Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8391
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
Birileri Kaymak yerken, diğerleri kuru ekmeği zor buluyor…

 

Yazmayım diyorum, yaptın da ne oldu diyorum, kendi kendime çok sıkıntılar yaratıyorum ama bir türlü vazgeçemiyorum. Bu bir sevda… Bu bir inanç… Bu bir yaşama biçimi.. Bu bir hak, hukuk, adalet mücadelesi…

Ne yapalım. Yine iş başa düştü.

Türkiye gerçekten zor günlerden geçiyor. Her açıdan bu böyle… Öyle kolay değil. Bir insanı idare etmekte zorlanırken Kocaman devlet ve kocaman ülke milyonları idare etmek daha zor…

ÜLKENİN VERGİ YÜKÜ

Biliyorsunuz Depremde bir vergi çıkartıldı. Bir kereye mahsus denildi. Cep telefonlarından deprem vergisi… Ama o gün bu gün alınıyor. Hiç vazgeçmedi devlet bu gelirden. Tatlı geldi. Gelen giden kim varsa iktidarda milletin sırtından inmek istemiyor. İşin garibi cep telefonunda 8 ayrı vergi veriyoruz. Günah ya. Yazık bu millete! Böyle haksız bir uygulama olur mu? Oluyor… Dahası da var. Bu vergi işinde işin cılkı çıkmış vaziyette. Gelir vergisinin yükünü bu ülkede çalışanlar sırtlıyor. Buna inanın. Yani bordrolu işçi, devletin memuru, işçisi… Gelir vergisini halen doğru dürüst alamayan devletimiz vur abalıya misali kümesteki kaz olarak tabir edilen esnafa, tüccara saldırıyor. Ceza üstüne ceza kesiyor. Bu arada merdiven altı tabir edilen kaçak göçek çalışanı engelleyemiyor (!) Ne hikmet ise!.. Vergide adaletsizlik almış başını gidiyor. Haksızlık, hukuksuzluk diz boyu. Bu bugünün meselesi değil. Yıllardır böyle. Düzeltmek için gelenler, oraya gelince fikir değiştiriyorlar. Aynı tas aynı hamam misali geçiştiriyorlar. Yazık ya. Artık yeter. Bu millet adaletsiz gelir dağılımından, vergi alımından, bölüşümden bıktı. Artık adalet oturmalı.

FİŞ FATURA ALAN YOK DAVASINA SAHİP ÇIKAN YOK

Bir yandan böyle kızarken, bir yandan TÜKETİCİLERİ sürekli ikaz edip uyarmamıza rağmen fiş ve fatura almıyorlar. Akılları sıra kazançtalar. Öyle sanıyorlar. Böyle şey olur mu? Hem suç işliyorsun. Karşılıklı olarak. Hem vergi kaybına sebep oluyorsun. Hem tüketici olarak yarın bir arıza çıksa, hata meydana gelse, anlaşmazlığa düşsen hakkını arayamazsın. Elinde fiş, fatura yok. Haklı iken haksız duruma düşersin. Bunu anlatamıyoruz. Ancak başına iş gelince anlıyor bizim vatandaş. Bize yurt geneli 3 yılda 689 bin başvuru oldu. Bunlardan 126 bin başvuruda elinde fiş, fatura, sözleşme, anlaşma olmadığı için hiçbir işlem yapamadık. Çünkü kanıt yok. Bu işin tüketici boyutunun bir tarafı… Diğer tarafı ise bu verilmeyen ve alınmayan fiş ve faturadan dolayı oluşan vergi kaybı… Haddi hesabı yok. Yani bu adaletsiz vergi dağılımı, alımı meselesinde vatandaşında büyük kabahati var. Devlet bu şekilde kaybettiği geliri bir başka şekilde insafsızca ve acımasızca alıyor. Ve bu hoş görülecek bir iş değil. Ama ses veren yok. Tüketicinin hak ve hukukunu arayan kurum ve kuruluşlarda hakkını arayanların sayısı artmıyor. Bir tuhaf iş… 72 milyonluk Türkiye’de 1 milyon kişi hak arıyorsa, gerisini siz düşünün. Toplumsal bilinç ve toplumsal kalkınma, toplumsal mutabakat bir türlü sağlanamıyor. Eğitim kalitesiz. Halen Eğitimden uzak insanlar yığınıyız. Bu işin sağcısı, solcusu, yolcusu yok, herkes elini taşın altına koymalı diye düşünüyorum.

TARIMDA ÇÖKÜŞ YAŞADIK

Son 10 yıldır kim derse desin Tarımda çöküş yaşadık. Bu günkü iktidarın döneminde de ondan önceki dönemde de yani anlayacağınız 10 yıldır Tarım geriye gidiyor. Dışa bağımlı hale geldik. Tohum tekelleri oluştu. Kısır tohumlar piyasaya sürüldü. Tarladan verim alamadık. Ardına bir kuraklık yaşadık. Milyarlar aktı gitti. Bilinçsiz ekim dikim çiftçiyi bitirdi. Tarımda atılan gübre, kullanılan ilacın bilinçsiz yapılması, eğitimsiz yapılması, kullanılan ilaçların verdiği zararlar hesap edilmedi ve insan hayatı ile genel sağlıkla oynandı. Bu yetmezmiş gibi, Bu ülkenin ana damarı geçimi olan tarımla uğraşan ağır vergi yükü, ağır girdi ve maliyetin artması sebebiyle dış Pazar ile rekabet edemez hale geldi. İç pazarda ise umduğunu bulamadı. Ürettiğini satamadı. Ucuz, hormonlu, genetikleri ile oynanmış ürünler piyasayı kapladı, çiftçi üretici bitme noktasına geldi. Onlar bitterken seyrettik. Şu anda hormonlu sebze ve meyve ile ilaç kalıntılı sebze ve meyve, ayrıca genetikleri ile oynanmış sebze ve meyveler dolayısıyla sağlığımız elden gidiyor, yine seyrediyoruz. Maşallah! Bize… Hiçbir üretilende eski tadı alamıyoruz. Salatalık, domates, biber, patlıcan, armut, elma, erik… aklınıza ne gelirse eski tat tuz yok. Hiç bunları düşünen de yok, araştıran, soruşturan, sorgulayan da yok. Yapanları da kınıyorlar. Oyunbozan ilan ediyorlar. Hain damgası vuruyorlar. Yâda üç beş kıçı kırık çevreci, tüketici diyorlar. Biz acayip bir toplum olduk. Sonumuz hayreyleye…

ÜLKEMİZİN KAYMAĞINI 3 MİLYON KİŞİ YİYOR..

Ülkemiz garip. Hakikaten çok garip... Birçok olumsuzluk almış başını gidiyor. Bir tarafta açlık, yokluk, sefaletle boğuşanlar. Bir başka tarafta sadece kuru ekmeğe talim edenler. Bir başka tarafta bala, süte, kaymağa yumulanlar var. Adil olmayan gelir paylaşımı, vergi dağılımı, işsizlik, yokluk ve açlığı körüklüyor. Bu iyi değil. Bu ülkede şu anda gelirin yüzde 92 si belirli insanların elinde. Yani kaymağı onlar yiyor. Geri kalan 8’lik kısmı ise 69 milyon kişi bölüşüyor. Yani kaymağı 3 milyon kişi yiyor. Böyle bir adaletsizlik, hakkaniyetsizliğin olduğu ortam beni kahrediyor. Sizi bilmiyorum. Sesiniz çıkmıyor. Gıkınız çıkmıyor. Toplum biri yer biri bakar hale geldi. Öfke hat safhada… Cinnet geçirenler oldukça çok. Manasız ve anlamsız kavgalar aldı başını gitti. Her şeyin başı, açlık, yokluk, işsizlik, çaresizlik…. Yetmez im artık bu çirkinlik? Düzeltmek gerekmez mi?

DEVLETİN ELİ CEBİMİZDEN ÇIKMIYOR

Vergi diyor alıyor, harç diyor alıyor, bağış diyor alıyor, yardım diyor alıyor, kayıt parası diyor alıyor, zam geldi diyor alıyor… Akaryakıta bakın. Elektriğe bakın… Ardı ardına zamlar geliyor. Şimdi Ekmek zamlanacak deniyor. Kaçak göçek elektrik kullananı engelleyemeyen ve işin önlemini alamayan devlet onların çaldığı elektriğin parasını da kayıt altında olandan çıkartıyor. Yoldaki sokak lambasının, yine yoldaki elektrikli reklâm levhasının, ışıklı raketin, bil bordun elektrik parasını da vatandaştan çıkartıyor. Sokak lambası, ışıklı reklâmların işi benim suçum değil, gidin belediyeye demekle olmuyor. Önleyeceksiniz. Çaldırmayacak, çırptırmayacaksınız. Haksız bir şekilde cebimize soktuğunuz elide çıkartacaksınız.

VATANDAŞ KEMER SIKIYOR, KAMU İSE SALKIM SAÇAK SAÇIYOR

Yokluk almış başını gidiyor. Parasızlık milletin belini büküyor. Herkes tasarrufa yönelirken, kamu parayı saçıyor. Bakın kamu dairelerine. Makam arabalarını yeniliyorlar. Üstteki amir değiştirirken aşağıdaki boş durmuyor oda yeniliyor. Vali almış ben niye almayayım diyor il müdürü. O da alıyor. Bakan alıyor, Müsteşar alıyor. Derken Vekiller istiyor. İsraf yazık. Vatandaş inim inim inlerken bol keseden harcamanın bir anlamı yok. İğneden ipliğe her şeyden kısmalı ve tasarruf etmeyi bilmeli kamu kuruluşları ve idareciler.

GENÇLİK İŞSİZ, EĞİTİMSİZ, BAŞIBOŞ…

Ülkenin gençliği bizim her şeyimiz. Geleceğimizin güveni ve teminatı bugünümüzün ümidi ve aynası onlar. Ama nerede? Bugün tahsil terbiye görmüş her 4 gençten biri işsiz. Genç nüfusun çoğu işsiz... İşsizlik okumuş gençliği daha da çok vuruyor. Bu sefer çocuk diyor ki, oku oku sonuç işsizlik, ne diye okuyayım. Avare dolaşıyor. Uyuşturucu illeti dâhil gayri kanuni, gayri ahlaki olaylara yöneliyor. Piyasa zaten ahlaksız dolu… Açmışlar binlerce tuzak bekliyorlar gençleri. Bu çocuklara yatırım yapmak gerekmez mi? Boş zamanını değerlendirecek, kendisine yetebilecek el becerisine sahip, kalifiye eleman haline getirmek mümkün değil mi? Bunlar bir kenara, Ülkemizde eğitim almakta giderek zorlaşır oldu. Bir gencin ilkokuldan liseye ve sonrasında Üniversiteye yolculuğunda büyük paralar gerekiyor. Asgari ücretlinin bu işlerin içinden çıkması mümkün değil. Devlet kapısında olup evine iki maş sokanlar evlatlarını okutamıyor. Bir aile ben çocuğumu okutacağım dese ilkokuldan üniversiteye sona kadar 150 bin lira lazım. Hani nerede kimde? Bu parayı bulan kaç kişi var bu ülkede? Millet üç kuruşluk kayıt parasını veremez olmuş. Harçlar el yakıyor. Yurt bulunamıyor ev kiraları perişan ediyor. Çocuk okutmakta dert oldu. Dershane, özel hoca, okul üçgeni arasında sıkışıp giden bir eğitim sistemi. Çıkara dayalı. Para geçerli…

Düzelmesi lazım bu işlerin...

Bir an evvel.

Adil, hakça, uygarca paylaşım ve bölüşüm acilen sağlanmalı.

Bu devlet bizim, bu ülke bizim, başkası bize acımaz, biz bizim düştüğümüz durumu görmeliyiz, düştüğümüz yerden el ele tutuşarak ayağa kalkmalıyız.

Bunun için ise, biraz daha hoşgörü, sevgi, saygı, tolerans, yapıcı olmak lazım. Meselelere burun kıvırmadan, yürek birliği yaparak el ele tutuşmalıyız. Bu ülkenin sağcısı da, solcusu da, etnik kökeni, dini, dili, ırkı, mezhebi ne olursa olsun her kesimi kenetlenmeli. Yoksa bu sorunlar çözülmez, giderek içinden çıkılmaz bir yumak haline gelir.

Saygılarımla.

 

MUSTAFA GÖKTAŞ



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.