 milimetre çapındaki bu ilk yerli ve milli tabancamız o yıllarda dünyanın en iyi silahları arasında gösteriliyordu. (Silah bugün Harbiye Askeri Müzesi`nde sergilenmekte, yolunuz düşerse orada görebilirsiniz.)



Hayatı silahlarla geçmiş, gerçek bir silahşor olan Nuri Paşa`nın; askerlik hayatında silahları yalnızca kullanmakla kalmadığını, üzerinde kafa yorarak sürekli gelişme ve yenilik arayışında olduğunu, kısa süre içerisinde ortaya koyduğu başarılı eserlerden anlayabiliyoruz. Killigil Tabancası`na baktığımızda; silahın kabza kapağındaki incelik, şarjör tünelinin altındaki detay, üst kapağın zarafeti hemen dikkatimizi çekiyor ve bu harika tasarım, onun ne kadar titiz, işini iyi yapan bir silah tasarımcısı olduğunu bize gösteriyor.
Nuri Killigil`in bu başarıları, Türkiye`nin milli ve yerli bir savunma sanayisi olmasını istemeyenleri rahatsız etti. Bir süre sonra Killigil, baskılardan dolayı fabrikasında silah üretilmeyeceğini açıkladı. Fakat üretim gizlice devam ediyordu.
1949 yılına gelindiğinde&8230; O günlerde yeni kurulmuş olan İsrail`le savaş halindeki Mısır`dan beş bin tabanca, Suriye`den de iki bin havan topu siparişi geldi. Siparişleri yetiştirmek için fabrikada gece gündüz çalışılıyordu. Bu sırada BM Güvenlik Konseyi, Suriye ve Mısır`a silah ambargosu koydu. Fakat, Paşa bu karara rağmen ambargoyu delerek sevkiyata devam etti. Bu sevkiyat İsrail`in ve İsrail ile iyi ilişkiler kurmaya çalışan hükümetin, o dönemki menfaatlerine hiç uygun değildi.



2 Mart 1949`da Sütlüce`deki fabrikada fail-i meçhul patlamalar meydana geldi. Nuri Killigil, mühendis ve işçileriyle, on binlerce top ve havan mermisiyle birlikte bir anda yok edildi. Ceset parçaları fabrikanın her yerine saçılmıştı. Kaç kişinin can verdiği tespit edilemedi ve 27 kişi gibi temsili bir sayı kayda geçildi. Günlerce aranmasına rağmen Nuri Paşa`nın cesedine ait hiçbir şey bulunamadı ve sembolik olarak boş bir tabut defnedildi.
20 gün sonra cesedinin ana gövdesi Haliç`te su üzerine çıkınca bulundu. Ailesi tekrardan cenaze töreni yaparak, cenaze namazının kılınmasını istedi. Fakat dönemin müftüsü Ömer Nasuhi BİLMEN (kendisini asla iyi hatırlamayacağım ardından asla fatiha yollamayacağım) tarafından ``sadece bir ceset parçası için cenaze namazı kılınmaz´´ diye fetva verildi. Halk arasındaki iddialara göre; hükümet, İsrail siyaseti gereği Nuri Killigil`in cenazesine de tavır almıştı. 24 Mart 1949 tarihinde cenaze namazı kılınmadan, işçi arkadaşlarının yanına, Nuri Killigil Fabrikası Şehitliği`ne hak etmediği şekilde defnedildi.
Kafkas İslam Ordusu Komutanı olarak şanlı zaferler kazanmış bir savaş kahramanı, Azerbaycan Türklerini, Rus-Ermeni zulmünden kurtaran ``Bakü Fatihi´´, Türkiye`nin ilk yerli ve milli silah üreticisi, savunma sanayinin kurucusu, ömrünü memleketine adamış bu Türk evladına bir cenaze namazı bile çok görülmüştü.



Yıllarca Edirnekapı`daki mezarına da gereken değer gösterilmedi, yeri bile unutuldu. Ancak 2016 yılında, yazar Atilla Onat tarafından mezar tespit edildi, onarıldı. Ve vefatından tam 67 yıl sonra cenaze namazı arkadaşlarıyla birlikte yattığı şehitlikte, bir avuç Türk tarafından kılındı.

&8216;Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türk`ün bayrağına` şiiri Azerbaycanlı Ahmet Cevat AHUNDZADE tarafından Bakü Fatihi Nuri Killigil Paşaya yazılmıştır.



Türkiye`de son derece ilginç geçen bu yıllarda, uçak sanayinin ardından savunma sanayimiz de toprağa gömülmüş oldu. Nuri Killigil Silah ve Mühimmat Fabrikası üretimine devam etseydi bugün savunma sanayimiz hangi seviyelerdeydi, Nuri Demirbağ uçak sanayinde destek görse veya önü kesilmeseydi ekonomimiz şu anda ne durumda olurdu diye düşünmeden edemiyoruz.
Ömürleri boyunca kendilerinden çok ülkeleri için çalışan bu aziz insanlara vefa borcu olarak bizlere düşen; onları iyi anlayıp, değerlendirmek, emanetlerine sahip çıkmak, onların kaldıkları yoldan devam etmektir. Vatan savunması için Trablusgarp`tan Bakü`ye birçok toprakta korkusuzca savaşan bir kahraman olduğu gibi, bir mühendislik dehası da olan bu büyük değerimizin ruhu şad, mekânı cennet olsun.



İNFOGRAFİK ANLATIM

Osmanlı Ordusu`nun üst düzey kademelerinde komutanlık yapan, Trablusgarp ve Kuzey Afrika en ön saflarda bulunan İstiklal Madalyalı bir gazi.

I. Dünya Savaşı sonrası İngiliz destek birliği, Rus ordusu ve Ermeniler, Azerbaycanlılara karşı katliama başlamıştı.

Nuri Paşa bölgedeki birlikleri &8216;Kafkas İslam Ordusu` adı altında biraraya getirdi. Ermenileri ve Rusları püskürttü.

Haftalarca devam eden çarpışmalar sonucu büyük sevgi gösterileri ile Bakü`ye giren Nuri Paşa, Azerbaycan`da &8216;Bakü Fatih`i` olarak biliniyor.

&8216;Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türk`ün bayrağına` şiiri Azerbaycanlı Ahmet Cevat tarafından Bakü Fatihi Nuri Killigil Paşaya yazılmıştır.

Nuri Killigil 1933`te Zeytinburnu`nda ve sekiz yıl sonra da Sütlüce`de silâh ve cephane fabrikaları kurar.

II. Dünya Savaşı`nda ordu için silâh ve cephane imal eder.


Savaştan sonra ABD`nin Türkiye`ye yaptığı Askeri yardımlar gereği ``Türk Savunma Sanayi`nde Özel Sektör´´ kaderine terk edilir.

Esas amacı yarı tabanca ve mermi üretmek olan Nuri Bey`in tabancaları çok beğenilir ve siparişler birbirini kovalar.

Nuri Paşa 1948`de kurulan İsrail Devleti`yle çatışma halinde olan Mısır ve Ürdün`den aldığı siparişleri yetiştirmeye çalışmaktaydı.

Ancak 2 Mart 1949 tarihinde İstanbul müthiş bir patlamayla sarsılır. Fabrika sabotaj sonucu patlatılır..

1949 yılı Türkiye`de gerek uçak sanayinin gerekse de savunma sanayinin kökünden silinmesi açısından ilginç bir yıldır.


Nu­ri Kil­li­gi­l ve ölen 15 ki­şi­nin par­ça­la­rı, üç ay­rı ta­bu­ta konur; ce­na­ze na­ma­zının ardın­dan, Edir­ne­ka­pı`ya defnedilir.

16 gün son­ra en­kaz­dan Nu­ri Kil­li­gi­l`­in göv­de­si bu­lun­ur. Ya­kın­la­rı tö­ren düzenler. İstiklal marşı okunur.

Fa­kat İs­tan­bul Müf­tü­lü­ğü tam göv­de­si ol­ma­dı­ğı bahanesiyle ce­na­ze na­ma­zına izin vermez ve Şehit Nuri Paşa imamsız defnedilir.

KOMUTANIM SEN ŞİMDİ TÜRK UÇMAĞ`INDAN ÇIRPINAN KARADENİZİ İZLERKEN BİZ HALA RAHAT BİR VİCDAN İLE BAŞIMIZI YASTIĞA KOYABİLİYORUZ YA, BU BANA ÇOK DOKUNUYOR,SEN RAHAT UYU KOMUTANIM, BİZ DEĞİL...




Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.