Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8394
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
ASKERLİK MESLEĞİNDE DEĞERLER VE AHLAKİ KURALLAR

           ASKERLİK MESLEĞİNDE DEĞERLER VE AHLAKİ KURALLAR

 

 

                                               ASKER ANDI

 

    “Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada, her zaman ve her yerde, milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu, Türk Sancağını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğruna seve seve hayatımı feda edeceğime namusum üzerine ant içerim.”

 

 

                                               ESAS VAZİFE                          

 

      Her askerin esas vazifesi; Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyi ahlak sahibi olmak, üste itaat, hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret ve atılganlık, icabında hayatını hiçe saymak, bütün silah arkadaşlarıyla iyi geçinmek, birbirine yardım, intizam severlik, yapılması menedilen şeylerden kaçınmak, sıhhatini korumak ve sır saklamaktır.

 

 

 

ASKERLİK MESLEĞİNDEKİ DEĞERLER VE AHLAKİ KURALLAR

 

GİRİŞ     :

 

    Vatan topraklarının, deniz ve semaların savunulması; Milletin hürriyet ve istiklalinin, şeref ve hasiyetinin korunması görevi namusuna emanet edilmiş olan Türk Silahlı Kuvvetler kutsal bir ocaktır. Bu ocağın amacı doğrultusunda hizmet etmeye gönül veren askerler de mesleğe ant içerek katılırlar. Asker andı, manevi değerlere bağlanışın anlamlı bir ifadesidir. Silahlı Kuvvetlerde askeri eğitimle beraber ahlak ve maneviyatın güçlendirilmesine özen gösterilmesi hükmü de yer almaktadır.

    Askerlik mesleği tam anlamıyla bir inanç mesleğidir. Türk askeri için, rütbesi ne olursa olsun, gelenek ve göreneklerinden, milli hasletlerinden, Türk-İslam töresinden gelen inanç ve değerler binlerce yıldır özde bir değişikliğe uğramamış köklü bir manevi mirastır. Tarih boyunca devlet ve millet varlığının, dirlik ve esenliğini, güçlü ve disiplinli bir ordunun ayakta durmasıyla kaim gören hâkim inanış her zaman geçerli olagelmiştir. Öyle ki, bugün oğlunu askere gönderen ana “ ölürse şehit, kalırsa gazi” demekle bu inanç ve bilinçle yoğrulduğunu göstermektedir. Tıpkı, askerde şehit olan oğlunu toprağa veren babanın “Vatan Sağ olsun” diye iki kelimenin pek büyük, pek yüce anlamına sığdırdığı asil duygu gibi. Askerin ana ve babası, canlarından aziz varlıklarını vatan için esirgemediğine göre bu inanç ve duyguların temelindeki şaşmaz sağduyu ve ilahi teslimiyetin dayanağını açıklamak zor olmasa gerekir.

    Askerine “Mehmetçik” diyen, şahadeti, en yüce mertebe olarak kabul eden Türk Milleti gerçekten de Ordu-Millet vasfını taşımaya hak kazanmış yüce inanç ve değerlere sahip bir varlıktır.

    Millet gözünde askeriyeyi seçkin, asker ocağını kutsal yapan bu manevi hasletler üzerinde hakkıyla durmak şarttır. Zira böylesine kutsal, önemli ve saygın yeri olan askerlik kurumuna bakarken ve “Askerlik yapmadan adam olunmaz” sözünün altındaki manayı araştırırken şu gerçeğe varırız ki askerler vazife, şeref ve vatan için hizmette inançlı ve erdemli olmak zorundadırlar. Milletimizin askerden beklediği özetle budur.

    Karşılığında önemli bir maddi kazancı olmayan askeri hizmet, ancak manevi değerlerin zenginliği ile mensuplarına feyiz verir, ün kazandırır. Bu bakımdan her askerin inançlı, seciyeli ve fedakâr olması gerekir. “Vatan Hizmeti” denen kutsal emanetin korunması, bu yükü her ne pahasına olursa olsun şevkiyle, gururla ve sebatla taşımaya kararlı ve mesleğin tabiatından doğan meşakkatlere seve seve katlanmaya hazır, yüksek manevi değerlere sahip askerlerin varlığı ile mümkündür.

 

 

ASKERLİK MESLEĞİNDEKİ DEĞER YARGILARI

 

    Her mesleğin, kendi faaliyet özelliğinden kaynaklanan ve meslek mensuplarının genel ortak kanaatlerini, sezgi ve duygu temelli tepkilerini ortaya koyan kendine özgü bir kamuoyu vardır. Bu kamuoyu, doğruları ve yanlışları, geçerli ve geçersizleri ayırt etmekte kendi ölçülerini kullanır.

    Mesleki değer yargılarının kaynağını meydana getiren her kamuoyu gibi askeri camianın da ortak vicdanı niteliğinde olan, ancak açıkça görülmeyen bir kamuoyu vardır. Askeri çalışma yerlerinin huzurunda, yapılan işlerin ve yapılma şeklinin bu kamuoyunda tasvip görüp görmemesinin etkisi büyüktür. Sessiz de kalsa bu kamuoyunun er geç kendini belli eden (olaylar ve gelişmeler sonucu anlaşılan) olumlu veya olumsuz tepkisi hesaba katılmadan güvenilir bir başarıya ulaşmak kolay değildir. Dolayısıyla askeri toplumun ortak vicdanını iyi teşhis edebilmek için önce onun değer yargılarını tanımak gerekir.

    Bununla beraber, askerlikteki değer yargılarını tek bir kamuoyuna veya ortalama bir seviyeye mal etmek de zordur.

    Genellikle yönetilen geniş kitle için malum olanlar, algılanan ve düşünülenlerle yöneten dar kitle veya zümre için (arada tam bir sınır çizilmese de) bakış açısı bir ölçüde farklıdır. Ortak olan hasletler ve değer yargıları ile eğitim, kültür, etkileşim, yaş ve tecrübe gibi etmenlerin muhassalası, bu iki grubun görüş ve kararlarına esas olan anlayışların birleştiği ve ayrıldığı noktaları tayin eder.

    Genellikle temel ilkeler üzerinde yöneten ve yönetilen kitlelerin anlayış beraberliğinim sağlanabildiği oranda gerçek ve güvenilir başarıya ulaşma şansı artar. Bu bakımdan, hizmetin niteliği ve komutandan beklenenler hususunda askeri camianın, büyüğü ve küçüğüyle aynı değer yargılarına sahip olması, fevkalade arzu edilen ve Silahlı Kuvvetlerin etkinlik ve güvenliğini sayılamayacak kadar fazla katkıları olan bir etkendir.

    Hiçbir komutan ve lider düşünülemez ki başarıyla yerine getirilmesinde hem üst hem de ast kademelerin mümkün olan azami tasvip, güven ve desteğini sağlamak istemesin. Bu bakımdan askeri camianın farklı kesimlerindeki ölçüler, inanç ve anlayışlarda olabilecek her zıtlık komutan ve lideri karar ve tercih yönünden baskı altında bırakacaktır.

    Neticede, Silahlı Kuvvetlerin harekâta hazırlığına ve harekât görevlerinin başarıyla icra edip edememesine bağlanan bu baskı, asgari müştereklerin arttırılması ve lider kişiliğinin örselenmemesi şartıyla dengelenebilir.

    Askerlik mesleğindeki değer yargılarını iki ayrı kapsamda incelemek mümkündür. Bunlardan birincisi Hizmet Kavramına ilişkin değer yargıları; ikincisi ise Askeri Camianın liderlikle ilgili Ahlaki Değer yargılarıdır.

 

      HİZMETLE İLGİLİ DEĞER YARGILARI ;

 

    Askeri hizmetin tabiatına dayanan değer yargıları Vazife-Düzen-Disiplin doğrultusundaki mantık hükümleri ve geçerli görüşleri içerir. Diğer bir anlatımla, bu kapsamda nesnel olarak askeriyeden ve askeri hizmetten neler beklendiği, aynı zamanda askeri hizmetin nasıl anlaşıldığı yer alır. Bu değer yargıları aşağıda sıralanmıştır.

 

      Askeri Vazife, Vatan Ve Millete Hizmettir;

    Hizmetin, maddi karşılığıyla ölçülmediği ve askerlik mesleğinin kendini yüce amaçlara adamayı gerektirdiğini ifade eden bu değer yargısı, köklü bir bilinç halinde her askerin ruhunda ve vicdanında mevcuttur. Askerler, hizmetin bu niteliğini iki ayrı değerlendirmede ölçü olarak kullanırlar.

    Bunlardan birincisi, askerlikte kutsal hizmet uğruna maddi ve manevi sıkıntılara sabırla katlanmak gerektiği; ikincisi ise askeri vazifenin yerine getirilmesinde hiçbir kişisel veya endişenin engelleyici veya saptırıcı rol oynamayacağı şeklindedir. Bu değer yargısının özelliği, hem yönetici hem de yönetilen gruplarda yer eden ortak bir telakki oluşudur. Keza mesleğin niteliği (Tabiatı) ile bağdaşan öncel bir yargı olması ve vazife esasına dayalı Türev değer yargılarıyla beraber askeri hizmet anlayışının bütününe ışık tutması bakımından da bu değer yargısı önem taşımaktadır.

 

      Askerlikte Konuşulana Değil, Yapılana Bakılır ;

    Olumlu ve olumsuz değerlendirmede kullanılan bu ölçü, askerlikteki “Az laf, çok iş” ilkesine dayalıdır. Değer yargısının olumlu yöndeki açıklaması, çalışkan ve işini bilen askerlerin fazla ve gereksiz konuşmaktan kaçındıkları, kendilerini bilfiil vazifelerindeki yetenekleri, işe yararlıkları ile gösterdikleri şeklindedir. Buna göre bilgi ve beceriyle temayüz eden gayretli komutan ve liderler hem hareketleriyle örnek oldukları ve gerekli teşvik ortamını yarattıkları için, hem de esasen fazla söz söylemeye vakit ve ihtiyaçları kalmadığı için az konuşurlar.

    Aynı yargı, olumsuz yönde yürütüldüğü zaman iktidar ve iktidarsızlık ikilemini açıklar. Gerçekten de muktedir kişiler askerlikte az ve öz konuşmayı yeğlerler. Buna karşılık iş yapma ve yaptırma iktidarı zayıf olan kişiler de tam aksine fazla ve uzun konuşmayı alışkanlık haline getirirler. Özellikle bu ikinci tip askerler, komutanlık mevkiinde gerekli otoriteyi sağlamada zaafa düşerler. Zira çok konuşurken belki bazı hataları düzeltme imkânı bulurlar ama hem açık vermeleri ihtimali çoğalır. Hem de astlarının gözünde “zarar gelmez” kimse olarak zor anlarda hâkimiyet ve disiplin sağlamada aciz kalırlar.

 

  Askeri Vazifede Sebatla Çalışan Kazanır ;

    “Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz” özdeyişinde belirtildiği gibi, askerlikte hedefe ulaşmak için gayretli ve sabırlı olanların ileri gitmeleri tabiidir. Askeri toplumda yaygın bir kanaat halinde yer alan bu görüş olaylarla da doğrulanmaktadır. Dolayısıyla askerler, ne yaptığını ve ne yapacağını iyi bilen, bu uğurda içtenlikli, bilinçli, ısrarlı ve iradeli bir mesai sarf eden meslektaşlarının başarı şansını peşinen yüksek görür.

    Çünkü, devlet ve milletin varlık ve dirliği ile doğrudan ilgili askerlik vazifesi her haliyle dirayetli, basiretli ve güven telkin eden liderlerin peşinden gidilerek başarı ile yerine getirilebilir. Bu ise büyük küçük hukuku ile ilgili değer yargısını haklı ve geçerli kılar.

    Nitekim, Türk askeri birliklerinin esarette dahi Emir-Komuta düzenini bozmaması ve her askerin aynı bağlılık ve disiplin içinde kalabilmesi bu değer yargısının geçerli oluşunu ispatlamaktadır.

    Diğer taraftan, bu yargının tabii bir sonucu olarak komutanlık yetki ve sorumluluğunun paylaşılmazlığı kuralı askeri camiada genelde kabul görür. Komutan, yasalar ve moral beklentileri gereği, lider ise bu sıfata hak kazanabilmek için otorite iktisap etmede herkesten önde olmak zorundadır.

    Şeklen olduğu kadar, hem davranışta hem de özde astlarını aşması beklenen komutan ve/veya lider yalnız rütbe, makam ve tecrübesiyle değil, askeri kural ve zorlamalar ötesinde de içten gelerek kendisine başvurulan ve aranan bir büyük olabilmelidir.

    Her sorunu çözebileceğine inanılan bir komutan ve lider hak edilmiş otoriteye sahip demektir. Buna karşılık, komutan veya lider mevkiindeki bir askerin, sonuca tesir etmeyen teknik ayrıntılar ve teşkilat/birlik hedeflerini astlarına benimsetmek için onların görüşlerini almak dışında özellikle “Karar” gerektiren durumlarda astlarına danışması; askeri kamuoyunda yetersizlik, hatta liyakatsizlik olarak değerlendirilir. Böyle bir askerin komuta ettiği birlikte ise ne büyük-küçük hukukuna ne de komutanlık otoritesinin paylaşmazlığına saygı kalır.

 

      Askerlik Mesleğinde Kural Ve Usuller Önemlidir ;

    Disiplin ve düzenin hizmetin niteliği kadar önem taşıdığı bir meslek olan askerlikte bütün mensupların paylaştığı bir yargı da kural ve usullerin tartışılmazlığıdır. Bu anlayış askerliğin temel özelliklerinden biri olan kanun, nizam ve emirlerin üstünlüğüne dayanmakla beraber aynı zamanda komuta mevkiindeki askerlere ciddi yükümlülükler de getirir. Askeri camiadaki hâkim kanaate göre kural ve usullerin hem dirayet hem de basiretle kullanılmasını gerektirir. Yanlış yönde, öncelik sırası tanımadan ve hizmetin esasını zedeleyecek tarzda, özellikle biri diğeriyle çelişecek surette kurallar konulması veya usuller uygulanmaya kalkışılması asker toplumu şaşkınlığa düşürmekle kalmaz; hem huzursuzluğa hem de disiplinin bozulmasına yol açar. Dolayısıyla bu değer yargısının gereken ciddiyetle telâkki olunarak, kurallar hiyerarşisinin gözetilmesi ve usulleri uygulamada astları rencide etmemeye hassasiyet gösterilmesi, disiplin ve düzenin korunmasında fevkalade önemlidir.

 

      Askeri Hizmette Başarı Birlik ve Beraberlikle Kaimdir ;

    Türk Silahlı Kuvvetlerinde yüzyılların kökleştirdiği ve acı-tatlı tecrübelerle sabit olan bir değer yargısı da “Birlik ve beraberliğin Kader-i İlahiden gayri her güçlüğü yeneceği” kanaatidir. Gerçekten de belki hiçbir meslekte, askerdeki kadar meslektaşların birbirine güvenme ve dayanma ihtiyacı yoktur. Zira askerler kutsal görevlerini icra ederken hayatla ölüm, gazilikle şehitlik arasındaki çizgide kader birliği içinde olmak zorundadırlar. Dolayısıyla başarı için sırt sırta verebilmeleri ve silah arkadaşlarını kollamaları gerekir. Mesleğin ve hizmetin bu özelliği, askerleri inanç ve cesaret yanında en küçük birimden, Silahlı Kuvvetlerin ve Türk Milletinin bütününe güvenmeye kadar kederde ve kıvançta beraber olma anlayış ve tutumunu benimsemeye sevk eder. Ayrıca iyi asker, iyi vatandaş özdeşliğini pekiştirir.

 

 

 

    AHLAKİ DEĞER YARGILARI

 

Askerlik Hakkaniyet, Dürüstlük ve Mertlik Mesleğidir  ;

    Bu değer yargısı “Vermeden almak Allah’a mahsustur.” Özdeyişinde anlamını bulan hak ve vazife dengesini ifade eder. Her ne kadar özünde kişisel hesap ve gaile için çalışmak yatmasa da askeri hizmetin tam olarak yerine getirilebilmesi için imkânların istenen vazifeye uygunluğu ve külfet-nimet dengesinin gözetilmesi beklenir. Askeri kamuoyunun bu değer yargısı mutlaka maddi karşılıklara bağlanmamalıdır. Yalnızca hakkaniyete inanmak ve maddiyatla ilgili olmayan bir anlayış ve fedakârlık ortamını geliştirmek dahi kuvve-i maneviyeyi destekleyeceğinden ihtiyaç duyulan dengeyi ve sonuçta gerekli şevki sağlayabilir. Bunun aksine askeri lider ve komutanın çifte ölçü kullanması; benzer durumlarda birbirinin tersine kararlar vermesi, layık olan herkese hakkını vermemesi ve özellikle çalışanla çalışmayanı ayırt edememesi hizmete ve disipline zarar vermekle kalmaz; itimat ve emniyet duygularını yok ederek askeri başarısızlıklara sürüklenmenin amili olur. Bu nedenle özü-sözü bir, doğruluktan ayrılmayan, mert askerler meslekte takdir ve kabul görürken, inandığını söylediği ilkelerle gerçekte takip ettiği yol farklı olan kişiler, güvenilmez ve namert damgasını hak ederler.

 

Askerlik Ahlaklı İnsanların Mesleğidir  ;

    Bu değer yargısı edepli ve ağırbaşlı olmanın yanında başkalarını aldatmayan, silah arkadaşlarına entrikalar düzenlemeyen, vatan ve milletine ihanet etmeyen, toplumun ayıp saydığını, aldatıcı yolsuzluklara ve tutkulara düşmeyen, rüşvet ve yetkiyi kötüye kullanma gibi suçları işlemeyen asker olmanın lüzum ve değerini açıklar.

    Askeri kamuoyu lidere kıymet biçerken önce Onun lekesiz olup olmadığına baktığı için ahlaken düşkünlük gösteren, şaibeli askerlerin gerçek birer lider olabilme ihtimali yoktur. Velev ki hakkında, sabit olan bir suç istinadı olmasa da şerefli bir asker için en önemli meziyetlerden ve faziletlerden biri de dürüst ve ahlaklı insan olmaktır. Zira; esrarkeşlik, sarhoşluk, kumar, yalancılık, borç yapma gibi kötü iptilalar, hırsızlık yapma, ırza tasallut gibi kötü hareketler, dine hürmetsizlik, iki yüzlülük, göz boyama, şahsi istek ve çıkarların peşinde koşmak, kaypaklık, yerine göre devlet sırrını açığa vurmak, satmak ya da cinayet işlemek ağır birer töhmet veya cürümdür. İyi ahlak sahibi olmayan kimseler ordu içinde barınamamakla beraber aha hafif şekilleriyle kötü örnek veren, ahlaken düşüklük gösteren askerlere rastlanabilmektedir.

    Liderler ve komutan için şahsi doğruluk ve ahlaklılık kadar bu gibileri teşhis, ıslah ve hiçbir tedbir kar etmezse tecziye ve hatta tart etmek, kaçınılmaz bir vazifedir. Bu vazifeyi yerine getirmede gereken basiret, cesaret ve dirayeti gösteremeyen askerler de lider olarak kabul edilemezler.

 

      Askerlikte Şahsiyet, Vakar Ve Ciddiyet Önemlidir  ;

    Askere yakışmayan tavır ve hareketin askeri camianın da bütünüyle benimsediği bir ölçü de şahsiyet, vakar ve ciddiyetin askerliğe yakışır olduğudur.

    Temelinde doğruluk, özgüven, çalışkanlık, bilinç ve yüksek ruh özellikleri bulunması gereken şahsiyet, vakar ve ciddiyet her rütbe ve makamdaki asker için önem ve değer taşır. Zayıf şahsiyetli, gevşek, öz saygısı olmayan askerler meslektaşları arasında saygı ve hüsnü-kabul görmezler. Görünüşleriyle güven telkin eden, ne yaptığını bildiği izlenimini bırakan, sözleri ve hareketleri ile ağırbaşlı komutanlar beğeni ve tasvip görmekle kalmaz askeri kamuoyunda “Lider Tavırlı” olarak değerlendirilirler. Her ne kadar yalnızca bu nitelikler kişiyi lider yapmaya yetmez ise de lider olmada gereken özellikler arasında sayılır. Bununla beraber iyi bir liderin vakarla-gururu veya kibir’i, ciddiyet ile katılığı birbirinden ayırt etmesi gerekir.

 

       Askerlikte Nefse Hakim Olmak ve Kararını Bilmek Gerekir ;

    Bu değer yargısı, zekâsını, duygularını, sözlerini ve hareketlerini denetleyemeyen askerlerin zor durumda kalacağı gerçeğine dayanır. Askerlik mesleğinde tepkileri dizginleyebilmenin, önün-arkasını düşünerek konuşmanın, zekâyı akıl gemine alabilmenin, her harekette ölçülü ve yerine göre ihtiyatlı olmanın yarar sağlayacağı muhakkaktır. Karşılıklı saygı, sevgi ve anlayışı geliştirecek, birlik ve dayanışma halinde başarıya ulaşmayı kolaylaştıracak davranış şeklinin hâkimiyetten geçtiği herkesçe bilinir. Büyükler için olgunluk, küçükler için çelebilik (efendilik) kabul edilen niteliklerin orduda ayrı bir önem ve değeri vardır.

 

      Askeri Toplumda İnce Hesaplara Yer Yoktur ;

    Devlet ve milletin güvenliği ve vatanın savunması emanetini her hal ve şartta korumaya yemin eden askerler, (İlk bakışta bu kutsal vazifenin gerektirdiği tertip, düzen ve kılı kırk yararcasına ince hesaplı ve titiz olma ihtiyaçları ile çelişiyor gibi görünürse de) aslında büyük çoğunluğu ile geniş yürekli, hoşgörülü ve kuruntulardan uzak olmaya yatkındır. Temelinde iyimserlik, kadere inanç ve mertlik duyguları olan bu yaygın kanaat, fazla şüpheci, aceleci ve müşkülpesent komutanların iyi görülmemesine yol açar. Esasen astlarının güven ve takdirini kazanmaya layık bir komutan ve/veya liderin aşırı rahatlık veya taşkınlığı gibi titizlik ve ince hesaplı olması da tasviple karşılanmaz.

    Zira askeri camiada geçerli değer ölçülerine göre şüphecilik güvenin, acelecilik kalıcı başarının, müşkülpesentlik sevgi ve saygının düşmanıdır. Bu tür davranış özellikleri, topluca ince hesaplılığa, ince hesaplılık ise birliği veya camiası için değil şahsı için fayda veya ikbal beklemeye yorulur. Özetle her ne kadar önde vazifeye karşı olan sorumluluk gelirse de askeri toplumun değer yargısı, bu üslubu benimseyen komutanlara karşı liderlik imtiyazına hak kazanamayacağı şeklinde tezahür ederek neticede vazifenin de aksamasına sebep olur.

 

 

    SONUÇ ;

     Askerlik, her ne kadar bir nizam, hak ve hukuk mesleği ise de daha öncelikli veya yüce inanç ve değerler uğruna klasik hukuk anlayışına girmeyen, buyurucu ve zorlayıcı esas ve hükümler mesleki gelenek ve uygulamada önemli bir ağırlık taşır. Özellikle komutanlara verilen yetkiler, tam bir itaat ve sadakatle vazifenin yerine getirilmesi için gerekli olduğuna inanılan “Asker Emir Kuludur” kuralını geçerli kılar.

    Bu bakımdan askerlik mesleğinde “İyi Komutan; iyi Teşkilat ve iyi birlik demektir” şeklinde özetlenebilecek hâkim inanışın özel bir yeri vardır. Dolayısıyla, biz Türkler için Komutan-Birlik özdeşliği tıpkı Ordu-Millet özdeşliği gibi, müstesna bir anlam ve değer taşır. Birliğe bakarak komutanı, komutana bakarak birliği hakkında fikir edinmek her zaman mümkündür.

    Temel ahlak kuralları ve insanlık değerleri her ordularda olduğu gibi devlet müesseselerinde de geçerlidir. Hiçbir insan düşünülemez ki, ahlaken düşük ve insan olmanın vakar ve haysiyetinden yoksun olsun.

    Askeri inanç ve değerlerle kuralların ve yasaların binlerce yıllık Türk Ordu geleneğinden Ruh ve vücut bulduğu, her komutan ve liderin hatırından ve gönlünden çıkarmaması gereken bir gerçektir.

    Saygılarımızla.

 

 

                                                                                       Turkmeclisi.org

 

   

(Bu yazı askerlik mesleğine ilgi duyanlar başta olmak üzere bütün ilgililer için düzenlenmiştir.)



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.