Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8395
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
TERÖRLE MÜCADELEYİ BÖYLE Mİ YAPIYORSUNUZ? TERÖR MUTLAKA BİTİRİLMELİDİR.
 
 

        TERÖRLE MÜCADELEYİ BÖYLE Mİ YAPIYORSUNUZ

         Tokat Milletvekili Dr. Reşat DOĞRU Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Çalışmalarında İçişleri Bakanı Beşir ATALAY’ a sormuş olduğu sözlü soru önergesinde Hükümetin Terörle Mücadelede ne kadar duyarsız olduğunun görüldüğünü söyledi.

         Dr. Reşat DOĞRU, İçişleri Bakanı Beşir ATALAY’ a yönelttiği soruda;

         “Şemdinli`den Türkiye`ye gelen PKK terör örgütü elemanları ülkemize hiçbir problemle karşılaşmadan giriş yaptılar ancak ülkemizde şehit edilen askerlerin, polislerin, korucuların birçoklarının failleri meçhuldür. Kandil`den gelenlerin bu eylemler içerisinde yer almadıklarını nasıl tespit ettiniz? Bu örgüt üyeleri herhangi bir adli takibe alındılar mı?

         Önümüzdeki günlerde Kandil`den ve diğer bölgelerden PKK terör örgütü elemanları ülkemize gelecekler mi onlara da sınır kapısında mahkemeler kuracak mısınız?” dedi.  

         İçişleri Bakanı Beşir ATALAY cevap olarak;

         Sınır kapısında bir mahkeme kurulmadı. Valilik, Diyarbakır Başsavcılığına -ki o konudan sorumludur bölgede, terörle ilgili konulardan- bir yazı yazdı. "Bunların işlemlerinin, sorgularının sınırda yapılması daha uygun olur. Diyarbakır`a gelirlerse güvenlikle ilgili sorun olur." dedi. Diyarbakır Başsavcısı da yardımcılarından birkaç kişiyi gönderdi ve orada sorgu yaptılar. Orada bir mahkeme kurulmadı. Hele hele sizlerin dediği gibi "çadır mahkeme" falan yanlış ifadeler. Onu ifade edeyim, dedi.

         Halbuki sınır kapısından girenlerin hemen oracıkta adli ve hukuki işlemleri yapılmış ve serbest bırakılmışlardır. Hükümet bu teröristleri oldu bittiye getirip salıvermiştir. Bu olay, Milletimizin hiç tasvip etmediği adeta kahramanlık şovuna dönüşmüştür.

         Burada devletin bir zaafiyeti daha ortaya çıkmıştır. Hükümet ayağına gelen teröristi yargılamaktan aciz kalmıştır.  Bu durum dağdaki teröristlere cesaret vermiş ve yaptıklarının yanlarına kar kalacağı düşüncesine kapılmışlardır.

         Bu şekilde terörle mücadele olmaz. Yıllarca ülkemiz insanını acımasızca katleden bu canilere hak ettikleri ceza mutlaka verilmelidir. Binlerce insanımız bu vatanı koruma ve kollama uğruna canı pahasına mücadele etmiştir. Bunca çekilenlerin karşılığı bu olmamalıdır, dedi.

 
 
         TERÖR MUTLAKA BİTİRİLMELİDİR

 

 

 

1980’ li yılardan önce terör özellikle ülke dışındaki devlet adamlarımızı hedef alan bir seyir göstermekteydi. 80’li yıllardan sonra başlayan ve o dönemde “bir avuç eşkıya” diye tabir edilerek gerekli önlem alınmayan ve her geçen gün dış mihrakların da desteğiyle, asker, sivil, genç, yaşlı, kadın- çocuk demeden binlerce insanımızı acımasızca katleden bir iç terör yaşıyoruz.

 

         Her geçen gün saldırılarını artıran bu terör örgütü geçmiş dönem hükümetleri asla ve asla prim vermemiş, ülkenin belli bir bölümünde bağımsız bir devlet kurmak isteyen bu şer güçlere misak-ı milli sınırlarının kesinlikle değiştirilemeyeceği noktasında kararlılığını ifade etmiştir. Yıllar süren çatışmalar 2000’li yılların başında artık terör belasının belini kırmış, eylem açısından durma noktasına getirmiştir. Bizim de içinde bulunduğumuz 99-2002 yılları arasında teröre verilen kayıp 255 kişidir. 2003 yılı itibarıyla yeniden başlayan terör olayları her geçen yıl artarak devam etmiştir. 2003-2009 yılları arasında ise teröre verdiğimiz şehit sayımız ise 750 civarındadır.

 

         Burada bir zafiyet vardır. Bir hükümet, bir idare, bir irade zafiyeti vardır. Maalesef hükümet iktidara geldiğinden bu yana teröre karşı gerekli almakta zafiyet göstermiştir. Bunu fırsat bilen terör örgütü sayıları her gün artan eylemlerini hatta bunları şehir merkezlerinde dahi rahatlıkla yapacak hale gelmiştir. Maalesef hükümet bu konuda geçmiş hükümetlerde olduğu kadar azim ve kararlılık göstermemiştir.

 

         Bugün hükümet terör örgütü ile anlaşma yolları aramaktadır. Bunun dünyada bir benzeri yoktur. Siz bana terör örgütü ile anlaşarak terörü bitiren bir ülke söyleyebilir misiniz? Gerek ABD, gerekse Avrupa’da terör örgütleriyle kim anlaşma zemini aramış. Bunlar tamamen ülkemizi ve milletimizi terör karşısında aciz duruma düşürecek davranışlardır.

 

         Masum insanlara saldıran, sözde haklarını koruyacağını söyleyen kardeşlerimize bile gözünü kırpmadan tetik çeken, söylemi ile eylemi arasında dahi tezat yaşayan bu terör güçlerine karşı yılmadan, topyekun azimle ve kararlılıkla mücadele etmeliyiz.

 

         Bu mücadeleyi verirken, terörle mücadelede en etkin rolü oynayan Askeri ve Güvenlik güçlerimizi de maddi ve manevi olarak desteklemek, moral motivasyonlarını güçlendirmemiz gerekmektedir. Savaşta ve barışta yüklendikleri misyon gereği bu kurumlar bizim en önemli sigortalarımızdır.

 

         Halkımızla güvenlik güçlerimizi kaynaştırmalı, devlet şefkat elini bu kurumlar aracılığıyla da halkına uzatmalıdır. Çünkü devlet halktan, halk da devletten çekinir hale gelmiştir. Artık dertlerini, sıkıntılarını rahatlıkla anlatamamaktadır. Üzerinde baskı hisseden vatandaşlarımız, devletine karşı bir güven bunalımı içerisindedir.

 

         Geçmişten bu güne halkımızın en güvendiği kurumlar arasında her zaman ilk sırada yer alan Askeri kurumlarımız bazı gerçek dışı senaryolarla incitilmekte, yıpratılmaktadır.  Yıllarca emek verilerek hazırlanan projeler iptal edilmektedir. Bu durumdan zararlı çıkacak olan devletimiz, milletimiz olacaktır. Çünkü halkımızın kafası karıştırılmak istenmektedir.

 

         Bir yandan bunlarla uğraşan halkımız, bir süre önce hayata geçirilmeye planlanan Demokratik Açılım söylemleriyle birbirine düşürülmüştür. Niyeti tamamen PKK terör örgütü ile anlaşma zemini aramak olan bu uygulama eğilimi, ülke genelinde gerginliğe vermiş, kardeş topluluklar adeta birbirine düşürülmüştür. Yüzyıllarca aynı potada eriyerek bir bütün oluşturan farklılıklarımız maalesef ayrıştırılmaya çalışılmıştır. Masum halk öne sürülerek, terör örgütüne ve mensuplarına bazı haklar verilmeye çalışılmıştır.

 

Gerek iç, gerekse dış politikada güçlü, ayağını sağlam basan bir Türkiye çevresinde de büyük bir destek görecektir. Bu duruma dostları sevinecek düşmanları bir kez daha düşünmek zorunda kalacaklardır. Buna paralel olarak Türkiye bölgesinde etkileyici bir güç, ve lider ülke olmalıdır.

 

Bugün Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, Balkanlar’da ve Orta Asya’da Müslüman Türk toplulukları çok ciddi sıkıntı içerisindedirler. Asimilasyonlar ve baskıcı tutumlar artık dayanılmaz hale gelmiştir. Her türlü eza- cefa, hatta katliamlara varan insanlık dışı muameleler bu soydaşlarımızın gerçekten çok zor şartlarda yaşamalarına sebebiyet vermektedir.

 

Ancak iç ve dış düşmanlardan arınmış, çevresine ve dostlarına güven veren bir Türkiye sayesinde bu bölgelerde, insanı değerler ve barış manasında daha iyi bir yaşam sağlanacaktır.

 

İç ve dış düşmanlardan kurtulma noktasında devletimizin ordu ve emniyet güçleri zaten mevcuttur. Yüzyıllara dayanan bilgi birikimi ve tecrübesi olan  bu iki kardeş kuruluşlarımız maddi ve manevi olarak desteklenip, teknolojik olarak daha iyi şekilde güçlendirilirse içten ve dıştan gelecek olan her türlü saldırılara ve terör olaylarına karşı başarılı olacaktır. Bu nedenle üçüncü bir kuruma ihtiyaç kalmayacaktır.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.