Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1789
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8077
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1999 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
HACI BAYRAM VELİ’NİN İSLAM FELSEFESİNDEKİ YERİ

HACI BAYRAM VELİ’NİN

 

İSLAM FELSEFESİNDEKİ YERİ

 

Hacı Bayram Veli’nin 1348 veya 1350 yılında Ankara’nın Solfasol köyünde doğduğu bilinmektedir. Bir çok değerli hizmet yaptıktan sonra 1430’da hayata gözlerini yummuştur. Kendisinin yetişmesinde, Somuncu Baba diye bilinen Ebu Hamid Aksarayi’ın etkisi çoktur. Aksarayi’nin üstadı Hoca Alaeddin’dir.

Hacı Bayram’ın asıl adı Numan olmakla birlikte, bir kurban bayramında Şeyhi Ebu Hamidüddin Aksarayi ile  ilk olarak karşılaştığı için kendisine “Bayram” denmiştir.Sıkı bir medrese eğitimi gören Hacı Bayram Veli, Ankara’da Kara Mederese’de  öğretmenlik yaptı. Kayseri’de bulunan üstad Ebu Hamid’in yanına giderek tasavvuf yoluna girdi. Bir ara Bursa’ya gidip orada Çelebi Mehmet Medresesinde müderrislik yapmıştır. Daha sonra şeyhi Ebu Hamid’le birlikte hac yolculuğuna çıkmıştır. Yıldırım Beyazit-Timur mücadelesi sonucu, bu esnada Anadolu çok karışmıştı. Hacı Bayram Veli üç yıl kadar süren hac yolculuğundan sonra 1403 yılında Ebu Hamid’le birlikte Aksaray’a yerleşti.1412 yılında Ebu Hamid ölünce, onun vekili olarak şeyhliği kabul edip Ankara’ya yerleşmiştir.

Hacı Bayram Veli’nin yaşadığı çağda ve daha önce Anadolu’da çok önemli olaylar olmuştur. 1240 yılında İshak Baba müridleriyle birlikte isyan etmiştir. İç Anadolu’daki bu isyanlarla uğraşan Selçuklu Devleti yorgun düşmüş ve 1243 Kösedağ savaşı’nda Moğollara yenilmiştir. II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Baycu Noyan’a yenilince Selçuklular üstünlüğünü kaybetmiş ve vergi ödemeyi üstlenmiştir. 1300 yıllarında kurulan Osmanlı Devleti hem Bizanslarla uğraşmış ve hem de Anadolu’da birliği sağlamaya çalışmıştır.

Daha sonra 1402’de Yıldırım Bayezid, Timur’a yenilince Osmanlı tahtı için kardeşler arasında iktidar mücadelesi başlamıştır.

Ayrıca İran’ın siyasi emelleri dolayısıyla Anadolu’da Hurufilik faaliyetleri de eksik değildir. Fazlullah al-Esterabadi tarafından kurulan Hurufilik evren için üç temel ilkeyi, yani nübüvveti, imameti ve uluhiyyeti kabul etmiştir. Varlığın görüşünü sesle başlatan Fazlullah, uluhiyetin kendisiyle göründüğünü ileri sürmüştür. Bu fikirlerinden dolayı 1394’te öldürülen Fazlullah’ın öğrencisi Nesimi bir Türk şairdir. Harflerden anlam çıkarmayı ilke edinen Hurufiliği yayan değerli Türk şairi Nesimi de bunu 1418’de hayatıyla ödemiştir. Ancak fikirleri bir çok tasavvuf şairini etkilemiştir.

Hacı Bayram Veli’nin çağında önemli bir fikir hareketi de Simavnakadısıoğlu Şeyh Bedrettin tarafından başlatılmıştır. 1358’de Simavna’da doğan Bedrettin, Osmanlılardan Musa Çelebi’ye kazaskerlik yapmış, Çelebi Mehmet’le mücadelede etkili olmuş ve bazı isyanlara katkıda bulunmuştur. 1420 yılında yakalanıp verilen fetva sonucu astırılmıştır.

Onun “Varidat” adlı eseri Anadolu ve Rumeli ahalisinin bir bölümünü etkilemiştir. Bedrettin’e göre, varlık birdir. Onun bu görüşü, vahdet-i vücut kuramını andırmaktadır.Ancak Bedrettin’in kuramına vahdet-i mevcut demek daha uygun olur. Buna göre, varlıkta Tanrı’dan başka bir şey yoktur.Tanrı’nın zatı görülmez, ama birtakım biçimler görünür ve bilinir. Her varlıkta Tanrılık söz konusudur.

Bedrettin mal ortaklığı görüşüyle de tanınmıştır. Hıristiyanların bazılarını da etkilemeyi başararak, dünya ile ahiretin göreceli olduğunu iddia etti. Görünen biçimlerin geçici olduğunu, cesetlerin dirilmeyeceğini, dünya ve ahiretin öncesiz ve sonrasız olduğunu ileri sürdü. “İnsan, Tanrı’nın halifesidir” dedi. Bedrettin’in asılması üzerine yandaşları başka akımlara katılmışlar ve kendilerini gizleyerek yaşamışlardır.

Hacı Bayram Veli’nin yetiştiği çağda, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre gibi yapıcı ve insanları birleştirici düşünürlerin etkinlikleri çok önemlidir.

Ayrıca Ahilik örgütü, Moğollardan kaçıp Anadolu’ya gelen Türklerin yerleştirilmesinde, ticaret hayatında, Türklerin ön safa geçmesinde, şehirciliğin benimsenmesinde, Türk törelerinin canlı tutulmasında çok etkili olmuştur.

Bu çağda, Kadiriyye, Halvetiyye ve Rifaiyye tarikatları da Anadolu’da faaliyet halindeydi.

Hacı Bayram Veli’nin ekolünün Halvetilik ve Nakşbendilik tarikatlarının etkisiyle oluştuğu söylenir. Ancak Hacı Bayram’ın başarısında, hem medrese bilimlerini iyi bilmesi, hem de tasavvufu içtenlikle benimsemesi etkili olmuştur. Kurduğu ekol, kendinden sonra bir çok kola ayrılmıştır.Bunlar içinde Şemsiyye-i Bayramiyye ve Melamiyye-i Bayramiyye en büyükleridir.

Bayramilikte cezbe, ilahi sır ve sevgi temel ilkelerdendir. Tarikatın tacı beyaz renkli ve altı dilimlidir. Bayramiler hem açık, hem de gizli zikre önem verirler. Halvet nefsin eğitilmesi ve zihnin bir noktada toplanması için yararlı görülmüştür. Bu, kısa bir süre toplumdan ayrılıp köşeye çekilme biçiminde yapılır.

 

HACI BAYRAN VELİ’NİN TASAVVUFİ DÜŞÜNCELERİ:

 

Hacı Bayram Veli, ekmeğini alın teri ile kazanmayı ve toplum içinde yardımlaşmayı severdi. Ona göre, en doğru yol, dünyaya gönül vermeden çalışmak ve insanları mutlu etmektir. Özellikle kalp kırmaktan sakınmanın önemini vurgulamıştır. Kalp, Allah bilgisinin oluştuğu ve sevginin bulunduğu yerdir. İnsan nefsini bilirse Allah’ını da bilir.

Tasavvufta sohbet, bir eğitim biçimidir. Kısa süre yalnızlığa çekilmek ve bir üstada bağlanmak Hacı Bayram’ın usulünde vardır. Tasavvuf dilinde fark, Allah’ta fani olmak demektir. Ayrıca dünya malına önem vermemeyi de yeğlemiştir.

Nefsi temizleyerek Allah’a kavuşulur. Nefsi temizlemenin yolu da kötülüklerden kaçınmaktır. Az uyumak, az konuşmak ve az yemek, nefsi eğitmekte etkilidir.

Hacı Bayram Veli, bir ara Sultan II.Murad’a şikayet edilmiş, bunun üzerine Edirne’ye çağrılmıştır. Orada söylentilerin asılsız olduğu anlaşılmış ve takdir toplamıştır. Ankara’ya tekrar dönen Hacı Bayram Veli, ekolünü yaymaya devam etmiş ve İran’ın şii propagandasına karşı sünni sistemi savunmuştur.

Hacı Bayram Veli, bize kalan dört değerli şiirinde tasavvufun inceliklerini yansıtmıştır.

Her şeyden önce, bu dünyada ihtiyatlı olmayı salık vermiştir. Dünyada her yoksulun, zengin, zenginin yoksul olabileceğini, mevkiin değişebileceğini açıklamıştır. “Kaftan kafa hükmeden bilmez bu muammayı” diyerek gerçeğin öğrenilmesini salık vermiştir.

Hacı Bayram Veli, her mü’minin, kendi özüne bakarak olgunlaşacağını belirtmiştir. Ancak, insan kendi özüne bakarken davranışlarını da kontrol etmelidir. Bu hususu onun şu dörtlükleri ne güzel ifade etmektedir:

Bilmek istersen seni

Can içinde ara canı

Geç canından bul anı

Sen seni bil sen seni

 

Kim didi ef’alini

Ol bildi sıfatını

Anda gördü zatını

Sen seni bil sen seni.

 

Etkileri:

Hacı Bayram Veli’nin görüşleri Anadolu, Mısır ve Rumeli’de yandaşlar bulmuştur. Bayramiyye ekolünün kolları arasında en önemlileri şöyle sıralayabiliriz:

Akşemsettin’in kurduğu Şemsiyye-i Bayramiyye, Bursalı Ömer Dede (Emir Sikkini)nin kurduğu Melamiyye-i Bayramiyye, Aziz Mahmut Hüdai’ye mensup Celvetiyye kolu, Akşemsettin halifesi olan Kayserili İbrahim Tennuri’ye mensup Tennuriyye, bu koldan gelen ,İsa oğlu Saruhanlı İlyas’a mensup İseviyye, Şemsiyye ekolüne mensup Himmet Efendi’nin kurduğu Himmetiyye kolu.

Hacı Bayram Veli, damadı Abdullah bin Eşref bin Mehmed’i de çok etkilemiştir. Eşrefoğlu lakabıyla tanınmış olan bu zat, hem şair, hem de Eşrefiye tarikatının kurucusudur. Bu zatın şiirleri, Anadolu’da sevilerek okunmuştur. Onun Divan’ı ve Müzekki’n-Nüfus adlı eseri tanınmıştır. Tarikatname adlı eseri de önemlidir.

         Bayramiyye’nin kollarından Melamiyye’yi kuran zat, Bıçakçı Seyyid Ömer Dede’dir. Bu zata Emir Sikkini de denir. Melamiler, gösterişe önem vermezler. İki yüzlülükten sakınırlar, üstünlük iddiasında bulunmazlar.Gönül yapmağa önem veririler. Sohbeti severler, Birliği düşünürler. Onlara göre, varlıkta esas vahdettir. Yalan kin ve dedikoduyu hoş karşılamazlar. Keşif ve keramet iddiasını da doğru bulmazlar. Haldaşlar arasında gönül kardeşliği vardır. Melamilerde esas olan ahlak güzelliği ve iç temizliğidir.

         Bu tarikatın daha sonraki temsilcilerinden Ayaşlı Bünyamin, Aksaraylı Pir Ali ve İsmail Maşuki tanınmıştır. İsmail Maşuki, Şeyhulislam Kemalpaşazade’nin fetfasıyla 1529’da asılmıştır. Bu olay medrese-tekke çekişmesinin tipik örneklerindendir. Daha sonra  Helvacı Baba ve Hayranbolulu Ahmet Sariban isim yapmıştır. Ahmet Sariban, Kaygusuz imzasıyla Türkçe güzel şiirler yazmıştır.

Yavuz Sultan Selim, İbnu’l-Arabi’nin türbesini yaptırıp Fususu’l-Hikem’i Türkçeye çevirince, Melamiyye taraftarları, Anadolu, İstanbul ve Rumeli’de çoğalmıştır. Böylece varlıkta birlik felsefesi daha çok yayılma imkanı bulmuştur. 1925’de ölen Hüseyin Lamekanani’nin dokunaklı ilahileri, zamanında bir çok kimse tarafından ezberlenmiştir. Melamiyye şairleri, İstanbul’da saray mensuplarını bile etkilemiştir. Ancak Beşir Ağa ile birlikte kırk öğrencisinin öldürülmesinden sonra ekolun yayılması duraklamıştır. Günümüzde genellikle Ege, İstanbul ve Trakya’da yaşayan melamiler, ekolün manevi ve ahlaki görüşünü devam ettirmektedirler.

         Bayramiyye’nin yetişdirdiği Yazıcıoğlu Mehmed’in de manevi alanda etkisi büyük olmuştur. Malkara’da doğup 1451’de Gelibolu’da ölen Yazıcıoğlu Mehmed’in şiirleri ve özellikle Muhammediyye adlı Türkçe manzum eseri, Anadolu’da, Kırım’da, Kazan’da ve Baikırtlar arasında elden ele dolaşmıştır. Bu esere şerhler yazılmış ve mevlitlerde bazı parçaları ilahi olarak okunmuştur. Ayrıca bu esere naziriler de yazılmıştır. Eserde biraz mistik bir karakter bulunmakla birlikte sünnet ehli görüşü hakimdir.

         Hacı Bayram’ın öğrencilerinden Akbıyık Sultan’ın asıl adı Şemseddin’dir. II.Murad ve Fatih zamanında yaşayan bu tasavvuf şairi, Varna seferine ve İstanbul’un fethine katılmıştır. Kendisine Şems-i Hüdada denilir. Şiirleri, tasavvufu severleri çok etkilemiştir.

         Akşemseddin (1389-1458), Hacı Bayram Veli’nin öğrencisi olup, Osmancık’ta müderrislik yapmış, Beypazarı ve İskilip’te bir süre oturmuş ve nihayet yerleştiği Göynük’te ölmüştür. İstanbul’un fethinde Fatih Mehmed’e yardımcı olan ve askerin moralini yükselten bu zat Anadolu’da ve Rumeli’de çok sevilmiştir. Dine ve tıbba dair eserler yazmıştır.Türkçe şiirleri de mevcuttur.

         Hacı Bayram’ın yolunda giden ve onun görüşlerini yayan kişiler arasında Ahmed Bican, Şeyh Selahattin, Germiyanoğlu Şeyhi, Molla Zeyrek, Baba Nahhasi-i Ankaravi (Bakırcı), Şeyh Lütfullah Yusuf Hakiki, İnce Bedreddin, Kızılca Bedreddin, Şeyh Ulvan Şirazi, Kemal Halveti, Abdulkadir Isfehani, Ahmet Baba ve Şeyh Muslihiddin Halife de bulunmaktadır.

        

 

SONUÇ:

         Hacı Bayram Veli’nin tasavvuf felsefesinde ittihat, hulul ya da hurufilik görüşlerine iltifat etmemiştir. Sünni sistem içinde sevgiyi yaymaya çalışmıştır.Varlıkta birliği anımsatan dizeleri, yüce Allah’ın kudretini ifade ettiği için zevkle okunmuştur. İnsanlar arasında gönül yapmanın önemini vurgulayarak dayanışmaya sağlık vermiştir. Şiiliğe karşı Türk gelenekleriyle beslenmiş tasavvufu savunarak kültür ağı oluşturmuştur. Türkçe şiirler yazan Hacı Bayram, sohbetlerini Türkçe yapmış, Gülşen-i Raz ve Lem’at’ı Türkçeye çevirerek okutmuştur.Öğrencilerinden Türkçe şiirler yazan mutasavvıflar yetişmiştir.

         Hacı Bayram Veli, Anadolu ve Rumeli’de hoşgörünün yayılmasına da yardımcı olmuştur. Medresenin katı kurallarını değil, tasavvufun ince ve ibretli sözlerini yeğlemiştir. Adeta Ahmet Yesevi ve Yunus Emre geleneğini devam ettirmiştir.

         Baba İshak ya da Şeyh Bedreddin gibi isyancı bir tutum izlememiş, yapıcı davranmış ve barıştan yana olmuştur.

         “Bu sözümü arif anlar, cahiller bilmeyüp tanlar” diyen Hacı Bayram Veli, olgun insanı övmüş, cahil kalmayı yermiştir. Ahlak eğitimine önem vermiş ve insanın kendini tanımasını istemiştir. Kendini tanıyan insanın hem Tanrı’sını bilebileceğini ve hem de her insanı bir değer olarak tanıyacağını vurgulamıştır. Yetiştirdiği öğrencileriyle görüşleri devam etmiştir. Görüşleriyle, adalet, doğruluk ve kardeşlik duyguları güçlenmiştir.

 

(Türk-İslam Düşüncesi Hakkında Araştırmalar. Prof Dr. İbrahim Agah Çubukçu.Kültür Bakanlığı, 1992,Ankara.Sayfa:359-366)

 

*Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

        



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.