Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1811
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8387
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
DÜNYANIN ÜÇ KITASıNDAN SONRA DÖRDÜNCÜ KITASINA YAYILAN TÜRK HÂKİMİYETİ

     Genellikle Osmanlı İmparatorluğu dünyanın yalnız üç kıtasına, yani Asya, Afrika ve Avrupa ile bunların adalarına yayılmış sayılırsa da bu anlayış doğru değildir. Çünkü bu son Türk İmparatorluğu bir aralık Okyanus’a da el atmıştır. Bu büyük muvaffakiyet, Kanunî Sultan Süleyman’ın oğlu ve halefi Selim II devrine tesadüf eder.

    Asya’nın güney-doğusunda, Avustralya’nın kuzey-batısında Borneo Adasının batısında ve Büyük Okyanus’la Hint Okyanusu’nun arasında bulunan Sumatra Adası Okyanusya adalarındandır. On altıncı yüzyılda bu büyük ada ile Asya’nın güneyindeki Malaka yarımadası diğer birtakım küçük adalarla beraber bir Müslüman Sultanlığı şeklindedir. Bu İslam Devleti’ne Sumatra’daki payitahtın isminden dolayı “Açin=Achem/Achin” Krallığı denir. Osmanlı vesikalarında da hafif bir değişiklikle “Açı/Aça/Aca Sultanlığı” şeklinde tesadüf edilir. O sırada Bu devletin hükümdarı Sultan Alâeddin Şah’tır. İkinci Selim’in bazı fermanlarında Alâeddin’den “Padişah” unvanıyla da bahsedilmektedir.

    Hint denizlerinde gösterdikleri sömürgecilik faaliyetlerinde bilhassa İslâm ülkelerine Hadım Süleyman Paşa’nın Hindistan seferine sebep olan Portekizliler o sırada Sumatra Müslümanlarını çok tazyik etmekte oldukları için Sultan Alâeddin İslâm âleminin Halifesi ve muhafızı durumunda bulunan Kanunî Sultan Süleyman nezdine Vezir Hüseyin isminde bir elçi ile bir mektup göndermiş ve top, topçu, silah, askerlik ve bilhassa istihkâm mühendisleri istemiş, fakat bu elçinin İstanbul’a gelişi Kanunî’nin on üçüncü ve sonuncu seferi olan Szigetvar seferine tesadüf ettiği için, Sultan Süleyman’ın ölümüyle İkinci Selim’in tahta geçişi gibi hadiselerden dolayı iş gecikmiş ve elçi Hüseyin İstanbul’da fazla beklemiştir. Hatta o sırada bir Yemen derdinin ortaya çıkışı da yapılacak yardımın bir yıl daha gecikmesine sebep olmuştur.

    Sumatra Hükümdarı Sultan Alâeddin Türk himayesini isteyerek Osmanlı Padişahı’nın yüksek hâkimiyetini kabul etmiş olduğu için İkinci Selim de kendisine gönderdiği cevapta kendisine tabi olunan bir kimsenin uyruklarına karşı kullanacağı emredici lisanı kullanmıştır. Bu cevapta şöyle birtakım emirlere tesadüf edilir:

    “Ahval ve etvar her neye müncer olursa ilam eyliyesiz. Sonra anda olan asakir hakkında ferman-ı şerifim ne veçhile sâdr olursa mucibi ile amel eyliyesiz.”

    İkinci Selim, Sultan Alâeddin’e durum hakkında daima rapor göndermekte kusur etmemesini bile emretmektedir;

    “Kaide-i müstemerreniz üzre mamuldür ki ol diyarın ahval ve macerasına mufassal şerh ve atebe-i âlempenahımız canibine inha olunmaktan hâli olunmaya.”

    Bu vesikadan anlaşıldığına göre Sumatra Sultanı ile daha önce de bir takım siyasîhaberleşmeler cereyan etmiş ve hatta ekonomik meseleler bile kurcalanmıştır. Meselâ ine aynı mektubun sonunda silah ve asker götürecek Osmanlı gemileriyle baharat gönderilmesi emredilmektedir:

    “Gönderilmek için bahar ihzar olunmuş idi. Barçalar (mavnalar) irsal olundu. Tahmil olunup gönderile.”

    Bu uzak sefer İskenderiye kaptanı Kurdoğlu Hayrettin Hızır Bey memur edilmiş ve 1569 tarihinde yola çıkmıştır.

    Sumatra Seferi hakkındaki fermanlarda bu işe 17 gemi ile bir topçu başı idaresinde yedi topçu ve bir miktar da asker ayrılmış olduğundan ve diğer birtakım levazım ve mühimmat da gönderildiğinden bahsedilmekle beraber, son incelemelere göre sonradan birkaç parça daha ilave edilerek 22 gemilik bir filo teşkil edilmiş ve bu filo ile 50-60 usta; muhtelif çaplarda birçok top, birçok askerle silah ve mühimmat gönderilmiştir.

    Herhalde Sultan Alâeddin’in bu Türk himayesinden çok istifade ettiği ve Türk askerlerinin Sumatra ordusunu nizam ve düzene koydukları bilinmekle beraber bu Türk uzmanlarından birkaç kişinin hangi tarihlerde geri dönmüş oldukları belli değildir. Yalnız, mühim bir kısmının hiç dönmeyip orada kalmış oldukları; Sumatra’da bir Türk mezarlığı, bir Türk köyü ve Türk uzmanlarının milliyetlerini bugün hala muhafaza ettikleri halde ana dillerini unutmuş nesilleri mevcut olmasından anlaşılmaktadır. Hatta bu Türk nesillerinde “Raca”lar bile yetişmiş olduğu rivayet edilir. Bir rivayete göre de İkinci Selim’in Sultan Alâeddin’e göndermiş olduğu Türk Bayrağı kutsal bir emanet gibi son zamanlara kadar muhafaza edilmiştir.

    “Açin/Aça” Sultanlığının Osmanlı himayesine girmesi ve oraya bir filo ve asker gönderilmesi üzerine Türk Hâkimiyeti Avrupa, Asya ve Afrika’dan sonra Okyanusya’ya da el atarak dünyanın üç kıtasından sonra dördüncü bir kıtasına da uzanmış demektir. Tarihimizin bu fevkalade mühim noktası bugünkü nesiller arasında ne yazık ki artık unutulmuş


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.