Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1789
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8077
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1999 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
Türksolu`undan çarpıcı iddialar..PKK seninle gurur duyuyor!
Türksolu`undan çarpıcı iddialar.. Gönderen: Selim Özübek PKK seninle gurur duyuyor! 2002 Türkiyesi AKP ve kinci şefi Tayyip Erdoğan’ın 2002 yılında teslim aldığı Türkiye nasıl bir Türkiye’ydi önce ona bakalım. - PKK’nın dağdaki teröristi neredeyse bitirilmişti - Şehit sayısı sıfırdı! - PKK’nın elebaşı olan Apo, cezaevinde idamı bekliyordu ta ki AKP’nin de işinde bulunduğu ve başını Tayyip Erdoğan’ın çektiği milletvekilleri Apo idam edilmesin diye oy kullanıp idamı 2002 yılında kaldırana kadar. - PKK’nın yasal uzantısı olan partiler bir bir kapatılıyor, yerine açılan yenileri de aynı şekilde kapatılıyordu. - Türk devleti, ülkenin genelinde asayişi sağlamış, terörü minimuma indirmiş, teröristleri cezalandıran bir devletti. 2002 yılından bakıldığında, Türkiye’nin geleceğinde PKK’nın yeri yoktu. Daha doğrusu herkes öyle sanıyordu. Türk Solu hariç. Çünkü Türk Solu, işin bam telini yakalamıştı, Apo idam edilmedikçe PKK bitmezdi. Hele hele Apo’yu idamdan kurtaran yasa, PKK’nın güçlenmesini sağlayacaktı. PKK neden bitirilemedi? PKK’yı güçlendiren ve ayakta tutan etmenler bellidir. 1- Emperyalizm PKK, doğrudan dış ülke istihbarat servislerinin bir maşasıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı çıkmayan bir Türkiye, PKK’yı bitiremezdi. 2- Coğrafya PKK’yı var eden Kuzey Irak’ta kalıcı Türk askeri varlığı tesis edilmeden PKK bitirilemezdi. 3- Kürtçülük PKK’yı besleyen Kürtçü propaganda bitirilmeden, PKK’nın güçlenmesi engellenemezdi. 4- Hükümet PKK’yı destekleyen bir Hükümet ile PKK bitirilemezdi. 5- Ordu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ulusal karakteri yok edilmeden, Ordu tasfiye edilmeden PKK bitirilemezdi. 2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesi, bu beş alanda birden PKK’nın güçleneceği sosyal zemini yaratıyordu. Zaten AKP’nin iktidara getirilmesinin ardında da, Türkiye’yi bölmek isteyenlerin bu planı vardı. AKP, Amerika’nın Ortadoğu’da hakimiyet kurması için kurulmuş bir görev partisiydi. Tayyip Erdoğan da bunun için bulunmuş biriydi. O kendisini hep ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olarak takdim ederken, bu durumu işaret ediyordu. Ama eşbaşkan değil, Amerika’nın kurşun askeriydi. 2002-2012 AKP’nin göreve getirilmesi ile birlikte kritik birkaç adım atıldı. Aslında ilk önemli adım, TSK’nın başına Hilmi Özkök’ün getirilmesi idi. Başbakanlığa Tayyip Erdoğan’ı getiren Amerika, TSK’nın başına da aynı anda Hilmi Özkök’ü getirmişti. Tayyip Erdoğan-Hilmi Özkök ikilisi, TSK’yı toptan tasfiye edecek, daha sonra Ergenekon olarak karşımıza çıkacak tertibi tezgahladılar. Aynı anda Tayyip Erdoğan-Hilmi Özkök ikilisi, Türk Ordusu’nun başına Süleymaniye’de çuval geçirtip, TSK’yı K. Irak’tan çektiler. Böylelikle PKK, Kuzey Irak’ta serbestçe üstlenebildi; bu coğrafyada İran’dan, Suriye’den ve Amerika’dan destek alabildi. PKK’nın güçlenen saldırı kapasitesinin ardında, bu coğrafi temizlik vardı. Bu temizliği gerçekleştiren de, PKK’nın sözde şefi Apo değil, PKK’nın gerçek şefi olan Tayyip Erdoğan’dı! Elbette Hilmi Özkök’ün büyük katkıları ve yardımlarıyla. İleride tarih, her ikisini de PKK’nın eş başkanları olarak yazacaktır. Ne kadar övünseler azdır. Kürtçülüğün güçlendirilmesi PKK’nın güçlenmesinin tüm bu iç ve dış desteğinin bir anlam kazanabilmesi için, ideolojik altyapının da hazırlanması gerekiyordu. Bunun için, Türk devletinin varlık nedeni olan Atatürk milliyetçiliği, Türkçülük ve laiklik yok edilmeliydi. PKK ve AKP, eşgüdümlü olarak, laikliğe ve milliyetçiliğe saldırı başlattılar. Çoğunun göremediği, her iki örgütün de altyapısında bir Kürt-İslam cephesi vardı. Kürt-İslamcılık, Türk tarihini aşağılamak, Türk milletini aşağılamak esasına dayanan bir akımdı. Kendine ait bir övünülecek tarihleri yoktu. Şeyh Sait, Seyit Rıza gibi birkaç zavallıdan kendilerine kahraman yaratırlarken, Atatürk’e saldırıyorlardı. Ve bu saldırıda, AKP ve PKK’nın yanında, Türk üniversiteleri ve basınında kalem oynatan, bazı aydınlar en büyük destekçileriydi. Tarih boyunca hiç var olmamış bir Kürt milleti yarattıkları gibi, bu Kürtlerin Anadolu’nun gerçek sahibi olduğunu, Türklerinse işgalci olduğunu iddia edecek kadar azgınlaştılar. Ve en sonunda Tayyip Erdoğan, Atatürk’e “ayyaş” demeye, “Türk milliyetçiliğini ayağımızın altına aldık” demeye kadar vardırdı işi. PKK’nın yasallaştırılması AKP, Apo’yu ipten kurtararak kurulmuştu. AKP’nin büyümesi ise, Kürtçülüğe verdiği tavizlerle eşgüdümlü olarak gerçekleşti. Önce PKK’nın yasal partilerini kapatmama güvencesi verdiler. Açıkça “ben PKK’lıyım” diyen milletvekilleri dokunulmazlık kazandı. Hemen ardından PKK; KCK adlı paralel devleti kurmaya girişti. Tayyip Erdoğan, kendi paralel devletini kurmakla uğraşıyordu bu sıra. İki paralel devlet, birbirlerinin etki alanında karşılaştılar ve büyük bir kapışma yaşandı. KCK’ya operasyon, PKK’yı bitme noktasına getirdi. PKK önce teslim oldu. Sonra AKP, PKK’yı yeniden güçlendirecek masayı İmralı’ya kurdu. PKK ile müzakere PKK ile yasal müzakerelerin başlaması ile birlikte yepyeni bir dönem başladı. Önce KCK’lılar serbest bırakıldı. Sonra Türk askeri, tıpkı Kuzey Irak’tan çekildiği gibi Güneydoğu’dan çekildi. Bölge tümüyle KCK’ya bırakıldı. Artık Güneydoğu’da PKK’nın eli silahlı teröristleri, şehirde denetimi sağlamaktadır. Türk askeri ve polisi değil PKK bölgenin güvenlik gücüne dönüşmüştür. Bölgede, artık Kürdistan ilan edilmiştir. Kuzey Irak’ta Tayyip Erdoğan’ın desteği ile kurulan Kürdistan devletçiği, Birleşik Kürdistan için konferans toplayacaktır. Suriye’nin kuzeyi, tıpkı Irak’ın kuzeyi gibi, Kürtlerin eline geçmiştir. Sonuçta Tayyip Erdoğan “Büyük Osmanlı” diye diye “Büyük Kürdistan”ı kurma aşamasına gelmiştir. PKK’yı yeniden bitirmek için Şu anda, PKK bir terör örgütünün ötesinde, bölgesel bir güce dönüşmüştür. PKK’yı bitirmenin imkanı elbette vardır. PKK, nasıl güçlendi ise, ancak aynı yolla zayıflatılabilir ve bitirilebilir. O zaman 2002’deki 5 maddeye görelim. PKK’yı bitirmek için öncelikle Türkiye’deki Hükümet’i değiştirmek gerekir. İşin düğümlendiği yer burasıdır. Önce Hükümet değiştirilecek, kurulacak yeni Hükümet’in PKK’ya desteği kesilecek ve PKK öyle zayıflatılabilecektir. “Şu anda, biz AKP ile değil PKK ile savaşalım, PKK’yı yeneriz” diyen anlayışlar yanlıştır. Bugün PKK’ya karşı savaş ilan edecek cesarette bir güç yoktur. En keskin PKK karşıtlarına bakın, hiçbirinin PKK aleyhinde en ufak bir eylemini geçtik, PKK karşıtı en ufak bir sokak gösterisi bile yapmamışlardır. Maalesef, bu tür keskin ultra milliyetçilik hatta ırkçılık, PKK korkusunun psikolojik tedavi yöntemidir. Ama daha önemlisi, AKP’den korkunun da ifadesidir. Çok açık konuşalım, bugün AKP’ye karşı başlayan toplumsal isyana burun kıvıranlar, onu beğenmeyenler, ondan uzak duranlar, sadece ve sadece AKP’den ve PKK’dan (elbette Amerika’dan da!) korktukları için uzak durmaktadırlar. İsyan, PKK’yı bitirir! Gezi direnişi ile birlikte başlayan büyük isyan, AKP’nin yarattığı bu Türkiye tablosunadır. Dolayısıyla bu isyan sadece AKP’yi değil, AKP ile birlikte PKK’yı hedef almaktadır. O nedenle de PKK, Gezi isyanına karşı, Tayyip Erdoğan’ın polis kuvveti gibi tavır almaktadır. Bu isyan Hükümet’i sarstıkça Türkiye’de PKK da zayıflayacaktır. Önümüzdeki yerel seçimlerde, İstanbul ve Ankara’da AKP’yi sandıkta yenersek, PKK ile olan müzakereler de duracaktır, PKK da bitecektir. Artık herkes yerel seçimlere kilitlensin. Sandıkta yeneceğimiz sadece AKP değil aynı zamanda PKK olacak.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.