Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1745
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7665
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1992 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
İRAN`IN NÜKLEER TAKAS SÜPRİZİ+BAKÜ VE BATUM GEZİSİ
17 Mayıs 2010
Sinan OĞAN
TÜRKSAM Başkanı


Yılan hikayesine dönüşen İran’ın nükleer yakıt takas konusu nihayet “şimdilik” çözüm bulmuştur. Uzun süren görüşme ve pazarlıklardan sonra İran nükleer takas mektubunu 1 hafta içerisinde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu`na (IAEA) göndermeyi kabul etmiştir. Geçtiğimiz ay ABD’de yapılan Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde İran’a karşı hayata geçirilecek geniş tabanlı “akıllı” yaptırımlar sonrasında BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeleri Türkiye ve Brezilya’nın Türkiye ve Brezilya’nın yoğunlaştırılmış çabaları sonuç vermiş ve İran ikna edilmiştir.
 
İran şimdiye kadar nükleer takasın ancak kendi toprakları içerisinde yapılabileceğini ve Türkiye başta olmak üzere başka ülkelerin topraklarında takas yapmak istemediklerini bildirmişti. İran bu çerçevede kendi elindeki yaklaşık 1200 kg zenginleştirilmiş uranyumu başka ülkede takas etmesi durumunda kendisine karşı bir oyun oynanabileceğini ve takasın alındığı halde kendilerine nükleer yakıt verilmeyeceğinden endişe etmekteydi. İran Dışişleri Bakanı’nın da “Türkiye herhangi bir sorun olduğunda bizden aldığı uranyumu koşulsuz bir şekilde geri vermekle mükelleftir” şeklindeki açıklamayı da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. İran aslında elindeki bütün uranyumu vermemiştir. İran da süreci görmek istemektedir. Bu sebeple elindeki az zenginleştirilmiş uranyumun bir kısmını vererek sürecin nasıl işleyeceğini görecektir. Süreç içerisinde İran’ın Türkiye’ye karşı bir şekilde güveninin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Ancak İran’ın ikna edilmesinde hiç şüphesiz ki, İran’ın nükleer tesislerini inşa eden Rusya Federasyonu’nun Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in “Bu İran için son şans olabilir” açıklaması da etkili olmuştur. Zira ABD’deki Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde İran’ın en büyük iki savunucusu Rusya ve Çin’in kısmen de olsa ikna edildiği görülmüş ve hem önümüzdeki ay İran’a karşı geniş tabanlı yeni bir yaptırımlar zincirinin devreye gireceği ve hem de İsrail’in sonbahara doğru İran’a bir saldırı hazırlığı içerisinde olduğu artık görülmeye başlanmıştır.
 
İran dış politikasında kontrollü gerginliği son derece başarılı bir şekilde uygulayan bir ülkedir. İran konjonktürü ve süreci, son derece başarılı bir şekilde yönetmekte ve tehlikenin artık bir saldırıya veya İran için zarar vereceği noktaya geldiğini görünce de tansiyonu düşürmeye yönelik adımlar atabilmektedir. İran’ın bu son hamlesini de bu çerçevede düşünmek gerekir. Ancak bu imza ile beraber İran’ın nükleer krizinin tamamıyla sona erdiğini düşünmemek gerekir. Zira İran zaman oynamaktadır. Tahran üzerideki hem yaptırım ve hem de saldırı tehdidini bertaraf etmek için bu yola girmiş olabilir. İleriki dönemlerde konjoktürün kendi lehine çevrildiği bir anda bir bahane ile bu anlaşmadan çekildiğini söyleyebilir. Veya batının kendisi de bir şekilde bu anlaşmayı bozabilir.
 
Türkiye’nin burada Brezilya beraber önemli bir sorun konusunda başarılı bir arabuluculuk yaptığı söylenebilir. Ancak bu konunun riskleri olduğunu da söylemek gerekir. Zira Batının bir şekilde İran’ın zenginleştirdiği uranyumu alıp karşılığında bir bahane ile (örneğin İran’ın nükleer silah elde etme yönünde yeni tesisleri bulunabilir, kuvvetli kanıtlar çıkarılabilir v.s.) nükleer yakıt vermemesi ve hatta uranyumu İran’a geri vermemesi konusunda Türkiye’ye baskı yapabilir. Böyle bir durumda Türkiye hem batıdan baskı altına alınabilir ve hem de İran ile karşı karşıya getirilebilir. Böylesi bir provakasyon Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirebilir. Ve hatta bu amaçla da Ankara ile Tahran bilinçli olarak karşı karşıya getirilebilir.
 
İsrail’in Tutumu
 
Bu gelişmeler Türkiye ile İsrail arasındaki zaten kötü olan ilişkileri biraz daha gerecektir. İsrail’in bu anlaşmaya jet hızıyla verdiği ilk tepkisi de zaten bu yöndedir. İsrail’den gelen açıklamada “İran’ın Türkiye ve Brezilya’yı manüpile ettiği söylenmiştir”. İsrail Tahran yönetimine hiçbir şekilde güvenmemektedir. İsrail’in İran’a yönelik önyargısı hala devam etmektedir. Telaviv yönetimi Türkiye ve Brezilya’nın girişimleri ile imzalanan anlaşmanın İran’a zaman kazandırdığını düşünmektedir. Türkiye bu adımı ile riskli bir sürecin içerisine girmiştir. Bu süreç her türlü provakasyona açıktır. Bu provaokasyon her yerden gelebilir.
 
İRAN İLE URANYUM TAKASI KONUSUNDA YAPILAN ANLAŞMANIN İÇERİĞİ
 
İran ile Viyana Grubu olarak bilinen ABD, Rusya, Fransa ve Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) arasında uranyum takasını öngören anlaşmanın maddeleri şöyle:
 
1- Biz, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması`nı (NPT) teyit ediyoruz. İran dahil NPT`ye üye ülkelerin barışçıl amaçlı araştırma, ilerleme ve yakıt konularında nükleer enerji elde etme hakkı olduğunu vurguluyoruz.
 
2- Nükleer konularda yapıcı ve olumlu bir havada işbirliği süreci başlaması gerektiğini savunuyoruz.
 
3- Anlaşmanın, birçok alanda özellikle de barışçıl amaçlı nükleer enerji, nükleer santral ve araştırma reaktörleri yapılması için bir başlangıç olması gerektiğine inanıyoruz.
 
4- Nükleer yakıt takası, milletler arasında yapıcı, ileriye yönelik ve işbirliğinin başlangıç noktasını oluşturur. Bu hareket, olumlu işbirliği ve barışçıl nükleer enerji elde etme hakkıyla sonuçlanmalı. İran`ın hak ve hukukuna zarar verecek açıklama ve tehdit dahil her çeşit çatışmacı davranıştan kaçınılmalı, bunun yerini nükleer alanda işbirliği almalı.
 
5- Yukarıdaki maddelerin uygulanması çerçevesinde İran, düşük oranda zenginleştirilmiş 1200 kilogram uranyumu Türkiye`ye emanet bırakmayı kabul ediyor. Bu madde, İran`ın malı olarak Türkiye`de bulunacak. İran ve UAEK bunu denetleme hakkına sahiptir.
 
6- İran yukarıdaki maddeleri kabul ettiğini 7 gün içinde UAEK`ya bildirecek. ABD, Rusya, Fransa ve UAEK`den oluşan Viyana Grubunun olumlu cevabına paralel olarak (Viyana Grubu, Tahran`daki araştırma reaktörü için 120 kilogram yakıtı teslim etmeyi taahhüt ediyor) takasla ilgili detaylara kesin anlaşmada yer verilecek.
 
7- Viyana Grubu, olumlu cevap verdikten sonra taraflar 6. Maddeyi uygulanmakla yükümlüler. İran, düşük oranda zenginleştirilmiş 1200 kilogram uranyumu bir ayda göndermeyi kabul ederken, Viyana Grubu da bir yılda 120 kilogram yakıtı İran`a teslim etmekle mükelleftir.
 
8- Bu anlaşmanın tüm maddelerine riayet edilmemesi halinde İran, verdiği uranyumu geri isteme hakkına sahiptir, Türkiye de bu istek doğrultusunda iadeyi gerçekleştirir.
 
9- Türkiye ve Brezilya, ortak kaygıların giderilmesi çerçevesinde İran ve 5 artı 1 ülkeleri arasında müzakerelerin Türkiye ve Brezilya dahil her ülkede yeniden başlamasını olumlu karşılıyor.
 
10- Türkiye ve Brezilya, İran`ın NPT`deki haklarını takip etme ve taahhütlerine uymadaki yapıcı tavrını takdir ediyor, İran da dost ülkelerin (Türkiye, Brezilya) bu çerçevedeki girişimlerini destekliyor ve onlara teşekkür ediyor.
 
Bakü Ziyareti
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İran ziyareti sonrasında Bakü’ye geçmiştir. Erdoğan’ın Bakü ziyareti her ne kadar yoğun gündem arasında kaybolsa da önemli gündem maddeleri bulunmaktadır. Gündemin en önemli maddesi Karabağ konusudur. Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin tıkanması ve Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin bu krizden çok fazla yara almadan çıkması sonrasında bu ziyaret önemlidir. Şimdi Ankara ile Bakü arasında ilişkilerde bir onarım süreci yaşanmaktadır.
 
Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in Ankara ziyaretinde beklediğimiz gibi önemli bir gelişme yaşanmamıştır. Ancak Başbakan Erdoğan’ın önümüzdeki ay Rusya’nın Soçi şehrinde Rusya Başbakanı Vladimir Putin ile bir araya gelmesi beklenmektedir. Gündemin önemli maddesinin Karabağ sorunu ve Türkiye – Ermenistan normalleşme sürecinin teşkil edeceği bu toplantıya Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’ın da katılması ihtimali mevcuttur.
 
Uzun süredir Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Türkiye ziyareti gerçekleşemiyordu. Bu ziyarette Aliyev’in Türkiye ziyareti de konuşulacaktır. Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev Haziran ayında dönem başkanlığı Türkiye’ye geçecek olan Asya`da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’na (CICA) katılmak amacıyla İstanbul’a gelecektir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, İlham Aliyev’in bu ziyareti resmi bir ziyaret olmayacaktır.
 
Başbakan Erdoğan’ın son aylarda birçok ülke ile vizelerin kaldırılmasına yönelik girişimlerini Bakü’de de sürdürmesi ihtimal dahilindedir. Bakü’nün de bu konuda artık bir adım atması beklenmektedir.
 
Gündemin bir diğer önemli maddesi doğalgaz anlaşmalarının parafe edilmesidir. Yine Ermenistan Açılımının sekteye uğrattığı doğalgaz konusundaki işbirliği de nihayet yeniden doğal mecrasına girmeye başlamıştır. Ayrıca Gürcistan’ın Batum şehrinde Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Yunanistan ve İtalya’nın katılımı ile bir doğalgaz zirvesinin de yapılması beklenmektedir. Bu amaçla Başbakan Erdoğan Bakü sonrası Batum’a geçecektir.
 
Erdoğan’ın Bakü ziyareti esnasında Mustafa Kemal Atatürk’e Bakü’de yapılan bir heykelin de açılış töreni olacaktır.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.