Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8391
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
GELECEK NESİLLERİMİZ OLMAYACAK
GELECEK NESİLLERİMİZ OLMAYACAK
Tokat Milletvekili Dr. Reşat DOĞRU G.D.O’lu ürünlerin geleceğimizi tehdit ettiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti. Genetik Mühendisliği çeşitli teknikler kullanarak, canlıların hücrelerine etki ederek yapılarını bozmakta ve yeni ürünler ortaya çıkarmaktadır. Yani bir bitkinin kendi öz doğal yapısı bozulmakta, yapısı değiştirilmiş gıdalar ortaya çıkarılmaktadır. Bu yollarla tarım ürünlerine verimin arttırılması, ürünlerin zararlılardan etkilenmemesi, uzun ömürlü gıdaların oluşması sağlanabilmektedir. Kısaca günümüzde bir organizmadaki genler kopyalanarak başka bir canlıya aktarılabilmektedir. Ancak G.D.O’lu ürünlerin bir çok tehlikeyi de beraberinde getirebileceği unutulmamalıdır. Önceleri bu tür çalışmaların tarım ürünleri konusunda, büyük gelişmeler sağlayacağı, dünyada açlığın giderilmesinde kullanılacağı düşünülmüştür. Ancak bu çalışmalar, bio teknoloji üniversitelerden özel şirketlerin eline geçmiş ve bunlar büyük maddi kazanç getirecek başka çalışmalara yönelmiş durumdadır. Genetik yapısı değiştirilmiş bir hayvan ya da organizmanın başlangıçta insanlar için yararlı gibi görülse de ileride olumsuz sonuçlar yaratmayacağından, çevreye zarar verebileceğinden veya dengeler üzerine kurulan tabiatta, ekolojik dengeyi bozmayacağından nasıl emin olabiliriz. Bu gün dünyada pek çok G.D. O’lu ürün vardır. Buğday, ayçiçeği, mısır, soya, domates, kabak, patates, bazı balık türleri bunlardan bazıları sayılabilir. Bitkisel ve hayvansal gıda üretimi esnasında G.D.O’lu kullanılmış pek çok ürün vardır. Yani mısır, soya genleri ile oynanan, ürünler çeşitli gıdaların üretilmesinde yan ürün olarak kullanılmaktadır. Mısır ve soyadan üretilen yağı, un, nişasta, glikoz şurubu içeren gıdalar günlük tüketim maddeleri arasında yer almaktadır. Örneğin bebek mamaları, şekerlemeler, çikolatalar, gofretler, bisküvi, kraker, bazı kaplamalı çerezler, hazır çorbalar, mısır ve sayayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile pamuk başta gelmektedir. Sadece mısırdan üretilen ve çeşitli gıdalarda bileşen veya katkı maddesi olarak kullanılan yan ürün sayısı 700 ü, soyadan üretilen ürün sayısı da 900 ü buluyor. Yani bu yan ürünleri içeriğinde kullanan her bir işlenmiş ürünün G.D. O’lu olma riski bulunuyor. Dünyanın birçok yerinde yapılan araştırmalarda şunlar tespit edilmektedir. Son yıllarda alerjik hastalıklar artmış durumdadır. Antibiyotiklere karşı insan vücudunda direnç oluşmaktadır. Hamileler, büyüme çağındaki çocuklar, beslenme bozukluğu olanlar, kronik hastalıklar için G.D. O’lu ürünlerin zararlı olabileceği anlatılmalıdır. Son zamanlarda fareler üzerinde yapılan deneyler de kanserojen, yani kanser yapıcı özelliği de ispatlanmaktadır. Bu insanda olmaz mı, denilebilir. Araştırma yapmak gerekmektedir. Ayrıca Viyana Üniversitesinde yapılan bir araştırmada G.D. O’lu domatesleri yiyen farelerin üç nesil sonra kısırlaştığı görülmüştür. İnsan ömrü farelerden uzun olduğuna göre kesin tespit için 90- 100 yıl geçmesini mi bekleyeceğiz. Almanya’da ve Fransa’da G.D. O’lu ürünlere yasaklamalar getirildi. Birçok ülkede bu tür ürünler artık kullanmamak için çalışmalar yapıyor. Özellikle son yıllarda bebekleri G.D. O’lu ürünlerle beslenmemesi için yoğun çalışmalar yapılıyor. Sağlık ve Tarım bakanlıkları bu konularda yeni çalışma grupları kurarak, dünya tıp ve gıda literatürü tetkik etmeli ve araştırmalar başlatmalıdır. G.D. O’lu ürünlerin bebek ve çocuklarda, bebek mamaları, devam mamaları, ek besinlerde kullanılmaması için karar almaları ve sıkı bir denetim yapmaları gerekmektedir. Ülkemizdeki uygulamada bebek bezlerinin ruhsatlarını, Sağlık Bakanlığı denetliyor. Ancak mamaların denetimi Tarım Bakanlığındadır. Bu yanlış bir durumdur. İnsan sağlığını ve gelişimini etkileyen bu durumun derhal düzenlenmesi gerekir. Ülke olarak mamaların G.D. O’lu olarak satılması engellenmelidir. Üretim izni Sağlık Bakanlığına verilmeli, mamaların market reyonlarında değil eczanelerde satılması gerekmektedir. Bu takip sorumluluğu eczacılara verilebilir. Sağlıklı nesiller yetiştirme istiyorsak bebek ve çocuklarımızın gıdalarına çok dikkat etmeliyiz. Ülkemizde 26 Ekim 2009 da çıkan yönetmelikte, içinde binde 9’dan daha fazla G.D. O’lu ham madde kullanılmışsa G.D. O’lu dur diye etiketlendiriliyor. Bir ürünün genetiğinin değiştirilip, değiştirilmediğini anlayamıyoruz. Her türlü gıdanın ham maddesi olarak kullanıldığına göre içtiğimiz içecekten, çeşitli gıdalara, ilaçlara kadar her alanda kullanılabilir. G.D.O’lu ürünlerin olabilecek zararları topluma anlatılmalı ve kendi,öz tarımsal faaliyetlerimize dönmeliyiz. Üretim yetersizliğimizi düzelterek ve çiftçimizi destekleyerek ithalatı mutlaka azaltmalı, hatta kaldırmalıyız. Ülkemiz dünyanın en verimli topraklarına sahiptir. Çiftçi, köylü reel manada desteklenirse, ilmi çalışmalarla onların yanında olunulabilinirse birçok sorunu halletmiş oluruz. Hem üretim artmış olur, hem de istihdam sağlamış oluruz. Sonuçta da sağlıklı beslenir, nesillerimizi sağlıksız gıdalardan korumuş oluruz.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.