Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1831
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10714
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2053 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
BİR DEĞERLENDİRME

ATATÜRK’ÜN EVİNDEKİ HAYALET YA DA TSK “BASINÇ ALTINDA” SAKİN, AKP ZÜCCACİYECİ DÜKKANINA DALMIŞ FİL GİBİ, NEDEN?!:))

 

Atatürk’ün Evi’ndeki hayalet?!

 

AKP Medyası’nda büyük heyecan yaratan Ergenekon 10’ncu dalga operasyonu bağlamında,

AKP’nin içinde yaşadığı “alacakaranlık kuşağı”na dair birkaç satır daha…

Filmin adı, “The Others”!..

“Öteki”…

Kısaca filmin öyküsünden bahsedecek olursak:

II. Dünya Savaşı`nda kocasını kaybetmiş olan Grace, güneş ışığına hassasiyeti olan iki çocuğuyla birlikte, New Jersey`de büyük bir konakta yaşamaktadır. Perdelerin hep sımsıkı kapalı tutulduğu eve, bir gün üç kişi uğrar: Yaşlı bir kadın ve adam, bir de dilsiz genç kız. Eve hizmetçiler aramakta olan Grace, bu kişileri işe alır ve onları çocuklarının sağlık durumu konusunda uyarır. Öte yandan, Grace`in kızı Anne, Victor adlı bir çocuğun kendileriyle birlikte evde yaşadığına, onu arada sırada evin çeşitli yerlerinde gördüğüne inanmaktadır. Bunu defalarca annesine söyle fakat annesi Grace buna pek önemsemez.

Evin çevresini saran yoğun sis yüzünden kasabayla irtibatları kesildiği sırada, Grace, kızının anlattığı hikâyelerin doğru olabileceği yolunda kanıtlarla karşılaşır. İşte bu noktada, eve hizmetçi olarak aldığı insanların garip hareketlerinden iyice şüphelenmeye başlar. Filmin finalinde ise gerçekten izleyenleri tam anlamıyla şoke edecek önemli olaylara sahne olacaktır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Di%C4%9Ferleri_(film,_2001)

Filmde özetle, evde hayalet olduğunu zannederken, filmin sonunda o hayaletin kendileri olduğunu “acı bir şekilde fark eden” ailenin öyküsü anlatılmakta…

Daha önce yazmıştım:

Öküz, trenin geçtiğini 16 saniye sonra fark edermiş.

Bu anlamda, AKP genel merkezinin önünden trenlerin biri gelip diğeri geçiyor!

Ama hala bir fark eden çıkmadı!

Ne acı!

Oysa ki, öküz’ün dahi algılama süresi 16 saniye…

AKP bu hali hali ile “Öteki” filmindeki ailenin durumunda!

Evde hayalet var zannederken, bir anda gerçek ile yüzyüze kalabilirler.

Çünkü filmin sonuna yaklaştık!

Sözün özü, bulanık suda balık avlamak için suyun daha da bulandırıldığı bir dönemde steril analiz yapmak her babayiğidin harcı olmasa gerek…

 

(…)

 

Nitekim…

AKP, Ergenekon 10’ncu dalga operasyonu üzerinden yine bir yandan “gündem değiştirme” operasyonu yapıyor.

Diğer yandan da, Genelkurmay’ı tahrik edip açıklama yapmaya zorluyor.

Neden?!

Niçin?!

Niye?!

Çünkü, önümüzde zorlu şubat ayı var.

Ötelenmesi gerekli işdünyasının borçları var!

Acil para bulmak lazım!

Bu konjonktürde acil para bulmak, Mars’ta su bulmakla eşdeğer!

29 Mart’ta yerel seçim var!

Onun için yine seçmenin karşısında mağduru oynayacak yeni bir karta ihtiyacı var!

Ama nasıl?!

O yüzden AKP, “2008’de her şey iyi giderken kapatma davası açıldı, o yüzden Türkiye’de ekonomi kötü gitmeye başladı” mavalı gibi maval okuyabileceği yeni bir bahane arıyor.

O bahaneyi kimse satın almamıştı, ki şu saatten sonra AKP’nin tüm oyunları, numaraları biliniyor!

Bu yüzden AKP istediği kadar şiddetli operasyon yapsın, TSK basınç altında sakin duruşunu bozmuyor!

 

(…)

 

Genelkurmay’da dün gece yapılan ve içeri hakkında bilgi verilmeyen toplantıya gelince…

Düşüncem odur ki:

Komutanlar, karargahta oturmuş çaylarını içmiş, kendi aralarında sohbet etmişlerdir.

Çünkü yapılan bu operasyondan, AKP’nin kirli tezgahından herkes haberdar!

Sadece kamuoyuna, ışıkları açık kalan odalar üzerinden “nostaljik bir mesaj” geçmek istemiş olabilirler:

“Oynanan kirli oyunun farkındayız, izliyoruz, gözlüyoruz, doğru zamanı bekliyoruz” gibisine!

Neden?!

Çünkü, Erdoğan 2006 YAŞ’ında, içinde 22 yolsuzluk iddiası olan dosyayı Hilmi Özkök’ün önüne fırlatıp, “Bunlardan hesap sormadan hiç kimse AKP’den yolsuzluk hesabı sormaya kalkmasın” demişti.

Bilindiği üzere, Özkök döneminde TSK o günden sonra “tepeden tırnağa “soruşturmadan geçirildi!

AK’landı!
Bir oramiral yargılandı, mahkum oldu, rütbeleri söküldü!

Büyükanıt döneminde de, Ergenekon soruşturması için hiçbir kompleks duyulmadan, koruma yapılmadan hakkında iddia olan her kim ise onun için soruşturma izni verildi.

Soruşturma izni verilmesi o kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez, buna rağmen AKP Medyası’nda TSK’yı yıpratma anlamında büyük bir kampanya yürütüldü.

Başbuğ döneminde ise…

“Buz savaşçısı”nın talimatı ile iki komutan ziyaret edildi, siyasi iktidar tarafından “siyasi linç”e tabii tutulmak istenmeleri demokratik yollar kullanılarak kınandı.

Dünkü operasyonda da, yine emekli komutanlar vardı, iddialar yine ortada yoktu, suçlamalar belli değildi ama buna rağmen yine bol bol gözaltı yapıldı.

TSK, yine susarak konuştu!

Çünkü TSK; AKP iktidarına çok açık olarak, “Benim senin yönelteceğin hiçbir iddia, iftira ile ilgili kompleksim, korkum yok, adaletten kaçmıyorum, Anayasa’ya da bağlıyım, her ortamda hesap vermeye de hazırım! Peki ya sen, neden hesap vermekten kaçıyorsun” mesajı geçmiş olabilir.

Nitekim, hesap soranların da hesap vermekten kaçınmaması gerekmez mi?!

Ankara’dan öğrendiğim, gördüğüm bir şey var:

Generaller gaza gelmez!

İstihbaratçılar şaşırmaz!

Gazeteciler bu tür dönemlerde çok heyecanlanır.

Sadece ortam müsaitse kitleler gaza gelir!

Sözün özü; TSK’nın komuta kademesinin deneyimi itibariyle AKP istediği kadar gaza getirmek istesin, provokatif eylemler yapsın, sakin duruşunu “şu ortamda” bozacağını sanmıyorum.

 

(…)

 

Bu ortamda iki nedenle fikrini merak ettiğim bir isim var.

Eski dostum İshak Alaton, İsrail’in yaptığı son operasyonla ilgili ne düşünüyor, AKP ile ilgili değerlendirmeleri nelerdir?!

Bir de AKP’li muhalifleri hedef alan (Ergenekon) operasyonunun insan hakları, demokrasi, hukuk boyutu hakkında ne düşünüyor?!

 

(…)

 

Alternatif 28 Şubat süreci operasyonunun “en” arka planına gelince…

AKP nasıl geldi ise öyle gidiyor!

28 Şubat süreci kaotik bir süreçti.

“Hangi taşı kaldırsan altından irticacı çıkacak” sanılan bir hava yaratıldı.

Bir anda medya üzerinden büyük bir fırtına, tsunami yaratıldı.

O dönem o yayınları yapanlar kimlerdi…

Geçiniz bir kalem…

Şimdi Alternatif 28 Şubat süreci’nin içinden geçiyoruz.

Yine benzeri bir operasyon yapılıyor!

Yine medya üzerinden…

Yine aynı ve benzer isimler…

Yine büyük bir psikolojik harekat yürütülmekte!..

Yalnız AKP’li gözüdönmüş fanilerin atladıkları bir boyut var.

28 Şubat’çıların da kendileri gibi küresel aksta bir arka planları vardı.

Yarım kalan, özellikle yarım bıraktırılmış bir süreçtir o!

28 Şubat süreci aynı zamanda, tersten AKP’nin önünü açan sürecin adıdır.

Yani yarım kalmış, talimatla ilerletilmemiş bir süreçtir.

Çünkü, 28 Şubat mağduriyeti ve ekonomik yıkım tablosu üzerine AKP iktidarı inşa edildi.

Şimdi 28 Şubatçılar mağdur!

AKP de mağdur eden!

Peki ya, Ergenekon operasyonuna izin veren küresel güçler, “bu kadar yeter” deyip bir anda plağını tersine çevirecek olursa, gerçekten ne yapacağınızı merak ediyorum.

Çünkü AKP mağduru oynayarak iktidar oldu ve iktidarda çok zengin, çok zalim, çok yalancı, çok üçkağıtçı oldu.

Kimsenin bunlar tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz dikmez dediğini sanmıyorum!

Şimdi gözaltına alınanlar, bu listeye bende dahilim, AKP iktidarında ağır mağdur edildiler!

Her şey bir anda tersine dönüp de hesap sorulduğunda bu durumu nasıl açılayacaklar!

Sözün özü, o gün geldiğinde, AKP iktidarında üç maymunu oynayan başta Fehmi Koru olmak üzere tüm sahte İslamcı, sahte demokrat, sahte liberal, sahte Atatürkçülere soracağım:

“Sen bu işin sonunu hiç düşünmedin mi?!” diye…

Filvaki en başta yazmıştım.

Bu iyiler ile kötülerin kavgası değil!

Her şey suyun kaldırma kuvveti ile alakalı!

Karıncalar mı balıkları yer yoksa balıklar mı karıncaları!?

Görünen o ki, kürsel aksta suyun kaldırma kuvveti değişiyor.

Med-cezir Türkiye bağlamında yeni manzaralar ortaya koymakta!

 

(…)

 

AKP’nin yeni resmi?!

AKP, perde arkasında İsrail ile danışıklı dövüş yapıyor olabilir!

Bu ilişkiyi açıklaması mümkün değil!

Açıklasa daha beter batar!

Neyse…

Biz perde önündeki resme bakalım:

Uluslararası terörist Yasin El Kadı’ya kefil!

Hamas’ın BM’deki Sözcüsü!

Yahudi düşmanı!

Sudan devlet başkanı Omer El Beşir’in kankası!

ABD, AB, İsrail’den uzaklaşmış, Üçüncü dünyaya yaklaşmış, Ramallah’ta yarım saat bekletilen bir başbakan!

AKP’nin tepe kadrosu diyebilir ki:

“Biz İsrail, ABD, AB ile danışıklı dövüş yapıyoruz, bize truva atı olarak onları arasına sızma görevi verildi!”

Bende diyorum ki, ya gerçek öyle değilse…

Ya, AKP’nin ipi AKP’nin eli ile AKP’ye çektiriliyorsa…

Ya siz dünyanın en aç gözlü ahmakları iseniz!

Sözün özü, küresel aksta AKP’nin yeni vitrini yukarıdaki gibidir.

Yeni ev adresi de, yeni komşuları da, yeni mahallesi de Omer El Beşir’in evinin dibidir.

Ne demiştik daha önce:

Çıraklığını yapmadığın hiçbir işin ustalığına soyunmayacaksın!

Madem istihbaratçı değilsin, ne diye istihbaratçılık oynuyorsun değil mi?!

Sızıp da ne yapacaksın?!:)))

Vs vs vs

 

(…)

 

Ve…

Son olarak…

Tarihte yaşayan tüm Atatürk’lerin Evi’nde bir hayalet var!

O hayaletin adı, AKP!

Hülasa, Atatürk Türkiyesi’nde hayalet olan onlar, gerçek olan biziz!

Ezcümle, filmin sonunda AKP acı bir şekilde fark edecek ki, hayalet sandıkları bu anlatıcı doğruları söylüyormuş, kendileri ise hayalet gibi başka bir alemde dolaşıyormuş!

Hepsi ve daha ötesi budur!..

 

NOT 1: Hürriyet’in yönetmen yazarı Ertuğrul Özkök, bugünkü yazısında “bana bu ortamda hiçbir şeyler olmaz” havasında yazmış. Oysa ki, operasyon başladığında böyle düşünen birçok isim şu anda içerde tutuklu ve neyle suçlandıklarından bihaber! Gazetenin başyazarı Oktay Ekşi ise şaşkın! Ekşi, köşesinde AKP’li Burhan Kuzu’nun görüşlerine yer vermiş ama şu basit soruyu sormayı ihmal etmiş: “Belki haklısınız sayın Kuzu ama her nedense, AKP’li hiç kimseye dokunulamıyor, Cumhurbaşkanı, Başbakan hepsi yargıdan kaçıyor, dokunulmazlık zırhının ardından milletin zekası ile alay etmeye devam ediyor. Neden?!”

 

NOT 2: Bedrettin Dalan, bir kısım medyada, Ergenekon’un sivil kanadını 1 numarası olarak gösterilmiş. Olabilir! İddia iddiadır. O vakit şu basit soruyu sormak farz oldu: Zanlılar hakkında, savcılık izni ile Emniyet ortalama 3 ay izleme, dinleme faaliyeti yürütüyor! Dalan da bu bağlamda izlendiğine göre, Emniyet, AKP, Savcılık neden yurtdışına yasal yollardan çıkış yapmasına izin verdi?! Eğer yurtdışına çıkmasında bir sakınca yok ise şimdi neden kaçtı yorumları yapılıyor?! Ki, Dalan’ın İstek Vakfı’nın yönetim kurulu üyeleri arasında herkesin yakında tanıdığı büyük, önemli isimler var. Aydın Doğan, İnan Kıraç, Bension Pinto vb… Yani İstek Vakfı’nı basmak, sadece Dalan’a mesaj gibi algılanacak türden değil! Ki, Dalan gibi gözaltına alınacağı ayen beyan ortada dolaşan isimlerin ofislerinde saatlerce ne aranır, onu da anlamak mümkün değil! PKK bile TSK operasyon yapacağı vakit yer değiştirdiğine göre, bu nasıl terör örgütüdür ki, tüm özel belgelerini (!) Emniyet’in bulması için orta yerde bırakıyor! Sözün özü, her yönü ile tiraj-i komik bir arama, yakalama, sorgulama düzeni!

 

NOT 3: Bir kısım medyada, operasyon 28 Şubatçı paşalara dayandı diye iddialar var. Acaba öyle mi?! Çevik Bir olmadan 28 Şubat olur mu, ya da Erol Özkasnak olmadan! Ve/veya 28 Şubat’ın sivil paşaları Ertuğrul Özkök, Fatih Çekirge vb isimler olmadan bu tanımlamayı kullanmak güç! Ki, Fatih Çekirge nereye giderse, orası muhakkak operasyona uğrar! Bu kuralın Doğan Grubu bağlamında da değişeceğini sanmıyorum. Görünen o ki, ne kadar iyi geçinmeye çalışırsa çalışsın sırada Aydın Doğan var! Birileri Aydın Doğan’ın kapısını tıklatıyor!

 

NOT 4: AKP’liler her defasında “en büyük Fener” diyorlar neden?! Çünkü Kanarya Locası, AKP’yi destekliyor! Aynı zamanda 28 Şubatçı bunlar! Peki şu anda da aynı şeyi söylemek mümkün mü?! Sanmam! Kerhen! Filmin tamamını görmeden geneli hakkında yorum yapmak doğru değil! Fener bugünlerde büyük transferler peşinde! Kaldı ki, AKP de o adrese şu anda operasyon yapıyor! Büyük yol ayrımı!:))

 

NOT 5: TSK, terörle mücadele ediyor. Bunun için de askeri yöntemler kullanıyor. Buna karşılık AKP, genel yerel seçimlerde Kürt seçmen oylarını almak için sıkı bir PR çalışması içinde! Bir yanda TRT çıkışlı Kürtçe Tv, Ahmet Kaya’ya selam, bir kısım solcu avanak aydınlara Nazım Hikmet üzerinden havuç sarkıtıp, Ergenekon operasyonu üzerinden de PKK ile mücadele etmiş ne kadar asker, polis var ise içeri atıp Kandil’e yaranmaya çalışıyor. Plan bu! Ne demişti Türüt: Plan yapmayın plan!:)))))

 

NOT 6: 1 numara kim sorusuna, cevap veren verene! AKP medyasına tavsiyem; 28 Şubat günlerini önce bir hatırlayın, ondan sonra geyiğe devam edersiniz! Çünkü, yol arkadaşlığınız sona eriyor, sizler için genel yerel seçimlerden sonra yeni bir dönem (nostaljik) başlıyor.

 

NOT 7: Yeni Mahalle esnafı gazetede yazar gibi yazmıyorsun, bu yazıları gazeteler nasıl yayınlasın diye soruyor. Ben hiçbir zaman bu yazdıklarım gazetede yayınlanabilir düzeyde demedim. Bunlar yüksek matematik gibi yüksek siyaset, devletler oyunu ile ilgili satırlar. Naçizane, halkı yönlendirenleri yönlendiren, onlara açı veren yazılar! İş gazete boyutuna gelsin, geçmiş tecrübelerimize binaen, bizde iki satır üç nokta ile devam eden damıtılmış yazılar yazarız! Dert ettiğiniz şeye bakın!:)))

 

Sevgiler

8 Ocak 2009

Hayrullah Mahmud ÖZGÜR

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.