Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1824
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 8964
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 754
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2015 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
OBAMA GEZİSİNİN DÖKÜMÜ

Sedat Ergin

 

Obama gezisinin dökümü

8 Nisan Çarşamba 2009

 

ABD Başkanı Barack Obama’nın ziyareti, gerek Türk-Amerikan ilişkileri gerek Türkiye’nin bir dizi iç ve dış sorununa dönük sonuçları açısından şu şekilde analiz edilebilir:

1) ATATÜRK’Ü SAHİPLENEN BİR BAŞKAN
Başkan Obama, Atatürk’ün mirasına ve vizyonuna kuvvetli ifadelerle sahip çıkan bir ABD Başkanı kimliği çizdi.  Atatürk’ün “dünyaya hâlâ ilham vermeye devam ettiğini” belirtmesi, ABD Başkanı olarak “Atatürk’ün modern ve demokratik Türkiye vizyonunu destekleyeceğini” taahhüt etmesi, “yurtta sulh, cihanda sulh” idealini kendisinin de üstlendiğini açıklaması, kuşkusuz son derece sıcak ve kuvvetli mesajlardı. Bununla birlikte, Atatürk’ün en önemli başarısını Türkiye’yi demokrasiye yöneltmesi noktasında görmesinin ve Atatürk vizyonunu demokrasi boyutuyla birlikte vurgulamasının altı çizilmelidir. Diyebiliriz ki, Obama’nın bakışı, Cumhuriyet’i demokrasinin üstünde gören, demokrasiyi kucaklamayan Atatürkçülük yorumlarına kapıyı kapalı tutuyor.  Obama, bütün sorunların çözümü için tek yol gösterici olarak demokrasiyi göstermiştir.  

2) LAİKLİĞE KUVVETLİ VURGU
Obama’nın buna paralel bir zeminde laikliğe kuvvetli vurgularla sahip çıkması, Atatürk’e bakışını tamamlayan bir unsurdur. Meclis konuşmasında “laik demokrasi” vurgusu yaparak, laikliği demokrasinin olmazsa olmazı olarak görmesi, ülkelerin kendilerini dini kimlikleri ile tanımlamadıkları “laik bir ülke vaadi”ni Türkiye ile ABD arasında ortak payda olarak tanımlaması not edilmelidir.  

3) ILIMLI İSLAM SÖYLEMİ TARİHE KARIŞTI
Bu gelişmeyi tamamlayan bir diğer nokta, “ılımlı İslam” söyleminin sona ermesidir. Bu kavramın ABD’nin resmi söyleminden çıktığı, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tarafından geçen ayki Türkiye gezisinde açıklanmıştı. Başkan Obama da, Türkiye gezisinde aynı çizgiyi kuvvetlendirerek sürdürdü. Böylelikle, Cumhuriyetçiler döneminde kullanıma giren bu söylem nedeniyle ABD’nin Türkiye’de laikliği gözden çıkarttığı konusunda Türk toplumunun duyarlı kesimlerinde belirmiş olan soru işaretleri ve kuşkular önemli ölçüde dağılmış olmalıdır. 

4) MODEL İLİŞKİ NE DEMEK?
Bütün bunlara rağmen, ABD’nin Türkiye’ye bakışında din unsuru yine çok belirleyicidir. Hatta Obama’nın model ilişki kavramını nasıl kullandığına bakıldığında, modeli, büyük ölçüde iki farklı dinin buluşması üzerinde formüle ettiği görülebilir. Obama, “Bu modelde baskın olarak Hıristiyan olan bir ulusla çoğunluğu Müslüman olan Batılı bir ulus bir araya gelecektir” diyor. Obama böylelikle bütün İslam dünyasına da, “Bakın sizlerle de Türkiye ile olduğu gibi yakın ilişkiler kurabiliriz. Türkiye ile ilişkimizi örnek alabilirsiniz” mesajını veriyor. Bu sözleri, Obama’nın her halükârda bütün dünyanın gözünde Türkiye’ye çok özel bir konum biçtiğinin bir ifadesidir. 11 Eylül sonrasında İslam dünyasıyla köprüler kurmak isteyen ABD açısından önemli bir rol modeli olan Türkiye, bu özelliğini Obama döneminde de koruyor. Aradaki fark, Washington’un bakışının laiklikten vazgeçme pahasına bir çizgiye kaymayacak olmasıdır.

5) MUHALEFETE DE SICAK
Gezinin önemli bir yönü, Obama’nın Türkiye’deki bütün kesimlere sıcak mesajlar vermiş olmasıdır. Bu çerçevede CHP, MHP ve DTP liderleriyle görüşmüş olması, önemli bir yeniliktir. Bill Clinton 1999’da, George Bush da 2004 yılında yaptıkları Ankara ziyaretlerinde muhalefet liderleriyle görüşme ihtiyacı duymamışlardı. Obama ise Türk siyaset sahnesindeki bütün aktörleri tanıdığı ve önemsediği mesajını vermiştir. Bu durum, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ziyareti yalnızca kendisine ve partisine yapılmış bir destek gezisi gibi algılayıp bu şekilde takdim etmesinin de önüne geçmiştir. 

6) ERDOĞAN’LA YAKIN İLİŞKİ
Bununla birlikte gezinin hem Cumhurbaşkanı Gül, hem de Başbakan Erdoğan’ın yelkenlerine bir hayli rüzgâr doldurduğu da inkâr edilemez. Obama, yönetiminin daha başlangıcında bu iki liderle yakın ve sıcak bir ilişki tesis etmiştir. Önümüzdeki dönemde Obama’nın her iki muhatabıyla da çok yakın bir diyalog ve danışma süreci içinde olacağını, pek çok önemli uluslararası meselenin de bu diyalog içinde gündeme geleceğini tahmin edebiliriz. Bu yakın diyalog, Türkiye’nin bölgede oynadığı rolü kuvvetlendirecek, aynı zamanda ABD’yi  etkileme marjını da kuvvetlendirecektir. Benzer şekilde, Türkiye’yi de ABD’nin beklentilerine de açacaktır. Türkiye’nin Afganistan’a asker göndermesi için jest beklentisi, bu bağlamda ilk sınav olmaya adaydır.  

7) KÜRT SORUNUNDA ADIM BEKLENTİSİ
Obama’nın hem DTP lideri Türk’le görüşmesi hem de Kürt sorununa ilişkin olarak verdiği mesajlar, demokrat yönetimin bu başlıkta AKP hükümetinden oldukça ileri adımlar beklediğini gösteriyor. Özellikle eğitim alanında Kürtlere yeni açılımlar sağlanması beklentisi kuvvetli gözüküyor. Ayrıca bir ABD Başkanı ilk kez Türkiye’deki Kürtlerden bir etnik azınlık olarak söz etmiştir. Obama’nın DTP’yi muhatap alması, sistemin pek çok sivil ve sivil olmayan aktörünün elini sıkmadığı bu siyasi hareketi, çözümün en önemli muhatabı konumuna getirmiş, bu konumu perçinlemiştir. Bunun DTP’nin hem içerideki hem de dışarıdaki gücünü çoğaltan bir etki yapması kaçınılmazdır. Gezi, bu haliyle Kürt sorununun siyasi çözüm sürecini yeni bir eşiğe taşımıştır.   

8) RUHBAN OKULU’NDA DA ADIM
Yeni ABD Başkanı’nın en açık taleplerinden birini Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması oluşturuyor. Söz konusu dosya, bugüne dek her ABD Başkanı’nın Türk muhataplarına ilettiği değişmeyen bir talepti. Obama ise bu talebi büyük bir açık sözlülükle TBMM konuşmasına kadar taşımıştır. Bunun, AKP’nin bu konudaki muhafazakâr direncini kırmaya yetip yetmeyeceğini önümüzdeki dönemde göreceğiz.

9) ERMENİSTAN’LA SINIR KAPISI
Benzer şekilde, Obama’nın sınır kapısının açılması talebi de  Ankara açısından sıkıntılı bir başlığı gösteriyor.  Türkiye’nin bu alanda atmaya hazırlandığı adım, şimdiden Azerbaycan cephesinde soğukluğa yol açmış bulunuyor.  Türkiye’nin Ermenistan açılımlarını, Azerbaycan’daki köklü  çıkarlarıyla nasıl dengeleyeceği, önümüzdeki günlerin en kritik dosyalarından biri olacak. 

10) İLİŞKİLERDE NEREDEN NEREYE?
Türkiye-ABD ilişkileri 1 Mart 2003 tarihinde TBMM’deki tezkere oylamasında tarihinin en büyük krizlerinden birine girmiş, 4 Temmuz 2003’teki çuval hadisesi ile de tümüyle dibe vurmuştu. O dönemde bu ilişkilerin artık hiçbir zaman iflah olmayacağını söyleyen pek çok yorumcu çıkmıştı. İlişkilerin bugün yükseldiği nokta, bu yorumcuların yanıldıklarını gösteriyor. Bugün itibarıyla Türkiye, Başkan Obama’nın gözünde dünyadaki en özel müttefiklerinden biridir. Bu durumun, Türkiye’nin uluslararası alandaki konumunu ve ağırlığını yükselteceği aşikârdır. Ancak, ABD ile ilişkilerin yeni gündeminin içe dönük dosyaları, iç politikada basınç alanları yaratabilir.




Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.