Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1744
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7665
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1992 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
İŞSİZLERİMİZ VE ÇALIŞMA SAHALARI

İŞSİZLERİMİZ VE ÇALIŞMA SAHALARI

 

                                            Ahmet ÖZDEMİR

                                          Maliyeci-İktisatçı

                                                             aozdemir2007@hotmail.com

 

 

 

Memleketimizin son zamanlarda çektiği sıkıntılardan birisi de işsizliktir. Bölücü terör hadiseleri, kapkaçcılık, hırsızlık, kavgalar-yaralamalar-ölümler gibi günlük olayları bunlara dayandıran görüş sahipleri hiç de az değildir.

Hatta, Yurdumuzun otuz seneden bu yana yaşadığı PKK ve bölücülük hadiselerini, mutlak manada iktisadi sebeplere bağlamak ısrarında bulunanlara, haklılık payı tanımak hiç de mümkün değildir. Eğer öyle olsaydı, değil muayyen bölgelerde ve mahallerde yaşanan hainlikleri-yakmaları-yıkmaları-askerlerimizi ve güvenlik güçlerimiz personellerini ve hatta sade vatandaşlarımızı-kamu görevlilerimizi şehit etmek fiillerini ve gösterilerini-hadiselerini; Yurdun daha geniş çerçeveli sath-ı mahallinde görmek durumunda kalınabilirdi.Bugün, Karadeniz insanlarının çoğu, İç Anadolu’nun sakinlerinin hiç de az olmayacak sayıdakileri; iktisadi-mali-sosyal yönden  Doğu-Güneydoğu insanlarımızın hayat şartlarından daha ileri seviyede değildir. Buna rağmen, Türk Devletine-Türk Milletine yürekten bağlı ve Anayasa düzenine saygılıdırlar. Açta ve/veya açıkta kalma gerekçesiyle; dağa çıkmazlar-yol kesmezler-otobüsleri ve diğer nakil vasıtalarını durdurarak insanların değerli eşyalarını- varlıklarını gasp etmezler ve bunlardan bazılarını kurşuna dizmezler-dağa kaldırmazlar. Askerliklerine seve seve giderler-vergilerini ve benzeri kamu paylarını güçleri nispetinde öderler. Belirttiğimiz vasıftaki insanlarımız ve davranış şekilleri, şüphesiz; sözü edilen  bölge yaşayanları itibariyle de geçerlidir. Ancak, az da olsa belli bir coğrafi arz sathından neşet eden bir kısım hainler-çapulcular-bölücüler; maalesef  Devlet-Millet-Vatandaş için baş belâsı olmuşlardır.Aslında, belirtilen manadaki kimseler; dış destekçilerinin ve iç yandaşlarının oyununa gelmiş zavallılardır. Gerçek manada etnik duygu ve anlayışla ve militarizm ölçülerinde hareket etmek isteselerdi. Bunların hepsi, kendi arzularıyla Kuzey Irak Kürt Bölgesine göçerlerdi-iltica ederlerdi. O bölge, otonom hale gelmiştir. Bunun benzeri, yakın tarihte Museviler için görülmüştür. Daha iyi imkânlara sahip iken; Amerika’dan-Avrupa’dan ve bu meyanda Türkiye’den-Rusya’dan bugünkü İsrail Devleti topraklarına göç etmişlerdir. Bizim, vatandaşlarımız olan bölücüler; hayır, bizler gitmiyoruz. Bu topraklar, bizimde mekanlarımızdır. Hakimiyetimizi burada icra edeceğiz, derler. Halbuki, onlara git diyen de yok ki! Aksine, Vatan-Din-ad beraberliği içindeyiz. Bir ve beraberliğimiz daim olsun, deniliyor.

Yine, ifade etmek istiyoruz ki; değinilen manadaki insanların, iltica ettikleri veya işçi olarak gittikleri  batı devletlerinde, iktisadi-mali-sosyal yönden daha kötü şartlarda hayat gailesi içinde oldukları ve yaşamak durumunda kaldıkları, oraları tanıyanlarca da iyi bilinmektedir.Buna rağmen, insanların kendi öz yurdunda ; bey ve paşa gibi yaşamaktan daha iyisi ne olabilir. Memleketimizde, herkes; sade vatandaştan belli iktisadi güce sahip olanlara, kamu-özel sektör çalışanları itibariyle, eşit vatandaşlık haklarına sahiptir. Bir cinayete düçar olan bir azınlık mensubunun oğlu; bizim bu topraklarda geçmişte şu kadar nüfusumuz vardı. Şimdi, bunlara ne oldu da günümüzde nüfusumuz kat ve kat aşağılara düştü diyor. Acıları bir tarafa, bu sözler bana çok manidar geldi. Şimdi, biz de soralım; Batı Trakya’daki, Balkanlardaki, Arap Coğrafyasındaki, Kırım’daki Türk nüfusu, değinilen zamanlar itibariyle ve günümüzde neydi ve ne oldu. Türkler, kıtal’e maruz kaldıkları için kaçmak-göçmek durumunda kalmışlardır. Sizin belirttiğiniz  kitleler, milletler arası anlaşmalarla belli garantilere ve imtiyazlara sahip iken, daha iyi şartlarla yaşamak için ABD’lerine göç etmişlerdir. Bunların, hiç birisi, kendi soydaşlarının yaşadığı Devlete-topraklara gitmemişlerdir. Buna rağmen, kendi arzularıyla başka devletlere göç edenler de Türkiye ve Türk Milleti özlemlerini hayatları boyunca yaşamışlardır. Türkçe konuşmalarını şahısları ve aileleri nezdinde devam ettirmişlerdir.

Yaşamak için, önce sağlık ve sonra da bir iş sahibi olmak gereklidir. Belirtilen iş; kamu-özel, bağımlı-bağımsız şeklinde tezahür edebilir.Her türlü faaliyetlerde hukuka uygun  bir şekilde çalışmak, kanunların yasakladığı fiillerden uzak durmak, esas olmalıdır.Bizim, dinimiz İslâmiyet’te de; haramlar-helâller gösterilerek hiç ölmeyecekcesine çalışmak, az sonra ölecekmişcesine ibadet etmek öngörülmektedir. Barınmak, çalışmak ve buna dayalı yemek-gezmek-tozmak her insanın tabii hakkıdır. Değişik ve artı mali-iktisadi farklılıklar; temel alt yapı-sınırının üstüne inşa edilmelidir. Mesela: Her ailenin bir evi-arabası-asgari geçimini sağlayacak geliri olmalı, daha iyi imkânları olanlar da daha iyi ev (villâ-yazlık-saray)-araba (mersedes-volvo-jeep-yat-hava taşıtları…)-iş (fabrikatör-sanayici-ithalâtçı/ihracatçı-serbest meslek erbabı-ziraatçilik…) imkânına sahip olabilmelidir.

Orta ve alt gelir grubu ailelerin çocukları; daha ziyade kamu görevlisi olmak arzusuyla tahsil yapmaya yönelirler. Halbuki, tek bir gaye yerine alternatif strateji hedefiyle geleceğe bakmak gerekir. Gönül ister ki, Memleketimizin kamu-özel sektör istihdamı doygunluk (tamlık) ölçüsünde ve mali-iktisadi-sosyal hakları eşit ve benzeri görüntülerde olsun. Maalesef, günümüzde; kısmen dahi olsa işsizliğe çare olsun politikasıyla kamu istihdamı şişirilmekte, özel sektörde ise tam istihdamı sağlayacak çalışma sahaları, arzu edilen kıvamda değildir.

Açlık-tokluk; insan hayatı ve toplum için çok önemlidir. Üniversiteli, ilköğretimli veya eğitip diploması olmayan kimselerin; açlık-işsizlik karşısında farklılıkları olamaz ve avantajlı imkânlara-önceliklere sahip olmayı-olmamayı icap ettirmezler. Aç olan insan; insan olma şeref ve haysiyetini korumakta ve devam ettirmekte büyük güçlükler yaşar. Bütün bunlara rağmen de, bilhassa kamuda çalışma imkânını bulanlar; zaman zaman sendikalar öncülüğünde maaşlarının-ücretlerinin azlığından bahisle, kazan kaldırma gösterisine ve fiiliyatına müracaat etmektedirler. Buna rağmen ve prangayla çalıştırılmadıkları halde, maaşım-ücretim az, geçinemiyorum gerekçesiyle kamudan ayrılıp şansını özel sektörde aramak isteyenler-arayanlar yok denecek kadar azdır.

Gerek fert-aile ve gerekse toplum baz’ında olsun, işsizlik adeta bir felâkettir. Bu yönüyle de olsa, ateş düştüğü yakar, görüntüsündedir. Bu kabil deprasyon dönemlerinde; iktisadi imkânları iyi olanların çevresindeki dar gelirli veya gelirsiz insanlara çeşitli vesilelerle yardımda bulunmaları, imkânları elveriyorsa onları iş sahibi yapmaları insanlık icabı olsa gerektir. Belirtilen hususların aksine, bulunan işi beğenmeyen, az paraya çalışmak istemeyen, mevsimlik çalışmalarla yıllık geliri elde etmek hırsında olanlar, işverenini-müşterisini yolunacak kaz gibi görmek eğiliminde olmaları gibi görüntüler-tablolar ilgili kimselerin iyilikte bulunma arzularını kırdığı da söylenebilir herhalde, deriz.

İnsanların zevklerine tenkit de bulunmak istemeyiz, amma; bir kısım kişiler hayvan beslemeyi zevk edinmişlerdir. Bazı hayvanlar var ki, aylık masrafları bir dar gelirli ailenin mutfak masrafından daha yüksektir. Halbuki, çevrede işsiz ve aç insanlar hissedilecek derecede çok iken, hayvanlara aşırı bakım masrafında bulunmak birinci derecede öncelikli olamaz. Sosyal davranışlar itibariyle de etik olamaz. Öncelik, her zamanda ve şartta insanlarındır. Fakiri-fukarası olmayan topluluklar tali hususlarla meşgul olabilirler.

Devlet, sosyal güvenlik düzenlemeleriyle de, emekli olanların tekrar çalışma hayatına girmemeleri için ve işsizler kitlesinin menfaatine olsun düşüncesiyle bir kısım emekliler aleyhine olacak yönde (emekli maaşının kesilmesi, yüksek sosyal güvenlik destek primi ödenmesi, sağlık primi alınması…) düzenlemeleri de hayata geçirmek istemiştir.

Yine belirtmek isteriz ki, hükümlülerin karınlarının doyurulması, bazı cezaevlerindeki döner sermayeli işletmeler nezdinde çalıştırılan mahkûmların ücret geliri elde edebilmeleri ve sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması, seferde-hazarda-harpte de askerlerin karınlarının doyurulması önemli olmaktadır. Bunları, yan ve ek bilgi olarak ortaya koymakla beraber, bilhassa belirtmek isteriz ki; er olarak silâh altına alınanların mutlak olarak kamu sigortalısı (iştirakçi) olmaları ve bunların primlerinin (ilgili ve işveren katkı payı olarak) Devletçe karşılanması, bu paralelde ve muhtemel hayat rizikolarına karşılık olmak üzere özel hayat sigortalarının da ayni şekilde yapılması, gençlerin ileriye matuf kazançları olacaktır. Daha sonra, aktif çalışma hayatına dönenlerin ise belirtilen sürelerinin emeklilik kıdemlerinden (kamuda terfiilerinden de) sayılması esasına ilişkin; şimdiki prim ödeme-borçlanma yoluyla olan uygulamanın da otomatik olarak veya bu yönde yapılacak muhtemel düzenleme paralelinde sona erdirilmesi,  kız çocuklarına da benzeri ve eşit süreli hakların tanınması, Anayasanın eşitlik prensipleri itibariyle; isabetli olsa gerektir.

15 Şubat 2010 yazılı-ekranlı-internet haberlerinden; işsizlik hakkında aşağıdaki (haber7.com) açıklamaların yapıldığı görülmektedir. Buna göre;

Türkiye`de Kasım döneminde işsizlik nispeti yüzde 13,1 olarak belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) üçer aylık dönemler itibariyle her ay açıkladığı Hanehalkı İşgücü Araştırması, ``Ekim-Kasım-Aralık 2009`` dönemini kapsayan ``Kasım`` sonuçlarına göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 233 bin kişi artarak, 3 milyon 270 bin kişiye yükseldi. İşsizlik nispeti ise söz konusu dönemde 0,5 puan arttı ve yüzde 13,1 seviyesinde gerçekleşti.Ekim 2009`da işsizlik, yüzde 13 olarak açıklanmıştı. Buna göre de işsizlik oranında 0,1 puanlık bir artış meydana geldi.2005 yılından itibaren Hanehalkı İşgücü Anketinin tahminleri, hareketli üçer aylık dönem ortalamaları esas alınmak kaydıyla aylık olarak yayınlanıyor. Bu seride ilgili üç aylık dönemin ağırlıkları, dönem ortası aya ilişkin nüfus projeksiyonları esas alınarak hesaplanırken, ifade kolaylığı açısından tahminler de dönem ortası ay adıyla ifade ediliyor. Kasım 2009 dönemine ilişkin istihdam, önceki yılın aynı dönemine göre 742 bin kişi artarak, 21 milyon 741 kişi oldu. İstihdamın sektörel kompozisyonunda, tarımın istihdam içindeki payının 1,1 puan arttığı, sanayi sektörünün payının ise 0,9 puan gerilediği gözlendi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler itibariyle her ay kamuoyuna duyurduğu Hanehalkı İşgücü Araştırmasının ``Ekim-Kasım-Aralık`` dönemini kapsayan ``Kasım 2009`` sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 2009 yılı Kasım döneminde, Türkiye`de kurumsal olmayan nüfus, bir önceki yılın aynı dönemine göre 811 bin kişilik bir artışla 70 milyon 841 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise 864 bin kişi artarak 52 milyon 7 bin kişiye ulaştı. Söz konusu dönemde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 742 bin kişi artarak 21 milyon 741 bin kişiye yükseldi. Tarım sektöründe çalışan sayısı 413 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı da 329 bin kişi artış gösterdi. Kasım 2009`da istihdam edilenlerin yüzde 24,6`sı tarım, yüzde 19,8`i sanayi, yüzde 6,2`si inşaat, yüzde 49,5`i ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, tarım sektörünün, istihdam edilenler içindeki payı 1,1 puan, inşaat sektörünün payı 0,3 puan yükseldi, buna karşılık sanayi sektörünün payı 0,9 puan, hizmetler sektörünün payı da 0,4 puan azaldı. Bu dönemde istihdamın profili de şöyle oldu: ``- Yüzde 72,2`si erkek nüfus. - Yüzde 59,4`ü lise altı eğitimli. - Yüzde 61`i ücretli, maaşlı ve yevmiyeli, yüzde 25,9`u kendi hesabına ve işveren, yüzde 13,1`i ise ücretsiz aile işçisi. - Yüzde 59,1`i `1-9 kişi arası` çalışanı olan işyerlerinde çalışıyor. - Yüzde 2,7`sinin ek bir işi bulunuyor. - Yüzde 3,3`ü mevcut işini değiştirmek için veya mevcut işine ek olarak bir iş arıyor.``

Genç Nüfusta İşsizlik Nispeti Yüzde 24,4: Türkiye genelinde işsiz sayısı da geçen yılın aynı dönemine göre 233 bin kişi artarak, 3 milyon 270 bin kişi oldu. İşsizlik oranı yüzde 13,1 seviyesinde gerçekleşti. Kasım 2008 döneminde yüzde 12,3 olarak açıklanan işsizlik nispeti de yüzde 12,6`ya revize edildi. Buna göre, işsizlik nispetinin de 0,5 puanlık artış meydana geldi. Kasım 2009 döneminde kentlerde  işsizlik oranı 1 puanlık artışla yüzde 15,3, kırlık yerlerde 0,4 puanlık azalışla yüzde 8,7 oldu. Türkiye`de tarım dışı işsizlik nispeti geçen yılın aynı dönemine göre 0,7 puanlık artışla yüzde 16,2 seviyesinde gerçekleşti. Bu nispet erkeklerde geçen yılın aynı dönemine göre 0,7 puanlık artışla yüzde 14,9`a, kadınlarda ise 0,5 puanlık artışla yüzde 20,8`e yükseldi. Genç nüfusta işsizlik  yüzde 24,4 olarak açıklandı. Kasım 2008 döneminde söz konusu oran yüzde 24 düzeyindeydi.

Kasım 2009 dönemindeki işsiz kesimin genel profili ise şöyle: ``- Yüzde 71,2`si erkek nüfus. - Yüzde 56,5`i lise altı eğitimli. - Yüzde 27,3`ü bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor. - Yüzde 31,9`u ``eş-dost`` vasıtasıyla iş bulmaya çalışıyor. - Yüzde 89`u (2 milyon 911 bin kişi) daha önce bir işte çalışmış. Daha önce bir işte çalışmış olan işsizlerin yüzde 48,2`si hizmetler, yüzde 23,3`ü sanayi, yüzde 17,4`ü inşaat, yüzde 8,8`i tarım sektöründe çalışmış, yüzde 2,3`ü ise 8 yıldan önce işinden ayrılmış. - İşsizlerin yüzde 28`ini çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler, yüzde 20,9`unu işten çıkarılanlar, yüzde 16,3`ünü kendi isteğiyle işten ayrılanlar, yüzde 8,2`sini işyerini kapatan/iflas edenler, yüzde 7,1`ini ev işleriyle meşgul olanlar, yüzde 9,9`unu öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar, yüzde 9,6`sını da diğer nedenler oluşturuyor.``  Hanehalkı işgücü anketi kapsamında, çalışabilir çağdaki kurumsal olmayan nüfusa dahil kişilerden (15 yaş ve üstü), ``referans döneminde işi olmayan``, ``bir iş arayan ve bu konuda girişimde bulunmuş olan``, ``iş bulduğu takdirde işbaşı yapabilecek durumda bulunanlar`` işsiz kabul ediliyor.

Kayıtdışı İstihdam Yüzde 43,9: Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların nispeti de önceki yılın aynı dönemine göre 0,6 puanlık artışla yüzde 43,9 olarak gerçekleşti. Bu dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 87,8`den yüzde 85,5`e geriledi, tarım dışı sektörlerde ise yüzde 29,7`den yüzde 30,4`e çıktı. Maliye Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre, 2009 yılı dördüncü döneminde toplam kamu istihdamı da 2 milyon 959 bin kişi oldu.

İşgücüne Katılma Nispeti 48,1: 2009 yılı Kasım döneminde, Türkiye genelinde işgücüne katılma nispeti, geçen yılın aynı dönemine göre 1,1 puanlık artışla yüzde 48,1 olarak gerçekleşti. Erkeklerde işgücüne katılma nispeti geçen yılın aynı dönemine göre 0,3 puanlık artışla yüzde 70,6, kadınlarda ise 1,9 puanlık artışla yüzde 26,4 oldu. Kent yerlerinde işgücüne katılma nispeti 0,7 puanlık artışla yüzde 46, kırlık-köylük yerlerde ise 1,9 puanlık artışla yüzde 52,9 seviyesinde gerçekleşti. Toplam işgücünün yüzde 17,7`sini 15-24 yaş grubu oluşturdu. Lise altı eğitimlilerde işgücüne katılma oranı yüzde 46, yükseköğretim mezunlarında yüzde 78,4 oldu. Lise altı eğitimlilerde erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 69, kadınlarda yüzde 22,2 seviyesinde gerçekleşti. Cinsiyetlere göre dağılım yükseköğretim mezunlarında sırasıyla yüzde 83,3 ve yüzde 71,4 oldu.

Kasım 2009 döneminde 1 milyon 764 bin kişi işe yeni başladı veya iş değiştirdi. Bunun toplam istihdam içindeki oranı yüzde 8,1 olarak hesaplandı. İşe yeni başlayan veya iş değiştirenlerin üçte birini 25-34 yaş grubu meydana getirdi. Bu dönemde işe başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 20,5`i sanayi, yüzde 36`sı hizmetler, yüzde 21,2`si inşaat, yüzde 22,3`ü ise tarım sektöründe işbaşı yaptı. Mevcut işsizlerin yüzde 15,3`ünü (499 bin kişi) bu dönemde işten ayrılanlar oluşturdu.

TÜİK Verilerine Göre, 2007, 2008 ve 2009`da İşsizlik Nispeti Şöyle:  Ocak: 11,0;   11,6; 15,5; Şubat: 11,4; 11,9; 16,1; Mart: 10,4; 10,7; 15,8; Nisan: 9,8; 9,6; 14,9; Mayıs: 8,9; 8,9;    13,6; Haziran: 8,8; 9,0; 13,0; Temmuz: 8,8; 9,4; 12,8; Ağustos: 9,2; 10,2; 13,4; Eylül: 9,3; 10,7;     13,4; Ekim: 9,7; 10,9; 13,0; Kasım: 10,1; 12,6;   13,1; Aralık: 10,6; 13,6; ( - ). 

Gizli işsizler bir tarafa, yukarıdaki açıklamalar paralelinde işsiz olduğu ortaya konulan 3,3 milyon kişiye nasıl istihdam sağlanır diye çareler aramak gereklidir. Başta siyasetçiler olmak üzere ilim-bilim adamlarına, kamu meslek kuruluşlarına, işverenlerimize, belirtilen manada  büyük görevler düşmektedir. Teknoloji ve makineleşme, emek yoğun çalışmaları engellemektedir. Buna rağmen, özel sektörden  kazanç üzerinden alınan vergilerden biraz devletin fedakârlık etmesiyle ve birazda gelir-matrah beyanları yüksek olanların özveride bulunarak işçi sayılarını artırma yoluna gidilmelidir. Böylece, kamunun gelir üzerinden alacağı muayyen bir ölçüde azalır iken, çalışanların alacakları ücretlerle pazara çıkmalarıyla yayılı muamele vergisi olan katma değer vergisi ve belki de özel tüketim vergisi de artış göstermiş olacak ve böylece genel bütçe dengeleri de sağlanmış olabilecektir. Tabii, bunların uygulamaya konulması ve hayata geçirilmesi bir hesap kitap meselesidir. Bunun takdiri de siyasi-idari otoritelerindir, şüphesiz.

       
(((ÖZGEÇMİŞ

             Ali ve Safiye evliliğinden mütevellit olarak 16 Mart 1945 Tirebolu (GİRESUN) doğumlu olup, babasından ötürü Aşağı Ortacami Köyü nüfusuna kayıtlıdır.

            1957 yılında Tirebolu Sakarya İlkokulu’ndan, 1960 yılında Tirebolu Ortaokulu’ndan, 1963 yılında Ankara Maliye Meslek Okulu’ndan mezun oldu.

 

            30 Temmuz 1963 tarihinde ve Çarşamba günü itibariyle Giresun Defterdarlığında Stajiyer olarak kamu görevine başladı. Daha sonra Ordu Defterdarlığında Stajiyer-aday memur,memur olarak çalışmakta (05.09.1664 – 24.04.1967) iken Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayına intisapla piyade er, piyade onbaşı ve S – 3 yazıcısı olarak 24.04.1967–26.04.1969 yılları ve zaman diliminde askerlik hizmetini yaptı.

 

            Askerlik dönüşü Giresun Defterdarlığı Vergi Dairesinde (28.04.1969–04.09.1969) vergi memuru olarak göreve başladı. Aynı yıl ve ilk defa uygulanmaya başlanan imtihana girerek üç aylık temel teknik mesleki eğitim semineri görerek ve bunun bir ayını Hesap Uzmanları Kurulu Ankara Grup Başkanlığında defter ve belge incelemesi yaparak Defterdarlık Vergi Kontrol Memuru oldu ve sırasıyla Trabzon’a (01.11.1970-20.04.1972), Ordu’ya (24.04.1972–03.01.1975) ve Ankara’ya (10.01.1975 –03.04.1979), tayin edildi.

 

            Ankara’daki memuriyeti sırasında A.İ.T.İ.A. Mali Bilimler ve Muhasebe Yüksek Okulu (İşletme ve Muhasebe) gece bölümünden, 1974 – 1978 itibariyle lisans eğitimini  tamamladı ve mezun oldu.

 

            Daha sonra Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Merkez Teşkilatında geçici görevli, genel müdürlük müşaviri (Üçlü Karar: 28.02.1979/22087, RG.14.03.1979/16578; 03.04.1979 – 01.08.1979) kadrosunda şube müdürü olarak çalışmakta iken Trabzon Bölge Vergiler Muvazzaf İtiraz Komisyonu Başkanı (Üçlü Karar: 28.06.1979/22448, RG. 08.07.1679/16690; 13.08.1979 – 22.04.1980) olarak tayin edildi. Buradan Bağ-Kur Genel Müdürlüğüne naklen geçerek genel müdürlük müşaviri (24.04.1980 – 30.06.1980), Mali İşler ve Muhasebe Dairesi Başkanı (30.06.1980 – 01.04.1981) olarak hizmet verdi. Bunu müteakip tekrar Gelirler Genel Müdürlüğüne döndü. Şube Müdürü (02.04.1981 – 27.02.1982), Grup Başkanı (27.02.1982 – 08.02.1985) ve daha sonra bu kadronun kaldırılmasıyla yeniden şube müdürü  (08.02.1993 – 23.12.1993) kadrosunda görev yaptı. 1977 ve 1990 yıllarında iki defa kısa süreli Almanya’ya (Bon – Nürünberg) Türk vatandaşlarımızın emlâk vergisi beyannamelerinin doldurulmasına yardımcı olmaya görevlendirildi. Hizmet içi eğitimlerin bazılarında konuşmacı yapıldı. Gazi Üniversitesine devredilmeden 1982 yılı ikinci döneminde Maliye Bakanlığı Maliye Önlisans Yüksek Okulunda eğitim görevlisi oldu.

 

            Ayrıca, Futbol Hakemliği (Bölge lisans no: 2682, Milli lisans no: 791) yaptı ve memuriyetinin elvermemesi ve özel sebepleriyle 1979 yılında bu faaliyetini bıraktı.

 

            Maliye Bakanlığı Tetkik Kurulu’nun 1983/258 sayısında yer alan <<GÖTÜRÜ GELİR VERGİSİ MÜKELLEFİYETİ>> ile makalelerinden derlediği <<SPORUMUZA BAKIŞ>>, <<BÜROKRASİ VE BÜROKRAT>> ve <<GEÇMİŞTE BİR ZAMANLAR>>  başlıklı eserleri/kitapları yayınlanmıştır.

 

            MALİYE VE SİGORTA YORUMLARI DERGİSİ (15.10.1998 – 01.11.2008) ile MALİYE POSTASI’nda (1986 – 1992 ve 1994), İLLER VE BELEDİYELER DERGİSİ’nde (1996 – 2001), MALÎ HUKUK DERGİSİ’nde (1997 – 2002), MALİYE DERGİSİ’nde, SAYIŞTAY DERGİSİ’nde, ASMMM Bülteni’nde (Temmuz/Ağustos 2000 – Ocak/Şubat 2002)  ve diğer birçok dergilerde - gazetelerde ortalama 500 – 600 civarında yayınlanmış mesleki makaleleri ve derlemeleri mevcuttur. Halen, YENİ TİREBOLU (İnternet) Gazetesinde makale yazmakta, TÜRK MECLİSİ (İnternet) ile TÜRK HUKUK DERGİSİ’nde de aynı yazılarından bazıları yer almaktadır.

 

            Evli olup, birinci ailesinden 13.11.1967 doğumlu Erkan ve 08.04.1973 doğumlu Özlem adında iki çocuğu vardır.

 

            Üçlü kararnameyle (Üçlü Karar: 15.12.1993/42526, RG. 18.12.1993/21792) tayin edilip 23 Aralık 1993 tarihinde başladığı SAYIŞTAY Savcı Yardımcılığı görevinden yaş haddini beklemeden ve kendi isteğiyle 16 Mart 2007 tarihinin tesadüf ettiği Cuma gününde emekliye ayrılmıştır.

 

Halen, YENİ TİREBOLU (İnternet), TÜRK MECLİSİ (İnternet) ve HUKUK DERGİSİ’nde yazıları yayınlanmaktadır.

 

            ASMMM Odası, AN-MES BİR, İLESAM; Türkiye Futbol Hakemleri-Ankara Şubesi, Başkent İktisatçılar, dernekleri ile 12 Eylül 1980 öncesi ÜMİD – BİR üyesidir. )))

 











 

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.