Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8390
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
DÜNDEN BU GÜNE ÇEÇENİSTAN GERÇEĞİ -1-

Dünden bu güne Çeçenistan gerçeği -1-

 

Mehmet KOÇAK

 

Üç günlük kısa ve özel bir ziyaret programı için Moskova üzerinden Çeçenistan’a gittim. Çeçenistan’a bu benim ikinci gidişim oldu. Yeni izlenimlerimi nasip olursa gelecek yazıma ayırdım. Bu yazım, Çeçenistan’a ilk gidişim ve sonrasındaki gelişmelerle alakalı olacak. İlk gidişim, Azerbaycan ve Dağıstan üzerinden karayoluyla gerçekleşmişti. Çok yorucu ve çileli bir yolculuktan sonra 17–27 Şubat 1995 tarihleri arasında Çeçenistan’da bulundum.

O zaman Rus işgali ve işgale karşı sürdürülen o şanlı direnişin canlı şahidi oldum. Savaş tüm şiddetiyle sürerken rahmetli Cumhurbaşkanı Cohar Dudayev ile Şali şehrinde buluşmuştum. Savaşın gidişatını görüşmek üzere toplanan Çeçen Ulusal Meclisine katılmıştım. Dudayev’in yardımcısı Zelimhan Yandarbiyev ayrıca zamanın Genelkurmay başkanı Aslan Mashadov ve Çeçenistan Müftüsü olan Hacı Ahmet Kadirov ile görüşmek nasip olmuştu.

Bu gidişimde maalesef bu kıymetli insanların hiçbirini bulamadım.

Çeçenistan’ın geleceği konusunda yöntem, metod ve düşünce bakımından aralarında farklılıklar olsa da her biri vatan sevgisiyle dolu, inançlarında samimi olan bu şahsiyetleri rahmetle anıyorum. Aziz ruhları şad olsun.

Onların yokluğuna üzülürken 15 yıl aradan sonra gittiğim Çeçenistan’da gördüklerim ve yaşadıklarım karşısında duyduğum mutlulukla teselli buldum.

1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan’a, Aralık 1994 tarihinde  Rusya’nın Grozni`deki devlet sarayını bombalaması üzerine birinci savaş başlamış ve iki yıl sürmüştür. İlk gittiğimde savaşın o korkunç yüzünü görmüştüm ve dayanılması zor şartlarına şahit olmuştum. Havadan ve karadan bombalanan Çeçenlerin şehir, kasaba ve köyleri yerle bir edilmişti.

Altyapıları tamamen yok edilmiş, harabeye dönen, elektriksiz ve susuz yerleşim yerlerinde çeçen halkı açlık ve yokluk içinde sefil bir hayat sürüyordu. Her gün binlercesi ölüyor ve binlercesi yaralanıyordu. Ameliyatlar mum ışığında ve narkozsuz yapılıyordu.

Canını kurtarma uğruna yanına yakınlarını alarak yüz binlerce Çeçen, Çeçenistan dışına kaçmak zorunda kalmıştı. Mültecilerin durumu ise içler acısıydı.

Oradan ayrılırken Çeçenistan’ın ve Çeçen halkının geleceğinden çok endişeliydim. O korkunç manzara karşısında şok olmuştum.

Bu savaş bitmez ise Çeçenistan’ın Çeçensiz kalacağı korkusu içime düşmüştü. Çünkü Çeçenler ile Ruslar arasındaki gücün denkliği söz konusu değildi. 250 milyonluk Rusya’nın bir milyonluk ordusuna karsı bir milyona yakın olan Çeçenlerin 5000 kişilik bir milis gücü... Ayrıca Çeçenlerin elindeki hafif silahlara karşı Rusların NATO ile vuruşacak düzeyde ağır silahlara sahip olması aradaki farkı ortaya koymaktaydı. 

Çok şükür ki 31 Ağustos 1996`da, Hasavyurt Anlaşmas, bu savaş son bulmuştu. Savaş`ta hayatlarını kaybedenlerin sayısının 200 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca savaş sırasında göçe maruz kalanların sayısı ise 500 binin üzerindedir. Bir milyon nüfusa yakın Çeçenler acısından bu rakam çok büyük bir kayıptır.

Moskova ile yapılan görüşmeler ve anlaşmalarla tarafların birbirilerine saldırmazlık anlaşması imzalamış olsa da Rusya’nın stratejik önemi yüksek olan petrol zengini Çeçenistan’ı kaybetmeye hiç de niyeti yoktu ve Çeçenistan’ı yeniden işgal etmek için fırsat bekliyordu.

Çeçenler, bu anlaşmaya dayanarak Ruslara meydan okuma yerine barış ve karşılıklı iyi komşuluk münasebetleri doğrultusunda yeni politikalar üretebilmeliydi.  Rusya’nın iştahını arttıran bölge petrollerinin karşılıklı menfaat ilişkileri içinde işletilmesi Ruslara teklif edilip önemli bir pay verilseydi çözüm yolları açılmış olacaktı. Petrol ve varılan anlaşma Çeçenlerin elinde önemli bir kozdu, ancak Çeçenler bu kozu kullanmadı.

Savaş sonrası yapılan ilk seçimde Çeçenistan’ın Cumhurbaşkanı seçilen Aslan Mashadov, ülkede otoriteyi sağlayamadığı gibi devlet kurumlarını şekillendirilip çalıştıramadı. Milli Ordu ve iç güvenlik yapısı oturtulamadı. Bunun baş sebebi savaşta kahramanlıklarıyla tanınan önder komutanların seçimle gelen Mashadov’un Cumhurbaşkanlığını tanımamaları oldu. Her biri etrafındaki silahlı gruplarıyla kendilerine çizdikleri alanları kontrol etmeleri sebebiyle ülke bir devlet yapısına kavuşturulamadı. 

Yalnız Kurt lakaplı Salman Raduyev savaşın bitmediğini iddia ederek Mashadov’u tanımayacağını ilan ederken, Ruslara yönelik tüm terör saldırılarını üsleniyordu.  Direnişin en önemli isimlerinden Şamil Basayev ve Hamzat Glayev, devlet varlığını tanımayan bir meydan okuma, baş kaldırma girişimleri karşısında Cumhurbaşkanı Mashadov içinden çıkılmaz zor bir sürece girmişti.  Çeçenistan içinde devlet otoritesi kurulamadığı için güvenlik sağlanamıyordu. Cinayet ve adam kaçırma olayları sıradan olaylardan olmuştu. 

Büyük bir otorite boşluğunun yaşandığı Çeçenistan’da Arap ülkelerinden gelen kimilerine göre mücahit ve kimilerine göre Vahhabi grupların desteğiyle gerçekleştirilen kanlı terör eylemleri Rusların Çeçenistan’ı işgaline davetiye çıkarır cinstendi.

  Nitekim bu eylemlerin devamında Arap kökenli Hattab’ın içinde yer aldığı Şamil Basayev liderliğindeki grubun Çeçen devletine rağmen, silahlı grubuyla Dağıstan’da eylemlerde bulunması Rusların Çeçenistan’a yeniden girmesine sebep oldu.

Halbuki Çeçenistan müftüsü Haci Ahmet Kadirov, bu eylemlere son verilmesini ve Rusya ile imzalanan saldırmazlık anlaşmasına sadık kalınması gerektiği yönünde sürekli uyarılarda bulunuyor ve Çeçenistan’dan vahhabı gruplarının çıkarılması gerektiğini söylüyordu. Hacı Ahmet Kadirov’un görüşlerini doğru bulduğunu ifade eden Devlet Başkanı Aslan Mashadov bu eylemlere karşı olduğu halde müdahale edemiyordu.

 Hacı Ahmet Kadirov, uyarıları dikkate alınmadığı ve Çeçenistan’ın tekrar savaşa sürüklendiği o dönemde savaşın tekrar başlamasına sebep olanlarla yollarını ayırdı. İkinci savaşta ‘Çeçensiz Çeçenistan’ olacağı endişesi duyuluyordu. Bir yanda savaş diğer yanda ülkenin içinde bulunduğu ve halkı endişelendiren zor şartları fark eden Kadirov her şeyi göze alarak yeni bir yol çizdi.

Savaş yerine barış istediklerini ve Moskova ile pazarlığa hazır olduklarını bildirdi.  Kadirov önderliğinde Çeçen halkı savaşta taraf olmadığını açıklayarak Moskova ile varılan barış anlaşması ile Çeçen halkı yeni bir felaketten ve yok olmaktan kurtarıldı. 15 yıl sonra tekrar gittiğim Çeçenistan’da ne bir silah sesi duydum, ne de bir savaş izine rastladım. İnançlarımız doğrultusunda bir yapılanmanın varlığı herkesin olduğu gibi benim de dikkatimi çekti. Gelecek yazımda bu gidişimde yaşadıklarımı ve gördüklerimi ‘Bugünkü Çeçenistan’ı anlatacağım.

 

 

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.