Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8395
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
DOĞU TÜRKİSTAN VE ÇİN ZULMÜ

 

    Günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti’nin işgali altında bulunan, 1.828.418 kilometre kare yüzölçümü ile Asya’nın merkezinde yer alan Doğu Türkistan’da, 1990 yılında yapılan ilmi bir araştırmaya göre, 26 milyon özbeöz Türk yaşamaktadır.

    Doğu Türkistan’ın bu tarihi ve coğrafi adı; 1876 yılındaki Çin-Mançu işgalinden sonra,1884 yılında işgalci Çin tarafından “Yeni Toprak” anlamına gelen “Sinkiang=Şincang” olarak değiştirilmiş ve 1949 yılında vuku bulan Kızıl Çin işgalinden sonra da 1955 yılında “Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi” adıyla bugünkü idari statüsü kazandırılmıştır.

    Doğu Türkistan; jeopolitik ve stratejik konumu, fiziki coğrafyası, tarihi geçmişi, etnik yapısı, kültürel değerleri ve dini inançlarıyla Türk-İslam dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır.

    Çin tarafından işgali müteakip, büyük bir baskı, işkence, idam, öldürülme hayatı yaşayan Türklere yapılan kötü muameleleri dile getirmenin her Türk’ün asli görevi olduğuna inanıyoruz.

 

    EKONOMİK TALAN;

    Dört bir yanı doğal ve ekonomik zenginliklerle dolu olmasına rağmen, Doğu Türkistan,”geri kalmış bir ülke” hüviyetindedir. Zengin petrol, doğalgaz, kömür, altın yataklarına rağmen Türk halkı sefalet içerisinde oldukça “yoksul” bir hayat sürmektedir.

    Bütün Çin’de mevcut olan 148 madenin 118 çeşit’inin Doğu Türkistan’da çıkarılıyor olması, bölgenin zenginlik derecesini ortaya koymaktadır. Ancak bu enginliklerin talan edilircesine Çin’e taşınmakta, bunların ihracatından elde edilen gelir ise Pekin kasalarına akıtılmaktadır. Doğu Türkistan’ın kalkınması ve halkın refahı için ayrılan pay oldukça düşüktür.

    Kısaca Doğu Türkistan; dünya’nın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen, halkı en fakir olan bir ülke konumundadır.

 

    EĞİTİM VE KÜLTÜREL DURUM;

    Eğitim ve kültürel alanlarda da eşitsizlik bulunmaktadır. Üniversitede okuyanların yüzde yirmisi Türk, geri kalanı ise Çinlidir. Türkologların, ilim adamlarının Türk tarihi, Türk kültürü konularında bağımsız çalışmalarına, eser vermelerine izin verilmemekte, kırsal yörelerde çağdışı şartlarda eğitim ve öğrenim yapılmaktadır.

 

    DİN VE İNANÇLARA GETİRİLEN KISITLAMALA;

    Mao’nun öiümünden sonra uygulanan “Açık Yumuşama” politikası, Doğu Türkistan Müslümanlarına bir ölçüde dini ve milli hoşgörü içinde yaşama imkanı vermiş olmasına rağmen, bilhassa İslam dininin yayılmasını amaçlayan her türlü faaliyete kısıtlama getirilmiştir .Dinsizlik propagandası ise teşvik edilmektedir.

 

    SOSYAL YAPIDAKİ EŞİTSİZLİKLER;

    “Üretim ve İnşaat Ordusu”, “Güvenlik Birlikleri” gibi değişik isimler altında akın akın bölgeye getirilen Çinli göçmenler, ülkenin en verimli bölgelerine yerleştirilirken, yerli halk da kurak bölgelere göçe zorlanmaktadır. Türkler, en ağır işlerde karın tokluğuna çalıştırılırken, Çinli göçmenlere ise özel siyasi ve ekonomik imtiyazlar verilmektedir. Türk halkı, kırsal kesimlerde ve kenar mahallelerde alt yapıdan yoksun harabe evlerde otururlarken, Çinli göçmenlere alt yapısı tamamlanmış modern yerleşim merkezleri inşa edilmektedir. Sosyal yapıdaki dengesizlik her bakımdan Türk halkının aleyhine gelişmektedir.

 

    ÇİNLİ GÖÇMEN YERLEŞTİRİLMESİ;

    Ülkenin demografik yapısını değiştirmek amacıyla, sistemli olarak ülkeye Çinli göçmen yerleştirilmektedir. Doğu Türkistan’ın işgal edildiği 1949 yılında yüzde beş olan Çinli nüfus oranı 200’li yıllar itibariyle yüzde ellilere ulaşmış durumdadır. Büyük şehirlerde bu oran yüzde doksanlara varmaktadır. Asimilasyon amacıyla bölgeye yerleştirilen Çinli göçmenler; toplumun güvenliğini, huzurunu bozmakta, yerel ekonomiyi ve geleneksel sanayi yok etmektedir.

 

    MECBURİ KÜRTAJ VE DOĞUM KONTROLÜ;

    Çin hükümeti, Doğu Türkistan’da Türk nüfusunun artmasına mani olmak için; “doğum kontrol kanununu” acımasızca uygulamaktadır. Doğumlar devlet kontrolunda ve kontenjana göre yapılabilmektedir. Kontrol dışı hamile kalanlar ise sağlıksız şartlar altında zorla kürtaja tabi tutulmaktadır. Kürtaj yatırmayıp kural dışı doğan çocuklara vatandaşlık hakkı tanınmamaktadır. Dinin amaçlarına uyarak yönetimin bu konudaki yasaklarına karşı gelenler ise hapsedilmekte veya ağır para cezalarına çarptırılmaktadır.

 

    NÜKLEER DENEMELER VE ÇEVRE SORUNLARI,

    Çin’in “nükleer merkezi” ve “atom deneme alanı” Doğu Türkistan’ın Lobnor bölgesindedir.1964 yılından bugüne kadar yer altı dahil olmak üzer elliden fazla nükleer deneme yapılmıştır. Hiçbir koruyucu tedbir almadan yapılan bu denemeler sonucunda yüz binlerce insan hayatını kaybetmiştir.

    Radyoaktif yayılma sonucu; çevre kirlenmekte, tabiat ve ürünler tahrip olmakta, halk başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanmakta, çocuklar ise sakat doğmakta veya ölmektedir.

 

    SONUÇ;

Ana hatları ile dile getirdiğimiz Çin’in Doğu Türkistan Türk halkına yaptığı bu vahşeti, uluslar arası arena konu dahi edememekte, Çin korkusu onların kabusu olmaktadır.Sözde “İnsan hakları havarisi” kesilen ABD, AB ülkeleri konu Doğu Türkistan olunca susmayı tercih etmektedirler.

    Evrensel hukuk ve insan hakları çağı diye adlandırılan bu palavra Doğu Türkistan halkına ulaşamamaktadır.

  

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.