Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8403
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
DİYANET`TE BÜROKRAT-AKADEMİSYEN SAVAŞI (3)
Diyanet`teki Bürokrat-Akademisyen Savaşı-III



Diyanet`teki, bürokrat-akademisyen rekabetinin, daha doğrusu çıkar çatışmasının bürokrat ayağındaki düşünceyi bir önceki yazımızda aktarmaya çalıştık. Peki, bu çatışmanın diğer tarafının, yani akademisyenlerin konu hakkındaki görüşleri nedir? Onu da kısaca Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar`ın makalesinden aktaralım. Galiba önce Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar`ı tanımamız gerekiyor:



Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi olup, 2008 yılının sonuna kadar tam yedi yıl süreyle Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliği yapmıştır. Alıntı yaptığımız makalesini ise 2007 yılı içinde yayınlamıştır. Dolayısıyla; makalesini yayınladığı sırada DİB Din İşleri Yüksek Kurulu üyesidir ve adı geçenin, 2007 yılı içinde, Yazı İşleri Müdürlüğü`nü de yapmış olduğu ``İslâmi Araştırmalar´´ isimli dergide yazdıkları, Diyanet İşleri Başkanlığı adına kaleme alınmış bir itirafname hükmündedir.



Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, ``Dinlerarası Diyalog ve Başkalaştırılan İslâm´´ başlıklı makalesinde;



``2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı`nın komisyon tarafından hazırlanan İlköğretim 5. Sınıf &8216;Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi` ders kitabında da Kelime-i Tevhid`ten &8216;Muhammedun Resulullah` ibaresi çıkartılmıştır´´(6) dedikten sonra sözü mensubu bulunduğu kuruma, yani Diyanet İşleri Başkanlığı`na getiriyor ve makalesinin ``Cuma Hutbelerine İtiraz´´ alt başlıklı bölümünde şöyle diyor:



``2006 yılı içerisinde, eski ABD Türkiye Büyük Elçisi E. Edelman ve AB. Türkiye Delegasyonu Başkanı Kretschmer`in Cuma hutbelerinde geleneksel olarak okunan &8216;Allah indinde din, İslâmdır` (Âl-i İmrân,19) meâlindeki ayetinin okunmasıyla dinler arasında ayırım ve Hıristiyanlığa tehdit yapıldığı iddiasıyla rahatsızlıklarını dile getirdikleri basında yer aldı. Hatta Edelman`ın bu rahatsızlığını AKP hükümetine mektupla ilettiği söylendi. Yine basında Diyanet İşleri Başkanlığı`nın müftülüklere genelge göndererek, söz konusu ayetin okunmamasını talep ettiği yönünde haberler yer aldı. Bunun üzerine Başbakanlık 03.04.2006 tarihli basın açıklamasıyla olayı yalanladı. Benim de bildiğim kadarıyla Başkanlığın müftülüklere göndermiş olduğu resmi bir genelgesi yoktur. Ancak, o günden bugüne, gerek yurt içindeki ve gerekse DİTİB`e bağlı Yurtdışı camilerinde hutbelerde bu ayetin okunmasında kayda değer bir azalma olduğu gözlemlenmektedir. Bunda bazı imamların veya müftülerin şahsi tutumları da etkili olmuş olabilir!´´(7).



2009 yılının başına kadar tam yedi yıl süreyle Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliği yapan ve tabiatıyla konuya ilişkin makalesini yazdığı sırada da Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi olan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar devamla diyor ki;

``Diyanet İşleri Başkanlığı da, Aralık 1999 ayından itibaren Dış İlişkiler Dairesi`ne bağlı olarak Dinlerarası Diyalog Birimi`nin kurulmasıyla dinlerarası diyalog kervanına katılmıştır. Bazı Diyanet İşleri Başkanlığı mensupları ve memurları dinlerarası diyalog faaliyetlerine hizmet için bize göre yanlışlıklar yapmaktadırlar. Bir iki örnek de bunlardan verelim: Riyâzu`s-Sâlihin adlı İmâm Nevevî`nin meşhur eserinin tercümesini Başkanlık uzun süredir basmaktaydı. Hadislere yorum eklenmiş, -bence güzel de olmuş- yeni bir basım istemiyle, Din İşleri Yüksek Kurul Uzmanlarından bazılarının inceleme raporuyla Din İşleri Yüksek Kurulu`na gelen eser hakkında, uzman raporlarından birisinde bazı hadislerin eserden çıkarılması teklifi vardır ki; onlardan birisinin gerekçesi, hadisin &8216;medeniyetler ittifakı ve dinlerarası diyalog stratejisine aykırıdır` yargısıdır´´(8).



Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, ABD ve AB yetkililerinin, hutbelerde okunan ayetler konusunda tepkilerini dile getirdiğini ve bu tepkilerden sonra özellikle hutbelerde geleneksel olarak okunmakta olan ``Allah indinde din İslam`dır´´ ayetinin gerek yurtiçindeki gerekse yurtdışındaki camilerde verilen hutbelerde okunmasında gözle görülür bir azalma olduğunu söylüyor. Adı geçen, bu konuda Diyanet`in bir genelgesi bulunmadığını söyleyerek bunun sebebini ``bazı imamların veya müftülerin şahsi tutumları´´ olarak açıklıyor.



Ancak adı geçenin bu düşüncesi doğru değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı, bu konuda elbette genelge gönderip açıkça ``Bundan sonra hutbelerde bu ayeti okumayın!´´ dememiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı bunu ima yollu, tabiri caizse arkadan dolanarak demiştir.



Açıklayalım:



Hatırlanacağı gibi; 28 Şubat post modern darbesini takip eden günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı merkezi ezan ve merkezi hutbe uygulamasına geçmişti. Yani bu düzenlemeye göre; hutbeler Diyanet İşleri Başkanlığı merkezinde hazırlanıyor, gerek aylık dergi içinde ve bu derginin eki olarak, gerekse faks ve İnternet yoluyla müftülüklere iletilerek camilerde okunması sağlanıyordu. Mehmet Nuri Yılmaz`ın Diyanet İşleri Başkanlığı zamanında başlatılan bu uygulama, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu`nun Diyanet İşleri Başkanı yapılmasıyla birlikte önce gevşetilmiş, sonra da tamamen kaldırılmıştır. Hutbeler, yine 28 Şubat 1997 öncesinde olduğu gibi hazırlanıp okunmaya başlamıştır. Bu durum, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu`nun imzasıyla gönderilen 17.02.2006 tarih ve B.02.1.DİB.0.12.00.01/230-02-230 sayılı yazı ile İl Müftülüklerine bildirilmek suretiyle resmiyet kazanmıştır.



1999 yılında başlanan ``Hutbelerin Merkezde Hazırlanması´´ uygulamasına son verilerek, hutbelerin artık müftülükler bünyesinde kurulacak komisyonlar marifetiyle hazırlanacağı ifade edilen yazının ekinde, söz konusu komisyonların teşkilinden çalışma şekline, hutbelerin hazırlanmasından değerlendirilmesine ve hutbelerde okunacak dualara kadar birçok konuya yer verilmiştir. Söz konusu yazının ekinde (Ek: 2) olarak zikredilen ``Hutbe Duaları´´ başlığını taşıyan iki sayfalık kısımda ise hemen hemen İmam-Hatip liselerinde öğretilen duâ ve âyetlerin aynısına yer verilmiştir. Bu bölümün, İmam-Hatip liselerinde öğretilen ve son birkaç yıla kadar bütün camilerde uygulanan hutbe okuma yönteminden tek farkı ise hutbenin birinci kısmından, yani Türkçe metinden sonra okunacak hadis ve âyetlerden, âyet kısmının çıkarılması olmuştur! Çıkarılan âyet ise tahmin edileceği gibi ``Allah indinde yegâne hak din İslam`dır´´ anlamındaki Âl-i İmran Suresi`nin 19. Âyet-i Kerîmesi`nde geçen bölümdür(9).



Bu uygulama, inşallah başta Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar olmak üzere bazı çevrelerce iddia edildiği gibi, ABD ve AB`nin baskısı ve hükümetin telkini ile başlatılan bir uygulama değildir. Aksi takdirde AB`ye gireceğiz diye, diğer birçok şeyimizin yanında, cami ve ibadet kültürümüzü de yozlaştırıp sulandıracağız demektir. Üstelik de AB`nin Türkiye`yi içine almayacağını bile bile yapıyoruz bütün bunları. Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar`ın dediği gibi Diyanet`te, Hz. Peygamber`in bazı hadislerine ``Medeniyetler ittifakı ve dinlerarası diyalog stratejisine aykırıdır´´ gerekçesiyle karşı çıkan bürokratların ve din adamlarının istihdam ediliyor olması ise bizleri bu konuda büsbütün karamsarlığa itmektedir.





19 Mayıs 2010

Ömer Sağlam

_______________

6- Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, ``Dinlerarası Diyalog ve Başkalaştırılan İslâm´´ başlıklı makalesi, İslâmi Araştırmalar, c.20, sy.3, syf.290, TEK-DAV Yayını, Ankara, 2007.

7-Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, agm(s.295-296).

8-Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, agm(s.290).

9- Geçtiğimiz iki cumadır bahse konu Kur`an âyetinin hutbelerin birinci bölümünde yüksek sesle okunduğuna şahit oldum. 7 Mayıs 2010 tarihli Cuma Namazı`nda Ankara Kocatepe Camii`nde (İmam-Hatip Kadir Temel tarafından), 14 Mayıs 2010 tarihli Cuma Namazı`nda ise Kazan`da bir mahalle camiinde söz konusu ayet açıktan ve hem de yüksek sesle okunmuştur. Demek oluyor ki; Diyanet bu konuda strateji değişikliğine gitmiş bulunuyor.

DEVAM EDECEKTİR



Not: Diyanetten Sorumlu Devlet Eski Bakanı M.Sait Yazıcıoğlu, 18 Mayıs 2010 günü telefonla arayarak yazı dizimizin birinci bölümünde yer alan (1) nolu dipnotta verilen bilgiler hakkında üzüntülerini ve sitemlerini iletmiştir. Sayın Yazıcıoğlu`nun telefonu üzerine Ankara İlahiyat Fak. öğretim üyeleri Prof. Dr. Mustafa Erdem ve Prof. Dr. A.Nedim Serinsu ile telefon görüşmelerim olmuştur. Adı geçenlerin vermiş olduğu bilgiler de bizi doğrular niteliktedir. Dolayısıyla yazdığımız her şey doğru bilgi ve belgelere dayanmaktadır. Bu konuda yukarıda ismi geçen kişilerle yapmış olduğum görüşmelerde edindiğim bilgilerin de ışığında, yazı dizimiz bittikten sonra Sayın Yazıcıoğlu`nun sitemine karşılık kendisini ve okuyucularımı aydınlatıcı gerekli cevaplar verilecektir. Saygılarımla.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.