Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8390
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
BATI TRAKYA VE SADIK AHMET

 

Birinci Dünya Savaşından sonra yapılan Lozan Anlaşması gereği, Türkiye ile Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesi yapılmış, Yunanistan’ın Batı Trakya Bölgesindeki Türkler ile İstanbul’da yaşayan Rumlar mübadele dışı bırakılmıştı. Bu iki toplumun hakları,azınlık olarak 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşmasının üçüncü bölümünde 37-45 nci maddelerle güvence altına alınmıştı.

    Bu anlaşma hükümlerine göre, azınlık statüsü alan Batı Trakya’daki Türkler ile Türkiye’deki Rumlar hukuken ve fiilen diğer vatandaşlara uygulanan bütün haklardan faydalanacaklardı.

    Yunanistan’daki Türk azınlık kendi dillerinde eğitim yapma, vakıf kurma, dini inançlarını serbestçe yerine getirme, kendi müftüsünü seçme, okul ve eğitim kurumları açma haklarına sahip olacaktı. Ayrıca Yunanistan bu hükümleri temel yasa olarak kabul edecek, hiçbir kanun ve resmi işlemlerin bu hükümlere ters olmasına izin vermeyecekti.

    Ancak Milli ideolojisini ve siyasetini Türk düşmanlığı üzerine kuran Yunanistan, Megalo-İdea fikrinden asla vazgeçmeyecek,1820’lerden itibaren başlattığı Türk katliamlarına Lozan’dan sonra da devam edecekti.

   Batı Trakya’da yaşayan Türkleri kendileri için büyük tehlike olarak değerlendiren Yunan siyaseti, Lozan anlaşmasının mürekkebi kurumadan, Anadolu’dan gelen Rum göçmenleri Lozan’a aykırı olarak Batı Trakya’ya bilinçli ve sistemli bir şekilde yerleştirecekti.

   1930 yıllarından itibaren de Batı Trakya Türklerinin elinde arazileri alınacak ve bu topraklara Rum köyleri kurulacaktı.(572 Rum köyü kuruldu) Senelerce süren bu uygulamalara 1990’lı yıllarda SSCB’nin dağılmasıyla birlikte Yunanistan’a göç eden Rumların Batı Trakya’ya yerleştirilmesi eklenecekti.

    Yunanistan’ın yaptığı bu uygulamalara Türk hükümetleri seyirci kalıyor, Dimetoka, Sofulu, Ferecik, Dedeağaç bölgelerinden 1923-1960 yılları arasında 90 binden fazla Türk, Türkiye’ye göç etmek zorunda bırakılıyordu.

    Bununla kalmayan Yunanistan, Batı Trakya’nın Türklerden arındırılması için her türlü insanlık dışı uygulamalara başvurmuş, bir yandan Türk toplumunu vatandaşlık haklarından mahrum ederken, diğer yandan ekonomik alanlarda yaptığı baskılarla Türk toplumunu fakirleştirmiş, eğitim hakkını elinden almıştır.

    Türk esnafına yüksek oranda para cezası uygulaması, Türkleri kamu hizmetlerine almaması, Türklere ehliyet, inşaat ruhsatı vermemek gibi uygulamaları yıllar boyu süregelmiştir

    Bütün bunların yanında. Batı Trakya’da bulunan tarihi Türk eserleri yok etme, Türkleri  tahrik, baskı, zulüm, zorbalık, Türk evlerini yakma, dövme ve öldürme olayları sık sık meydana gelmiştir. 29 Ocak 1990’da Gümülcine’da 21 Türk’ün yaralanması,300 iş yerinin tahribi,Ağustos 1996 yılında Gümülcine Türk konsolosluğuna saldır ve 71 yaşındaki bir Türk ninenin dövülmesi gibi.

    Bu olaylardan en vahimi ise Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Dr. Sadık Ahmet’in 24 Temmuz 1995 yılında karanlık bir trafik kazasında vefat etmesidir.

    Bugüne kadar aydınlatılamayan bu olay kendisini demokrasinin beşiği olarak gören Yunanistan üzerinde bir kara lekedir.

    Tabii bu ve buna benzer olayları Yunanistan’ın aydınlatmasını beklemekte gafillik ve cahilliktir.

Ulu önder Atatürk’ün “Batı Trakya’da bir Türk’ün burnu kanarsa, Yunanistan’ı altüst ederim” sözünü uygulayacak pehlivanlar olmadığından, Dr. Sadık Ahmet gibi değerleri hep kaybedeceğiz galiba.

  



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.