Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1740
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7590
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1989 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
BAŞBUĞ SERT ÇIKTI.TSK DEN ELİNİZİ ÇEKİN

Başbuğ `Sık konuşmayacağım` demişti, ancak...

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesinin karargâhta hazırlanmış resmi bir evrak olmadığını saptaması ve adli soruşturmayı tamamlamasının ardından bugün bir basın toplantısı düzenledi

İlker başbuğ`un açıklamaları şöyle:
Hepinize günaydın Genelkurmay karargahına hoş geldiniz diyorum. Türkiye`de etrafımızda dünyada cereyan eden sorunlara dikkatli bakarsak bir çok sorun olduğunu görürüz. Ekonomik kriz ve sosyal sorunlar ortada... Dünya bunun yanında terör ve bölücü terör ile mücadelesine devam etmektedir. İran, Irak, Afganistan ve Pakistan`da ciddi olaylar var. Kıbrıs görüşmeleri de devam etmektedir. Tüm bunlar cereyan ederken Türkiye tam 2 haftadır Genelkurmay Askeri Savcılığı`nın elinde bulunan bir kağıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini tüketmiştir.

Bundan dolayı TSK olarak çok üzgünüz. Bu hukuki anlamda bir lkağıt parçasıdır. Bu belge hukuki hüküm ifade eden bir hakkın doğmasını ifade eden bir yazıdır. 12 Haziran`da bunun bir gazetede yer alması yazılanların ciddi olması anlamına geldi. Hiç zaman kaybetmeden bir belge olup olmadığı soruşturulmuştur. 

BU BELGEYİ KİMLERİN DÜZENLEDİĞİNİN BULUNMASINI İSTİYORUZ
Anayasal olarak bağımsız olarak görevini yürüten Asjkeri Savcılığı kararı bu noktadadır. Askeri savcılığın kararını beğenebilirsiniz beğenmeyebilirsiniz. Ancak Askeri Savcılığın kararını küçümseyemezsiniz. Son dönemde artan bir şekilde ve örgütlü olarak kurgulanmış bazı olaylarla TSK yıpratılıyor ve karalanıyor. Hukuk açısından bazı olaylarda bugün gelinen noktada bir kağıt parçası olduğunu bir belge olmadığını bize göstermektedir. Askeri Savcılık elindeki delil ve imkanlar ışığınde gereğini yerine getirmiştir.

Bu kağıt parçası TSK`yı yıpratmak ve karalamak için hazırlandı. Bunun kimler tarafından hazırlandığını devletin istihbarat ve yargı organları yerine getirecektir. Bunu istiyor ve önemsiyoruz. 

TSK ÜZERİNDEN ELİNİZİ ÇEKİNİZ

Bunu önemsiyoruz ordu içinde fitner fesat çıkarma eylemi olarak görüyoruz. TSK, Anayasa ilkelerine bağlıdır ve saygılıdır. Buna karşı olan persenoli TSK içinde barındırmaz. Bunu Anayasamızın 117. Madeesine göre bu ordunun Genelkurmay Başkanı olan ben söylüyorum. Bu en büyük teminattır. Bunun ardında başka bir şey aranmasını anlamlı bulmuyorum.

Darbe söylemlerinde halk artık usandıu. Artık TSK üzerinden elinizi çekiniz. Artık TSK`yı karalama ve kirletme faaliyetlerinden vazgeçiniz. Medya üzerinden TSK`ya yönelik psikolojik harekat yürütmekten vazgeçiniz. TSK üzerinden elinizi çekiniz.

TSK kendisine medya üzerinden yürütülen psikolojik harekata cevap vermekten kaçınmaktadır.

TSK, kendisine yönelik hukuk dişi faaliyet yürütülmesine katlamnamaz. TSK buna seyirci kalamaz. Unutulmamalıdır ki TSK`nın bütünlüğünün korunması ve haksız olarak yıpratılmasını ülkemiz için bir beka sorunu olarak görüyoruz. 

Bu son tartışmaları gelecek hafta yapılacak MGK toplantısına taşıyacağız.

SORULARI CEVAPLIYOR

Bu çerçevede Sayın Başbakan’ın bir açıklaması oldu. Bu konuda daha yapılması gerekenler odluğunu sizin bu konuyu çok iyi bildiğinizi ve bir çalışmanın yürütüldüğüne de inandığını söyledi. Bu çalışma nedir?

Şimdi bu konuyu biraz önemli olduğu için biraz daha geniş makro seviyeden bakarak cevap vermek istiyorum. Birincisi burada tekrar altını çizme ihtiyacı duyduğum husus, TSK’da demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşüncede olanlar barınamaz. Bunu TSK’nın komutanı olarak ben açıkça ifade ediyorum. Böyle durumlar olursa TSK, Genelkurmay Başkanlığı, gerekeni anında yerine getirir, bu konuda başka yerlerden işaret almamıza gerek yoktur. Şimdi bugüne kadar yaşanan süreçte neler oldu, neler yapıldı, bundan sonra neler olabilir sorusu soruluyor. Bu konuyu doğru anlayabilmeniz için ilk önce askeri mahkemelerinin yetki ve sorumluluklarını anlamanız lazım. Maalesef rahmetli Uğur Mumcu’nun dediği gibi, bu konuda da hukukçularda dahil, dışında olanların farklı yorumlar yapması doğal fakat hukuk tahsili görenler bile yanlış yorumlarda bulunuyor. Mumcu’nun dediği gibi, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyoruz.

ASKERİ MAHKEMELER

Askeri mahkemelerin yetki ve sorumlulukları çok açık. Merak ediyorsanız Askeri Yargı Usul Kanunu`nun 9. maddesini okuyun. Orada derki, “Askeri kişilerin askeri suçları varsa ortada bunlar askeri mahallerde askerlik hizmetleriyle ilgiliyse buna bakacak olan yargı makamı askeri yargıdır” çok açık. Söz konusu iddiada nedir karşımıza gelen? İddia edilen suçun Genelkurmay Karargahı’nda iddia ediyor. Kim işledi? Askeri kişiler. Bu kadar açıkken hala yok efendim askeri mahkeme mi bakar sivil mahkeme mi bakar yaklaşımı abesle iştigaldir.

CAHİLCE BEYANLAR
İkincisi askeri mahkemelerle ilgili olarak çok yanlış değerlendirmeler yapılıyor. Bazı akademik ünvana sahip kişiler artık dünyada Avrupa’da askeri mahkemelerin bile kalmadığını söyleyecek kadar cahilce belki de maksatlı beyanlarda bulunuyorlar. Askeri mahkemeler bugün geçerli. Hangi ülkelerde şu anda askeri mahkemeler var? İngiltere, Belçika, İtalya, Lüksemburg, İspanya, Yunanistan, Polonya`da askeri mahkemeler var. Şimdi Türkiye’de yargının iki başlı olduğunu iddia edenler, niye kamuoyuna bunu söylerken, şunu da söylemeleri lazım. Evet ama AB ülkelerinde de askeri mahkemeler var demek lazım. Bunu söylemiyorlar, o zaman maksatlı. ABD’de de askeri mahkemeler var, Rusya’da da, İsrail’de de askeri mahkemeler var. Askeri mahkemeler tarafsız değildir diye suçlamalar var. Bu askeri mahkemeler çatı sokak mahkemeleri mi? Siz nasıl askeri mahkemeleri bu şekilde tanımlarsınız. Askeri mahkemeler bağımsız değildir. Ben size bir örnek vereyim. Şu anda askeri mahkemelere baktığınız zaman hakimler subaylar vardır.

Genelkurmay askeri Mahkemesi, yani benim mahkemem, askeri mahkemelerde subayların bulunmasının, anayasaya aykırı olduğu düşüncesiyle, Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı. Anayasa Mahkemesi de kabul etti. Ben bunu söyleyeyim, siz de kalkın deyin ki askeri mahkemeler bağımsız değildir. Böyle şey olur mu? Bir şey daha söylüyorlar, soruşturma askeri mahkeme kıta komutanının soruşturma emriyle başlıyor. Emir verdik ya, emirle başlattık. Biz bu emri, olayın akabinden yarım saat sonra verdik. Soruşturmaların açılması sadece, kıta komutanının soruşturma emri vermesiyle olmaz. Savcı aciliyet görürse soruşturmayı açar. Şimdi bunlar varken nasıl “bağımsız değildir”e gidersiniz. Bu binada yanınızdaki bir salonda yarbay Mustafa Dönmez’in mahkemesi bugün başladı. Her zaman söylüyoruz, yargı kesin karara ulaşmadan evvel herkes bir kere suçsuzdur.

ASKERİ MAHKEMELERE YÖNELİK SUÇLAMALAR GERÇEK DIŞI
Ama Yarbay Dönmez ile ilgili iddianameyi kim hazırladı? Yine bu savcılar hazırladı ve iddianamede Yarbay Dönmez’e yönelik suçlamalar oldukça ciddi.

Böyle gerçekler varken, askeri mahkemelere ve savcılara yöneltilen suçlamalar gerçek dışı ve maksatlıdır.

SORUŞTURMA 12 GÜN SÜRDÜ
12 Haziran günü bu haberin gazetede çıkması üzerine askeri savcılık, yetkisi dahilinde olduğu için soruşturmaya başladı. Bu andan itibaren bu belgenin bulunduğu ki İstanbul Başsavcılığı’nın dosyasındaki bir belgedir, Başsavcılıkla işbirliği yaptılar. Bizim amacımız burada bu belge doğru mudur değil midir, bunu bulmak mecburiyetindeyiz. Biz İstanbul Başsavcılığı’na, elinizde ne kadar bilgi belge varsa verin dedik ve soruşturma 12 gün sürdü. Diyeceksiniz ki soruşturma yetersiz diyeceksiniz, bir taraftan niçin 12 gün sürdü diyeceksiniz. Bu kadar çelişki olur mu?

SORUŞTURMA TEKRAR AÇILABİLİR
Şimdi Genelkurmay Askeri Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığını kararını vermiştir. Bu karar kesin değildir. biz hukuk devletiyiz, ilkelerine sadığız. Kesin değildir evet. Önemli olan şu, bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni delil bilgi emare çıkarsa, bu soruşturma tekrar açılabilir. Burada önemli olan şudur, soruşturma şartlarında değişiklik olmaması durumunda, bu soruşturma tekrar burada açılır. Bunun aksini düşünmek hukuka aykırıdır. Olayda bir müştereklik bulunabilir.

Müştereklik demek, sivil ve askerin beraber yapması gerekmektedir. Ancak tekrar altını çiziyorum, soruşturma şartlarında değişiklik olmadığı takdirde, elbette soruşturma açılabilir. Bizim hiçbirşeyden, TSK olarak bizim her şeyimiz açıktır, hukuka saygılıyız. Hiçbir şekilde hiçbir olay örtbas yapma gibi ne niyetimiz nede hareketimiz vardır. Ancak bizim silahlı kuvvetler olarakta delil toplama üzerinde yetki ve sorumluluğumuz yoktur.

BU KAĞIT PARÇASINI KİMLER HAZIRLADI BULUNSUN
Şimdi bu konunun bu şekilde net olarak ifade ettiğimi zannediyorum. Şu ana kadar bize ulaşan bilgi ve deliller çerçevesinde, Genelkurmay ve Askeri Savcılık olarak biz üzerimize dşen görevi yerine getirdik. Biz bundan sonra ne istiyoruz? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istiyoruz. Bu belgenin gerçek olmadığı noktasından hareketle, bu kağıt parçası kimler tarafından ne amaçla hazırlandı. Bunu bulunuz. Biz bu belgenin doğru olmadığı noktasından hareket ederek, kimler tarafından ne amaçla hazırlandığını istiyoruz. Yoksa İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan doğru mudur yanlış mıdır noktasında, soruşturma şartları çerçevesinde istemiyoruz bu bizim işimiz. 

"TSK TARTIŞILMAZ DEĞİL AMA"
Biz demiyoruz ki TSK hiç bir zaman tartışılamaz, yorum yapılamaz. Ama bizim karşı olduğumuz hiç bir gereçeğe dayanmayan yıkıcı faliyetlerdir. 

Biz hukuk devleti ilklerine saygılıyız. Biz yapmamız gerekenleri ortaya koyduk. "Türkiye ne yapacağımı görecek" sözümüzle hukuk dışında bir beklenti içine girilmesi doğru olmaz. Bunlarla ilgili olarak Genelkurmay Askeri Savcılığı gerekli suç duyurusunda bulundu. Kağıt parçası ayın 4`ünde bulundu. Altısında dosya açıldı. 12`sinde bir gazeteye servis edildi. Şimdi bunu hukuk yoluyla sorgulamaya hakkımız yok mu?

SAVCILARLA DİREKT İLİŞKİMİZ YOK
- Basında değişik yaklaşımlar oldu. Ama soruşturma sonucu açıklandıktan sonra dile getirilen soru, soruşturmaya konu olan albayın 20’den fazla imzasıyla ifadesinde verdiği imzanın çok farklı olduğu iddiası yer aldı. Bu imza farklılığını neden soruşturulmadı? Sizin bir bilginiz var mı?
Şimdi elbette bu soruşturma Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından yürütülmüştür. Bağımsızdır. Samimi söylüyorum. Şimdi şuraya 20 tane hakim albayı getirin ve bana sorun Genelkurmay Başsavcısı kim, tanımıyorum. Ha tanımış olabilirim, başka bir görevde benim yanımda çalışmıştır.Bizim prensip olarak savcılarla direkt ilişkimiz yoktur.

ALBAY`IN DEĞİŞİK İMZALARI
Gelelim değişik imza konusuna. Askeri savcılık elbette bu konunun üzerinde durdu. Durmadığını nereden çıkartıyorsunuz? Ama gelinen değerlendirme, sonuç şudur ki bende bu konuyu bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla, imza değişikleri kriminal inceleme sonucu değiştirmiyor. Bilimsel olarak yapılan bu incelemelerde teknik kriterler kullanılıyor. Siz nasıl şekilde imza atarsanız atın, şeklini değiştirin isterseniz, imza ıslak ise, elinizin mahsulü olduğu anlaşılabilir. Yani bir noktada çizgilerinin, elinizi el hareketleri parmak izi gibi sonuç veriyor. Burada ıslak imzaya sahip belge yok. Elbette askeri savcılık bu konunun üzerinde durmuştur. Ancak belgenin aslı ıslak imzaya sahip bir belge olmadığı için sonuca ulaşılması mümkün değildir.

NEDEN HİCAP DUYAYIM

-Başbakan Erdoğan’ın, doğruluğu kanıtlanmamış bir kağıt parçasından itibarla Şanlıurfa’daki konuşmasında TSK’yı hedefe oturtmasından hicap duyuyor musunuz?

Niye hicap duyayım ki? Kesinlikle böyle bir düşünceye sahip değilim. Düşüncemi soruyorsanız, ben düşüncelerimi Başbakan’a ilettim.

FİTNE-FESAT KARIŞTIRMAK İSTEYENLER
- Konuşmanızın başında sert bir tonda dediniz ki fitne fesat karıştırmak isteyenler var dediniz, Türkiye’nin bekasına karşı tavırlardan bahsettiniz. Bu konuda bir incelemeniz söz konusu mu?

Coğrafya ortada problemler ortada, TSK’nın güçlü bir TSK’nın ve bütünlüğüne sahip bir önemi ortada. Siz buna zarar verirseniz kime zarar veriyorsunuz? Ülkenizin bekasını da riske atıyorsunuz. TSK`da haklı gerekçelere dayalı olarak arkasında ön yargı olmayan elbette tenkitlere açığız. Biz demiyoruz ki TSK hiçbir şekilde tartışılamaz. TSK’yla ilgili olarak hiçbir şekilde yorum yapılamaz demiyoruz. Ama bizim karşı olduğumuz hiçbir gerçeğe dayanmayan, ön yargılı, yıkıcı faaliyetler. Elbette bunları geldiğimiz noktada, bunları biz fitne ve fesat olarak görüyoruz. Devlet içinde millet içinde öyle görüyoruz.

AKP`NİN YARGIYA BAŞVURMASI
- AKP bu kağıt parçası dediğiniz belge çıktığı zaman yargıya başvurdu. Bu yargıya başvurması askeri savcılığın kararından sonra olsaydı iyi olmaz mıydı efendim?

O konuda ben yorum yapmayı uygun görmüyorum. Elbette Türkiye’de hukuk sistemi var. Her müessese verdiği kararı doğru görüyorsa onların takdiridir.

HUKUKA SAYGILIYIZ

- 15 Haziran’da yapmış olduğunuz açıklama vardı. Belge sahte çıkarsa Türkiye görecek şeklinde. TSK’nın hiçbir şekilde bu yıpratma faaliyetlerine katlanamayacağını vurguladınız. Türkiye ne yapacağımızı görecek dediniz. Bu konuda ne gibi bir yöntem metod izleyeceksiniz?

İzliyorsunuz işte. Biz hukuk devleti ilkelerine saygılıyız. Bu süreçte de bunu gösterdik. Bir konuyu askeri savcılığa verdik, savcılık karara gelmeden biz bir kelime bile yapmadık. Bu hukuka olan saygımızdır. Biz hukuka bağlıyız saygılıyız. Elbette hukuk devleti ilkeleri karşısında ne yapılabilirse yapılacaktır. Elbette bu konulara ilişkin görüş ve düşüncelerimizi yasal platformlarda getiririz. Dedim ki MGK’ya bunu getireceğiz. Bu konularla ilgili olarak bazı sorunlar var. Bunlarla ilgili Genelkurmay Askeri Savcılığı suç duyurusunda bulundu nedir bunlar? Bakın söz konusu belge, esasında kağıt. Mevcut bilgiler kapsamında kağıt.

Ayın 4’ünde bulundu, ayın 6’sında İstanbul’daki mahkemenin oturumunda bu dosya açıldı. Ayın 6’sı. Bir takım evraklar var. Peki 6’sında açıldı 12’sinde bir gazeteye servis edildi açık ve şimdi bunu sormaya bunu sorgulamaya hem hukuk hem şekil yoluyla hakkımız yok mu? Acaba bir özel kast mı var?

Şimdi o belgelere bakıyoruz tuhaf. Bir yığın belgeler var. O belgeler hakikaten usulüne göre hazırlanmış uygun. Bu iddia edilen belge ise onlarla hiçbir ilişkisi olmayan içerik olarak, artı hazırlanış şekil olarak farklı bir belge. Olabilir mi olabilir ona da itirazımız yok. Şunu sormaya hakkımız yok mu, Bu belgenin Nisan 2009’da hazırlandığını kim tespit etti? Belgenin üzerinde hiçbir tarih yok. Kim tespit etti?

ASİMETRİK-PSİKOLOJİK HAREKAT
Soruşturma kapsamında kriminal raporlar hazırlandı. 17’sinde hazırlandı özel kuryeyle gönderildi, bu kriminal raporun bazı parçaları, bazı basın yayın organlarında yer aldı niye niçin? Belgenin tümü de değil, arzu edilen noktalar. Nedir bu istenen? Bir kamuoyu oluşturma. İlk defa bir tabir kullandım. Medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yapılıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bir rapor hazırlandı. 20 Haziran. 22 Haziran’da gazetelerde? Niçin?

Bunlar şimdi tabi ki elbette bizi de düşündürüyor. Biz düşünmeyle kalmadık, aynı zamanda Genelkurmay Askeri Savcılığı hukuki süreci başlattı. Bunlar yanlış. Bırakın bir hukuk süreci normal mecrasında gitsin. Doğru neyse çıksın bizim ona hiç itirazımız yok. Ama siz doğruyu çıkmasını beklemeden, devamlı bunu dinamitlerseniz ne olacak Türkiye’nin düzeni? Gelin hep beraber düşünelim. Bazen trajik durumlar yaşıyoruz, kara mizah örneği.

Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın açıklaması Çarşamba günü 14.50’de ajanslara verildi. Uzun bir açıklama. 15’ten itibaren bütün televizyon kanallarımız, son dakika haberlerine başladı. 14.50’de verildi, 15’te bu görüşler başladı. Ben birini takip ettim, saat 15.00. Ve yorumu yapanlar inanın daha o askeri savcılığının görmemiş elinde yok. O anda televizyonlarda da yok ve 15.00’te çıkıyor deniliyor ki “olacağı buydu başka bir şey beklemiyorum” ayıptır bu ayıptır. Alın şu üç sayfalık metni açın okuyun. Katılmadığınız yerler olabilir tenkit edin. Artık herkes çıkıyor yorum yapıyor ve üzülüyorum açıklamanın başlığını bile görmemişler. Televizyonları o programı yürütenlerinde önünde yok. Bu çirkin bu olmaz. Burada bende tabi ajanslara da çağrıda bulunmak istiyorum. Bu tip önemli şeyleri parça parça vermeyin. Ajanslar parça parça veriyor. Elbette televizyondaki arkadaşlarımız sıkıntıya düşüyor. Bir satır görüyor anlamıyor. Yorum yapanlar daha metni görmemiş. Ne oluyor o zaman arkadaşlar? İnsanlar o televizyonları izliyor. İşte bu asimetrik savaş.

Artan şekilde ve örgütlü olarak kurgulanmış bazı olaylar ve birileri tarafından hazırlandığını düşünüyoruz. Yıllardır TSK bundan bahseder, kamuoyuyla paylaşmayı düşünürseniz memnun oluruz ama, bunun kim kimler hangi yapılar olduğuna dair fikirleriniz var mı? Bizle paylaşmasanız da ilgililere aktardığınız oldu mu? Elbette elinizde ciddi bir delil belge olmadan yargı kararı olmadan, kamuoyu önünde herhangi bir kişiyi ve kurumu suçlamak değil. Bu konuyla ilgili bizim de bazı duyduklarımız bildiklerimiz var. Bizde bunları uygun zaman yerlerde paylaşmaya devam edeceğiz.

 


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.