Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8390
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
BAŞBUĞ MASAYA YUMRUĞUNU NE ZAMAN VURDU

Başbuğ`dan darbe iddialarına son nokta

 
 
25 Ocak 2010
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, darbe iddialarıyla ilgili yaptığı açıklamada çok sert konuştu. "Vicdansızlara sesleniyorum" diyerek cümlesine başlayan Başbuğ, yumruğunu kürsüye vurarak, "Vahim iddialar var. TSK eğitimde kullandığımız dökümanlara `talimname` deriz. Talimnamelerimizden taarruzla ilgili bölüme baktığımız zaman, özellikle hücum bölümü ‘Biz askere ne dedirtiyoruz; `Allah Allah` diye taarruz ettiriyoruz. Ordu nasıl Allah’ın evine bomba atmayı düşünür? Vicdansızlıktır, lanetliyorum. Ordunun Mehmetçiği, `Allah Allah` sesleriyle eğitim yapıyor. Talimnamemizde var. Böyle bir ordunun kişileri çıkacak Allah’ın evlerine bomba atacak, orada ibadetine yapanlara... Lanetliyorum.” dedikten sonra darbe söylentilerine son noktayı şöyle koydu: "TSK`nın son ve nihai düşüncesi şudur: İktidarlar demokratik yollardan gelir. TSK, biz buna inanıyoruz."

BAŞBUĞ`UN YUMRUĞUNU MASAYA VURDUĞU AN

     

VATANDAŞ GERÇEĞİ ÖĞREN

Genelkurmay Başkanlığı Karargahı`nda Kazım Karabekir için özel anma töreni düzenlendi. Törende konuşan Başbuğ, Kazım Karabekir`in ``Vatandaş gerçeği ara, öğren. Yanlış bilgi felaket getirir. Her işin hakikati aranmalı. O zaman kendi yolunu bulabilirsin`` sözlerine atıfta bulunarak ``25 Ocak 2010`dayız. Karabekir`in sözlerinin günümüz Türkiyesi`nde ne kadar önemli olduğunu anlamış bulunuyoruz`` diye konuştu.

İNCELEME İDDİALARIN KABULÜ ANLAMINA GELMEZ

`Balyoz darbesi` iddiası

Taraf Gazetesi darbeye ortam hazırlamak amacıyla yeni bir eylem planı iddiasını ortaya atmıştı. "Balyoz Güvenlik Harekat Planı" adı altında "Çarşaf", "Sakal", "Oraj" ve "Suga" adı verilen planlara göre, Beyazıt ve Fatih camilerinde cuma günü bombalı saldırılar düzenlenecek, Ege`de Türk jeti düşürülecek, Ak Parti aciz gösterilmeye çalışılacaktı.

Kaos ortamı sonunda 11 sayfalık `Balyoz planı` hayata geçirilecekti. Gazetenin haberine göre, dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan yönetimindeki askerler, darbeye direnebilecek 200 bin kişiyi stadlara doldurmayı planlıyordu. Hatta, darbe kabinesi bile hazırlanmıştı. Planda imzası bulunduğu iddia edilen Orgeneral Doğan, "TSK`da her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere harp oyunu, plan tatbikatı ve seminerler yapılması doğal bir uygulamadır" demişti.

Genelkurmay Başkanlığı, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, "1`inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen Plan Seminerine ilişkin çeşitli iddialar ve değerlendirmeler medyada yer almaktadır. İddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir" ifadesini kullanmıştı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlamak üzere kameralar karşısına geçen Orgeneral İlker Başbuğ Balyoz Harekat Planı`yla ilgili çeşitli açıklamlarda bulundu.

Org. Başbuğ, Taraf Gazetesi`nde yayınlanan `Balyoz` darbe iddiasıyla ilgili olarak, "Plan semineri 7 yıl önce yapıldı. Bu iddialar üzerine araştırmalarımıza başladık. İddiaların ardından yaptığımız açıklama o an elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda yapıldı" dedi.

Bütün sorulara cevap vermek için biraz sabırlı olmanın gerektiğini vurgulayan Başbuğ, TSK`nın doğru bilgi vermek zorunda olduğunu, bir gün `A` denilen şeye ertesi gün `B` diyemeyeceğini ve biraz insaflı olmak gerektiğini belirtti. Ancak bunun da iddiaların kabulü anlamına gelmediğini kaydetti.

ORDU ALLAH`IN EVİNİ NASIL BOMBALAR

Balyoz Eylem Planı`nda yer alan `camileri bombalama eylemleri` konusuna gelindiğinde ise Orgeneral Başbuğ sesini yükseltti ve oldukça sert konuştu.

``Vicdansızlara sesleniyorum`` diyen Org. Başbuğ, sesini yükseltti ve masaya vurarak "Allah Allah diye taarruz eden bir ordu nasıl olurda Allah`ın evi olan camiyi bombalar. Bu ordunun Mehmetçiği Allah Allah diye hücum ediyor. Bunu söyleyenleri lanetliyorum. Vicdansızlara sesleniyorum, TSK’nın da sabrının bir sınırı var. Siz orduyu nasıl böyle itham edersiniz? Hiç mi vicdanınız yok" dedi.   

BUNU İLK KEZ AÇIKLIYORUM

Org. Başbuğ, TSK içinden bilgi sızdırma konusuna değinirken, "TSK içinde 61 adet bilgi sızdırma soruşturması açıldı. Bilgi sızdıran bir subay 3 yıl ceza aldı ve ordudan atıldı, çeşitli rütbelerde 10 personel bu kapsamda tutuklandı. Hata yapan olabilir ama biz TSK`da barındırmayız " açıklamasında bulundu. 

 

SIZAN BİLGİLERE EKLEMELER YAPILIYOR

Başbuğ, daha sonra şunları söyledi:

Bilgi sızdırmalarının son zamanlarda olanları da var ama büyük bir kısmı eski.

Var birilerinin elinde zamanı geldiğinde kullanıyor. Ama bu tabi bilgi sızmasının olmadığını göstermiyor.

Ve bu sızın bilgilerde eklemeler yapılarak kullanılıyor.

TSK’ya yürütülen karşı faaliyetlerde bize düşen görevler olduğu gibi devletimize de düşen görevler var.

Bir defa daha ifade ediyorum. Bu konulara ilişkin görüş düşünce ve tekliflerimiz Sayın Cumhurbaşkanımıza da arz ediyorum sayın Başbakanımız da arz ettim.

Bu görüş düşünce ve tekliflerimizin sonuçlandırılmasını da takip edeceğim.

 

"DARBE İDDİALARINDA KİM MENFAAT SAĞLIYOR"

 

Bu kelimeyi burada söylemekten hicap duyuyorum ama söylemek zorundayım. Türkiye’de son dönemde darbe iddiaları gündemi işgal etmektedir.

Bu kapsamdaki iddialardan TSK olarak fevkalade rahatsızız. TSK’nı durumu nettir. Bir kere daha tekrar etme ihtiyacı duyuyorum.

Ben 1960’da askeri lise öğrencisiydim ve 60m yılının ekim ayında Kara Harp Okulu’na girdim. 62 yılında da genç bir teğmen olarak silahlı kuvvetlere katıldım.

1960-2010. Elli yıl. Türkiye’nin yaşadığı olayları yaşayan birisiyim.

Bu kapsamda diyorum ki Türkiye elbette 1960’lardan beri bazı olaylar yaşandı.

Biz diyoruz ki TSK olarak artı bu olaylar geride kaldı. Bu süreçte yaşanan olaylarda herkesin kendi payına düşen bölümlerden gereken dersleri çıkardığını da düşünüyoruz.

Ülkenin ve toplumun huzura ve barışa ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.

Biz diyoruz ki, 70 milyonun yürekten inanması gereken şu olmalı: Demokratik yönetimlerde olması gereken en önemli husus iktidarları demokratik yöntemlerle el değiştirmesidir.

Ben şimdi sormak istiyorum: Bu darbe iddiaları devamlı gündemde kalmasından kim menfaat sağlıyor. Ben TSK olarak bundan rahatsızlık duyuyorum. Peki kim bundan menfaat sağlıyor.

Bugün hiçbir şey söylemesek o da yanlış yorumlara sebebiyet verecek.

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.