Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1781
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7983
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1998 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
ABD İLE İLİŞKİLER VE STRATEJİK ORTAKLIK PALAVRASI

 

   Zaman zaman basınımızda, sık sık siyasetçilerimizin ağzından duyduğumuz, stratejik ortağımız ABD lafı beni daima huzursuz etmiştir.Gerçekten ABD,  TÜRKİYE’nin stratejik ortağı mıdır ? Bu yazıyı okuduktan sonra ABD’nin stratejik ortak mı, yoksa başka bir şey mi olduğuna siz karar vereceksiniz.

   Şu hususu başta belirtmeliyim ki ABD’nin stratejik ortak olduğuna inanmak, sadece safdilliliktir. ABD’nin menfaatlerine uygun, ABD’nin peyk devleti anlayışına hizmet edersen sorun yok. Bunun dışında ABD muhiplerinin devamlı söylediği “stratejik ortak” lafına dur derim. Ve sıralarım…

    -PKK denen alçak örgütün kullandığı silahlar ABD malı değil mi ? Bu silahları onlara ABD vermedi mi?

    -Sözde Kürdistan diye adlandırılan Irak’ın kuzeyindeki oluşum kimin marifeti ?

    -Türk Askerinim başına kim çuval geçirdi. Bu hareketi ile ne yapmak istedi ?

    -Talafer, Kerkük ve Felluce’de Türkmenlere karşı yapılan katliamlara kim ortak oldu ?

    -Doğu Anadolu, Vatan Topraklarımızı sözde Kürdistan içerisinde gösteren haritaları kim çizdi ve basına pompaladı ?

    -Son yıllarda Montrö anlaşmasını kim sulandırıyor ?

    Daha yazılacak çok madde var. Biz tarihsel akışı gözden geçirmekle işe başlayalım.

 

    İlk Anlaşma, İlk Kazık.

      Osmanlı İmparatorluğu 1800’lü yılların başında bütün Avrupa ile karşı karşıya kalmış, Navarin’de donanması yakılmış ve devamlı tehdit altındadır. Yeni bir müttefik bulmak ve donanmasını yaptırmak için ABD ile ilişkiye girer. 7.Mayıs.1830 yılında “Seyrisefain ve İcrayı Ticarete Dair” diye bir anlaşma ABD ile imzalanır.

    Bu anlaşmada iki devlet arasında ticaret yapılması öngörülürken, gizli ve bir ek madde ile de Osmanlı İmparatorluğu için savaş gemilerinin ABD tarafından yapılması yer almıştır. ABD hükümeti imzaladığı bu anlaşmayı senatosuna gönderirken ek maddeyi çıkartmıştır.Kısaca ticarette vardır,donanma yapımında yoktur.

 

    Misyonerlik Faaliyetleri.

      ABD kuruluğu yıllardan itibaren Türk Toprakları üzerinde Misyonerlik faaliyetlerine girişmiştir. ABD’de kurulan yüzlerce Misyonerlik teşkilatları günümüzde olduğu gibi arı gibi çalışmışlardır.

      1880’li yıllarda “Board” adlı Misyonerlik teşkilatı tarafından Anadolu’ya gönderilen Fisk ve Persion adlı misyonerlere verilen talimat ilginçtir.

      “Bir fetih savaşına girmiş askerler olduğunuzu unutmayın………..Bu mukaddes ve vaad edilmiş topraklar silahsız bir Haçlı Seferi alınacaktır.”

      Merzifon, Harput, Tarsus Amerikan kolejleri misyonerlik faaliyetlerinin merkezleri olurken, misyonerlik faaliyetleri yanında Pontus, Ermeni ve Kürtleri isyan için kışkırtma, Anadolu’da bu devletleri kurma ve toprak verme yolunda büyük faaliyetler icra etmişlerdir.

 

  Lozan’ı Tanımama.

      ABD, halen Lozan Anlaşmasını imzalamamıştır. Nedeni ise “Chester Projesi” adı verilen bir Amerikan isteğini Atatürk’ün reddetmesidir.

      Bu proje; Sivas-Harput-Ergani-Musul-Kerkük-Süleymaniye demiryollarının yapımıdır. ABD’li bir şirket tarafından hazırlanan bu projenin yapılması karşılığında 99 yıl işletme hakkı ve demiryolunun iki yakasındaki 20 kilometrelik bir bölgede maden işletme hakkı istenmiştir.

      Projenin kısaca ismi Türkiye’nin krom, bakır ve petrol alanlarına ABD’nin oturmasıdır. Lozan Anlaşması boyunca bu projenin hayalleri ile Türkiye’nin yanında yer aldığı görüntüsü veren ABD, projenin reddi ile birlikte Lozan’ı imzalamamıştır.

    Genel Anlaşma.

      ABD’nin isteği üzerine 6.Ağustos.1923 yılında “Genel Anlaşma” adı altında bir anlaşma imzalanmış, ABD senatosu bu anlaşmayı; Ermeni meselesinin dikkate alınmaması ve kapitülasyonların kaldırılmasını kabul etmesi nedeniyle onaylamamıştır.

 

    Yardım’ın Hüzün Hikayesi.

      İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD, Milli Savunmanın menfaati ve savunmaları ABD savunmasında hayati öneme haiz olan ülkelere yardım etmek üzere,11.Mart.1941 tarihinde “Ödünç verme ve kiralama” kanunu çıkarmıştır. Bu kanundan Türkiye Almanya’nın Türkiye’den Kafkas ve Irak petrollerine gitmesine izin vermediğinden başlangıçta faydalanmıştı.

      Ancak Almanların Türk Trakya sınırına dayanması ve batının yardım etmeyeceğini anlaması üzerine tek başına kalan Türkiye Almanya ile “Tarafsızlık ve saldırmazlık pakı” imzalamıştır. Buna kızan ABD yardımı kesmiştir.

 

    SSCB’nin Türkiye’den Toprak ve Boğazlarda Üs Talebi.

      Mart.1945 tarihinde,17.Aralık.1925 “Türk-Sovyet Saldırmazlık Paktını” fesh eden SSCB, Haziran 1945 yılında Kars ve Ardahan’ı isterken, SSCB’nin yönlendirdiği bazı Gürcü Profesörler de Aralık 1945 ayında Giresun, Gümüşhane ve Bayburt’un tarihi Gürcistan toprakları olduğunu iddia ediyorlardı.

      Yine bu sıralarda SSCB boğazlar konusunda verdiği notalarla Türkiye’de endişe yaratıyordu. Ayrıca Temmuz 1945 yılında toplanan Potsdam Konferansında SSCB’nin özellikle Boğazlar konusunda sessiz kalması Türkiye’yi bir kez daha endişelendiriyordu.

      İngiltere’nin baskısı ile “Truman Doktrini” ve “Marshal Planı” ile ABD Türkiye’ye bir miktar maddi yardım sağlıyor ama,  askeri destek sağlamıyordu. İşte bunun için Türkiye NATO’ya girme ihtiyacı duyuyordu.

 

    Kore, Kore, Kore.

      SSCB’nin tehdit’ine karşı, NATO şemsiyesi altına girmek isteyen Türkiye’yi bazı NATO ülkeler istemiyordu. NATO’nun kurulmasından 15 ay sonra Kore savaşı başlamış, Türkiye BM. Güvenlik Konseyinin aldığı karara katılacağını açıklamıştı.

      BM. Genel sekreterinin isteği üzerine 4500 kişilik bir birlik Kore yolunu tutuyordu. Kore’de Türk askerinin gösterdiği başarılar, Türkiye’nin NATO üyeliği yolunu açıyordu.

      NATO birliklerinin Kore’de yaptığı bir ilerleme sırasında öncü birliği görevini yapan Türk birliği, Yanlarında bulunan ABD birliklerinin haber vermeden geri çekilmesi üzerine, Kunuri’de çember içine düşüyordu. Türk Tuğayı’nın başlattığı yarma harekatı başarılı oluyor, ancak ABD birliklerinin haber vermeden çekilerek Türk birliklerini düşman içinde yalnız bırakması yüzlerce şehit ve yaralıya neden oluyordu.

 

    Küba Krizi.

      1945’li yıllardan itibaren çeşitli yardım ve ekonomik işbirliği anlaşmaları ile Türkiye’ye yanaşmaya çalışan ABD, mevcut iktidarların zafiyeti ve ABD’ye bağımlılığı nedenlerinden faydalanarak Türkiye’ye SSCB’yi tehdit edebilecek nitelikte Jubiter füzeleri yerleştirmişti. Bu durum SSCB’yi rahatsız etmiş ve Türkiye’yi bu füzelerin kaldırılması için uyarmıştı.

      Bu talebine olumlu yanıt alamayan SSCB, buna karşılık Eylül 1962 yılında ABD’yi vuracak şekilde nükleer füzelerini Küba’ya yerleştirmeye başladı. ABD’nin durumu fark etmesi üzerine Küba’yı abluka altına alarak dünyayı savaş eşiğine getirdi.

      Bu durumda SSCB’nin ilk hedefi Türkiye idi.

      Ocak 1970 yılında İsmet İnönü (TBMM konuşması) “Amerikalıların bize Jüpiterlerin demode oldukları için çekileceğini söylediler. Onların yerine Polaris denizaltıları ikame edilecekti. Ancak daha sonra öğrendik ki, Sovyetlerle pazarlık yapmışlar. Bu olay gösterdi ki,Türk yöneticileri Amerika’nın Türkiye’yi istenmeyen krizlere sokmasına izin vermemelidirler.”

 

    Kanlı Noel-Johnson Mektubu.

      1963 yılında Makarios Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için Kıbrıs Türk’ünü imhaya başlamıştı. Türk savaş uçakları  bu kanlı saldırıları durdurabilmek için ada üzerinde uçuyor ama saldırıların sonu gelmiyordu. İngiltere’nin yanaşmaması üzerine 1960 Garanti Anlaşmasının kendisine tanıdığı tek taraflı müdahale kararı alan Türkiye’ye ABD başkanı Johnson 5.Haziran 1964 günü tehdit ve ültimaton içeren aşağılık mektubu gönderiyordu.

      Mektubunda “ABD’ye danışması gerektiğini Garanti Anlaşmasının Türkiye’ye müdahale hakkı vermediğini, ABD silahlarını kullanamayacağını” söylüyordu. Tehdit ise son derece açıktı. “Siz Kıbrıs’a müdahale ederseniz, bizde SSCB’den gelecek bir saldırıda sizi yalnız bırakırız”

      İşte bu mektup Rum saldırılarının 10 yıl daha sürmesine ve binlerce Türk’ün palikaryalarca katledilmesine sebep oldu. Sadece ABD seçimlerindeki Rum oyuna karşı yüzlerce Türk’ün şehit olmasına bu mektup neden oldu. Şunu iyi biliniz ki; Kıbrıs’ta şehit edilen her Türk’ün kanında ABD’nin vebali çok büyüktür.

 

    Kıbrıs Barış Harekatı.

    Kıbrıs Cumhuriyetinde darbe olmuş “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti” kurulmuştu. Türklere karşı soykırım planları devreye sokulmuştu. Türkiye bu sefer Kıbrıs’a asker çıkartmak mecburiyetinde kaldı.

   Sözde stratejik ortağımız ABD, Yunanistan’ı kınamaktan, Darbeci Samson hükümetini tanımayacağını açıklamaktan kaçındı. Türkiye’ye gözdağı vermek için Akdeniz’de konuşlu 6. filosunu harekete geçirdi. Elektronik Harp cihazları ile Türk savaş uçak ve gemilerine saldırdı.

    Birinci harekatla Kıbrıs Türkü’nün tamamını güvence altına alamayan Türkiye, EOKA terör örgütünün kanlı eylemlerine devam etmesi üzerine ikinci harekatı başlattı.

    Yine ABD sert tepki gösterdi. Stratejik ortak bu defa 5.Şubat 1975 tarihinde Türkiye’ye yıllarca sürecek ambargo uyulamaya başladı.

 

    Silah Ambargosu.

    ABD, Kıbrıs’ta EOKA çetelerinin kullandıkları silahların ABD yapısı olduğunu biliyordu. İsrail Lübnan’ı ABD silahları ile işgal ederken,1956 yılında İngiltere ve Fransa Süveyş’te ABD silahları kullanırken sesi çıkmıyordu.

    Neden Türkiye’ye ABD silahlarını kullandın diye efeleniyor, ambargo uyguluyordu. Sebepleri çok ama çoktu. Bir kere Türkiye 1974 yılında ABD’nin baskısı ile yasaklanan haşhaş ekimine kontrollü izin vermiş, ABD’li bazı patronların menfaatlerine dokunmuştu. İkincisi Hilal-Salip meselesiydi. Hıristiyan ABD Müslüman Türkiye’yi elbette tercih etmeyecekti. Bir diğeri ise Kıbrıs’ın Türkiye tarafından kontrolü Doğu Akdeniz’in Türkiye kontrolüne girmesi demekti ki, bu durum İsrail açısından sakıncalı idi. Diğer bir husus ise ABD’de yaşayan Rum oyları idi.

   Sonuçta; Stratejik dost ABD ambargoyu uygulamaya başladı. Buna karşılık Türkiye de 3.Temmuz 1969 tarihli “Ortak Savunma İşbirliği Anlaşmasını” İncirlik üssündeki NATO görevi saklı kalmak şartıyla fesh etti.

 

    Sözde Ermeni Katliamı.

    Ermeniler Osmanlı İmparatorluğuna saldıran Rus orduları ile birlikte savaşıyor, Ermeni çeteleri müdafaasız kadın, yaşlı, çocuk demeden Türkleri katlediyordu. Bunun üzerine Osmanlı 1915 yılında çıkardığı “Sevk ve İskan” uygulaması ile Ermenileri harp sahası dışına taşıyordu.

    Bu Ermenilerden bir kısmı ABD, Fransa, İngiltere gibi ülkelere giderek yerleşiyorlardı. Yurt dışına giden Ermenilerin yıllar sonra akılları başına geliyor, özellikle bunların ikinci kuşak olan torunları soykırım diye bağırıyorlardı.

    1973 yılında Los Angeles’te Türk başkonsolosu Mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir Ermenilerce şehit ediliyor, Bunu 13 yılda 34 diplomatımızın şahadeti takip ediyordu. Bütün bu olaylara rağmen ABD senatosu aldığı bir  kararda “İnsanın insana,insanlık dışı davranışları anma günü” ilan ederken,bu kararın içine Ermenilerin 1915 yılında sözde soykırıma uğradığı yer alıyordu.Tabiatıyla ABD senatosu bu kararı alırken 300 milyon Kızılderili katliamı yer almıyordu.

    Yine 1996 yılında ABD temsilciler meclisi “Ekonomik Yardım Fonu”ndan Türkiye’ye Sözde Ermeni soykırımını kabul etmesi halinde 22 milyon dolar verilmesini karara bağlayan aşağılık bir iş yapıyordu.

1981’de Reagan,1990’da Bush, daha sonraları Clinton ve oğul Bush 24 Nisan’da Sözde Ermeni soykırımı için mesaj yayınlıyorlardı.

    2000 yılında ABD’li Ermeniler sözde soykırımı içeren bir karar tasarsını Temsilciler Meclisi Genel kuruluna kadar getiriyorlar, bu her yıl böyle devam edip gidiyor. ABD siyasetçileri ABD’li Ermeni oylarına karşılık stratejik ortağını devamlı satıyor.

 

    PKK Terör Örgütü.

    Bu kanlı terör örgütünün, Taliban, El Kaide örgütlerinde olduğu gibi ABD’nin kurduğuna dair birçok söylentiler bulunmaktadır. ABD örgütün eylemlere başlaması ile birlikte PKK ile irtibat kurduğu, ona eğitim ve lojistik destek sağladığı bilgileri sadece bizim basınımızda değil dünya basınında yer almıştır.

    Buna birkaç örnek verelim; Hepimizin bildiği gibi Çekiç güç kurulduğu zaman bu güç için ABD’den gelen malzemelerin neler olduğu Türk yetkililerince kontrol edilemediğinden neler olduğu bilinmiyordu. Ancak aşağıda vereceğim örnekler göz önüne alındığında ABD-PKK ilişkileri hakkında bir fikre varılabilir.

      -10-11.Ocak 1992 tarihinde Çekiç Güce bağlı bir helikopterin Cudi Dağında PKK’lılara malzeme attığı tespit edilmiştir.

      -Ekim.1992 tarihinde Kuzey Irak operasyonunda yaralanan PKK’lıların Çekiç Güç helikopterleri ile kaçırıldığı basında yer almıştır.

      -1997 yılında terörist başı kanlı katil Öcalan “Çekiç Gücün kendilerine dolaylı yoldan yardım ettiğini,varlığının PKK için uygun bir ortam olduğunu” söylemiştir.

      -2000’li yıllarda ise PKK’nın kullandığı silahlardan ele geçenlerin numaralarından bu silahların ABD ordusunun silahlar olduğu anlaşılmıştır.

      -Kandil Bölgesine giden bazı basın mensuplarının bölgede PKK ile ilişkide bulunan ABD’li askerleri gözleri ile gördüklerini açıklamışlardır.

    İşte iki yüzlü stratejik ortak.

 

    Muavenet Olayı.

    2.Ekim.1992 tarihinde Türk Muhribi Muavenet gemisi Eğe Denizinde icra edilen bir NATO tatbikatında, ABD uçak gemisi Saratoga’dan atılan iki adet füze ile hasar görür. Bu saldırıda 5 askerimiz şehit olmuş,22 askerimiz yaralanmıştır.

    Olay ABD’nin yalanları yüzünden aydınlatılamamıştır. ABD füzelerin kaza ile ateşlendiğini söylerken bu açıklamaya kundakdaki çocuklar dahi gülmüştür.

    Biz konuyu değişik bir açıdan değerlendirelim. ABD kendi menfaatlerine aykırı hareket eden ülkeleri şok operasyonlarla, askeri operasyonlarla cezalandırarak gözlerini korkutmaya çalıştığı bilinmektedir. Peki o sıralarda Türkiye ne yapmıştır stratejik dostunu bu kadar kızdıracak.

     ABD’nin stratejik planı olan Irak’ı işgal ederek petrole hakim olma ve Irak’ın kuzeyinde yandaş bir Kürt devletinin kurulmasına karşı çıkmıştır.

     Bunun için ABD Türkiye’ye gözdağı vermeye kalkışmıştır. Bunun en büyük kanıtını bize ABD mahkemesi vermiştir. Olayla ilgili ABD’de açılan davalarda ABD mahkemeleri “bu olay kaza veya hata değildir.Politik meseledir.”Kararını vermişlerdir.

    Kısacası ABD stratejik ortağını korkutmaya kalkışmıştır.

 

    Diğer Konular.

    Burada belirttiğim hususlar yakın tarihimizde Türkiye ile ABD arasında geçen olaylar olup,sadece isimlendirerek geçeceğim.

      -ABD Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattını yüzlerce bombalayarak Türkiye’ye büyük maddi zararlar yüklemiştir.

      -Suriye ile ikinci sınır kapısının açılmasından önce Fish kapısını havadan bombalamıştır.(20.Haziran.2001)

      -11 Türk askerine çuval geçirmişlerdir.

      -Irak’ın kuzeyinde oluşturdukları bölgesel hükümeti askeri ve mali açıdan desteklemeye devam etmektedir. ABD silahları (Ağır silahlar dahil) ile donattıkları bu birliklere askeri eğitim ABD tarafından verilmektedir.

      -Bağdat’a görevli giden 5 polisimizin ABD askerlerinin gözü önünde şehit edilmiştir.

     Sonuç.

    Bütün bunlar sonucunda son yıllarda Türk kamuoyunda belirginleşen ABD KARŞITLIĞI GİTTİKÇE HAKLI BİR ÖFKEYE DÖNÜŞMEKTEDİR. Bize yıllarca stratejik ortak diye yutturulmaya çalışılan ABD’nin tarihsel durumu bir nebze yukarıda açıklanmıştır. Kaldı ki, zamanımızda Irak işgali ile ABD gerçek yüzünü bütün açıklığı ile göstermeye başlamıştır.

    Yıllarca Türk milletinden saklanmaya çalışılan bu yüz, sadece ABD’nin menfaatlerini düşünerek hareket etmiş, yaptığı her yardım, her destek ve her hareket büyük ve uzun bir stratejik menfaatin parçası olarak ABD tarafından acımasızca uygulanmıştır

    Bu planında kendisine destek olmayan ülkeleri ,kaos,iç çatışma ve parçalama ile tehdit dahi eden ABD,Şeytani yüzünü göstermekten bir an dahi tereddüt etmemektedir. ABD’nin gerçek yüzü budur.

    ABD muhiplerinin uydurduğu ve Türk halkını yıllarca kandırdığı   “Stratejik Ortaklık” gerçekte ABD menfaatlerinin korunduğu ve kollandığı müddetçe vardır. Yoksa başına çuval geçirir,tahsis ettiğin vatan toprakları üzerindeki üslerde Binbaşını dahi evire çevire döver.

    Türk Milleti,özellikle Türkiye’yi idare edenler şunu iyi bilmelidirler.”Hiçbir ülkenin dostu yoktu.Sadece menfaati vardır.”

                                                                                  Atila Şimşek

                                                                                                     

 

 

 

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.