Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8400
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
GORALILAR
Goralılarin adetleri üzerine ilk tespitler - (Bilimsel bir calisma)


GORALILAR, Kosova ozerk bolgesi icinde varlik surduren bir
topluluktur. Yugoslavya devletinin dagilmasindan sonra dikkatleri
ceken bir topluluk haline gelmislerdir.

Herhangi bir etnik ve dini kimligin one cikmadigi sosyalist bir rejim
olan Yugoslavya icinde Goralilar kendi farkliliklarini tartismaya
acmak imkânini bulamamislardir. Ancak Yugoslavyanin tum sosyalist
blogun cozulmesine paralel bir zaman diliminde ortadan kalkarak etnik
kokenlere gore parcalanmasindan sonra onlar da kendi kimliklerinin
koken arayisi icerisine  girmislerdir.

Sahip olduklari nufus sayisina bakildiginda, Goralilarin onemsiz bir
etnik topluluk oldugu dusunulebilir. Ancak son derece karmasIk Balkan
cografyasinda hicbir etnik toplulugu onemsiz gormemiz mumkun degildir.

Yuzyillardir suren Bati dunya egemenliginin dunya uzerinde kurmus
oldugu kuresel iliskilerin temeline bakildiginda bu durum cok daha iyi
anlasilacaktir. Burada hic durmadan tum cografyayi en ucra Kutup
noktalarina kadar gezen ve her seyi kodlayan bir caba icinde olan
Batili antropologlari animsatmakla yetinelim.

Kimlik ve aidiyet bir toplumu var eden onu diger topluluklardan ayiran
en onemli varolus imkanidir. Hicbir toplum kendi farkliligini ve etnik
kimliginin ayrimina varamadan varligini muhafaza edemez.

Bugun icin Goralilar ve ayni dil ve kulturu paylasan Torbes ve
Pomaklar olmak uzere uc ayri topluluk halinde olan bu etnik yapinin
nufusunun da azimsanmayacak miktarda oldugu asIkardir.

Gora koylerinin cogunlugu Kosovada olmakla birlikte Arnavutluk ve
Makedonyaya dagilmis bir halde yasayan Goralilar da bulunmaktadir.

Ancak nufuslarinin bu kadar az bir yekun tutmasina ragmen buyuk, kucuk
tum guclerin bu toplulukla iliskileri ve onlarin etnik kimlikleri
uzerindeki calismalari son derece dikkate degerdir.

Burada Avrupa genelinde ve Balkanlarda yer alan bazi ulkelerin ve
bilim cevrelerinin Gora ve Goralilara duyduklari ozel ilgi dikkat
cekici ve bizim acimizdan da tesvik edicidir.

Toplumlar cok kolay degismezler. Toplum ve topluluklarin dis
gorunuslerinde bir takim degismeler yasanmis olsa da onlarin
gozeneklerine inildiginde, toplumsal genetigine bakildiginda bir cok
seyin cok eski zamanlardan beri yasamaya devam ettigine tanik oluruz.
Buna toplumsal hafiza diyebiliriz.

Gorada yurutmus oldugumuz kisa calismalar neticesinde sozlu tarih
calismalarinda bulunarak bir turlu icinden cikilamayan ve kimsenin
dogrudan hukum veremedigi bu etnik topluluk uzerindeki sis perdesini
bir nebze olsun aralamaya calistik. Ancak konunun butun boyutlari ile
ortaya konuldugunu da ifade etmiyoruz.

Bu yuzden calismamizi ilk tespitler basligi altinda ele almayi uygun
gorduk.

Yapilan calismalar temelde iki kisma ayrilmaktadir. Bir yanda maddi
kultur unsurlari olan ve bugun bile arazide ulasma imkani olan mezar,
tarihi eser ve kalintilarin incelenmesini iceren bir boyut tasirken
ote yandan insan unsurunu eksen alan orf adet ve geleneklere iliskin
yapilan calismalar da diger boyutu olusturmustur.

Yurutmus oldugumuz calisma ile Gorada yasayan orf adet ve gelenekleri
yaptigimiz derinlemesine mulakatlar sonucunda koken akrabaliklarinin
oldugunu belirttikleri Orta Asya bozkir cografyasinin topluluklariyla
gelenek, gorenek ve toresi ile ne tur benzerlikler tasidiklarini
tespit etmek ve bu bilgiler isiginda Gora ve Goralilarla ilgili
gecerli bilgilere ulasmaya caba gosterdik.


Toplumsal ve Kolektif Hafiza Olarak Orf ve Adet Taramasi

Calismamiz Kasim 2006 tarihinde Kosova Prizren Dragas Beldesine Bagli
Gora koylerine yaptigimiz ziyaret ile baslatildi. Calisma esnasina
ziyaret etmis oldugumuz bir cok koyde tum topluluk kesimleri ile
gorusme imkani bulduk. Bu anlamda kadin, erkek, yasli genc dengesini
gozeterek onlara basta kendilerini nasil tanimladiklarindan
baslayarak, kulturel degerlerinden orf adetlerine varan bir cizgide
bir cok sorular yonettik. Ancak konu ile daha derinlemesine bilgi
sahibi olmak icin Gorali aydinlarin da goruslerine muracaat ettik.

Bu anlamda ilk etepta Abdullah Rahte, Abdullah Tatlici, Yahya
Maznikar, Musa Djinjo (Dinc), Isa Mutas, Emrullah Redzeplari, Ramadan
Redzeplari, Bayram Hoca, Enes Ensar, Esat Bekirovski gibi Goranin onde
gelen aydinlarinin goruslerini de alarak, Gora orf ve adetleri
konusunda tespitlerde bulunulmustur.

Bu ilk izlenimler bizde ozellikle Turkiyede ve Orta Asyada Kazak ve
Kirgiz adetleriyle Goralilarinkiler arasinda onemli benzerlik ve
paralellikler oldugunu saptama imkanini vermistir.

Orf adet taramasi icin yaptigimiz mulakatlar sonucunda adet ve
gelenekler bakimindan ozellikle Turkiye Turkleri ve Orta Asyada Kazak
ve Kirgiz topluluklarinin adetleriyle onemli benzerlik ve
paralellikler tespit edilmistir.Goralilarin adetleri bes ana baslik
altinda ele alinacaktir.

Yemek ve Sofra Kulturu

Gorada bir tarim kulturu gecmisinin olmadigi, koken itibariyle
hayvanciligin daha baskin oldugu bir yasama tarzina sahip olduklari
gorulmustur. Baskin yasama tarzlari dikkate alindiginda, Orta Asya
Bozkir cografyasindan Balkanlara gocmus, gecmisinde gocerlik olan bir
topluluk olduklari, mutfak kulturlerinde de kendini gosterir.

Benzeri durum bugun Orta Asyanin gocebe halklari olan Kazak ve
Kirgizlarda da soz konusu olup yemek kulturleri buyuk olcude hayvani
gida agirlikli beslenmeye dayanir. Goralilarin yemek kulturunde
yemekleri hayvani gidalar daha agir basar. Ozellikle et, sut, peynir,
tereyagi temelli beslenme, Turkiyede eksimik olarak bilinen ozel
yaptiklari peynir Goralilarin en bilinen yemekleridir.

Goralilarda baba evin buyugu olarak sofraya oturmadan ya da yemege
baslamadan evin diger uyeleri sofraya oturmaz ve yemege baslamaz..
Benzer davranis biciminin Kazak, Kirgiz ve Anadolu Turklerinde
gormemiz mumkundur

Dogumla Ilgili Adetler

Goralilar, bebek dogdugunda eger aksam dogduysa, dogumunun ilani sabah
vaktine birakilir. Bebek dogdugunda onu tuzlu suyla yikarlar. Ayni
adet Anadolu Turklerinde yaygin bir sekilde uygulanmaktadir. Bebegin
dogumu munasebetiyle, eger ailenin hali vakti yerindeyse, kucuk bas
hayvan kesilebilir. Bu adetin benzerine Kazaklarda da yaygin bir
sekilde rastlanir.Bebek dogdugu gun o ailede dugun baslar, serefine
buyuk bas hayvan kesilir. Aksamustu eve koyun genc kizlari ve
delikanlilar toplanip bebek bekciligi yaparlar.

Goralilarda erkek cocuk daha fazla tercih sebebidir. Bu egilim,
Anadolu ve Orta Asya Turk topluluklarinda da gorulur. Neslin devami ve
Ocagin tutturulmesi dusuncesi on plandadir. Ancak, erkek cocugun daha
cok tercih edilmesi, sadece Anadolu ve Orta Asyaya has bir olgu
degildir. Dunyanin baska yerlerinde de yaygin oldugunu ifade
edebiliriz.

Goralilar bebegin dogumunun 40.gununde yemek daveti verir, mevlit
okuturlar. Ayrica, hediyeler ve bahsisler dagitirlar. Kazaklar ise,
ise erkek cocugun 3739. gununde kiz cocugun ise 4244. gununde kirkini
yapar ve yemek daveti verir, bunun icin bir kucukbas hayvan keserler.

Goralilar, bebege kirkindan sonra nazar degmesin diye boncuk ya da
altin nazarlik takarken, ayni sekilde Anadoluda bebege ve cocuklara
nazarlik takma son derece yaygin bir gelenektir.

Goralilarda evin en yasli kadini bebegi besige yatirir. Kazaklarda
ise, bebek kirkindan ciktiktan sonra onun dedesi ile ninesi veya ana
babasi tum komsu ve koyleri toplar ve besige yatirma toreni yaparlar.
BesIk uzerine yedi turlu temiz ve degerli esya konulur. Bebegi besige
yasli ve tecrubeli kadinlar yatirir.

Goralilarda lohusa kadinlar bir kemerle bellerini baglarlar. Lohusalik
42 gun surer, lohusa kadinin hastalanmasin diye uzerine duserler.
Benzeri adete Turkiye ve Orta Asya Turklerinde rastlamak mumkundur. Bu
anlamda Anadoluda lohusanin kirk gun mezari aciktir ifadesi Anadolu
Turklugunde konunun benzerligini vurgulamaktadir.

Cocugun ilk konusmasi da onemli bir sevinc kaynagidir. Goralilar cocuk
ilk defa konusmaya basladiginda hediyeler verirler. Kazaklarda ise, bu
durum onemli bir sevinc kaynagi olup daha genis cerceveli rituellerle
kutlanir. Cocuk konusmaya yeni basladigi zaman cabuk konussun
arzusuyla konusma toreni yapilir. Koyunlar kesilir, cocuga koyun dili
yedirilir. Sonra cocuk kurutulmus koyun bagirsagiyla baglanir ve ondan
konusacagina dair yemin istenir ve o da uc defa konusacagim diye soz
verir. Burada onemli bir ayrintiya dikkati cekmek
gerekirse, Kazaklar cocuga koyun dilini cocuk akici konussun diye
yedirirken, Goralilar koyun dilini kekeme olan cocuklara akici
konussun diye emdirirler.

Goralilarda iki ablasi olen erkek cocugun kulagina olmesin diye kupe
takilir. Cok eskiden bebegin agzina ihtiyar kadinlar tukuruk
surerlerdi.

Goralilarda bebegin kesilen sac ve tirnaklari saklanir. Ayrica her kim
olursa olsun butun kesilen tirnaklar topraga gomulur. Benzeri sekilde
Kazaklarda bebegin saci ve tirnagi kisaltildiktan sonra sac beze
sarilir ve muskaya konularak sag omzuna takilir. Tirnagi ise topraga
gomulur. Genelde cocugun sacinin topraga atilmadigi, kimsenin
gecmedigi issiz yerlere gomuldugu gorulur.

Goralilar bebegin sacini tras ederler, ancak basinda bir percem
birakirlar. Bebek kiz ise, percemine boncuk takilir. Kazaklar, erkek
cocuk oldugunda, eskiden nazar degmesin diye onun saclarini kesip
kafasinin tam ortasinda bir tutam sac birakiyorlardi. Bu sac zamanla
uzadiginda cesitli boncuklarla ve degerli taslarla suslenerek
oruluyordu. Bu percem gibi sac kuyruguna aydar denilmekteydi.

Basta percem birakma, sadece Gorali ve Kazaklara ozgu bir olay
degildir. Orta Asyada yaygin olan bu âdetin bir uzantisi olarak
Orta Anadoluda bazi Yoruk topluluklarinda erkekler, baslarinda sadece
percem ile dolasirlar.

Gobege iki dugum atilir. Goralilarda cocuga isim vermede evin en
buyugu olan dede onceliklidir. Anadoluda da ayni sekilde cocuga ismi
evin buyugu verir. Kazaklar da ise, gocebe hayatinin geregi olarak
daha ic ice toplu yasama tarzi nedeniyle, cocuga isim vermede oncelik
o beldenin buyugune ya da komsu ilcenin buyugune aittir.

Sunnet adeti, Islamlasma sureciyle birlikte, Turklerin ve diger bir
cok Musluman toplulugun kulturune giren bir unsurdur. Goralilarda
sunnet yasi 5-7 yas arasidir. En gec 7 yasinda cocugun sunnet
ettirildigi gorulmektedir. Okula gitmeden sunnet ettirmek tercih
edilir. Genelde sunnet Haziran Eylul arasi yapilir. Erkek cocugun
sunnet derisi saklanir.

Kazaklarda sunnet icin en uygun yas olarak 5, 7 veya 9 yaslari
belirlenmistir. Kazaklar cocuklarini genellikle yaz sonlari veya
sonbahar baslarinda sunnet etmektedirler.

Her bir Gorali yedi gobek atasinin adlarini bilmek durumundadir. Ayni
sekilde Kazaklarda ve diger Orta Asyali topluluklarda ayni durum
gecerlidir.

Cocuk 7-9 yaslarina geldiginde ona baba tarafindan baslayip tum
akrabalari, anne tarafindan akrabalari, dedeleri, tum seceresi
ogretilir. Cocuga yedi ceddini ogretmek her babanin baslica gorevidir.
Dikkat cekici olani Gorali ailelerin yedi kusak oncesine kadar
atalarinin isimlerini bilmekle beraber, Arslan, Demir, Turan
gibi Turkce isimlerin varligina rastlanmasidir. Bu isimlerin varligi
Islam oncesi donemden bakiye kaldiklari dusuncesini cagristirmaktadir.

Evlilik ve Dugun Adetleri

Goralilarda aile birligi erkek egemen bir yapiya sahiptir. Buyuk genis
aile yaygindir. Bu yonuyle basta Kazak aile yapisi olmak uzere Orta
Asya Turklerinin aile yapilariyla ortusmektedir. Anadoluda da
geleneksel aile yapisinda babaya saygi ve baba otoritesi son derece
gucludur. Bu durumu, yapilan bircok arastirmada oldugu gibi, Nermin
Erdentugun Hal Koyu arastirmasinda da gormek mumkundur.

Kazaklarda ise ataerkil ozellikleri agir basan bir aile yapisi soz
konusudur. Ailenin yuku kadinlarin sirtindadir; aile icinde babanin
yani erkegin sozu gecerlidir. Baba yoksa erkek kardeslerin buyugu onun
yerini alir, erkek cocuklar kucukse veya yoksa urugdan baska erkekler
aileyi himaye ederler ve aile uzerinde soz sahibi konumuna gecerler.
Kazaklarda kadinin sozunu dinlemek iyi karsilanmayip dunyadaki en agir
gunahlardan biri olarak gorulur.

Benzer ataerkil ozellikler Kirgiz, Altay, Ozbek, Turkmen
topluluklarinda da mevcuttur. Ancak, bu topluluklardaki ataerkilligi
Mehmet Eroz ve bazi sosyal bilimcilerimiz, Eski Roma ve Yunan aile
yapilarina gore, kendine ozgu zayif bir ataerkillik olarak
yorumlamaktadir.

Goralilarda kiz kacirma seklindeki evliliklerin eskiden daha yaygin
oldugu belirtilmistir. Kiz kacirma Altay ve Yakut Turklerinde son
zamanlara kadar evliligin mesruiyeti icin gerekli bir ritueldi. Orta
Asya ve Anadoludaki Turk topluluklarinda rastlanan kiz kacirma olayi,
evlilik kastiyla gerceklestiginde hosgoruyle karsilanan bir adettir.
Erdentug kiz kacirma seklinde evlenmenin Turkiyede yaygin bir evlenme
sekli oldugunu ifade etmektedir. Keza Kazaklarda da, yasaklanmasina
ragmen, gunumuzde cok sIk vuku bulan bir evlilik seklidir.

Gora dugunleriyle Orta Asya ve Anadoludaki dugun rituelleri arasinda
bazi ayrintilar disinda pek bir farklilik yoktur. Gorada dugunlerde
cift davul calinir, zenginlik arttikca davul ve zurna sayisi 4e cikar.
Cift davul calma gelenegine Anadolunun bazi yorelerinde de rastlanir.

Gora dugunleriyle Anadolu ve Orta Asya dugunleri arasindaki bazi
benzerliklere ornek vermek gerekirse, damadin zifaf odasina girerken
yumruklanma ya da dovulme adeti ki buna Anadolunun bir cok yerinde
rastlanir. Gelinin basina saci sacma adeti (saci pirinc, seker ve
bugday olabilir.) bu gelenek Anadolu ve Orta Asya Turk topluluklarinda
yaygin olan bir adettir.

Kirgizlarda saciya cacila denilmektedir. Erdentugun da belirttigi
uzere saci (findik, para, bugdag, uzum, gibi ) adeti Anadolu
dugunlerinde gorulur. Osman Yorulmazin tespitlerine gore saci
geleneginin Kazaklarda bir farkli uygulamasi daha vardir ki, damat
kayin enesini ziyarete gittiginde cadira girerken kayin enesi uzerine
kayisi, ceviz vs. kuruyemis sacar ki, bu âdete sasu (sacma)
denilmektedir.

Evlenen kiz ata binip atla kocasinin evine yakin akrabalarinin
takibinde gider.

Gelin ve damat taraflari cesitli vesilerle birbirleriyle
hediyelesirler. Yakin akrabalarda bu hediyelesmeden faydalanir. Ancak,
hediye vermede agirlik damat tarafindadir. Bu hediyelesme âdeti sadece
Goralilarda degil, Anadolu ve Orta Asya Turk topluluklarinda
mevcuttur.

Bir diger onemli benzerlik ise, Goralilarda baslik (kalin) parasinin
varligidir.

Eskiden daha yaygin olan bu adet bugun giderek ortadan kalkmaya yuz
tutmustur. Baslik ya da kalin butun Turk topluluklarinda yaygin bir
uygulamaydi. Evlenmede son derece onemli bir gelenektir. Baslik
parasinin en yaygin oldugu cografya Orta Asyadir. Bu gelenek bircok
topluluga Bozkir halklarindan gecmistir.

Kazaklarda evlilik kaliñmal (baslik) uzerine kuruludur. Evlenecek
erkekler zengin olsun fakir olsun mutlak surette az veya cok kaliñmal
vermek zorundadirlar. Bu anlamda kaliñmal evliligin mesruiyet kaynagi
gibidir. Kaliñmal miktari hakkinda anlasma saglanmadan taraflar
arasinda evlilik baglaminda bir iliskiden soz edilemez.

N.Erdentugun da belirttigi gibi, baslik parasi Anadolunun buyuk bir
bolumunde yaygin bir adet olarak hukmunu surdurmusken, Anadoludaki
Yoruk/Turkmen topluluklarinda da eski ve koklu bir gelenek olarak
varligi gozlemlenmistir.

Ayrica baslik parasindan kacinmak isteyen fakir aileler karsilikli
dunurlesme yoluna gidebiliyorlardi. Gorada rastlanan bu adete ayni
zamanda Kazaklarda da rastlanilmakta .N. Erdentugun tespitleriyle
Turkiyede de bazi aileler tarafindan karsilikli mubadele seklinde
uygulandigi gorulmektedir.

Goralilarda gecmiste leviratus tarzi evliligin uygulandigi
belirtilmistir. Bu tarz evlilikte olen erkek kardesin esiyle buyuk
agabey ya da kucuk erkek kardes evlenebilmektedir. Ayni sekilde bu
evlilik sekli hem Anadoluda hem de Orta Asyada rastlanan bir evlilik
turudur.

Kazaklarda genc ve guzel kadinlarin kocalari oldugunde, kadin, dul
kalsa da anne babasinin evine donmuyor, olen adamin kucuk veya buyuk
kardesi veya yakin erkek akrabasina es oluyordu.

Goralilarda evliligin yedi gobek oteden akrabalik mesafesi olan
aileler arasinda gerceklestirilmesi bir tore geregi iken, bugun bazi
Goralilarin ifadesiyle kiz bulma sIkintisi nedeniyle, bu kuralin 3
gobege kadar dustugu belirtilmistir. Bu evlilik bicimi (distan evlilik-
egzogami), Oguz Turklerinin disinda Kazaklar, Kirgizlar, Baskurtlar,
Altaylilar, Yakutlar, Uygurlar ve diger Turk topluluklarinda caridir.
Oguz Turklerinde ise, yani Ozbekler ve Turkmenlerde (icten  evlilik
endogami)yakin akrabalar arasinda evlilik caiz gorulur. Bu nedenle
Anadoluda akraba evliligi hosgoruyle karsilanan bir olgudur. Ancak,
Turkiye, Ozbekistan ve Turkmenistan disindaki Turk topluluklarinda
hosgoruyle bakilmaz.

Ornegin Kazaklar yedi kusak gecmeden akraba arasindaki evlilikleri
helal gormezler. Tezcanin kaydettiklerine gore, Turkiyede akraba
evlilikleri daha ziyade Dogu ve Guney Dogu Anadoluda yayginken, bazi
yorelerde yedi gobek oteden evlenme gelenegine de tesaduf edilir.

I. Yasa bir gocmen koyu olan Ankara Taspinar koyunde benzeri bir
gelenegin varligina dikkat cekmistir.

Turkmenistan ve Ozbekistanda ise, yakin akraba evliligi Anadoludaki
kadar yaygin bir olgu degildir. Turkmenler, yakin akrabalari ile kiz
alip verdiklerinde erkek tarafi kiza baba tarafindan ve kiz tarafi
erkek tarafina anne tarafindan akraba oldugu takdirde nikâh yerinde
gorulurken, kiz kardesin oglu dayi kiziyla evlenilmesine caiz gozuyle
bakilmamaktadir. Bu nedenle, yakin akraba evliliginde asilmamasi
gereken belirli sinirlari vardir.

Turkmenlerde dayi yedi atanin yerinintutar anlayisi hakimdir. Mehmet
Erozun gorusune gore, Anadoluya yerlesen Turk topluluklari
kendilerini yabanci unsurlardan koruyabilmek icin icten evlilige/
akraba evliligine icten evlilige yonelmislerdir. Keza ayni gelenek
Nermin Erdentugun  Elaziga bagli Hal Koyunde gerceklestirdigi
arastirmada oncelikli ve yaygin bir sekilde tespit
edilirken, Antalya Yoruklerinde de yaygin olmasa da surdurulmektedir.
Erdentug ayrica leviratus turu evlenmeye Anadolunun bircok yerinde
rastlanildigini belirtmektedir.

Her ne kadar M. Eroz icten evlenmeyi ya da akraba evliligini yabanci
unsurlarla karismamak endisesine baglamissa da Islamlasma sonrasi Arap
unsurlarla daha yogun iliskiye giren Turk topluluklarinin bu
gelenegi onlardan aldiklari da belirtilebilir. Ilginc olani,
Balkanlardaki Turkler Anadolu kokenli olmakla birlikte, akraba
evliliginin tasvip edilmemesidir.

Olumle Ilgili Adetler

Goralilarda bir olum vuku buldugunda, olu evinde ocak yanmaz. Yemegi
komsular getirir.Yedinci gunde helva dagitilir. Ayrica olu evinin
kapisinin onune sandalye konulur ve uzerine havlu atilir. Olunun
yedisine kadar okunur. 40, 52. sene-i devriyesinde yemek verilir.
Olunun ardindan Yasin ve Mevlut okutma adeti Gorada halen devam
etmektedir. 40. gecede camide yapilan duanin ardindan seker dagitma
adeti ile Anadoludaki uygulama cok benzerdir. Bu bakimdan olumle
ilgili adetlerde de Anadolu ve Orta Asya Turk topluluklariyla onemli
benzerliklerin varligina sahit olunmaktadir. Ayni sekilde Elaziga
bagli Hal koyunde olu cikan evde 1 hafta yemek pismez, akraba ve
komsular gonderir. Kazaklarda ise olunun cani icin yedi gun corek
dagitilir, Helva dokulur, ve olu cikan eve ertesi gun ekmek ve
yemek gonderilir. Ayrica, olumden uc, yedi, kirk, yuz gun ve bir yil
sonra ozel yemek verilir.

Goralilarda olu kadinsa kadin erkekse erkek cenazeyi bekler. Ayni
âdete Erdentugun Hal Koyu arastirmasinda da rastlamaktayiz. Olunun
uzerine bicak ya da makas konur. Bu adet, Anadoluda ve bazi Orta
Asya topluluklarinda da gorulur. Goralilarda gorulen diger olumle
ilgili adetler olarak olunun uzerinden hayvanin gecmesi engellenmesi
ve olumunden bir yil sonra olunun elbise ve esyasinin dagitilmasidir.

Ayrica, turbeye ve agaca elbisesinde bir iplik baglama adeti var.
Kimisi ceketini, hastaligini agaca birakip kendini iyilestirmesi icin
agaca asar. Yaz ortasinda Agustosta turbeler ziyaret edilir. Arife ve
bayramlarda mezar ziyareti vardir. Mezar ziyaretlerine sadece erkekler
gider. Bu adetlerinde Anadolu ve Orta Asya Turk topluluklarinda ayni
ve benzerlerine rastlanilir.

Gorada dikkat cekici etnolojik arastirma bakimindan onem tasiyan diger
bir gelenek ise, mezar taslarina ailevi ya da sulale tamgalarinin
islenmesidir. Ayni âdetin benzerini Kazaklarda bulabilmekteyiz. Olen
kisinin akrabalari, onun mezarlarini yapar ve belgi koyarlar. Belginin
uzerine olen kisinin ismi, yasi, kabilesi ve tayfasi, yazilir, varsa
kabile belgisi konulur.

Diger Adetler

Goralilardaki tespit edebildigimiz diger adetler asagidaki sekilde
sayilabiliriz. Bu adetlerin aynisina ya da benzerine Orta Asya ve
Anadolu Turk topluluklarinda rastlamak mumkundur.

Goralilarda misafir bos gonderilmez, azik ya da elbise verilir.
Kazaklarda ise, gelenek geregi misafir, ev sahibinin ati, silahi ve
kopeginden baska her seyini isteyebilir. Ev sahibi ise misafirin
istedigini verip onu ugurlar.

Misafir geldiginde gelin sofraya oturmaz. Evin erkegi ve yasli annesi
oturur. Misafir esige basarsa hakaret sayilir.

Anadolunun basta Erzurum olmak uzere belli yorelerinde ve Orta Asya
topluluklarinda gorulen cirit oyununa Goralilarda da rastlanir.

Goralilar`da geceleri borc para alinip verilmez. Para alisverisi sabah
yapilir. Geceleri tirnak kesilmez. Cati altinda ve esIkte oturulmaz.
Cinler ve perilerin kuytu yerlerde barindigina inanilir.

Gorada Sultan Nevruz Mart Ayinda kutlanir. Nevruz Bayrami Bozkir
halklarina ozgudur. Her ne kadar bazi sosyal bilimciler Nevruzu Kuzey
Avrupa yarim kuresinin geneline ait bir bayram olarak gorseler de, bu
kutlamanin sosyolojik acidan aciklamasi yasama tarzi ile mevsumsel
dongusellik arasinda iliski kurularak yapilabilir. Bozkir
cografyasinda bayram ve senlikler, belli bir mevsimsel donguye atfen
kutlanirlar. Bu mevsimsel dongunun o toplulugun yasama tarzi icin bir
anlam ifade etmesi gerekir.

Mart Ayinin sonlari baharin uyandigi hayvanlarin otlaklara cikmaya
baslayacagi bir mevsimsel donguyu ifade eder. Bu munasebetle, bozkir
cografyasinda yasayan gocebe topluluklar icin toplumsal bir anlami
olan Nevruzun kutlama geleneginin Turk ve Mogol topluluklarindan diger
topluluklara gecmesi kuvvetle muhtemeldir.

Keza, Curcevden (hidrellez) Gorada cok ihtisamli kutlanir. Cunku
Mayis basi daha yuksek yerlere yaylaklardan yaylalara surulerle
hareket etme zamanidir. Bu mevsimsel dongu de torenle kutlanir. Ayni
sekilde bu senligin kaynagi gocer yasama tarzidir.

Goralilar, su verirken bir elini gogsune koyarlar. Abdest aldiktan
sonra lavabodan ciktiktan sonra elde peskirle beklenir. Bu adetlere
Anadolu ve Orta Asya topluluklarinda da rastlamaktayiz.

Kadin carsiya gitmez, yillik erzak carsidan alinir, Kadin erkegi
gorunce sirtini doner ve yuzunu kapatir. Bu adette Islamlasma sonrasi
medrese etkisi cok acik bir sekilde belirgindir.

Goralilar acik bir sekilde gorulen medrese etkisi nedeniyle, yuzyillar
oncesine dayanan Islam oncesi bircok adet ve gelenegi,
bidat oldugu gerekcesiyle terk etmis olabilirler.

Goralilar Ay tutuldugunda Kuran okurlar. Ay tutulmasi esnasinda,
silâh atmak, teneke calmak, gurultu cikarmak ve Islâmiyet ile birlikte
ise dualar etmek, Turk dunyasinin bir cok yerinde bilinegelmektedir.

Goralilar ile Kazak halkinin ortak bazi inanislarina asagidaki
ornekler, Gora Halki ile Orta Asya halklari arasindaki kulturel
akrabaligin onemli delillerini teskil eder. Bu inanislarin, bircoguna
diger Turk topluluklarinda da rastlanir.

.. Sofraya ve yemege basilmasi iyi sayilmaz.
.. Kapi esigine oturulmaz ve basilmaz.
.. Aksam saatlerinde ve geceleri ev supurulmez ve tirnak kesilmez.
.. Buyukler konusurken sozleri bitene kadar dinlenir.
.. Yildizlari parmakla sayilmaz sayilirsa elde sigil cikacagi inanci
vardir.
.. Gokyuzunde hicbir sey parmakla gosterilmez.
.. Bicak hediye verilmez, bicakla cocuklarin oynamasina iyi gozle
bakilmaz.
.. Ekmek yere atilmaz, ekmege basilmaz.
.. Geceleri islik calmaya iyi gozle bakilmaz.
.. Boynuna herhangi bir seyi asmaya iyi gozle bakilmaz.
.. Yerli yersiz gulmek iyi karsilanmaz.
.. Geceleri aynaya bakmak iyi gorulmez.
.. Aksam hava karardiginda kesinlikle para alisverisi olmaz. Para
verilmez.
.. Ekmegi tek elle bolmek iyi karsilanmaz.
.. Yenilen yemek kotulenmez.
.. Kus ve karinca yuvalarini bozmak iyi karsilanmaz.
.. Yasca kucuk olanlar buyukler sordugunda konusurlar.
.. Yemegi once erkekler, sonra kadinlar, sonra cocuklar yer.
.. Baskasinin yatagina oturmak iyi karsilanmaz.
.. Sol el ile yemek yeme iyi karsilanmaz.
.. Pantolon ve coraplar yatagin basina konulmaz. Goralilarda yatilan
odada dahi corap tutulmaz.

Genel Degerlendirme

Yukarida belirtilen, yemek ve sofra kulturu, dogum, dugun, olum ve
diger adetlerle halk inanislari bakimindan Goralilarla hem Anadolu hem
de Orta Asya Turk topluluklariyla karsilastirildiginda buyuk
benzerlikler ve ayniliklar hemen goze carpar. Burada belki de en temel
farklilik, Anadoluda endogamik/icten evlige hosgoru ile bakilirken,
Orta Asya ve Balkanlarda egzogamik/distan evliligin
tercih edilmesidir.

Atarekil evlilik geleneginde, distan evlilik, kiz kacirma, baslik/
kalin ve levirat turu evlilik yer alir.

Turkone, Inandan aktardigina gore, Turklerde distan evlilik iki boyun
birbirinden kiz alip vermesi seklinde gerceklesir. Hicbir kabile kendi
dahilinden evlenmez. Bugun de bu gelenegin kalintilarinin devam ettigi
gozlemlenmektedir51.

Ogele gore, Levirat turu evlilikte ise, kendisi icin baslik/kalin
odenen gelinin, erkek ailesinin mali haline gelmesi soz konusudur.
Olen kardesin karisina odenen kalin da butun ailenin miras payi
oldugundan dul kalan yenge, bekar erkek kardesle evlendirilmektedir.

Turkonenin kaydettigi ve Ziya Gokalpin de Secere-i Turkîden
aktardigiyla, Uygurlarin ciftci, coban ve avci olarak uc gruba
ayrildigi, suru sahiplerinin kalinbaslik karsiligi avci toplulugun
kizlarini alip kendi obalarina goturduklerini ifade etmekte, bu olguyu
basligin kaynagi olarak gostermektedir.

Robert Briffault, anayerli evlilikleri bir hizmet evliligi olarak
ortaya ciktigini, ancak, bu hizmetin karsiligi olarak baslik parasinin
devreye girdigini, anayerli evliliklerde koca esini evinde ziyaret
ederken, basligin kocanin karisini evinden ayirarak kendi evine
goturmesinin bir bedeli olarak ortaya ciktigini one surmektedir.

Hint-Avrupa topluluklarinda, baslik parasi yerine drahoma vardir,
drahoma, kiz tarafinin erkek tarafina odenen evlilik bedelinin adidir.
Dolayisiyla, Avrupa kitasina ozellikle Balkanlara baslik/kalin parasi
Bozkir cografyasindan yani Orta Asyadan gocen halklar tarafindan
getirilmistir. Bu adet, bazi Hint Avrupa kokenli halklarda
goruluyorsa, bunun nedeni, zaman icerisinde bozkirli gocebe
halklarla girdikleri etkilesim olmalidir. Cunku baslik/kalin gelenegi,
genelde ne bir Hint-Avrupa ozelde ise ne de bir Slav gelenegidir.

Slavlar koken itibariyle tarimla ugrasan topluluklardir. M.S. 5.
yuzyildan 13. Yuzyila kadar Orta Asya cografyasindan Balkanlara
yiginlar halinde gocler gerceklesmis, Bozkir kokenli buyuk bir nufus
birikimi soz konusu olmustur. Ozellikle, gocebe kokenli Avar ve Bul-
ogur (Bulgar) Turkleri, verimli bir tarim cografyasi ozelligine sahip
Balkanlarda Slavlarin tarim tecrubesinden istifade edebilmek icin,
onlari tarim alanlarinda istihdam etmisler ancak zamanla onlarla
karisarak Slav dillini benimseyip Hiristiyanlasmislar, sonucta asimile
olmuslardir.

Bugun 8 yuzyili icine alan bir zaman surecinde Orta Asyadan Balkanlara
gocen hicbir Turk dilli topluluk kalmamistir. Bunun istisnasi
Macarlardir. Macar Kimliginin ve dilinin korunmasinda Osmanli yonetim
ve desteginin buyuk onemine unlu Macar tarihci S. Takats dikkati
cekmektedir56.

Hayvancilikla ugrasan topluluklarin kokeni Bozkir cografyasi yani Orta
Asyadir.

Etnik yapilarla yasama tarzi arasinda goz ardi edilemeyecek bir
iliski soz konusudur. Ornegin Guney Balkanlarda Slav topluluklarinda
ortaya cikan Zadruga tipi aile, bu topluluklarin tarim temelli yasama
tarzlarindan kaynaklanir.

Zamanla Slav dilli hale gelen bir cok Balkan toplulugu, Slav
unsurlarla etkilesim sonucu bu hale gelmisler, cevrede yer alan etnik
unsurlarla yuzyillar boyu suren yogun etkilesim, kendi dillerini devam
ettirmelerini saglayacak ortami ortadan kaldirmis olmalidir.

Gora dili uzerine ciddi hicbir arastirma yapilmamistir. Ilk bakista,
Gorance, bir Slav dili olmaktan ziyade, gerek kelimeler gerekse dil
yapisi acisindan Slav dilleriyle Turkcenin bir karisimi olan karma bir
dil ozelligi gostermektedir.

Goralilarin bulundugu cografya dikkate alindiginda, yasama tarzi ve
kulturel degerler itibariyle Slav unsurlarla baglari bulunmamaktadir.
Ancak yasadiklari cografyada Slav topluluklarla Slav dilli bir cevrede
yogun etkilesimde bulunmalari, dillerinin karma bir dile donustugu
intibaini vermektedir.

Goralilar, ayni zamanda Torbes ve Pomak adlariyla anilan Balkanlarin
diger topluluklariyla ortak dil ve kulture sahiptirler, Sirp bilim
cevrelerinin Gorali kavramini kabul etmedikleri onlara Pomak adini
verdikleri soylenmektedir.

Ancak, ayni etnik toplulugun uc ayri adi olamaz, dolayisiyla Gorali,
Torbes ve Pomak adlari, onlara cevrelerinde yer alan muhtemelen Slav
topluluklar tarafindan verildigi ve gercek etnik adlari olan Orta
Asyadan bu cografyaya tasidiklari boy adlarinin unutuldugu
kanaatindeyiz.

Buna ragmen, mezar taslarindaki belgi ve tamgalar, birer maddi delil
olarak kokenlerinin hangi Turk boylarina ait oldugunu bizlere
soylemektedir.

Goralilar uzerlerinde yurutulen tum farkli etnik kategorilendirme
cabalarina ragmen buyuk bir cogunlukla kendilerini Turk olarak
tanimlamaktadirlar. Bu son derece onemli bir aidiyet iliskisidir.

Nitekim bugun icin Turkceyi ana dil olarak uzun yuzyillardan beri
konusmamis ve Slavik dillerin tesiri ile cok uzun yuzyillar once
dillerini kaybetmis olmalarina ragmen cogunluk itibariyle kendilerini
Turk kimligine ait hissettikleri tarafimizdan tespit edilmistir.

Gora, daha once yapilan calismalara gore Balkanlarda cok uzun bir
zaman diliminden beri var olan bir bolgedir. Bu bolgede yasayan
insanlarin bizce en onemli ozelligi kendilerini cevrelerinde yer alan
diger etnik topluluklarin hicbirine dahil etmemeleridir.
Kendi etnik aidiyetlerini ortaya koyarken sahip olduklari dini inanc
da kimliklerini belirlemede tek basina yeterli olmamaktadir. Nitekim
bu bolgede yasayan Bosnak ve Arnavutlarla ayni dine (Islama) mensup
olsalar da onlarla bir etnik aidiyet bagi kurmamaktadirlar.

Gora bolgesi uzerinde yurutmus oldugumuz saha calismasi ve konunun
teorik zeminde tartisilmasindan sonra ulasmis oldugumuz ilk bulgulari
bu sekilde degerlendirip bu deneyimden edindigimiz bilgilerin ileriki
calismalarimiz icin onemli bir kalkis noktasi saglayacagi
kanaatindeyiz..


Prof. Dr. H. Musa TASDELEN*
Yrd. Doc. Dr. M. Kemal SAN*
Yrd. Doc. Dr. Ismail HIRA*

T.C. Sakarya Universitesi - Sosyoloji Bolumu




Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.