Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1833
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10252
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 756
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2054 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
AVRUPA ORTAK HAVA SAHASI,ÖZÜR KAMPANYASI VE KKTC
 
 
20 Aralık 2008

    Özür kampanyası ile Avrupa Ortak Hava sahasının ne alakası var?
Bu soruyu duyar gibiyim.
Bakalım öyle ise ne alakası varmış?

Türkiye-Yunanistan arasındaki sorunlar 1923 Lozan Barış Anlaşması`yla bir ortalama uzlaşıya oturtulmuş gibiyse de bu ortalamanın Yunanistan lehine sürekli değiştiği de artık bilinen bir gerçektir.

Özellikle de İtalyanlar ile Lozan sonrası yapılan bazı tutanakların zaten ortak hava sahasını o zamanlarda Türkiye`nin kabul ettiği anlamını çıkartanlar da mevcuttur.Bu çıkarımın sebebi ise,İtalyanlar ile yapılan,Lozan`dan hemen sonra 1932`de ki tutanaklar,Meis Adası ve diğer adacıkların durumu,öteki de 12 Adalar ve durumu hakkındaki tutanaklardır.

Bu tutanakların İtalyanlara verdiği haklar ise 1947`de Paris anlaşmasıyla Yunanlılar`a geçmiştir.

Başka bir ifade ile bu hava sahası sorunu Avrupa Ortak Hava sahası başlığı ile Türkiye`ye sorun açmıştır demek yanlış olacaktır.

Çünkü,hava sahası sorunu Yunanistan`ın 1931 Eylül`ünde hava sahasını tek taraflı olarak gizli bir şekilde 6 milden 10 mile çıkartması ve 1936`da Lozan`daki 3 millik kara sularını 6 mile çıkarması ile gündemdeki yerini zaten sürekli korumuştur.

Türkiye bu konuda bir girişimde bulunarak SMART projesi adı ile bilinen(Türkiye Hava Sahasının tek merkezden,Ankara`dan kotrol edilmesi projesi)2011 yılında uygulanması amaçlanan bir proje çalışması var.

Türkiye Hava Trafik Kontrolörleri Derneği (TATCA) Başkanı Ayhan Kartal`ın konuyla ilgili 2008 Mayıs ayında bir açıklamasında "Projenin amacı,Avrupa Birliği ülkelerinin sahip olduğu gibi;daha çağdaş,daha emniyetli ve daha nitelikli bir hava sahasına kavuşmak..."şeklinde bir değerlendirmesi olmuş idi.

Belki havacılık anlamında doğru bir tesbit olabilir.
Ancak konuyu siyasi açıdan ele alacak olur isek bunun sebep/sonuç ilişkilerini de açmak durumundayız.

Çünkü,Projenin AB içinde birliğin karar mekanizmaları yoluyla,üye olmayan ülkeler bazında ise AB ile yaptıkları veya yapacakları havacılık alanındaki entegrasyon anlaşmalarından yararlanılarak hayata geçecek olması Kıbrıs konusundaki sıkıntıları gündeme taşıyacaktır.

Buradaki gizli amcacın da milletin bilmesi gerektiğine inanmaktayım.
Gizli amacın ne olduğunu da alttaki satırlarda açıklamaların içinde bulacaksınız.

THY Genel Müdürü Temel Kotil,Conrad Otel`de gerçekleştirilen IATA 64.Yıllık Genel Kurulu ve Dünya Hava Taşımacılığı Zirvesi sonunda yaptığı bir açıklamada şöyle diyordu.

"Bizi sağılacak bir inek gibi görmeyin"
Tek Avrupa Hava Sahası konusuna da değinen Kotil,Avrupa`da çok sayıda küçük devletin olduğunu,Avrupa üzerinden uçarken pilotların işlerinin arttığını ve yolun da uzadığını "Tek bir Avrupa hava sahası olduğu zaman " Türkiye`nin buna katılması,AB üyesi olmadığımız için hükümetin bileceği bir süreçtir ama Avrupa`da bunun olması yalnız THY`ye değil,tüm dünyaya artı getirir"açıklamalarının ekonomik açıdan doğruluğunu düşünebiliriz.

Lakin Sayın Kotil`in de örtülü olarak değindiği"siyasetçilerin(hükümetin bileceği) bir süreçtir" sözü ile de bazı çekinceleri olduğunu ancak bunu dile getiremediğini mi anlatmaya çalıştı dersiniz?

İşte burada siyasetin ne dediğine de bakalım.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım,AB`nin"Tek hava sahasına dahil olun" önerisine KKTC`ye yönelik izolasyonların kaldırılması ve Avrupa Uçuş Emniyeti Otoritesi`ne (EASA) üyelik şartıyla olumlu bakabileceklerini söylemiş idi.

Yıldırım,AB Ulaştırma Komiseri Loyola`nın kendilerine getirdiği teklifi de şöyle açıklamış idi.
"Bize dediler ki,Hemen tek hava sahasına dahil olun.Aynı zamanda teker teker ülkelerle anlaşma imzalayın.` Biz de `İnceleyelim` dedik.Peşin reddetmekten yana değilim,ama ne alıp vereceğimize bağlı.O nedenle durumu biraz ağırdan aldık."

Yıldırım, tek hava sahası denildiğinde Güney Kıbrıs`ın tanınması sonucunun doğacağının hatırlatılması üzerine,"Tabii ki böyle bir durum doğuyor.Ama biz dolaylı anlaşmalarla zaten tanıyoruz.Ortada fiili bir durum var.Aslında bunun sürdürülebilirliği yok.Bu KKTC`yle beraber çözüme kavuşturulmalı" dedi.

İşin ekonomik boyutlarını değerlendirmeyi de ekonomistlere bırakalım.
Elbet ki ekonomik açıdan da değerlendirlmelidir.Ancak siyasi desteği olmayan ekonomi de,güçlü bir ekonomik desteği olmayan siyaset te ileri gidemeyecektir.

Biz işin siyasi,tarihi boyutu ile ilgileneceğiz.
Aslen tarihe geri dönecek olursak Ege sorun bölgesi olmasının altında 10 Ağustos 1976 tarihi temel taş olarak görülmektedir.

Bu tarihte Yunanistan`ın tek taraflı olarak Lahey Adalet Divanı`na baş vurarak uluslar arası olan Ege sularını Yunan karasuları ilan etmesi kararı aldırması hamlesi ile başlıyordu.

Bu başvuru kabul edilmiyor olsa dahi sorun böylece ayyuka çıkmış oluyordu.
Bu olayın ardından ise 1987 Mart krizi yaşandı.

Daha sonra 1982`de  yapılan Uluslararası Üçüncü Cenevre Konferansına Türkiye ve ABD başta olmak üzere taraf olmayınca da Yunanistan`ın eli güçlenmiş oldu.

Burada ne hikmet ise Türk dış işlerinin vurdum duymaz tavırları çok dikkat çekicidir.
Bir örnek vermek gerekirse kardak kayalıklarına bakalım.
Lozan`da bazı yerlerin isimleri ile birlikte hangi ülkeye ait olduğu yazılmış olmakla beraber örneğin Kardak kimin sorusu iyice karışık gibidir.

Kardak,1950 yıllarındaki haritalarda üstelik te ABD haritalarında Türk tarafında görüldüğü halde Türk dış işleri bunu dahi dünyaya anlatmakta zorlanmış ve hala dünyanın bir çok ülkesi tarafından Yunanistan`da diye tanınıyor.

Özetle Kıta hava sahasını kaldırıp yerine tek Avrupa sahası getirdiğinizde otomatikman KKTC`de yok olmaya mahkum kalacaktır.

İşte ÖZÜR DİLEME kampanyalarının arkasındaki güçler bunların örtülmesi için var güçleri ile yeni gündemler yaratarak Türkiye`nin KIRMIZI ÇİZGİLERİni ortadan kaldırmanın planlarını başarı ile sergilemeye devam etmektedirler.

Biz bu abuk kampanyalarla uğraşırken bir sabah kalktığımızda KKTC diye bir yerin olmadığı gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalacağız.

Aziz milletimiz bunları görüyor da bizi yönetenler kör mü?
Saygı ile....
Ahmet Dursun



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.