Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8390
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
İBRİK
İbrik yakın bir geçmişe kadar, suyun kaynağından başlayıp evimize kadar geliş macerasının son durağıydı. Su evlerimize borularla getirilmeden önce, horhor çeşmelerinden sakalarla evlerdeki kebir küplere taşınır veya bahçelerde açılmış kuyulardan çekilirdi. Sonra da çeşitli ihtiyaçlar için farklı farklı ibriklere konulup hazır bekletilirdi. Estetik güzelliği ve görevinin yüceliği ile karanlık ortaçağın aydınlık yüzünü oluşturan ibrik, Yakındoğu ve Anadolu`da devlet kuran Büyük Selçuklu ve onun devamı olan Anadolu Selçuklu Türklerinin sanat tarihine bir hediyesidir. Adeta bir ziynet eşyası gibi görülen ibrik, edebiyatımızda da yerini alır. İbrik ve onun atık su kabı olan leğeni için ünlü şair Nâbi şu mısraları yazmış:
"Nâbi edemez kısmet-i Hakkı idrâk / Çâlâk ise ne denlü akl-ı derrâk / İbrik-ü leğen mâden-i vahidden iken / Birinde su pâk birinde nâ-pâk" diyordu.

İslam öncesi medeniyetlerde de maden ve topraktan benzer şekillere rastlanılmış olmasına rağmen, ibrik İslam`ın emrettiği "temizlik" neticesi yeniden doğmuş, görevinin gururunu hissedip, ama karşımıza alçakgönüllülükle biçimlenmiş olarak çıkmıştır sanki. İbrik, yalnızca suyu muhafaza eden bir kap değil, kolay taşınabilirliği, kullanılış kolaylığı ve güzel biçimi ile ev eşyalarının başta gelenlerindendi.

Bir başka deyişle ibrik, geçmiş zamanların en güzel biçimli kabı, temizliğin ve tutumluluğun alametiydi. Suya büyük önem vermiş olan Osmanlı Türk`ü ise onu mübarek sayıp suyunun lüzumsuz yere bir damlasını dahi ziyan etmemeye titizlik göstermişti. Temizliğe verilen değer neticesinde de sarayda padişahın, konaklarda devlet ileri gelenlerinin ve zenginlerin, el ve yüzlerini yıkamaları, abdest almaları ve içme suyunu temin etmeleri için bir sınıf meydana gelmişti. Bu işi gören kişilere de ibrikdar veya ser-ibikî denilirdi.

Bir de İbrikdar Usta vardı ki vazifesi, sarayın harem teşkilatı içindeki yedi önemli görevden biriydi ve yüksek maaşlı bir saray memuruydu. Halk arasında ise bu iş terbiye gereği küçüklerin, büyüklerin ellerine su dökmesi şeklinde yapılırdı ve eline su dökülen büyük, sonunda daima küçüğüne dua ederdi.

Ayrıca, sanki ibadetin bir parçası gibi düşünüldüğü için, bu iş çocuklara aileleri tarafından usulünce öğretilirdi. Ancak bazen büyüklerin kendilerinden daha genç olanların ellerine su döktüğü de olurdu. Büyük devlet adamlarının ilme hürmet ettikleri, ulemanın eline su döktüğü çokça görülürdü. Mesela, I. Sultan Ahmed`in büyük mutasavvıf Aziz Mahmud Hüdâî`nin eline ibrikle su döktüğü bilinmektedir. Kibar ve kültürlü ailelerde ibriklerin mutlaka süzgeçli leğenleri bulunurdu. Elin yıkanması sonucu akan suyun etrafı kirletmemesi için leğen ve leğende suyun gözükmemesi için de ayrıca leğen setine oturtulmuş bir süzgeç bulunurdu.
Bütün bunlar en ince teferruatına kadar düşünülmüş şeylerdi. Ev içindeki ibrik teşrifatı ve kullanım yerleri kurallara bağlıydı. Misafirler için ayrı ibrik ve leğen bulundurulurdu ve eski Türk evlerinde misafire hitaben şöyle bir levha vardı:
"Ey misafir kıl namazın kıble bu caniptedir. İşte leğen, işte ibrik, işte peşkir iptedir." Yine geleneklerimize göre, evlenecek genç kıza, ailesinin maddi durumuna göre mutlaka leğenli bir ibrik ve gusül güğümü verilirdi.
İbrikler, ilk bakışta birbirlerine benzer görünürlerse de dikkat edildiğinde gerek biçim, gerekse üzerlerindeki nakışları itibariyle büyük farklılıklar gösterir. Yalnızca bugün Anadolu`da yüzün üzerinde ibrik çeşidi bulmak mümkündür ve bunlar yapıldıkları şehirlerin adlarıyla söylenirler. En önemli ibrik yapım merkezleri İstanbul, Tokat, Malatya, Kastamonu, Sivas, Erzincan, Gaziantep, Siirt, Kayseri, Denizli, Çorum olarak sıralanabilir. Ayrıca, bir şehirde değişik ustalarca değişik üsluplarda ibrikler yapıldığı da bilinmektedir. İbrikler çoğunlukla bakırdan, bazen sarıdan, bunların yanı sıra kıymetli maden olan altın ve gümüşten de yapılırdı.
 
 
Bütün bunlar en ince teferruatına kadar düşünülmüş şeylerdi. Ev içindeki ibrik teşrifatı ve kullanım yerleri kurallara bağlıydı. Misafirler için ayrı ibrik ve leğen bulundurulurdu ve eski Türk evlerinde misafire hitaben şöyle bir levha vardı:
"Ey misafir kıl namazın kıble bu caniptedir. İşte leğen, işte ibrik, işte peşkir iptedir." Yine geleneklerimize göre, evlenecek genç kıza, ailesinin maddi durumuna göre mutlaka leğenli bir ibrik ve gusül güğümü verilirdi.
İbrikler, ilk bakışta birbirlerine benzer görünürlerse de dikkat edildiğinde gerek biçim, gerekse üzerlerindeki nakışları itibariyle büyük farklılıklar gösterir. Yalnızca bugün Anadolu`da yüzün üzerinde ibrik çeşidi bulmak mümkündür ve bunlar yapıldıkları şehirlerin adlarıyla söylenirler. En önemli ibrik yapım merkezleri İstanbul, Tokat, Malatya, Kastamonu, Sivas, Erzincan, Gaziantep, Siirt, Kayseri, Denizli, Çorum olarak sıralanabilir. Ayrıca, bir şehirde değişik ustalarca değişik üsluplarda ibrikler yapıldığı da bilinmektedir. İbrikler çoğunlukla bakırdan, bazen sarıdan, bunların yanı sıra kıymetli maden olan altın ve gümüşten de yapılırdı.
 

Daha sonra gövde kaynak yapılıp boğaz kısımları da sonradan eklenir oldu. Tornada sıvama usulü bir tarafa bırakılırsa, günümüz ustalarınca da ikinci yol takip edilmektedir. İbrikler artık eski görevlerini yapmıyorlar, ama yerli ve yabancı herkesin hayran oldukları biçimleriyle, Türk evinin süsü ve geçmişin izi olarak yaşıyor, vazifesini tamamlayarak emekli olmuş devlet memuru gibi köşelerinde dinleniyorlar.


 

 

* Prof. Dr. M. Zeki Kuşoğlu, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.