Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8400
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
BEYAZ MELEKLERİN HEMŞİRELER HAFTASI
 

Nurullah AYDIN

13 Mayıs 2010

 

BEYAZ MELEKLERİN HEMŞİRELER HAFTASI (12 – 18 Mayıs)

 

Bu hafta sağlımızın beyaz önlüklü meleklerinin haftası. Yani hemşireler haftası!. Konuyla ilgili medyada yeteri yansıma var mı, yok.

 

Oysa; Hemşirelik mesleği çok eski tarihlere dayanır. Eski Mısır, Hindistan, Yunanistan ve Roma’da ilk çağlarda bile hemşirelik vardı. Bugünkü biçimde şartlarda olmasa da yapılıyordu.  Her çağda kutsal bir meslek olan hemşirelik gençlerin en başta meslek tercihlerini oluşturmakta. Günümüzde işsizliğin artması bayanların ve erkeklerin bu mesleği sadece iş olarak seçmesine neden olmaktadır. Hemşirelik mecbur olduğundan değil severek yapılması gereken mesleklerden biridir ve insan sevgisiyle dolu, şefkatle, sabırla yapılan kutsal ve onurlu bir meslektir.

 

Belirli sağlık eğitim ve öğrenimi gördükten sonra; sağlık hizmeti alan hastaların bakımında görev yapan, kliniklerde de sağlık hizmeti sunan, hekimlere yardımcı olan sağlık personeli kadınlara Hemşire erkeklere ise hemşir denir. Bugün cinsiyet ayrımı yoktur. Kadına da erkeğe de hemşire denilmektedir..

 

Hemşireliğin farklı tanımları yapılmıştır.19. yüzyılda Florance Nightingale hemşireliği Hastayı iyileştirmek için hasta çevresinin iyileştirilmesi ve düzenlenmesi eylemi şeklinde; 20. yüzyılda Henderson ise Bireyin sağlığına ve bağımsızlığına kavuşma sürecindeki dinamik güç olarak tanımlamış.  1980 yılında Amerikan Hemşireler Birliği hemşireliği “Yardım sunan bir meslek, hemşirelik uygulamasını Var olan ve olabilecek sağlık sorunlarına karşı gösterilen insan tepkilerinin tanı ve tedavisidir diye tanımlamıştır. Dünyada modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale olup, ilk hemşirelik okulunu da 1962 yılında Londra’da açmıştır.

 

Ülkemizde ilk olarak Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) 1911 yılında hemşirelik kursları açmıştır. Bu kursları bitiren hemşireler; 1912–1914 Balkan Savaşları ile 1914–1918 Birinci Dünya Savaşı’nda hasta ve yaralı askerlere bakmışlardır. Cumhuriyet sonrası ilk Hemşirelik Okulu İstanbul’da açıldı. Ve 1939 yılında Askeri hemşirelik okulu Ankara’da açıldı.

 

Sağlık, bireylerde, zorunlu, vazgeçilmez ve hayatın her döneminde aynı önemi koruyan temel ihtiyaçlardan biridir. Bu ihtiyaca cevap veren en önemli meslek grubu ise hemşirelerdir.

 

Sağlıkta dönüşüm adıyla yürütülen politikalar, genelde sağlık çalışanlarını, özelde hemşireleri oldukça olumsuz düzeyde etkilemiş; halen etkilemeye devam etmektedir. 

 

Sağlıktan kar elde etmeyi hedefleyen bu politikalar tedavi edici sağlık hizmetlerine dayandığı, koruyucu sağlık hizmetlerini yok saydığı ya da finansal olarak bireysel sorumluluk alanını daraltmaktadır. Bu durum hemşirelik mesleğinin özerkliğini, bakım kalitesini olumsuz yönde etkilemekte, hemşireliğin sadece hekim istemlerini uygulayan bir meslek olarak algılanmasına neden olmaktadır.

 

Oysa; Hemşireler aynı zamanda birer psikologdurlar.

 

Hemşirelik; güç çalışma şartlarını gerektiren, özveri, sabır, hoşgörü kavramlarını içinde bulundurur. Diğer mesleklerde olduğu gibi, toplumsal ihtiyaçlardan doğan, insan hayatıyla yakında ilgili bir meslektir; ekip çalışmasını bilen, el becerisi olan, hızlı çalışan hünerli eller ister; temelinde sevgi, saygı yatar. Hemşire din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin, birey, aile ve topluma sağlığını kazandırmak için çalışır. Bu nedenle, sevgiden, şefkatten, disiplin ve ciddiyetten uzak bir kişinin bu mesleği icra etmesi mümkün değildir. Çünkü hemşire, sağlığı yerinde olmayan, yardıma muhtaç insanlara hizmet vermektedir. Bu yönü düşünüldüğünde, hemşirelerin, hem eğitim açısından hem de psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi gereken bir meslek grubu olduğu ortaya çıkmaktadır.

 

Bakın; Kalp krizi geçirmem üzerine hastane kardiyoloji bölümünde 8 gün yoğun bakımda kaldım. Bu süre içinde günde bir iki kez birkaç dakikalığına hekim gördüm. Ancak her an yanı başımda hemşire gördüm. Taburcu olduktan sonra ise hiç tanımadığım, başka bir kent  sağlık bilimleri fakültesi dekan yardımcısı, hemşirelik bölümü öğretim üyesi doçent dr. geçmiş olsun maili gönderdi ve ilk 6 haftalık iyileşme sürecinde hemen her gün telefonla uzaktan destekte bulundu. İdari görevi yanında ile eğitim ve öğretimde bulunan yoğun bakım uzmanı bir akademisyen, yoğun çalışma ortamında başka bir kentte olan kişiye zaman ayırabiliyor. Düşündüm; tanımadığı, bilmediği, bir kalp krizi geçirmiş hastaya bu derece insani duygularla kim, neden nasıl niçin yardım eder?  Sevgi, şefkat, disiplin ve ciddiyete dayalı bu yaklaşım hangi meslek mensubunda olabilir ki?

 

Hemşirelerin hak ettiği değerlere kavuşması dileğiyle hemşireler gününü kutlarım

 

Günün Sözü: Akıl ve beden sağlığın kıymetini bil, mutlu yaşarsın.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.