Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8390
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
`Savaşa Hayır` barışın değil PKK`nın sloganı
Gon:Selim Ozubek
 
 
Halk Soruyor Gökçe Fırat Cevaplıyor
Amerika Türkiye`nin Suriye`ye müdahalesine karşı... Türkiye tampon bir bölge ile Kürt oluşumunu engellemeli... İran, Irak ve Suriye, emperyalizmin yapay devletleri...
"Savaşa Hayır" barışın değil PKK`nın sloganı

Akçakale`ye düşen top mermisini nasıl yorumlamalıyız? Ulusalcı kesimler bu olayın Türkiye`nin savaşa girmesi için yapılan bir provokasyon olduğunu iddia ediyorlar. Bu yaklaşım sizce doğru mu?

Ulusalcı kesimler en iyi ihtimalle olan biteni doğru değerlendirmiyorlar. Hele hele bu provokasyon tezi tam bir komplo teorisine dönüşmüş durumda.

Hatırlarsanız daha Irak savaşı döneminde de bunlar tartışıldı, savaş başlamadan once Kürtlerin ayaklanacağı ortadaydı ve Türk Ordusu`nun Irak`a (ama tek başına ABD ile birlikte değil) girmesi gerekiyordu. O dönemde de aynı provokasyon sözleri dillendirildi. Hatta dönemin Genel Kurmay Başkanı Hilmi Bey "ABD ile karşı karşıya gelmek Türkiye için en kötü seçenektir" açıklamasını yapmıştı.

Sonuç ne? Irak`ın kuzeyinde bir Kürt devleti kuruldu.

Şimdi aynı senaryo tekrarlanıyor. Amerika`nın Suriye`ye müdahale imkanı yok. Türkiye şu anda Suriye`ye girerse Suriye`nin kuzeyindeki PKK oluşumu engellenebilir. Tam da bu noktada yine aynı provokasyon tezleri ortaya atılıyor.

Suriye`den uzak duralım diyenler, ya PKK`nın güdümündedir ya da ABD`nin!

ABD son gelişmeler üzerine sıcak çatışma yaşanmamasının daha doğru olacağını belirterek siyasi çözüm yollarının devreye sokulmasını ön plana çıkartan bir açıklama yaptı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Amerika`nın en büyük korkusu, Türkiye`nin kendi inisiyatifiyle Suriye`ye askeri bir müdahalede bulunması. Bunu engellemek için de elinden geleni yapıyor.

Sadece bu açıklama bile, Türkiye`nin ABD`nin piyonu olarak bölgeye gireceği tezlerini yalanlamaktadır. Eğer Amerika Türkiye`yi Suriye`ye sürmek istese, bundan güzel fırsat mı olur?

Tam tersine Amerika, tıpkı Kıbrıs`ta olduğu gibi Türkiye`yi müdahaleden uzak tutmak için çırpınıp duruyor.

Peki niye Amerika bunu istesin, Türkiye bölgede Amerika`nın müttefiki değil mi?

Siyasette ebedi ittifaklar yoktur. Türkiye son on yılın büyük bölümünde Amerika`nın müttefiki olarak hareket etti ama son üç yıldır bölgede kendi başına hareket ediyor. Bu da Amerika`nın hoşuna gitmiyor.

Nitekim yabancı basında çıkanlar, hiç de Türk medyasındakilere benzemiyor. Yabancı medya, eğer bir müdahale olursa, Türkiye`nin bölgede güçleneceği tespitini yapıyor.

5 Ekim tarihli Daily Telegraph`ta çıkan yorum bu açıdan dikkate değer. "Böyle olursa Türkiye bölgenin yeni gücü olarak ortaya çıkar" diyor Richard Spencer.

Siz ulusalcı kesimlerin Suriye konusunda olaya Türkiye`nin çıkarları açısından değil, daha çok AKP karşıtlığı açısından baktığını belirterek eleştirilerde bulunmuştunuz. Genel olarak AKP`ye karşı bir güvensizlik var ve muhalefetimiz de karşı çıkmak dışında bir şey ortaya koyamıyor. Bu siyasi kısırlıktan nasıl çıkabiliriz?

Türkiye`de ulusalcılık denilen akımın omurgasızlığıdır asıl mesele. Ulusalcılık AKP ile birlikte ortaya çıkan bir akım. AKP her ne yapsa onun eleştirisi üzerinde gelişti.

AKP, Amerikancıydı; ulusalcılar Amerikan karşıtı oldu, AKP AB`ciydi; ulusalcılar AB karşıtı oldu, AKP Kürtçüydü; ulusalcılar Kürçülüğe karşı oldu.

Ama gün geldi AKP`nin politikaları değişti, bu defa ulusalcılar 180 derece ters dönüp Amerika`yı, AB`yi ve PKK`yı savunmaya başladı.

AKP karşıtlığını esas alan bir ulusalcılık, maalesef dönüp dolaşıp insanı vatan hainliğine kadar geteriyor.

Bu da bin türlü farklı akımın biraraya getirilmesi ile oluşturulan sahte ulusalcılığın ibretlik hikayesidir. Bu tür bir ulusalcılığı biz daha zamanında CIA`nın oyunu olarak görmüş ve uyarmıştık. Nitekim bu insanlar şu anda, kamuoyundaki derin AKP karşıtlığını paravan yaparak, ABD`yi ve PKK`yı savunuyorlar.

Peki siz neden genel olarak ulusalcı kesimden farklı bir tutum alıyorsunuz?

Bakın biz on yıllık tarihimiz boyunca, hep Atatürkçülükten, hep milliyetçilikten, hep solculuktan yana olduk ve milim sapmadık, hiç de korkmadık.

En zor zamanlarda "Dayan Saddam" dedik, "Ordu Irak"a dedik, Türkiye`de "Kürt istilası var"dedik. Bizim için önemli olan bize kimlerin destek olacağı, kimlerden sempati bekleyeceğimiz değildir, tarihe karşı, milletimize karşı sorumluyuz.

O nedenle ulusalcıların düştüğü yanlışa düşmeyeceğiz. Türkiye`nin çıkarını savunacağız ki bu çıkar şu anda Esad`ı desteklemek değildir.

Saddam`ı destekliyordunuz ama...

Evet Saddam`ı destekledik ve ne kadar doğru yaptığımız ortaya çıktı. Saddam devrilmese bugün Kuzey Irak`ta Kürt devleti olmayacaktı!

Ve biz Saddam`ı desteklerken bize kimler saldırıyordu: Bugün Esad`ı destekleyenler!

Demek ki denklem basit, Saddam`la Esad aynı değil!

Saddam karşıtları dün Amerikancılardı, bakıyoruz aynı Amerikancılar bugün Esadcı olmuş.

Bunlara hiç şaşırmıyoruz.

Meclis`te tezkere kabul edildi. CHP ve BDP tezkereyi savaş tezkeresi olarak değerlendirerek karşı çıktı.

Bu da bizim dediğimizin ne kadar doğru olduğunu ispatlıyor. Bugün Türkiye`nin Suriye`ye müdahalesine karşı çıkanların lideri PKK`dır. Bakın BDP`liler açıkça diyor ki, "Türkiye eğer Suriye`ye müdahale ederse, tankların önüne siper olacağız."

Kafası biraz çalışan bir insan bu BDP`lilerin biz Kuzey Irak`a müdahale ederken de aynı şeyi yaptıklarını, PKK`ya kalkan olduklarını hatırlar.

PKK biliyor ki Türkiye Suriye`ye müdahale ederse, PKK`nın en büyük desteği olan Suriye çökecek.

Tablo bu kadar açıkken CHP`nin Meclis`te BDP ile birlikte hareket etmesi, CHP`yi artık Kürtçülerin ele geçirdiğinin kanıtıdır.

Ama çok daha tehlikelisi, kendilerine milliyetçiyim diyen bir kesim bile PKK`nın peşinde "Savaşa hayır" sloganları atıyor.

Financial Times PKK`nın Suriyeli Kürtlere onbeş bin asker hazırlamaları yönünde çağrıda bulunduğunu iddia etti. Suriye`de bir Kürt devleti oluşumu gerçekleşebilir mi?

Eğer Türkiye elini çabuk tutup müdahale etmezse olacak olan bu. Biz o nedenle Türkiye`nin, sınırlı bir müdahale ile, Suriye`nin Irak`la olan bağlantısını kesecek bir tampon bölge oluşturmasını istiyoruz. Eğer bu yapılırsa Suriye Kürtleri, Irak Kürtleri ile birleşemez.

Türkiye bu bölgede bir yandan tampon bölge oluşturup Kürtleri tecrit etmeli, diğer taraftan da Türkmenlerle Türkiye arasında bir koridor oluşturmalı. Bu kirizden Kürdistan değil Türkiye büyüyerek çıkabilir, ama bunun için cesur olmak gerek.

Ulusalcı kesimlerde Suriye meselesi bir yandan Şii-Sünni çatışmasının bir parçası olarak değerlendiriliyordu. Akçakale olayından sonra İran Cumhurbaşkanı 1.Yardımcısı Muhammed Rıza Rahimi Türkiye`ye geldi. Ortak basın açıklamasında karşılıklı ilişkilerin geliştirileceği öne sürüldü. Bu ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye`nin İran politikası ne olmalı? Bölgesel bir çatışma bekliyormusunuz?

Ulusalcı kesim açısından bu da ibdetlik bir mesele. Daha düne kadar "Türkiye İran olmasın" diye yürüyüşler yapanlar bugün İrancı olmuş durumda. Yahu siz değil miydiniz "İran Türkiye`ye rejim ihraç etmeye çalışıyor" diyen! AKP`nin İran`a yaptığı ziyaretleri eleştiren?

Bölgenin önemli gücü İran. Eğer Suriye rejimi yıkılır ve Türkiye güçlenirse bu İran için yolun sonu olur. O nedenle İran çok sıkı bir destek çıkıyor Suriye`ye.

Bizim açımızdan baktığımızda, İran`ın bölgesel etkinliğinin kısıtlanması, Türkiye`nin önünü açar, Turan`ın da önünü açar.

Suriye, Irak, İran, her üç ülke de, Osmanlı ve Kaçar Hanedanlığı yıkılarak, emperyalistler tarafından oluşturulan yapay devletçiklerdi. Artık bu devletlerini olmayacağı bir dünya haritasını oluşturmanın zamanı geldi.

Bunu eğer Türkiye yapmazsa Amerika yapacak. O nedenle Türkiye akıllı, uyanık olmalı ve korkmadan hareket etmeli.

NATO yaşananları sadece ittifakın güneydoğusuna değil tüm kesimlerine yapılmış bir saldırı olarak değerlendirdi ve Türkiye`ye destek verdi. Daha önce yaşanan sınır ihlallerinde ya da uçak krizinde bu kadar açık bir destek verilmemişti. Bu tavır değişimini nasıl yorumlamalıyız?

NATO Türkiye`yi oyalamaya çalışıyor. Sanki Türkiye`nin yanındaymış gibi açıklama yaparak, Türkiye`nin müdahale etmesine engel çıkartıyor.

Hükümet bu tezkereyi nasıl kullanmalı? Olası bir askeri müdahale nasıl gerçekleştirilmeli?

Türkiye`nin şu anda bir güç gösterisinde bulunması gerekir. Çok hızlı, çok vurucu bir askeri müdahale gerekiyor. Türkiye Esad yönetimine bağlı bazı askeri üsleri, özellikle de savunma rampalarını tahrip edecek bir hava saldırısı düzenleyerek hem kendi gücünü, hem de Esad rejiminin güçsüzlüğünü dünyaya göstermeli.

Bu kısa süreli bir kaç saatlik müdahaleden sonra tüm bölgesel dengeler Türkiye`den yana değişir.

Tayyip Erdoğan daha önce muhalefeti "Esad kalırsa Erdoğan gider" teziyle hareket ettiğini öne sürerek eleştirmişti. Sizce muhalefet Suriye meselesini bir iç politika argümanı olarak mı kullanıyor? Doğru politika ne olmalı?

Aslında muhalefet burada da kendisiyle çelişiyor. Eğer gerçekten Tayyip`ten kurtulmak istiyorlarsa, Türkiye`nin müdahalesini desteklesinler. Eğer bu Türkiye`ye tuzaksa, tam da istedikleri olur, AKP yıkılır. AKP`yi seçimle yıkamayacaklarına göre bundan iyi fırsat olmaz!

Ama farkındaysanız muhalefet bunu yapmıyor, demek ki olayın tuzak olduğuna kendileri de inanmıyorlar!

O zaman geriye tek bir seçenek kalıyor, PKK`yı korumak için kendilerini feda ediyorlar!


http://www.turksolu.org/380/halk380.htm



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.