Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8406
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
BATTAM BAŞKANI DR.ÖZKAN HÜSEYİN`DEN AÇIKLAMA

Almanya’daki Batı Trakya Türkleri ve Derneklerimiz

Sevgili okuyucular,

Ele aldığım “Batı Trakya Türkleri Aile Birliğine Yapılan Bombalı Saldırı”, “Almanya’daki Batı Trakya Türk Dernekleri ve Hüseyin Arabacıoğlu” konulu makalem, okuyucularımız tarafından büyük ilgi gördü. Bu konuda çok kutlama mesajları da aldık. Bazı konulara daha fazla açıklık getirilmesini talep edenler de oldu. Ne var ki, bu “konuları bilmiyorduk, bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederiz” diyenlerin sayısı da göz ardı edilecek gibi değil. Bazı arkadaşlarımız ise bunun Almanya’da yeni bir gündem konusu olduğunu söylediler. Bizim asıl amacımız ise bu makale vasıtasıyla Hüseyin Arabacıoğlu’na sahip çıkmaktı.

 

Kortejden güvenlik sorumlusu Alman Polis Komiseri ve Özkan Hüseyin (Frankfurt Yürüyüşü)

Bize ulaşan bilgilere göre, o dönemde Hüseyin Arabacıoğlu bu yürüyüşü yalnız yapmadı diyen arkadaşlar da oldu. Biz zaten makalemizde “bu yürüyüş için o zaman mevcut olan 4 derneğimizin de onayı alınmıştı” şeklinde belirtmiştik.  Bir kısmıyla da sosyal paylaşım sitelerinde karşılıklı konuşarak bilgi alış verişinde bulunduk. Kimileri bizden Hüseyin Arabacıoğlu’nun telefonlarını temin ederek kendisiyle irtibat kurdular.

Batı Trakya’ya ve davaya hizmet ettiklerini iddia eden bazı üst düzey yöneticilerimizin sosyal paylaşım site duvarlarında da bu makaleyi paylaştık. “Aman, kimse görmesin ve okumasın” zihniyeti ile kendi sayfalarından anında bu makaleyi yok ettiklerine de şahit olduk… Hiç kimse bu uğurda boşuna çaba sarf etmesin. BATTAM, BİLMER, İLMER ve KÜGMER kanalıyla paylaşılan bir etkinlik, dünya çapında ilgili merciler dâhil 10 milyonlarca insanımıza, kurum, kuruluşa ulaşabiliyor, dünya basını ve kamuoyuyla da bilgileri paylaşabiliyor.

Hiç kimse endişeye kapılmasın! Amacımız kimseyi karalamak veya herhangi bir kurumumuzu hedef almak değildir… Biz bu olayları çok iyi bilenlerdeniz. Hiç kimse bize akıl ve yol göstermeye de kalkmasın…  Çünkü biz bu hareketin içinden gelen ve bu davanın öncüleri olan kişileriz. Hep ön cephelerde yer aldık. Halen de bu davamızda mücadeleye devam ediyoruz, edeceğiz. Yeri gelince bu konulara da değineceğiz. Diğer arkadaşlarımızın da daha sonra kimler olduklarını ve bu olayların nasıl cereyan ettiğini, ayrı bir makale olarak ele alarak, okuyucularımızın bilgisine sunacağız.

Ancak, bazı arkadaşlarımız “kendi gerçek kimliklerini (!) gizleyerek” bizim bu geçmişteki çalışmalarımızı yayınlamamıza karşı çıkıyorlar. Karşı çıkmakla da kalmayıp, çirkin saldırılara da maruz bırakılıyoruz… Evet, bunlar eski bilgiler… Zaten bu bilgiler o dönemin gazetelerinde de haber olarak yer almıştı. Ayrıca bunları kahramanlık taslamak için de yayınladığımızı iddia edenler de var… Belirtmek isterim ki; bizim öyle bir iddiamız bulunmamaktadır. Biz zaten yapabileceklerimizi çalışmalarımızla o dönemlerde ortaya koymuşuz… Biz Frankfut’larda yürüyüşe giderken, önceden ismini yazdırıp sonradan sildiren ve o gün aramıza katılmayan bazı Batı Trakyalı Türk kardeşlerimizin maalesef ki, o gün Yunan kahvehanelerine gittiklerine ve “biz buradayız, yürüyüşe gitmedik” mesajları verme uğraşına girdiklerine de şahit olduk. Bunları da unutmuş değiliz… Bu sözlerim, yayınladığımız bu habere karşı çıkanlara ithaf olunur…

Değerli okuyucular,

Bu günün teknolojisinin, (Sosyal Medya) bizlere sağladığı bu güzel paylaşım sitelerinin imkânlarından çok iyi yararlanmalıyız diye düşünmekteyim… Biz gerçekten bu teknolojik nimetlerden çok iyi bir şekilde faydalanmasını bilenlerdeniz… Ayrıca bu konuda sosyal medya ve iletişim alanlarında eğitim almış, üniversite salonlarında uzmanların düzenlediklere seminerlere katılarak “sertifika”  elde etmiş birisiyim… Biz, bu sosyal paylaşım sitelerinin bizlere sağladığı faydalarını ve zararlarını da çok iyi bilenlerdeniz…

Değerli okuyucular, biz yine gelelim asıl konumuza…

Elbet de biz, bu dava arkadaşlarımızı unutmuş değiliz… Hepsini saygıyla anıyoruz. Kimileri ise vefat etti. Kendilerini rahmetle anıyor: mekânlarının cennet olmasını diliyoruz. “Soruyoruz, acaba hangi derneğimiz bu arkadaşlarımız için anma günü düzenledi? Acaba mezarlarına gidip de hiç ziyaret edenler oldu mu?” Bunu da ayrıca bir makalemizde ele alıp kamuoyu ile paylaşacağız…

Aslında bu tür konuları kaleme alıp yazmak istemezdim. Zaten bir kısmını da 800 sayfalık yeni çıkacak olan kitabımda ele almıştım… Ama bir önceki makalemde de belirttiğim gibi, bazı konuların bilinmesi ve tarihe not düşülmesi elzemdir. Bu günlerde belli makamları işgal etmiş olan kişiler hizmet edecekleri yerde, hezimete neden olduklarının farkında bile değiller. Veyahut da bilerek yapmış olabilirler diye de düşünmekteyiz… Bu da bu tür kişilerin acizliğini ve zaafiyetini ortaya koymaktadır. Çünkü bu konuda bildikleri pek fazla bir şey de yok. Bilgileri olması adına bazı konulara açıklık getirmek mecburiyetini hissettik. İnşallah, bundan sonra kendilerine çeki düzen verirler ve sağda solda bilmedikleri konularda ulu orta konuşmazlar...

Biz bu mücadeleyi ilk başlatanlardanız. Hatta “Batı Trakya Türklerine Eşitlik İstiyoruz” diye belki de Almanya’da ilk sözü eden bizleriz. Hatırlayabildiğim kadar 1972 yılı olması gerekir… Bu sözleri bana geçende sosyal paylaşım sitemizde (o günleri anlatan) sohbet esnasında Münih’te o dönemde “MTTO”nda da (Münih Türk Toplumcular Ocağı) da aktif rol oynayan Nuran Özçağlayan diyordu ki, “Özkan senin o çıkışların hala kulaklarımda çınlıyor. Her seferinde ortaya atılıp,  ‘Batı Trakya Türklerine Eşitlik İstiyoruz’ diye bağırırdın” diyordu. Münih’te Nuran Özçağlayan Hanımefendi’yi tanımayan yoktur. Mert ve dürüst işini iyi yapan ve Almanya vergi dairesine, vergi karnelerini doldururken işçinin ve emekçinin bir feniğini (kuruşunu) dahi vergi dairesine yedirmezdi.

Biz şimdi konuyu yine Almanya’daki Derneklerimize getirelim.

Bu günkü asıl konumuz “Hannover Batı Trakya Türkleri Aile Birliği”  olacaktır. Biliyorum ki, bu yazımızdan dolayı Hannover’deki Batı Trakyalı kardeşlerimizin kimileri sevinecek, kimileri de bana kırılacaklardır. Kırılsınlar fark etmez.  Ama kendileri de bazı insanlarımızla beraber bu gerçekleri örgenmiş olacaklar. Hatta belki de dernekteki şu anki insanlarımız bile bu bilgilere vakıf olmayabilirler. Çünkü kuruluş aşamasında şu anki üyelerden hiçbiri o dönemde bu hareketin içinde yer almadı…

Bilindiği gibi Kısa adı BEBTTAB olan “Bavyera Eyaleti Batı Trakya Türkleri Aile Birliği” 22 Mart 1981 yılında Özkan Hüseyin ve arkadaşları sayesinde Münih’te kuruldu. Bavyera’da birinci (1.), Almanya’da da kurulan dördüncü (4.) dernektir. Adının Bavyera Eyaleti olmasından dolayı Bavyera Eyaleti’nde yaşayan her Batı Trakya Türk’ü bu derneğimize üye olma hakkını elde etmiş oldu. Bu vesileyle Özkan Hüseyin Bavyera Eyaletinde ikamet eden birçok kasabalardaki insanı kendi etrafında toplamayı başarabildi…

Daha doğrusu BEBTTAB daha o zamanları gizli bir federasyon gibi çalışmalarını sürdürmekteydi. 16 Haziran 1986 yılında Özkan Hüseyin’in bu derneğe başkan olmasıyla, çalışmalara daha fazla hız verildi. C klâs ede (3. Lig)  Batı Trakya Spor, Batı Trakya Folklor Ekibi, Batı Trakya Türkü’nün Sesi Korosu, Batı Trakya Camii, Araştırma Merkezi (BATTAM) vs. gibi çeşitli eğitim veren birimler de oluşturuldu.

Herzogenaurach’da bir Aile Gecesinde Dr. Özkan Hüseyin konuşma esnasında 1988 yılı

Lindau, Nürnberg, Hof,  Schweinfurt, Agusburg, Gesterhofen, Foret, Lauf, Fürt, Herzogenaurah, Erlangen, Hörelsberg, Rozenhein vs gibi kasabalarda ikamet eden Batı Trakyalıları bir araya getirebilmeyi başardı. Büyük kasabalarda temsilcilikler açıldı ve buralarda da “Aile ve Kültür Geceleri” düzenlendi.

Buradan da anlaşıldığına göre, diğer Eyaletlerde üye toplamak için ahlaken temiz bir sicile sahip olunması gerekir…  Peki, bu konuda ne yapılması lazımdı? En münasip olanı her eyalette dernekler kurulması idi. 1988 yılına kadar Almanya’da 6 derneğimiz mevcuttu… Yine Münih derneğimiz BEBTTAB sayesinde bir federasyon çatısı altında toplanması gündeme getirildi ve dernekler arsı bir toplantıda bu konu karara bağlandı. 28 Şubat 1988 tarihinde “Almanya’daki Batı Trakya Türk Dernekleri Federasyonu” kuruldu. Daha sonraları İngiltere’deki Batı Trakya Türk Derneğimizin Federasyon’a üye olmasıyla “Avrupa’daki Batı Trakya Türk Federasyonu” ismini almış oldu.

Dr. (HC) Özkan Hüseyin “Teşkilat ve İdare” adlı kitabın da yazarıdır. Birçok dernekler de bu kitap sayesinde bilinçlenerek kendi derneklerini kurdular.

 

Federasyonumuzun Frankfurt’ta düzenlediği bir yürüyüşte Yunanistan Konsolosluğuna yaklaştıkça kortejdeki insanların azaldığı dikkatimi çekti. Bu, Yunan konsolosluğuna yaklaştıkça çelengi taşımak için de insan sıkıntısı çekileceği anlamına da geliyordu. Siyah çelenk oldukça da ağırdı. Bir kişinin taşıması imkânsız gibiydi. Bir kişi bulunurdu da, ikinci kişi bulunamazdı. Kara yağız bir delikanlı yanıma yaklaştı ve iki kolunu birden bana uzattı. Dedi ki, “Özkan Ağabey o çelengi kollarımı arasına ver” dedi. Baktım, gerçekten de çok ciddi bir tavrı vardı. Ben de ona inanaraktan, çelengi iki kolunun arasına bıraktım. Kimseye teslim etmeden Frankfurt Yunan konsolosluğu kapısına kadar taşıdı.

Frankfurt Yunan Konsolosluğu

Bu gencin davranışı ve cesareti bana kafamda çok şeyler çağrıştırdı. Kimdi bu genç? Acaba nereliydi? Merak ettim ve kendisiyle sohbete koyuldum. Kendisinin Hannover’den olduğunu, Hannover’e Dimetoka’dan geldiğini söyledi. Orada epey hemşerisinin olduğunu ve kendi maddî durumunun da iyi olduğunu ifade etti. Ben de kendisine “Gel seninle Hannover’de bir dernek kuralım” dedim. O da “Bu nasıl olur ağabey” dedi. Ben de kendisine “sen merak etme” diyerek cesaret verdim ve böylece ikimiz arasında samimi bir diyalog başladı. Telefonlarımızı ve adreslerimizi aldık. Şimdi herkes gayet tabii haklı olarak kimdir bu “kara yağız” delikanlı diye merak etmektedir... Evet, arkadaşlar sözünü ettiğimiz mert ve yiğit kardeşimizin adı Hacı Ferhat.

Hacı Ferhat ile beraber tüm hukuki işlemleri ve prosedür (izlek) gereği yapılması gerekenleri kısa sürede gerçekleştirdik ve derneğimizi kurduk. Derneğin tüzüğü olarak, Münih Batı Trakya Türkleri Aile Birliği’nin tüzüğü örnek alındı ve kurucu üyeleri tarafından da kabul gördü. Evet, arkadaşlar “Hannover Derneğimizin kurucusu ve ilk Başkanı Hacı Ferhat’tır”.

Bir gün sosyal paylaşım sitesinde şimdiki bu derneğin Başkanı ve ABTTF sekreteri (olduğunu bildiğim ve basından takip etiğim kadar) Özkan Reşit’e “Siz nerelisiniz hangi derneğin başkanısınız” dedim. O da “Ben ABTTF Genel Sekreteri, aynı zamanda Hannover Batı Trakya Türkleri Derneği Başkanıyım” dedi.

Kendisini epey sorguladım ve birçok konulara da vakıf değildi. Babasının hastalığıyla uğraştığından söz etti. “Önceleri pek dernekle ilgilenemedim ama şu an hizmet vermeye gayret ediyorum” dedi. Kendi dernekleri hakkında kendisine epey bilgi verdim, işte bu bilgilerin bir kısmını da sizlerle paylaşmış olduk.

Bir gün bahse konu kardeşimiz Özkan Reşit, Münih Derneği BEBTTAB’a elektronik postayla bir mektup göndermiş. Hâlbuki bir yere Federasyon adına resmi bir yazı gönderileceği zaman yönetim kurulunun kararı olması ve bu kararın altında başkanla beraber sekreterin de imzası olması gerekir.

Üyesi ve kurucusu bulunduğum derneğe bir mektupla şahsım şikâyet konusu edilmiş. Neymiş efendim şikâyetleri hep beraber bir göz atalım. BATTAM  (Batı Trakya Türkleri Araştırma Merkezi) diye bir kuruluşun ve BATTAM’ın faaliyetlerinin durdurulması, BATTAM adına derneğin faaliyetlerinin duyurulmaması ve bu kurumun başkanlığını yapan Dr. (HC) Özkan Hüseyin’in önünün kesilmesi istenilmiş. Bu zihniyet halen devam etmektedir. Amaç, (var olan kurumlarımıza sahip çıkılacağı yerde) BATTAM’ı kapatmak… Bu uğurda halen gayret sarf edilmektedir. Üstelik bu Federasyonun da kurucusuyum… 23 sene de bu Federasyon Yönetim kurulunda muhtelif görevlerde de hizmet verdim.

Bu bir değil, iki değil. Bu gibi olaylar defalarca ilgili mercilere de şikâyet konusu edildiğim tarafımca çok iyi bilinmektedir… Ayrıca bahse konu kurumun adına bizzat Ankara’lara kadar giderek bazı site yazarlarımızı bazı kurumlara şikâyet etme cüreti gösterebilmiş ve bu kişilere baskı yapılması da ilgili mercilerden talep edebilmişlerdir… Yeri gelince bunlara da yer verilerek okuyucularımızın bilgisine sunulacaktır. Bu gibi hoş olmayan (haset ve fesat) davranışlar hep bana ve diğer arkadaşlarıma artı puan kazandırdı ve daha fazla faaliyet göstermemize vesile oldu…

Neymiş efendim ABTTF diye bir üst kuruluş varmış o da federasyonmuş… Bu faaliyetleri ancak federasyon yapabilecekmiş. “Buyurun kardeşim, siz ne isterseniz yapın… Meydan sizin… Sanki sizi engelleyen mi var.”

Değerli okuyucularım,

Bu gibi hoş olmayan yöntemlerle Batı Trakya Türk derneklerimizin önünün kesilmesi,  doğru ve akıllı bir iş olamaz. Daha ziyade derneklerimizin önünün açılması ve ABTTF tarafından derneklerimizin faaliyet alanlarının artırılması için gayret sarf edilmeli, düzenli bir şekilde motive edilmeli ve bu iş dernekler arasında rekabete götürülmeli. En çok hizmet eden ve çalışan dernek de ödüllendirilmeli, hatta yılın derneği ilan edilmelidir.

Federasyonumuz sadece kişi ve tüzel kişiler karşısında derneklerimizi temsil etmek ile mükelleftir… Biz federasyonu kendi insanlarımıza karşı faaliyet göstermek ve sağa sola şikâyet edilmek için kurmadık… Üstelik federasyon iş yapma mekanizması da değildir… İş yaptırma mekanizmasıdır… Hâlâ daha bu bilinci kavramış insanlar değiliz… Bence bu zihniyetle hareket edilecekse Federasyonun derneklerden bir farkı olmayacaktır manasını ifade eder. Bence ABTTF yöneticileri başka federasyonları örnek alarak, bunların toplantılarına katılarak kendini sorgulamalı, kendine çeki düzen vererek,  yeniden yapılanmaya gidilmelidir, diye düşünmekteyim.

Hem de dürüst çalışacak olan kişi ve kişilerin önü de ABTTF yönetim kurulu tarafından açılmalı. Derneklerimizin dışında o kadar bilgili, saygın kişiliğe sahip insanlar var ki, bunlar tespit edilmeli ve bunların iyi niyetlerinden ve yeteneklerinden istifade edilmelidir.  Almanya’daki derneklerimize üye olan insanlarımızın sayısı zaten belli… 1000 kişiyi bile bulmaz… “Peki, sormazlar mı adama Almanya’daki diğer 39 bin Batı Trakya Türkü nerede diye”. Peki, bu insanlar ve bu insanların çocukları hiçbir şey yapmayacaklar mı?

Derneklerimizin içindeki gençlerimizin örgütlenmeleri sağlanmalı, “Gençlik Kolları” oluşturulmalı. Ama bunlar göstermelik olmamalıdır. Var olanlar da yeniden yapılanmaya gidilerek bu günün koşullarına, yaş seviyelerine göre, bilimsel toplantılar, konferanslar, seminerler, gençlik organizasyonları ve çeşitli türde etkinlikler düzenlenmelidir.

Derneklerimizin olmadığı yerlerde de bu yol izlenilmeli. Bölgede bulunan saygın yaşlı sözü dinlenir kişiler arasında bir komite oluşturulmalı… Bu komite bölgedeki insanları bir araya toplamayı hedefleyerek oradaki toplumsal sorunlarına çözüm üretmeye gayret sarf etmeli, diğer insanlarımızla samimi diyalog kurulmalı ve Batı Trakya’daki sorunlarımız da buradaki diğer insanlara anlatılmalı.

Bahse konu bölgelerde (Batı Trakya Türklerinin olduğu tüm kasabalarda) “Gençlik Meclisleri” kurulmalı. Bu “Gençlik Meclisi” sayesinde Alman Partileriyle dayanışma içinde olunmalıdırlar… Parti ayrımı gözetmeksizin tüm partilerin gençlere sağlanan imkânlarından yararlanmaya çalışılmalıdır. Bu çalışmanın uygulaması sonucunda ileriki yıllarda çok sayıda gencimizi Parlamenter olarak Alman meclisinde görmek mümkün olacaktır.

“Teşkilat ve İdare” adlı kitabımın 126. Sayfasından “Davamızla İlgili Özlü Sözler” bölümünden alıntılar yaparak gençlerimizin ileri yönelik sağlam adım atmalarının tesis edilmesine yardımcı olmayı amaçlamaktayız. Bu vesile ile gençlerimize bazı tavsiyelerimiz olacaktır.

“Başarısızlık yapamamak değil, yapamayacağını sanmaktır. Başarısızlığın hiçbir mazereti yoktur. Çünkü sadece vazgeçerseniz başarısız olursunuz. Başarılı insanlar, her zamanda, her ortamda, her şartta çalışabilmeyi başaran insanlardır. Başarının ilk adımı var olabilmek, yani düşünebilmek, başarıyı geliştirmenin yolu da düşünceyi geliştirebilmektir. Bizim için zor olan iş, ağır olan iş değil, nasıl yapılacağını bilmediğimiz iştir. Başka bir arayışı olmayanın, başka bir buluşu da olmayacaktır. Başkalarının size ideal kazandırmasını umarsanız kıyamete kadar beklersiniz. Hayatınızı ideallerinize borçlu olacaksınız…”

Saygı değer dernek başkanlarım ve kıymetli okuyucularımız…

Bakın ne kadar garip ve üzücü bir hadise. Birileri Batı Trakya Türklüğü davasına cebinde paralar harcayarak hizmet edecek ve sen bir “TÜRK” olacaksın, bu kurumu, kişiyi veya kişileri desteklemeyeceksin. Bunları takdir ederek ödüllendireceğin yerde, önünü kesmeye gayret edeceksin ve bu insanları haksız yere sağa sola gammazlayacaksın.  Bu hiç olacak bir iş mi? “O zaman sormazlar mı adama: arkadaş sen kime hizmet ediyorsun kimin hesabına çalışıyorsun?” diye…

Başka derneklere de bu gibi yazılar gönderilmiş bu saygın kardeşimiz tarafından…  Bu şikâyet yazılarından acaba ABTTF diğer yönetim kurulu arkadaşların bilgisi ve Yönetim Kurulunun kararı var mıdır? Sosyal medya aracılığıyla bir yazışmamızda da “sen birileri tarafından kullanılıyorsun arkadaş” ifadesini zaten kendisine de kullanmıştım… O da kendisinin hizmet etmek istediğini bana söylemişti.

ABTTF ve Genel Sekreter Özkan Reşit adına gönderilmiş olan bahse konu yazıyı, gayri resmi ABTTF adına gönderilmiş bir mektup olarak kabul ettik. Ama BEBTTAB yönetim kurulu bu işi belgelemek için cevap vermekten de çekinmemiştir… Çünkü Mektup da Yönetim Kurulu adına ibaresi kullanılmamış, üstelik de başkanın da imzası yoktu. Umarım ki, bu mektuptan ABTTF yönetim kurulu arkadaşlarından, bir veya birkaç kişiden başkasının haberi bile yoktur… Ekteki cevabı mektubumuzda dönemin yönetim kurulu arkadaşlarından da gizlenmiş olmalıdır diye düşünmekteyiz… Bahse konu arkadaşlarımızın ve kamuoyunun bilgisi olması açısından bu tarihi (28.03.2010 tarihli) mektubumuzu okuyucularımızla paylaşıyoruz.

  “Sayın ABTTF Başkanı

  Sayın Yönetim Kurulu Üyeleri                            

24.03.2010’e maili okuduğumuzda gördük ki ABTTF Yönetim Kurulundaki arkadaşların, bir iletişim sorunu (bize göre değil) baz alarak bizlere, (herhalde geçmişte yaşananlardan olacak) bir gözdağı mektubu gönderdiğinizi anlamaktayız.

Buna neden gerek duyduğunuzu, bununla neyi amaçladığınızı iyi bilmemize rağmen, tarafımızdan başka yanlış anlaşılmalara meal vermemek için, ABTTF Yönetim Kurulunuzu bilgilendirme babında bir hatırlatma yapma gereğini hissettik.

BEBTTAB’nin Gençlik Kollarının düzenleyeceği eğlence gecesini BATTAM Başkanı Dr. Özkan Hüseyin’in  (Aynı zamanda BEBTTAB’nin Onursal Başkanıdır) özel sitesinden sizlere ulaşmış olması sizlerde bir rahatsızlık yaratmış olduğu aşikâr. Fakat unutulmamalıdır ki üçüncü bir şahıs olarak göstermeye çalıştığınız kurum ve kuruluşun başkanı, bizim bünyemizde oluşmuş olan saygın bir kurumun (BATTAM’ın) başkanıdır.

Bu kurumumuz bizleri her alanda temsil ettiği gibi bizim bilgimiz dâhilinde hareket etmektedir. Dolayısıyla derneğimizin yayınlarını bilimsel çerçeveye oturtarak gerekli yerlere ve başka kurumlara, kuruluşlara, basına ve ilgili mercilere ulaştırmaktadır.

Geçmişte olduğu gibi, kişilerle olan özel sorunlarınızı nadide kurum ve kuruluşlarımızı yıpratarak çözmeye çalışmanız sizlere bir fayda sağlamayacağı gibi, uluslararası ilişkilerimizi ve itibarımızı daha fazla zedeleyecektir.

Bilinmelidir ki, bizler BEBTTAB’nin Yönetim Kurulu olarak geçmiş yönetimlerde olduğu gibi, gelecekte de dünyanın neresinde olursa olsun Batı Trakya Türkünün yanında olmaya ve haklı davasında hizmet vermeye devam edecektir.

Sizlerin de, başkalarının sırtından küçük siyasi hesaplar yaparak ve bir takım komplolar üretmek yerine, toplumumuzu ilgilendiren meselelerde daha duyarlı olmaya, güzide kurumlarımızı ve temsilcilerini yıpratmadan hareket etmeye ve saygıya davet ediyoruz.

Saygılarımızla

Yönetim kurulu adına: Sinan İsaoğlu Genel Başkan, Ahmet Amet Genel Sekreter”

Evet, bu mektup Münih Batı Trakya Türleri Aile Birliği Yönetim Kurulu tarafından ABTTF Sekreteri Özkan Reşitten gelen şikâyet ve tehdit mektubuna karşılık ABTTF Yönetim Kuruluna cevap olarak gönderilmiştir.

Bu mektuptan sonra ABTTF’ teki bazı arkadaşların rahatsız olduklarını gözlemledik… Hemen komplo teorileri hazırlığına başladılar… Federasyonun eski defterleri karıştırılmış ve derneğimizin birkaç sene borçlu olduğu görülmüş ve bu bir mektupla derneğimize bildirilmiştir. Derneğin borçları ödenmediği takdirde de gereken resmi işlem yapılacağı da belirtilmiş. Anlaşılan “bakın sizin borçlarınız var… Sizi bu güne kadar idare ettik… Gerekirse üyelikten bile atabiliriz” denmek istenmektedir. Çünkü böyle sorumsuzca bir hareket 2005 yılında da yapılarak 7 derneğimiz keyfi olarak üyelikten atılmıştır. Buradaki asıl amaç da davaya inanmış bazı mücadeleci arkadaşlarımızın ABTTF yönetim kuruluna seçilmelerinin önünün kesilmesiydi… Unutmayalım ki, böyle entrikalarla kendilerini iktidara taşıyan insanların sonu hep hüsranla bitmiştir. Yapılan olağan kongrede Genel Kurul tekrar bu derneklerimizi üyeliğe kabul etti.

Dönemin BEBTTAB Başkanı Sinan İsaoğlu ile beraber Derneğimizin borçları olmadığını belirterek itiraz ettik. Elimizdeki ödenmiş aidat makbuzlarını ibraz ederek onların bu kötü niyetleri engellenmiş oldu… Ama 4 senelik gibi bir aidat borcu nasıl olurda ABTTF gelir defterinde yer almamış. Bu da ayrı bir merak konumuz…

Yukarıda da izah ettiğim gibi, bir yandan derneklerin üst kurumu olan ABTTF, bazı site sahipleri ve diğer bir taraftan da Yunan makamlarının yaptığı psikolojik baskılar, dernekçilerimizin faaliyet göstermelerini engellemiş ve kendilerini endişeye sevk etmiştir. Bu şekil hareket etmekle derneklerimizin kendilerine olan saygı ve güven duygusu da zedelenmiş olmaktadır.  Böyle sorumsuzca hareket etmekle de BATTAM’ın çalışmalarından rahatsız oldukları da kanıtlamış oldu…

Şimdi biz yine gelelim BATTAM’ın yaptığı faaliyetlere… BATTAM (Batı Trakya Türkleri Araştırma Merkezi)  dünya çapında tüm kurum ve kuruluşların itibarını kazanmış, Türk Dünyası’nın da gönlünde taht kurmuş güzide bir kurumumuzdur. Bu güne kadar “Uluslararası Araştırma Kongreleri”, sayısız konferanslar, paneller, seminerler, kurslar düzenlemiş ve Batı Trakya’mıza “15 tane kitap” da kazandırmış…  

BATTAM Başkanı Dr. (HC) Özkan Hüseyin şu an Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde köy köy, kasaba kasaba ve il il dolaşarak her türlü alanda Batı Trakya’mızı tanıtmakta ve BATTAM yayınlarını da gittiği her ildeki kütüphanelere, kurum ve kuruluşlara armağan etmektedir. Üstelik bu hizmetleri yaparken cebinden paralar da harcamaktadır… BATTAM şu anda dünya çapında bir marka halini almıştır. Ana kurumu olan BEBTTAB ise BATTAM’ın faaliyetleri sayesinde itibar sahibi olmaktadır… “Bundan neden Batı Trakyalı bir “TÜRK” rahatsızlık duyuyor anlamış değiliz…”

Son dönemlerde BATTAM için Derneğimiz içinde de olumsuz olarak ileri geri konuşanlar olduğunu gözlemledik… Bunun ne olduğunu anlamak için Münih Aile Birliğimizin düzenlediği kongreye katıldık. Kongreye katılan üyelere bu konuda geniş bilgiler verdik ve üyelerimizi de bu konuda aydınlattık. Genel Kurulun kararıyla tekrar BATTAM Başkanı olarak göreve getirildim… “Şimdi de Genel Kurul tarafından bana verilen bu şerefli göreve layık olmaya çalışıyorum…”

Saygılarımla…

Dr. (HC) Özkan Hüseyin

BATTAM Haber Merkezi

Dağıtım: BİLMER (Bilgi ve İletişim Merkezi)

www.battam.org

 iletişim: 00 90 536 312 24 66



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.