Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1811
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8387
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
TÜRK DÜNYASI İNSAN HAKLARI DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI

TÜRK DÜNYASI İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

KIRGIZİSTAN BASIN AÇIKLAMASI

15.06.2010

Değerli Basın mensupları,

2005 yılında Kırgızistan’da Askar Akayev yönetimi devrilerek Kurmanbek Bakiyev başa gelmişti, fakat Bakiyev iktidarı 5 yıllık süreç içinde, hem iç hem de dış politikada başarısız bir yönetim sergiledi ve bir anlamda kendisine karşı devrimin zeminini hazırladı. Ve Bakiyev de kendi geldiği yöntemlerle devrildi ve ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu süreçte Kırgızistan yoğun bir çatışma ortamına da sürüklendi. Bişkek yakınlarında Mayevka köyünde 5 kişinin hayatını kaybettiği toprak temelli olarak yaşananlardan sonra Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği olarak, bu çatışmanın sınırlı kalmayacağını, BM’in olaya müdahil olması gerektiğini, aksi halde ülkedeki çatışmaların derinleşerek devam edeceğini 22 Nisan 2010 tarihinde yaptığımız dilekçe başvurusu ile dile getirdik. En fazla korkulan oldu ve Kırgızistan’da etnik temelli çatışması başladı.

Hepimizin bildiği gibi Geçici yönetim, ülke içinde huzuru sağlamakta başarısız kalmıştır. 2 aydır ülke içinde zaman zaman yaşanan çatışmalar karşısında gerekli önlemlerin alınmaması; 1990’lı yıllarda Kırgızlarla-Özbekler arasında yaşanmış ve 1200 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayların tekakrarlanmaması için bütün uluslar arası kuruluşları uyardık. Gerekli önlemlerin alınmaması sonucunda, içinde bulunduğumuz çatışmalarda, bu gün itibariyle resmi rakamlara göre 179 kişinin hayatını kaybetmesine, 1657 insanın yaralanmasına 100 binlerin mülteci durumuna düşmesine engel olamadığımızı sizlerle paylaşmak isterim.

Çatışmalar ülkenin güneyindeki Oş ve Celalabad şehirlerinde artarak devam etmekte, evler yakılmakta ve yağmalanmaktadı r. Geçici yönetim Rusya’dan asker talebinde bulunmuş ancak Rusya şu an için bu talebe olumlu karşılık vermemiştir. Buna rağmen, 350 komandonun ülkede bulunan Rus üssünün güvenliğini ve burada çalışan Rus askerlerin ailelerini korumak amacıyla bölgeye sevk edildiği bildirilmiştir.

Kırgızistan’da yaşanan durumla ilgili açıklamada bulunan geçici hükümetin güvenlik güçlerinden sorumlu hükümet başkanı yardımcısı Azimbek Beknazarov, bu çatışmanın etnik bir çatışma olduğunu ve net bir şekilde yönetildiğini belirtmiştir. Beknazarov bu açıklamasıyla, ülkedeki olayların belli güçler tarafından profesyonel bir biçimde yönlendirildiğ i imasında bulunmaktadır. 11 Haziran günü sabah saatlerinde halka hitaben bir konuşma yapan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, güneyde zaten gerginliğin birkaç haftadır sürdüğünü söylemiştir. Yapılan hükümet toplantısı sonrasında Oş ve Üzgen şehirlerinde, ayrıca Oş ilinin Kara-Suuy ve Aravan ilçelerinde 20 Haziran 2010 tarihine kadar 20.00-06.00 saatleri arasında sıkıyönetim uygulamaya konmuş, ancak bir sonuç alınamamıştır.

Görünen neden; 12.06.2010 gecesi Oş şehrinde Özbek ve Kırgız gençler arasında çatışmanın başladığı, olayların başlamasına Özbek gençlerin, kendilerine hakaret eden Kırgız polisi dövmeleri neden olmuştur.

Oş ve Celalabad şehirlerinde neler olduğunu  Başbakan Yardımcısı Azimbek Beknazarov anlatıyor: “Maskeli silahlı kişiler şehir merkezinde olay çıkardılar. Bu grup rasgele vatandaşlara ateş ederek olay yerinden ayrıldı. Gittiler, Kırgızların yaşadığı mahallelerde Kırgız gençlere ateş ettiler. Bir veya iki saat sonra şehrin Özbek mahallesinde bu kez Özbekler silahla tarandı. Kırgızlar Özbeklerin kendilerine saldırı düzenlediğini Özbekler de Kırgızların saldırısına uğradıklarını düşünerek kent merkezinde birbirine girdi.”

Ahıska Türkleri ve diğer guruplar saldırılardan ciddi anlamda etkilenmiştir. Bu şehirlerde kan gövdeyi götürüyor. Oş şehrine doğru gelen yol üzerinde bulunan tüm köylerde adeta bir savaş hazırlığı olduğu, bölgede bulunan Özbekler, muhtemel saldırılara karşı köy girişlerini kapatmış, ellerindeki sopalarla beklemektedirler.

Belirli güzergâhlarda toplanan Kırgızlar ise araçları kundaklamakta, taraftar toplamaya çalışmakta, bütün Oş yollarında öfkeli ve saldırgan Kırgız kalabalıkları olduğu görülmüştür.

13.06.2010 tarihinden itibaren Oş Hava limanında, uçuşların takviye askeri birlikler gözetiminde yapıldığı, Oş Şehrin giriş çıkışlarının kapatılmış olmasına rağmen kalabalıkların sürekli büyüdüğü gözlenmiş, Gerekli önlemlerin alınamaması sonucunda, saat 11.00 sularında  Özbeklere ait evler ve işyerleri, yoğun silah sesleri arasında ateşe verilmiştir.

Edindiğimiz bilgilere göre sokağa çıkma yasağına rağmen, çatışmalar devam etmiş ilk anda yaşanan olaylar sırasın da, aralarında yaşlı ve çocukların bulunduğu 48 Kırgızistan vatandaşı Özbek, hayatını kaybetmiş, 320’si ağır olmak üzere 700 civarında insan yaralanmıştır. Daha sonra ölü sayısı artmıştır.

Oş kentinin Furkat ilçesinde ise gece boyunca Özbeklere ait evler yakılarak yağmalandığı, tüm alışveriş yerlerinin talan edildiği bildirilmiştir. Oş kenti havaalanına gelen yolcuların alandan ayrılmasına izin verilmezken, Oş hava limanından tüm uluslararası uçuşlar da durdurulmuştur. Özbekistan, Kırgızistan sınırını kapatmış, Çatışmaların, Oş kentinde ve Oş eyaletine bağlı ve Özbekistan"ın Andijan kentine sınırı olan Aravan, Kara-Suu ve Özgen ilçelerinde yoğunlaştığı bildirilmiştir.

Hemen eklemek gerekir ki Kırgızistan’da Özbeklerin dışında kalan diğer millet ve topluluklar da psikolojik baskıdan öte, can ve mal güvenliklerinden endişe etmektedir.

Kontrolsüz yığınların ellerinde sopalarla, taşlarla, silahlarla bir katliam gerçekleştirdiğ i bu coğrafyadan 4 bin civarında Özbek’in Özbekistan sınırına doğru kaçtığı gelen bilgiler arasında. Hemen eklememiz gerekir ki Özbekistan da Kırgızistan sınırını kapatmıştır.

Bu bölgede Stalin sürgününden sonra ikinci bir sürgünü yaşamak zorunda kalma korkusunu yaşayan; bu anlam da bölgedeki gelişmeleri endişe ve korkuyla izleyen, her gün fanatik guruplarca ölümle tehdit edildiklerini söyleyen insanların bulunduğunu eklemek gerekiyor.

 Kırgızistan’da gecenin karanlığında ölümün geldiği her yerde çığlıklar gökyüzünü yırtarken, geri kalanların yüzünde adeta ölüm sessizliği var.

İnsanların yüreğindeki kırgınlık cümlelerde siteme dönüşerek; Gazze`ye ve pek çok bölgeye yardım eden Türkiye`nin kendilerini unuttuğunu söylüyorlar.

Bu insanlar, 1989 yılında benzer olaylar sonucunda Fergana`da 3 bin Ahıska Türkü’nün katliamının yaşayan tanıklarıdır. Katliamın, nasıl bir toplumsal cinnet hali olduğunu biliyorlar. Ve korkuyorlar…

Kırgızistan, hiç kimsenin horlanmadığı, aşağılanmadığı, dışlanmadığı, belirsizlik ortamının son bulduğu, her an ölüm korkusunun insanların iliklerine kadar hissetmediği bir ülke olsun istiyoruz.

İnsanlar cümlelerini; “Bu gün yaşananlardan daha çok, yaşananlar karşısında bütün dünyanın sesiz kalması ile birlikte bizi yönetenlerinde, kardeşlerimizin yaşadıkları karşısında gereken duyarlılığı göstermemiş olması bizi üzmektedir.” diyerek bitiriyorlar.

Rusya federasyonu için Kırgızistan, konumuyla birlikte, bölgede önemli bir etkiye sahip su kaynakları konusunda zengin bir ülkedir.

Kırgızistan’ın jeopolitik konumu zamanın ruhuna uygun olarak, Kırgızistan’ı ABD-Rusya-Çin üçgene sıkıştırmıştır. Kırgızistan, ABD için ordusunun Afganistan’a sağladığı lojistik desteğin % 90’ı, anlamına gelmektedir. Çin açısından da Kırgızistan son derece önemlidir. Çin’in “Barışçıl Yükseliş” söyleminde en önemli esaslardan birisi ise hassas yapısı olan iç politikadaki istikrarı korumak olmakla birlikte, uzunca bir sınıra sahip olduğu ve Çin’in batı bölgelerinde Uygurlarla iç içe yaşayan Kırgızları da hesaba katarak dikkatle süreci takip ettiği açıktır.

Kırgızistan’da bulunan Türk büyükelçiliğinde kriz masası kurulmuş ve ülkede bulunan Türk vatandaşlarının güvenliği ile ilgili çalışmalar başlatılmıştır. Bu çalışmaların Calalabad ve Oş kentlerinde bulunan Türk vatandaşlarının tahliyesi için değil, Türkiye’nin iç barışı sağlayacak sürece de etkin katılımını sağlayacak biçimde geliştirmelidir.

Kırgızistan, iç savaşın eşiğine gelmiştir. Olayların çevre ülkelere sıçrama ihtimali bulunmaktadır. Bölge barışının ortadan kalkması ise kontrol edilemez durumların ortaya çıkmasına neden olabilecek nitelik taşımaktadır. Bir an önce uluslararası örgütlerin devreye girmesi ve ülkede durumun kontrol altına alınabilmesi için yardımda bulunması gerekmektedir. Aksi halde, şu an için Kırgızistan’la sınırlı olan krizin, bölgeyi etkisi altına alması kaçınılmaz olacaktır.

Özbekistan, Kırgızistan`daki şiddet olaylarından kaçan binlerce mülteci için uluslararası kuruluşları yardıma çağırıyoruz. Özbekistan Başbakanı Yardımcısı Abdullah Aripov’un Yarkıçlak`taki mülteci kampında yaptığı açıklamada,” şimdiye kadar 45 bin mülteciyi resmi olarak kabul ettiklerini belirterek, yoğun mülteci akını dolayısıyla uluslararası kuruluşların insani yardımlarına ihtiyacımız var.” , “Kırgızistan sınırını, mültecileri kabul etmekteki yetersizliğimiz yüzünden kapattık.” Sözlerinin gereğinin yapılmasını istiyoruz.

Gerek Kırgızistan’ın gerekse Aripov’un açıklamasında belirttiği gibi, her iki ülkede, tıbbi yardıma ihtiyaç duymaktadır. Bunun bir an önce giderilmesini talep ediyoruz. Elimizde bulunan bilgilere göre Özbekistan’a geçen ve sınırda bekleyen insan sayısı 100 bin kişiye ulaşmıştır. Sınırda bekleyen 15 bin civarında insanın bir an önce can güvenliğinin sağlanmasını ve hayatlarını idame ettirebilecekleri şartların oluşturmasını istiyoruz.

Şimdi bütün dünya ya sesleniyoruz; On binlerce insanın 1944’de yaşadığı Stalin sürgününden sonra evini bırakıp terk etmek zorunda kaldığı, benzer süreçleri masum insanlara yaşatmayın.

O nedenle bu insanların feryat ve haykırışlarını BM başta olmak üzere bütün uluslar arası Kurum ve Kuruluşların duymasını, bizi yönetenlerin ise Kırgızistan’ın iç barışını inşa edecek inisiyatife liderlik etmesini istiyoruz. 

Şimdiye kadar her konuda hamaset üreten ve ahkam  kesen kişi, kurum ve kuruluşları, bu coğrafyada “yeni yetimler olmasın” diyerek, insanlık adına barışa katkı vermeye çağırıyoruz.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay da yaptığı açıklamada, Özbekistan ve Tacikistan`dan, Kırgızistan`daki çatışmalardan kaçan mültecilerin geçişi için sınırlarını açması talebini desteklediğimizi ve ülkemizin gerekli katkıları yapmasını talep ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Kırgızistan’da yaşayan insanların birbirine düşürülmesine ve katletmesini seyirci kalamaz.

Bütün İnsan Hakları ve özgürlüklerin başlangıcı “Yaşama Hakkı” dır. Bu gün Kırgızistan da yaşayan insanların, can ve mal güvenliğinin sağlanmadığı bir ortam vardır. Yaşamak ancak yaşatmakla mümkündür…

 

Abdullah BUKSUR                                                                                                                   Genel Başkan                                                                                                            YÜÖNETİM KURULU ADINA

 

 



Abdullah BUKSUR
Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Bşk.
İHAF General Secretary
Human Rights Activist
00905324178929
www.uihaf.org


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.