Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1811
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8387
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
KURBAN:TATARLARI MANKURT YAPMAK İSTİYORLAR
KURBAN: “TATARLARI MANKURT YAPMAK İSTİYORLAR”

Toplantının ikinci açış konuşmasını yapan isim sürgündeki Tatar Milli Hükümeti’nin üyesi Rozan Kurban oldu. Sözlerine, “15 Ekim 1552 Kazan Tatarları için bir kaygı, şehitlerin kanı, dul ve yetimlerin gözyaşı ile yazılan bir tarihtir. Türk Dünyasını Çarlık Rusya’dan koruyan kale özelliğini de taşıyan Kazan Hanlığının çöküşü,  Türk dünyasın ilk kaybı ve mağlubiyeti, ayrıca Ruslara Türk Dünyasının işgal kapılarının açılmasıdır” tespitiyle başlayan Kurban, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Eşi benzeri olmayan bir soykırım yaşanmıştır, onun için unutulmamalı, unutturulmamalıdır. Geçen 457 yılda devirler, yönetim düzeni ve yöneticiler değişti, ama Tatarlara baskı hiç değişmedi, aksine daha da şiddetlenerek arttı. Tüm bu olumsuz koşullara rağmen Tatarlar bugünlere gelmeyi başarmış ve bağımsızlık fikrinden asla vazgeçmemiştir. Ancak bundan sonrası Tatarlar için daha da zor olacaktır. Şimdiki süreç ya var olup, benliğini yaşatma ya da yok olup, tarih sayfasından sonsuza dek silinmektir. Acımasız şekilde asimilasyon politikaları  uygulanmaktadır. Mesela Latin Alfabesi yasaklanmış, Kiril Alfabesi mecburiyeti getirilmiştir. Yöneticilerimizin Moskova tarafından atanması kararlaştırılmıştır. 30 Ağustos Cumhuriyet Bayramımız (Bağımsızlık Günü) şehrin doğum günü olarak değiştirilmiştir. Tatar okulları kapatılmış, lise mezuniyet ve üniversite sınavlarının Rus dilinde yapılmasına başlanmıştır, bu da Tatar gençlerinin artık üniversiteye girmelerinin hayal olması anlamına gelmektedir. Özetle Tatarların, Rusya’da hiçbir hak ve hukuku bulunmamaktadır. Bu yetmiyor, diasporadaki Tatarlar da susturulmaya çalışılıyor. Bunun örneklerini Türkiye’de de görmek mümkün. Bilimsel toplantılara bile tahammül edemiyorlar. Özetle Tatarları, dilini, dinini ve tarihini unutturup, mankurt yapmaya çalışıyorlar. Ancak bağımsızlık fikrini kuşaktan kuşağa bir bayrak gibi taşıyan Söyembike’nin torunları bu zor günleri de atlatacaktır.”

                  

 BAYRAMOVA: “DİLİMİZ VE DİNİMİZ RUHUMUZDUR”

Açılış konuşmalarının ardından halen hakkında dava açılan ve yurtdışına çıkma yasağı konulan Tatar Milli Meclis Başkanı Dr. Fevziye Bayramova ile Dünya Tatarlar Birliği Fahri Başkanı Ali Akış’ın toplantıya gönderdiği mesajlar okundu. Mesajına, “Değerli Milletdaşlar, Ey Mağrur Tatar Ulusu” hitaplarıyla başlayan Bayramova, şu çağrılarda bulundu:

“İlk olarak devlet sahibi olmaya çalış, çünkü başka ulusların eli altında yaşayan ulus er-geç yok olmaya mahkûmdur. Bir de dinini ve dilini başkalarınki ile değiştirmemelisin. Çünkü bu iki düşüncede ruhumuz, ahlakımız, yaşam biçimimiz saklıdır. Tarihimiz ve geleceğimiz o esaslar üzerine kurulmuştur”   

Toplantıya katılan Eskişehir Tatar Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Abdulvahit Erden’in Eskişehir’deki Tatar Türklerinin selamını iletmesi ve Söyembike şarkısının çalınmasından sonra Türk Ocakları Genel Sekreteri Prof. Orhan Kavuncu’nun yönettiği oturum başladı.

İlk konuşmacı Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban, Kazan Hanlığına özgü araştırmalar hakkında bilgi verdi. Kurban, “Kazan Hanlığı’nın kuruluşu, ömrü, çöküşü birçok ciddi bilim adamına araştırma konusu olmuştur, çünkü Rus ve Tatarları karşı karşıya getiren hayati bir konudur. O eserlerde de görüleceği gibi, Tatar tarihi ve Kazan Hanlığı sözkonusu olduğunda, Rusya tarihi cinayetler tarihidir” dedi. Kazan Hanlığı üzerine yazılan eserlerden aktardığı bölümlerle soykırım günlerini anlatan Kurban, Rusya’nın tarihle oynama çabaları konusunda uyarılarda bulundu.  

                    

 PROF. KAVUNCU: “400 SENE DURDUN YETER”
Oturum Başkanı Prof. Kavuncu da, “Türk Dünyası Ortak Tarihinin Anahatları Üzerine Bir Deneme” başlıklı sunumunda, Türk dünyasına ortak bir tarih persektifi kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Tarihi subjektif mütaalalardan arındırıp, ortak anlayış kazandırmamız gerektiği teklifinde bulunan Prof. Kavuncu, özetle şunları söyledi:

“Zira müştereklerimiz var. Bu müştereklerimiz, ortak köklerimizin, bugün Türkçe konuşan toplulukların kabul ettiği bir geçmişimizin ve unutulmuş bir tarih görüşümüzün bulunmasıdır. Bu konuda Türkiye öncülük yapacak, birliği sağlayacak ve ilk hamleleri yapabilecek nüfus ve tecrübeye sahiptir. Çeşitli sebeplerle aramıza ayrılıklar, farklılıklar girmiş. Bugün, birlik beraberliğimiz için aramızdaki ihtilafları halletmeye yönelik diplomatik inisiyatif almaya yönelebilir, arabulucu rolünü üstlenme imkanlarını araştırabiliriz. Kardeş ülkeler nezdinde üçüncü bir emperyal gücün arabuluculuğu yerine Türkiye ön almaya çalışmalıdır. 1552’den bugüne 457 sene geçmiş. Ziya Gökalp’in, ‘Börteçine kurdun adı, Ergenekon yurdun adı, dört yüz sene durdun, hadi, çık, ey yüz bin mızrağımız” dediği gibi 400 sene geçmiş. Ya Allah, Bismillah diyerek, o gayreti göstermemiz lazım. Dünyanın da bize, özellikle adalet anlayışımıza ihtiyacı var. İğneyle kuyu kazar gibi, gayretle, umutsuzluğa düşmeden, birliğimizi, beraberliğimizi sağlamaya çalışmalıyız.”

Oturumun son konuşmacısı Türk Ocakları Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Bülent Aksoy da,   Soğuk Savaş dönemi ve bugünkü fiziki, sosyal ve ekonomik göstergeleri hakkında detaylı bilgiler verdiği Rusya’nın yeni dönemde uygulamaya geçtiği milletler politikası üzerinde durdu. Rusya ile mücadelede demokratik yöntemi seçen Tataristan ile silahlı mücadeleyi seçen Çeçenistan’ın maruz kaldığı baskılara değinen Dr. Aksoy, bugün Rusya’da her anlamda tamamen Ruslaştırma politikalarının uygulandığını vurguladı. Dr. Aksoy, “Türkler bir araya gelip, mücadele etmeli, bu mücadelelerine diğer grupları da dahil ederek, milletleştirme politikasına karşı çıkmalı ve meseleyi mutlaka uluslararası platformlara taşımalıdır. Okullarda Ortodoksluğun zorunlu ders haline getirilmesi, 20 milyon Müslüman ve diğer dinler için bir diğer önemli tehdit unsurudur. Buna karşı da tüm platformlarda gerekli mücadele verilmelidir” dedi.

Ocakbaşı Sohbeti’nin son bölümü konukların değerlendirmelerine ve sorularına ayrıldı. Dinleyiciler arasında bulunan Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı Ahmet Göksan, Türklük mücadelesinde Kıbrıs örneğini anlattı. Rusya’nın kafalara vura vura Türklüğü ortadan kaldırdığını, aynı şeyin Kıbrıs’ta da barış, çözüm adı altında yapıldığına dikkat çeken Göksan, “Tek kimlik, tek egemenlik dayatması maskaralıktır. Yeniden bir referanduma gidileceği söyleniyor. BM’nin hazırlayacağı hangi belge olursa olsun, ana hedef Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasıdır. Direnceğiz. Bunu tankla tüfekle değil, gerçekleri anlatarak yapacağız. Kelime oyunlarıyla devletimizden vazgeçmeyeceğiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında yaşamaya devam edeceğiz. Çok zorda kalırsak Hatay modeli olur. Yeter ki bunun altyapısını hazırlayalım” sözleriyle Kıbrıslı soydaşlarımızın duygularına tercüman oldu.

Toplantının kapanış konuşmasını yapan Prof. Orhan Kavuncu, Türkiye’nin Şangay’ın iki patronu Rusya ve Çin’e karşı dikkatli olması, ABD’ye hiç güvenmemesi gerektiğini, AB’nin halinin ise zaten ortada olduğunu, bu yüzden fazla söze hacet bulunmadığını söyleyip, “Sadece uyanık, dikkatli olalım ve savunma sanayimizi gelişmiş ülkelerin seviyesine çıkaralım” hatırlatmasını yaptı. Roza Kurban da, sadece Rus dilinde eğitime geçilmesi sebebiyle 10-12 yıl içinde hiç Tatarca bilmeyen gençler yetişeceği tehlikesine işaret ederek, “Dünyanın yardımına ihtiyacımız var, herkesin yardımını bekliyoruz, ama Kazan Türklerinin kurtarıcı gözüyle baktığı yegane ülke Türkiye’dir” dedi.                  



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.