Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8391
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
ÇEÇENİSTAN GERÇEĞİ -2-

 Çeçenistan Gerçeği -2-

Mehmet KOÇAK

Geçen haftaki yazımda, Çeçenistan’a ilk gidişimi, 17–27 Şubat 1995 tarihleri arasında orada gördüklerimi ve yaşadıklarımı kısa bir özet halinde ifade etmiştim. Bu yazımda ise, o günden bu güne nelerin değiştiğini izaha ve gözlemlerimi aktarmaya çalışacağım. Önemle belirtmek isterim ki; Çeçenistan konusunda Türkiye’de bir haber kirliliği yaşanmaktadır. Farklı haberlerin yanında birbirine zıt farklı yorumlar dikkati çekmektedir.

Gerçekleri görebilmek, doğruları anlayabilmek için klişeleşmiş bazı tavır, davranışlar ve anlayışları terk ederek zamanın getirdiği şartları iyi okumalıyız. Zor da olsa bazı gerçekleri kabullenmek zorunda olduğumuzun bilinci içinde hareket etmeliyiz. İdealist insanlar bazen gerçekleri görmezler veya görseler de inanmak istemezler. Kısacası ideallerle gerçekler bazen birbirine zıt bir gelişim içinde olabiliyor. 

Bu konuda hiç kimseyi kınamıyor ve suçlamıyorum. Çünkü bu tutumun etkisinden en son kurtulanlardan birisi de benim. Ancak gelişmeleri irdelediğimde şu gerçeklerle yüzleştim;   Bugün Çeçenistan bağımsız bir ülke olarak Dünya Milletler Camiası’nda yer alamamıştır. Bunun iki önemli sorumlusu var. Birinci sorumlu Çeçenistan’ın ilan ettiği bağımsızlığı tanımayan ve çeçen halkının haklı davasını sahiplenmeyen İslam ülkeleri ve ileri demokrasi ile yönetildiklerini iddia eden batı dünyasıdır. İkinci ve bana göre asıl sorumlular Çeçenistan’ın kurumsallaşarak devletleşmesine engel olan silahlı gruplardır. Çeçenistan’ın yeniden işgaline sebep olacak girişimleri ve eylemleri gerçekleştirenlerdir. 

Sosyal hadiseler sadece sonuçlarıyla değil, sebepleriyle de sorgulanmaz ise gerçeklere varılamaz. Birinci savaş sonrasında yaşananlar ve ikinci savaşa yol açan yanlışlıkların bir özeleştirisi bu çerçevede mutlaka yapılmalıdır. 

Çeçenistan’ın Ruslar tarafından tekrar işgaline sebep olan Vahhabi destekli Şamil Basayev liderliğindeki silahlı grubun Dağıstan’a girmesi büyük bir yanlıştı. Elbette o yanlışın doğrusu Ruslarla anlaşmak değildi. Ancak, Çeçen halkını yok olmaktan kurtaracak üçüncü bir seçenek yoktu. Yani bu anlaşma bir istek veya bir ideolojik yaklaşımdan değil tamamen şartların getirdiği bir zorunluluktu. Çeçensiz Çeçenistan projesine engel olmak amacıyla yapılacak bir uzlaşma şart olmuştu.

Bunları araştırıp yazarken dengeler içinde taraflar arasında bir yer edinme gayreti içinde değilim ve hiçbir zaman olmadım.  Öyle bir niyetim olsa birinci savaşta o şanlı direnişi yerinde tespit etmek amacıyla ölümü göze alarak Çeçenistan’a gitmezdim. O ziyaret öncesi ve sonrası toplanan yardımların tesliminde gözlemci olarak bulundum. Siyasi ve insani yardım için gayret içinde oldum. Geçmişte olduğu gibi bugün de aynı inanç ve ruhu paylaştığımız kardeş Çeçen halkının içinde bulunduğu durumu yerinde görmek ve araştırmak üzere Çeçenistan’a gittim... Bu kısa özet yorumdan sonra bugünkü Çeçenistan’a dönelim…

Kafkasya’nın İslam Merkezi olma yolundaki Çeçenistan

             Çeçenistan gerçekten inanılmaz bir şekilde değişti. İlk gittiğimde başkent Grozni’ye girememiştim. Çünkü şehir merkezi Rus işgal güçlerinin eline geçmişti. Beş kilometre uzaklıktaki cepheden dürbünle şehri izlemiştim. Şehir kelimenin tam anlamıyla bir viraneye, bir harabeye dönmüştü. Tonlarca bombanın atıldığı bu şehrin tüm alt yapısı, elektrik santralleri, şu şebekeleri tahrip edilmişti. Top mermisinin isabet etmediği bir ev yoktu. Şehrin her köşesinden dumanlar yükseliyordu.

             Bu perişan hal sadece Başkent Grozni’de değil Çeçenistan’ın geneli Argun, Gudermes, Açhoy-Martan, Vedeno ve Şali’de hemen hemen aynı idi. Öyle bir yıkım ve öyle bir işgaldi ki, o günkü hali görmeyenler bu günden ve uzaklardan o günlerde yaşananları tasavvur dahi edemez.  O dönem bir iki köşe yazısıyla izah edilemeyecek kadar zor bir süreçti.

Çok şükür bugün Çeçenistan’da savaş yok. Rusya Federasyonu Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi eğitimde ve tüm sosyal hayatta Çeçenleri asimile etme ve Ruslaştırma politikalarını uygulamıyor. Çeçenistan Rusya’nın bir parçası olmakla birlikte Çeçenistan’da Çeçen yönetimi hâkimdir. Rusya’nın Çeçenlerin inanç değerlerini yaşama ve yaşatma konusunda bir baskısı söz konusu değildir.

Benden önce Çeçenistan’a giden Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş, Başkan Yardımcısı Hamdi Mert, TGTV Başkanı Necati Ceylan, Şair-Yazar Yavuz Bülent Bakiler, yazar ve eski milletvekillerimizden Resul Tosun, Gazeteci arkadaşlarımızdan Milli Gazete ve Vakit yazarı Mustafa Özcan, Yavuz Selim Kurt ve daha birçok düşünür Çeçenistan’da bu gerçeği müşahede ettiklerini yazmışlardır.  Bu zevatın hiçbirisi kimsenin adamı değildir. Tamamı Çeçenleri çok seven ve onların özgür bir biçimde yaşamasını isteyen kişilerdir. Aslında herkesin gönlünden geçen tam bağımsız ve özgür Çeçenistan’dır.

Abartmadan ifade etmek isterim ki müthiş bir değişim gözledim bugünün Çeçenistan’ında. Sanki o virane şehirler, kasabalar ve köyler silinmiş yerine yer altında inşa edilmiş modern şehirler, kasabalar ve köyler çıkarılmış. Grozni ve diğer şehirlerinde enkaz yığını halindeki o Çeçenistan’dan şimdi eser yok... Bu değişimde en çok dikkatimi çeken ise İslam kültürünün en belirgin şekilde öne çıkmasıdır. Kısa bir zaman içinde her taraf tertemiz ve modern bir şekilde her yer yeniden inşa edilmiş. Çeçenistan’ın yeniden inşasında olduğu gibi Osmanlı-Türk mimari tarzıyla Türk ustalarının payı dikkati çekmektedir.

Savaşın yaralarının sarıldığı ve adeta yeni bir diriliş döneminin yaşandığı Çeçenistan’da, başkent Grozni’de 10 bin kişinin rahatça ibadet edebileceği Hacı Ahmet Kadirov Camii Kafkasya’nın kalbine oturtulmuş.  Sultan Ahmet Camii’nin bir benzeri bu caminin altı minaresi şahadet parmağı gibi göğe doğru yükseliyor. Cami’nin yanındaki Kunta Hacı İslam Üniversitesi’nde sadece Çeçenistan’dan değil Kafkasya’nın çeşitli bölgelerinden gelen Müslüman gençler burada eğitim alıyor.

Kısacası kimilerinin hain, kimilerinin işbirlikçi olarak hakaret ederek suçladığı Ramzan Kadirov yönetimindeki Çeçenistan Kafkasya’nın bir İslam Merkezi olma yolunda hızlı ilerlemektedir.

 

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.