Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1815
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8464
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 754
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
İLK UÇAKLAR

İlk uçaklar

İnsanoğlunun uçma hayalini inat ve gayretle somutlaştırdığı 1900’lerde, birçok bilim sever ve tutkulu gencin de havacılığa yönelmesi kaçınılmazdı. Bu gençlerden ikisi, Ohio’da yaşayan Wilbur ve Orville Wright kardeşlerdi…

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

İlk uçaklar

Samuel Pierpont Langley, havadan ağır uçuş deneyinin başarısına güvenerek, 1900’lerin başlarında insan taşımaya uygun boyutta bir hava aracı tasarlamak için finans aramaya başladı. İstediği desteği hükümetten alarak, Aeodrome adlı bir tasarım üzerinde çalışmaya koyuldu. 1903’te yaptığı iki denemede, hava taşıtları kalktıktan kısa bir süre sonra yere çakıldılar. Langley, ümitsizlik içinde çalışmalarına son verirken, sadece birkaç hafta sonra Amerika’da tasarlanan Flyer (uçucu) adlı planör uçmayı başaracaktı.

İnsanoğlunun uçma hayalini inat ve gayretle somutlaştırdığı bu dönemde, birçok bilim sever ve tutkulu gencin de bu alana yönelmesi kaçınılmazdı. Bu gençlerden ikisi, Ohio’da yaşayan Wilbur ve Orville Wright kardeşlerdi. Wright kardeşler, Chanute’un çift kanatlı planörünü esas alıp denge sağlayan kuyruğun yerine bir derinlik dümeni kullanmanın ve bu dümeni öne yerleştirmenin daha iyi olacağını düşündüler. Taşıma yüzeyini genişlettiler ve Chanute ile Lilienthal’in tasarımlarındaki kusurları aşan bir planör ortaya çıkardılar. 1902 yılına kadar yaptıkları birçok planör uçuşunun ardından, motorlu bir taşıt çalışmasına başlayan kardeşler, bilimsel bir inatla sürdürdükleri deneme-yanılma metodunun meyvelerini almaya başladılar. Uçak mühendisliğinin temelleri sayılan çalışmaları sonunda ilk kumanda edilebilir motorlu uçağı, 17 Aralık 1903’te Kuzey Carolina’da gerçekleştirdiler. Uçuş, 12 saniye sürdü.

İLK UÇAKLAR
Wright kardeşler uçağın kontrolüne ilişkin sorunu, wing warping (eğilmiş kanat) adını verdikleri bir sistemle çözmüşlerdi. Bu sistem, Wright kardeşlerin adını havacılık tarihine yazmakla kalmamış, aynı zamanda sonradan geliştirilecek uçak modellerinin temelini de atmıştı. Wright kardeşler, 1905 yılında yan yatıp ters dönebilen ve havada daireler çizebilen uçakları Flyer III’ü yaparak Amerika’da gökyüzünü fethe doğru adım atarken, Avrupa’da da gelişmeler hızla ilerliyordu. İlk uçak motorları yapılıyor; 13 Eylül 1906’da Santos Dumont halka açık bir uçuş gerçekleştiriyor; Paul Cornu ilk helikopteri geliştiriyor; 1908’de John William Dunne adlı bir İngiliz, en iyi erken dönem tasarımlarından sayılan D4 adlı uçağı başarıyla uçuruyor; 1909’da Fransa’da Antoinette ve Bleriot adlı uçaklar Manş Denizi’ni aşıyor; 1910’da ise Henri Fabre ilk deniz uçağını inşa ediyordu. Artık uçaklar çift kanatlı ve pervaneli yapılıyor, Fransız Breguet ve İngiliz Avro, dikkat çeken tasarımlar olarak öne çıkıyordu.

Havadaki gelişmeler hızla sürerken, yerde uluslararası gerilim giderek tırmanıyor, ilk dünya savaşının tarafları daha da belirginleşiyordu. Dünya savaşı, gelişen hava araçlarının askeri alana dahil edilmesiyle sonuçlandı.

ASKERİ VE SİVİL HAVACILIĞIN İLK TEMELLERİ
Hem zeplin hem de ilk ‘uçan taşıt’ların gelişimi, daima bilimsel çalışmaların en önemli iticisi olmuş, uluslararası güç yarışı ve savaş nedeniyle birdenbire hız kazanmıştı. İnsanlığın Birinci Dünya Savaşı’na doğru hızla ilerlediği gerilimli dönemde, askeri havacılığın gelişmesine doğal olarak büyük önem veriliyordu. Bu ‘uçma tutkusu’ ile hareket eden mucitlerin; -insanlık için felaket anlamına gelse de- önünde bir fırsatlar deryası idi. Savaş başladığında neredeyse tüm taraflar, saldırı için bir hava gücüne sahiptiler. Örneğin, Almanların ‘gece yarısı kovboyu’ adını verdikleri zeplinler alacakaranlıkta İngiltere’ye doğru yola çıkıyor ve kentin üzerine bombalarını bırakıyorlardı. Savaşın giderek hiddetlenmesi, zeplinlerin askeri alanda yeterince güçlü olmadıklarını ortaya çıkardı. Kolayca infilâk eden hidrojen gazı ile doldurulmuş olan zeplinler yerine, hızla geliştirilen ve neredeyse icat edilir edilmez askeri ihtiyacın hizmetine sunulan ‘uçak’lar, giderek savaşın en önemli gücü haline geldiler. Düşman uçağına saldırmakla görevli olan ve avcı uçağı denen bu tip uçaklar, savaşta çok çeşitli amaçlarla kullanıldılar ve kullanıldıkları süre içinde de durmaksızın geliştirildiler.

BİRBİRİYLE YARIŞAN AVCI UÇAKLARI
Uçakların yalnızca keşif amaçlı değil, saldırı için kullanılabileceğinin anlaşılması uzun sürmedi. Birinci Dünya Savaşı başladığında, ilk hava saldırısı modeli, uçağın arka koltuğuna döner bir makineli tüfek yerleştirilmesi şeklinde oldu. Özellikle Vickers F.B.5 Gunbus gibi modellerde, makineli tüfeğin önü herhangi bir donanım tarafından engellenmiyordu. Ancak hem uçağın hem de tüfeğin kumandası, pilot açısından sorun yaratıyordu. Göklere egemen olma mücadelesi öyle hız kazanmıştı ki, kısa zamanda buna da bir çözüm bulundu.

Anthony Fokker’in tasarımı olan E-1 avcı uçağı, öndeki pervanenin kanatlarına vurmadan ateş edebilecek sabit bir makineli tüfek donanımıyla bir süre üstünlük sağladı; ancak bu durum, itici pervaneli Havilland D.H.2 ve Farnborough F.E.2B’ler ile pervaneli Nieuport 17 gibi avcı uçaklarının geliştirilmesiyle son buldu.

PEK ÇOK KAYIP VERİLDİ
1915’te, o güne kadarki en büyük uçak olan Rus yapımı Sikorski Ilya Mourometz adlı ağır bombardıman uçağı geliştirildi. Savaşın en ünlü uçağı ise İngiliz Sopwith Camel idi. Birçok pilotun ölümüne neden olan kullanışsız kumanda sistemine rağmen, diğer uçaklardan daha çok hava zaferi kazanmasıyla ünlenmişti.

Adım adım gelişen hava saldırıları, savaşın kaderini belirlemeye başladıkça, kendi kahramanlarını da yaratmaya başlamıştı. Birçok pilot, yaptıkları başarılı hava saldırılarıyla, dilden dile dolaşan bir efsane haline geldi. Bunlardan en çok bilinenleri, 80’den fazla uçak düşüren, ‘Kızıl Baron’ lakaplı Manfred von Richthofen ve birçok zafere adını yazan İngiliz rene Paul Fonck idi. Kuşkusuz, bu kahramanlık öyküleriyle el ele yürüyen gerçek, her gün verilen binlerce kayıptı ve bu kayıplar, ne yazık ki ‘bilim adına’ verilmiyordu.(Skylife dergisinin Mayıs.2008 tarihli sayısından alınmıştır)



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.